93 Harbi sonrasında ortaya çıkan güvenlik buhranı, bazı aktörler değişsede tekrar yaşanmaya başlamıştır. Türkiye’nin güvenliğinin başlangıcı olarak gördüğümüz iki mesele vardır:

  • Kırım Meselesi
  • Kıbrıs Meselesi

 Bu araştırmamız neticesinde Kırım’dan Kıbrıs’a doğru güvenlik tehditlerini, ülkemiz üzerine etkilerini sizlerle paylaşacağız.

Kıbrıs ve Kırım Ekseni

Kırım, 1476’dan 1774 yılında Rus Çariçesi II.Katerina ile yapılan Küçük Kaynarca Anlaşmasına kadar Osmanlı himayesinde bulunuyordu. Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul’u fetih ettikten sonra İstanbul’un güvenliğinin önemli bir kısmının Kırım’da olduğunu fark ederek, Kırım’ı alarak Karadeniz’i Türk gölü haline getirmiş, İstanbul’un güvenliğini sağlamıştır.

Küçük Kaynarca Anlaşmasına göre SSCB Kırım’dan askerini çekecek ve Kırım Hanlığı bağımsız olacaktır. Bir diğer maddesi ise “Kırım Hanlığı üçüncü bir tarafa teslim edilemez, bu durumda Türklerin himayesine girecektir.” ifadesi yer almaktadır. 1783 yılında II.Katerina emri ile anlaşma bozulmuş, yarımada Rusya’ya devredilmiştir.

Aradan doksan beş yıl geçtiğinde, 93 Harbinde Kırım’ın ehemmiyeti tekrar ortaya çıkmıştır. Ruslar İstanbula kadar gelerek, donanmalarının namlularını doğrultmuştur. İstanbul’un güvenliği tehlikeye girmiştir. İngilizlerle anlaşma yapılarak, Kıbrıs İngilizlere verilmiştir.

Bölgede Güvenlik

Rusya’nın Akdeniz idealinin farkında olan İngiltere, Kırım’a karşı Kıbrıs’ı alarak sonraki yıllarda olası savaş durumuna kendisini hazırlamıştır. Kıbrıs’ı kaybetmemiz peşinden, Trablusgarp, Lübnan, Mısır’ı Birinci Cihan Harbinde kaybetmemizin temelini hazırlamıştır.

Kırım’ın kaybı, Kıbrıs’ı kaybetmemize, Kıbrıs’ı kaybetmemiz Mısır, Trablusgarp, Lübnan’ı kaybetmemize zemin hazırlamıştır. Kırım’ın kaybedilmesi Boğazlar sorununu da arkasında getirmiştir. Ancak 1936 yılında Avrupa’da siyasi kargaşa fırsat olarak değirlendirilerek Montrö Boğazlar Sözlemeşi ile Lozan’da elimizde olmayan boğazlar Türkiye bünyesine kazandırılmıştır.

1944 yılında Stalin tarafından yüzbinlerce insan sürgün edilmiştir. Çoğu bu sürgünde hayatını kaybetmiştir. 1991 yılında Sovyetler Birliğinin dağılması ile Küçük Kaynarca anlaşması ortaya sunularak, Kırım tekrar kazanılabilecekken Türkiye’den sadece Kırım Tatarları’nın yanındayız mesajı vermiş, hakkı olan ve güvenlik merkezlerinden biri olan Kırım’ı talep etmemiştir.

Rusların, Batı Baltık Deniz’in de donanmaları yılın bir çok zamanı donmuş olarak bulunurken, Kırım’da bulunan Sivastopol donanma, ticari gemileri, tehditlerden korunması, Akdeniz idealine kavuşması için çok büyük önem arz etmektedir.

Kırım’daki Referandum

Bunun farkında olan ABD ve İngiltere 2008 yılında NATO ile beraber Gürcistan’a donanma yollamıştır. Bu gözdağından altı sene sonra 2014 yılında Ukrayna lideri Viktor Yanukoviç’in ölümüyle, batı sempatizanı bir lider gelmesi üzerine, Kırım’da bulunan Ruslar gösteriler düzenlemiş, Rusya’ya bağlanma üzerine referanduma götürmüşlerdir. Azınlık Olan Kırım Tatarları refaranduma katılmamıştır.

Rus ve Ukrayna basınları Türklerin, Küçük Kaynarca Anlaşmasına binaen bu refarandum sonucu Rusya’ya bağlanması halinde, hak talep edeceği yönünde haberler yapmıştır. Rusya Türkiye’nin Suriye ve PKK ile mücadele ederken, bizlerle enerji anlaşmaları ve Rus turist sayısının düşmesi durumunu göze alamayacağı düşünerek umursamamış ve işgalini meşru hale getirmiştir.

Sonuç Olarak;

Her ülkenin güvenlik sınırı bulunmaktadır. Rusya’nın Karadeniz’e hakim olması Türkiye’nın güvenliğini tehlikeye sokmaktadır. Nitekim az önce arz ettiğimiz tarihimizde örneği mevcuttur. Rusya güvenliğinin ortadoğudan başladığını düşünmektedir. Bugün Suriye’de Esad’a destek vermesinin sebebi, devletinin güvenlik yaklaşımının güney cephesini ortadoğu olarak görmesidir. İngilizler’in ele geçirdiği Kıbrıs ile Rusların Akdeniz idealini zorlaştırmıştır.

Günümüzde Doğu Akdeniz’de ABD- İran çekişmesinde Rusya’nın İran’a destek vermesinin sebebi İran’ını da kendi güvenlik sınırı olarak görmesidir. Petrol rezervleri mevcuttur. Ancak bir yandan da Rusya güvenliği tehdit altındadır. Rusların, Akdenize yaklaşması ile de Batı ülkelerinin güvenliği tehdit altındadır.

Rusya Güvenlik Telakkisi ve Batı Güvenlik Telakkisi… Tam ortalarında, arafda ise Türkiye. Kırım ve Kıbrıs’ın ehemmiyetini tarihden günümüze kadar yaşanan bu kronoloji ile daha net görebiliyoruz. Türkiye’nin güvenliği Kırım ve Kıbrıs ile başlar demiştik. Sizce de haklı mıyız?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here