Tarih boyunca Yahudiler uzun yıllar topraksız ve dağınık şekilde bir yaşam sürdürmüşlerdir. Temel ilerleyişleri üzerinde din’in büyük önem arz etmesi, vaad edilmiş topraklara doğru atılan bir adımı, bir vatana sahip olma arzusunu beraberinde getirmiştir.
Bölgeye yerleşimlerin başlaması akabinde, Arap halklarıyla birçok defa karşı karşıya gelinmiş, savaşlar yapılmıştır. Haliyle sınırlar ve toprak parçalarının sahipliliği konusunda da değişiklikler süreklilik göstermiştir.
İsrail kurulduktan sonraki süreçlerde, bölgeye hakim olma çabalarıyla yerli Filistinliler topraklarından çok defa sürülmüştür. Geride kalanlar üzerinde ise baskı, şiddet, zulüm gibi saldırgan tavırlar ile yok etmeye programlanmış bir devlet gün yüzüne çıkmıştır.
Arapları ve Arap komşularını her daim tehdit olarak algılayan TelAviv, yetersiz askeri ve ekonomik gücüne kaynak olarak ABD’yi seçmiştir. ABD ile ikili ilişkilerini üst düzeyde tutmak için çaba sarf etmiştir.
Uluslararası kuruluşlar tarafından yaptığı saldırı ve faaliyetlerin, gayrimeşru kabul edilmesi zaman zaman devletlerin eleştirileriyle İsrail’i karşı karşıya bırakmıştır. Tam da bu noktada yani tüm bu gayrimeşru faaliyetlerin, saldırıların kalıba daha uygun hale gelmesi için bir Yahudi Ulus Devlet yasa tasarısı ortaya atıldı.
19 Temmuz’da İsrail’in yasama meclisi Knesset’te 62 evet, 55 hayır oyla adı geçen yasa tasarısı kabul edildi.
Tasarıda alınan bazı kararlara göre;
-Arapça artık ülkenin resmi dili değildir, tek resmi dil İbranice’dir.
-İsrail bir Yahudi devletidir, Dünya’daki tüm Yahudiler’in devletidir.
-Dünya’daki tüm Yahudiler’in Israil’e dönme hakkı vardır.
-Yahudiler’in dini günleri resmi tatil sayılacaktır.
-Ülkede kendi kaderini tayin hakkı (self-determination) sadece Yahudiler’e aittir.
-Hukukta bir boşluk olduğunda Yahudi şeriatı referans alınacaktır.
-İsrail’in başkenti Kudüs’tür.
Kaynak: AA
Maddelere bakıldığında ülkede yaşayan diğer kesimin (Araplar), azınlık konumuna düşürüldüğünü görüyoruz. Aslında uzun bir geçmişi olan bu plan, uygulamaya konulmasıyla İsrail’in asıl niyetini tüm dünya kamuoyuna duyurmuş olacak ki, birçok devlet bu yasa kabulüne tepki göstermede gecikmedi.
Fakat ABD’nin bu duruma sessiz kalmış olması aslında büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı ile örtüşen “İsrail’in başkenti Kudüs’tür.” maddesi bu anlamda bir tesadüf olmamalıdır. Bunlarla beraber resmi dilin yalnızca İbranice olması, İsrail’in tamamıyla bir “Yahudi Devlet”i olduğu ibaresi Filistinli Araplar için işlerin daha zor olacağını da bize gösteriyor.
Kaynak: TRDiplomacy
Buna dayanarak İsrail meşrulaştırılmış bir uygulama zemini hazırlamıştır diyebiliriz. Diğer yandan dış politika anlayışında askeri ve insani güç yetersizliğinden oldukça tedirginlik duyan TelAviv yönetimi, yasanın ilgili maddelerinde de Dünya’nın diğer bölgelerinde yaşayan Yahudiler’e çağrıda bulunmuştur. Bu çağrıya icabet ile Yahudi nüfusunun artması, askeri personel açığının kapatılmasına yarar sağlayacak bir durumu da beraberinde getirecektir.
Kaynak: TRDiplomacy

Sonuç Olarak;

Yazılı bir anayasaya sahip olmayan TelAviv’in, Yahudi Ulus Devlet yasası ile lehine bir güç ve esneklik elde etmeyi ve dünya Yahudilerinin temsilcisi olarak etnik-dini bir devlet olarak tanımlanmayı kabul ettirmiştir. Bu da oluşacak hukuki bir boşlukta Yahudi şeriatının referans alınacağının bildirilmesinden anlaşılmalıdır. Tabiki burada dini elitlerinde etkisi olduğunu unutmamak gerekir. Neticede İsrail hedeflediği doğrultuda bir adımı resmiyete kavuşturmuştur. Bu durum Filistinliler üzerinde daha fazla zarara yol açacak gibi gözükse de, TelAviv yönetiminin de bir takım kayıpları olacaktır.
Kaynak: TRDiplomacy
Kaynak: TRDiplomacy
KAYNAKÇA:
https://www.aa.com.tr/tr/dunya/yahudi-ulus-devlet-yasasi-irkciligin-mesrulastirilmasi/1208359

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here