Bünyelerinde etnik farklılığın olduğu devletlerdeki her sorun, bunu bile isteye sürekli kaşıyan küresel güçlerin bir marifetidir. Bunun örneklerini birçok yerde gördük ki bir tanesi de Ukrayna’dır. Ukrayna, içinde ağırlıklı olarak Rus, Ukrayna’lı ve Tatar’ın yaşadığı bir ülke.

Azak Denizi ve Karadeniz’de, Deniz Yetki Alanı

Doğu kesim olan bölge Rus yanlısı, Batı bölgeler ise Ukrayna ana dilinin hakim olduğu Batı yanlısı kesimi oluşturuyor. Yani Doğudakiler Rusya’yı, Batıdakiler Batı’yı istiyor. Haliyle içeride yaşanılan sorunun ana kaynağı etnik farklılık diyebiliriz.

Tabiki Rusya eski topraklarında asla bir Batı oluşumunu istemiyor. Hakimiyetini kaybedeceği her ülkenin “imparatorluğu yeniden canlandırma” üzerine bir darbe olarak ineceğinin farkında çünkü. Bunu Kafkasya’da da sıkça dile getiriyor gerek diplomatik yolla gerekse sert gücünün mizahıyla.

Ukrayna’da, Rus kökenli vatandaşların yaşadığı bölgeler Haritası (Yeşil Alan)

Ukrayna’da, Rus kökenli vatandaşların yaşadığı bölgeler (Yeşil Alan)

Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasıyla bağımsızlığına kavuşan Ukrayna, Rusya’nın deyimiyle “Kırmızı Hat” veya “Yumuşak Karın” olarak görülen bir transit ülke. Avrupa’ya giden enerji güzegahının önemli bir kolunu temsil etmesi bunlardan biri. Karadeniz ve Kırım’ın sahip olduğu konjonktür ise kilit noktayı oluşturuyor.

2004 Turuncu Devrim, Mart 2014 Kırım’ın Rusya’ya bağlanması ile ilgili referandum, ülkedeki istikrarın bir türlü sağlanamamasını beraberinde getiren önemli meselelerden yalnızca ikisidir.

Kerç Boğazı Tarihi Stratejisi

Rusya, 16 Mart 2014’te Kırım’ı topraklarına kattı. Ardından 16 Mart 2014’te yapılan ve yaklaşık 250 bin Müslüman Kırım Tatarı’nın boykot ettiği referandum sonucuna dayanarak Rusya tarafından ilhak edilmişti.

Yüz binlerce Kırım Tatarı 1944 yılında Sovyet lideri Stalin tarafından anayurtları olan Kırım’dan sürgün edilmiş, yerlerine Ukraynalı ve Rus nüfus yerleştirilmişti.

Azak Denizi ve Kerç Boğazı 2003 tarihli bir anlaşma ile Ukrayna ve Rusya’nın ortak karasuları olarak belirlenmiş olsa da, Moskova’nın Kırım’ı ilhak etmesiyle boğazın ve iç denizin giriş ve çıkış kontrolü tamamen Kremlin’in eline geçmiş durumda.

Rusya, Kerç Boğazı üzerine inşa ettiği köprünün açılışını ise bu yılın Mayıs ayında yaptı.

Kerç Boğazı, birçok kez el değiştirdi. 1783’te Kırım Hanlığı’nın lağvedilip topraklarının Rusya’ya ilhak edilmesi sonucu, tamamıyla Rus denetimine girdi. Sovyetler döneminde, Rus SFS Cumhuriyetine bağlı bir oblast olan Kırım, 1954’te Ukrayna SSC’ye verildi.

1991 yılı sonunda Sovyetler’in dağılması üzerine, Kerç Boğazının batı yakası Ukrayna, doğu yakası da Rusya Federasyonu sınırları içinde kaldı. 2014’te Rusya’nın Kırım’ı ilhakı sonucu boğazın kontrolü tekrar Rusya’ya geçti. [3]

Karadeniz’deki Rus Faktörü

Kırım’ın ilhakından sonra Rusya Karadeniz’deki askeri varlığını su yüzündeki NATO tehdidine karşı büyük oranda artırmıştır. Bunu her suretle hukuk dışı kabul eden Batı bölgede kendine yer edinebilmek için sürekli yeni faaliyetler üretiyor.

Temmuz 2018 Brüksel’deki NATO Zirvesi’nde Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne yönelik destekleyici ifadeler bulunmaktaydı. Haliyle içerde doğu-batı gerilimi gelişmelere bağlı sürekli aktif kalmaktadır. NATO-AB-ABD ortaklığının hedeflediği manzara da zaten tam olarak bu yönde.

Rusya’nın Bölge’deki Askeri Varlığı (Kırmızı Alan)

Rusya’nın Bölge’deki Askeri Varlığı (Kırmızı Alan)

Aksi takdirde bölge artan Rus hakimiyeti ve gücü ile NATO’nun uzaktan bakmakla yetineceği bir alan olarak kalacaktı. Varolan Montrö Boğazlar Sözleşmesinin hükümleri bunun göstergesi ki bu NATO için büyük bir dezavantaj. Sürekli yinelenen toprak bütünlüğü, hak ihlalleri söylemleri,içsel karışıklık yaratma gibi dolaylı müdahalelerin temelinde sahip olunan bu dezavantaj yatmaktadır.

Sonuç Olarak;

Yeni enerji güzergahlarının oluşturulmuş olması, Türk Akımı gibi projeler ile artan Rus -Türk ilişkilerinin ABD açısından bir tehdit oluşturduğu açıktır. Bahsedilen projede Ukrayna’nın sevkiyat hacmi büyük oranda azalacak ve artık Ukrayna alternatif bir ülke rolü oynayacak. Aslında yeni cereyan eden Azak Denizi ve Kerç Boğazı çevresindeki Rusya-Ukrayna çekişmesinin ana hususlarını Batı menşeli “Kışkırtmalı Karışıklık Siyaseti” ya da “Yan Rol” diye nitelendirilebilecek uygulamaların altında arayabiliriz.

Burada ilgili devletlerin olduğu kadar Türkiye’nin atacağı adımlar da büyük önem taşımaktadır. Türkiye, Rusya ile olan ilişkilerini yakınen sürdürürken ona NATO üyesi olduğunu sürekli hatırlatan güçlerin varlığı doğrultusunda bir denge siyaseti izlemesi olaylara yatıştırıcı boyut kazandıracaktır.


KAYNAKÇA

https://tr.sputniknews.com/analiz/201811221036266466-turk-akimi-ukrayna-dogalgaz-boru-hattini-cokertiyor/

https://tr.sputniknews.com/rusya/201811261036316627-rusya-sinir-ihlal-eden-ukrayna-gemileri-alikonuldu/

http://www.milliyet.com.tr/kerc-bogazi-sorunu-nedir-ilk-ne-gundem-2784765/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here