Petrol endüstrisi maliyeti çok yüksek olan, her yıl milyarlarca dolar yatırım gerektiren ve Venezuela, Suudi Arabistan, Katar gibi çevre ülkeler açısından ekonomiyi dış yatırımlara bağımlı hale getiren bir sektör haliyle. Eski başkan Hugo Chávez’in başkanlığı döneminde, petrol şirketi PDVSA’nın (Petroleos de Venezuela) yeraltı kaynaklarını millileştirdi.

Andres Perez Hükümeti

1973’te petrol fiyatlarını artıran Arap petrol ambargosu akabinde işbaşı yapan Carlos Andres Perez hükümeti, petrol gelirlerinden aldığı güçle kamu harcamalarını 2 yıl içinde üç kat arttırdı. Bu nedenle ülkenin 1974’te 8 milyar dolar fazla veren cari işlemler dengesi, 1978’de 6 milyar dolar açık verdi. Carlos Andres Perez, çözüm olarak, 1975 yılında Petróleos de Venezuela, S.A. – PDVSA’yı kurarak enerji sektörünü devletleştirmeyi denedi.

Fakat PDVSA’nın kasası mali disiplin olmadan kamu harcamalarında kullanıldı. 1979’daki İran ihtilali sonucunda artan petrol fiyatlarının talebi düşürmesi Venezuela’yı 1982’den 1989’a kadar sürecek bir ekonomik buhrana soktu. PDVSA, bu sefer bir dışa açılım politikası ile uluslararası piyasalarda ortaklar bulmaya çalıştı, Avrupa ve Amerika’da birçok rafineriler satın aldı. Bu hamlelerin ardından Venezuela, petrol üretimi 1989’da tekrar günlük 2 milyon varilin üzerine çıkarmayı başardı.

1989’da Carlos Andres Perez, ikinci defa seçimleri kazanıp, bu sefer aynı hataları yapmamak için bir teknokratlar hükümeti kurdu. IMF desteği ile ekonomik disiplini ön plana çıkaran, “Büyük Dönüşüm” adında bir paket açıkladı. IMF’nin dayattığı kemer sıkma politikalarının yükü,düşen petrol fiyatları ile birleşince “Caracazo” diye anılan büyük protesto dalgaları ile sonuçlandı. Siyasi kriz 1992’de iki darbe girişimi (biri Hugo Chávez tarafından), 1993’te Perez’in yolsuzluk nedeniyle görevden edilmesi ile devam ederken, ekonomik krizler de ardı ardına gelmeye başladı.

Rafael Caldera Hükümeti

1994’te hükümeti devralan Rafael Caldera petrol endüstrisine yabancı yatırımları tekrar teşvik edip, azami petrol üretimi ve ihracı stratejisi ile Venezuela’nın petrol üretimi 1974’ten beri ilk defa tekrar günde 3 milyon varilin üzerine çıkardı. 1998’de günde 3.5 milyon varile yaklaştı. Caldera’nın amacı, PDVSA’yı uluslararası ortamda rekabet eden bir firma haline getirmekti. Ancak bir kere daha 1998-2000 yılları arasındaki ekonomik krizler nedeniyle düşen petrol fiyatları istenilen hedeflerin önünde engel oldu. Caldera,1998 sonunda seçimlerde Hugo Chávez’e yenildi.

Hugo Chávez Hükümeti

Hugo Chávez, hükümeti 1999 başında devraldığında, Venezuela’nın petrol üretimi günde 3.5 milyon varildi. 2013’te öldüğünde ise 2.7 milyon varil, bundan 4 yıl sonra yani 2017’de 2 milyon varil civarında gerçekleşti. Petrol sektörüne ilk defa 2001’de el atan Chávez, Venezuela’daki bütün rezerv arama, petrol üretim, satış vb. işlerini devlete bağladı.

Bu, Venezuela’nın kontrolü ve çıkarılması çok zor Orinoco Kemeri’ndeki ağır petrol rezervelerinde çalışan BP, Chevron, CNPC, Conoco, Exxon, Lukoil, Petronas, Repsol, Statoil, Total gibi büyük uluslararası firmaların yaptıkları yatırımların hesaplarını altüst eden ilk adım oldu. (Exxon Mobil’in sahibi ve aynı zamanda kurucusu ise de John D. Rockefeller) Exxon Mobil Corporation Yönetim Kurulu Başkanı 2006 yılında Eski ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson oldu.

Yani Chávez bir yandan petrol şirketlerinin ayağına sıkarken öte yandan da küresel sermaye sahiplerine savaş açtı. Aralık 2002’de PDVSA yönetimi, Chávez’in politikalarının ülkenin petrol üretimini olumsuz etkileyeceğini düşünerek genel greve gitti. Ülkenin petrol üretimi, Kasım 2002’de 3.3 milyon varil/gün iken, Ocak 2003’te günde sadece 700 bin varile kadar düştü. Ardından bir darbe girişimine maruz kaldı. Sonrasında ise özerk bir yapı olan PDVSA’yı Enerji ve Petrol Bakanlığı’na bağladı. “Fonden” adında, petrol gelirlerinin toplandığı bir fon kurdu.

Sert devletleştirme adımları, işten çıkarmalar nedeniyle yaşanan Venezuela’nın petrol endüstrisine yapılan yatırımları kesti. Büyük operasyonel kabiliyet kaybına yol açtı.
Petrol endüstrisi, yüksek maliyetli bir endüstri. Üretimi arttırmak değil, sadece sabit tutmak için dahi milyarlarca dolar yatırım gerekiyor. Yüksek petrol fiyatları, yatırımları kolaylaştıran bir etken. Venezuela’nın petrol üretimini petrol fiyatları 100 doların üzerinde seyrederken dahi arttıramamış olması, endüstrinin çok kötü halde olduğunun bir göstergesi.

Venezuela’nın, Çin ve Rusya ile İlişkileri

Bütün bunlar olurken Venezuela iflas etmemek için, Batılı petrol firmalarından doğan boşluğu, daha kötü şartlara Çinli ve Rus firmalara vermek zorunda kaldı. Çin, Venezuela’ya petrol karşılığı 2007’den beri 50 milyar dolardan fazla kredi verdi. Bunun şimdiye kadar yarısına yakını petrol olarak Çin’e ödendi. Çin’in en büyük petrol şirketi CNPC, Venezuela’da en büyük aktörlerden biri konumuna geldi.

Rusya, Chávez iktidarı boyunca Venezuela’ya 11 milyar dolarlık silah sattı. PDVSA, Rus petrol devi Rosneft’e ortaklık ve Venezuela’nın ABD’deki rafineri firması CİTGO’yu ipotek olarak verdi. ABD ise hala Venezuela’dan günde 720 bin varil petrol ithal ediyor, Venezuela’ya günde 110 bin varil ihraç ediyor.

Maduro Hükümeti

Chávez’in kanser hastalığı nedeniyle Mart 2013’te hayatını kaybetmesi sonrası düzenlenen seçimleri, bizzat halef gösterdiği Maduro yüzde 50.6 oranında oyla kazandı. Merkez sağın adayı Henrique Capriles ise yüzde 49.1’le, muhalefetin Chávez sonrası dönemde gördüğü en yüksek oran oldu. 32 milyon nüfuslu Venezuela’da, çoğunluğu yerlilerden ve yoksul kesimlerden oluşan ‘Chavista’ların da Maduro’ya desteği net. Halefi Maduro’nun siyasi yolu da aynı istikamette oldu.

                                                                               Ubeydullah KALKAN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here