Bireyler veya topluluklar muhtelif sebeplerden dolayı bulundukları konum terk ederek başka bir konuma yerleşmeleri göç hareketliliği şeklinde anılır. Göç hareketliliği “iç ve dış göç, bireysel ve kitlesel göç” başlıkları altında incelenebilmektedir. Biz bu kavramın kitlesel olan göç hareketi üstüne yoğunlaşacağız.

İnsanlar yüzyıllardır kıtalar, ülkeler arası veya ülke içinde sürekli hareket halinde olmuşlardır. Oluşan hareketlilik sadece insanları değil aynı zamanda birçok sebepleri de beraberinde getirmiştir. Bu yüzdendir ki Türkiye daha çok zorlayıcı nedenlerle ülkelerini bırakmak zorunda kalan mağdurların vatanı olmuştur.

Göç Hareketlerinin Nedenleri

Göç hareketliliğine sebep olan bir sürü faktör vardır. Bu faktörler ülkeye gelen kişileri, farklı statülere göre yerleştirmektedir.  Belirleyici neden ise iradesi dışında gerçekleşmiş olanlardır. Bunlar siyasi, ekonomik ve sosyal nedenlerdir.

Tarihteki ilk büyük kitlesel göç, “Kavimler Göçü” olarak tarihsel kayıtlara geçen büyük göç olayıdır. Çin’in boyunduruğundan kurtulmak için 4.Yüzyılın ortalarında batıya doğru hareket eden Hunların Karadeniz’in kuzeyine yerleşmesi neticesinde, buradan kaçan Cermen kavimlerinin harekete geçerek yıllar boyunca Avrupa Kıtasını istila etmesi olarak kendisini gösteren ve bugünkü Avrupa devletlerinin temelinin atıldığı kabul edilen, Kavimler Göçü’dür.

Türkiye, içinde bulunduğu coğrafya ve imparatorluk mirası nedeniyle yakın bölgesinde meydana gelen iç çatışmalar, savaşlar, siyasal kararlar ve doğal afetlere maruz kalan insanların ilk durağı haline gelmiştir. Bu durum geçmişten günümüze değişmemiş olmakla birlikte son mülteci akımına neden olan Suriye iç savaşı ile doruk noktasına ulaşmıştır.

Anadolu coğrafyasının maruz kaldığı en kalabalık kitlesel göç hareketlerinden birisi 1850 yılında başlayan ve 1870’lere kadar 2,5 milyonu bulan Kırım Tatarları, Gürcü ve Çerkezlerin gerçekleştirdiği göç hareketidir. Azerbaycan’dan da 19. Yüzyılın ilk yarısından itibaren çok sayıda göçmen gelmiş, bu göçler özellikle 1877-1878 yılları arasında yoğunlaşmıştır. Ayrıca, Birinci Dünya Savaşı sırasında da 10.000 kişi daha Anadolu’ya göç etmiştir.

Cumhuriyet Döneminde de göçler devam etmiştir. Dönemin ilk göç hareketi ise 1923 yılında gerçekleşen Türk-Yunan mübadelesi olmuştur. Bahsi geçen anlaşma karşılıklı olarak gerçekleşmiştir.

Yugoslavya – Makedonya’dan gelen Türkiye’ye kitlesel göçler diğer bir önemli göç hareketidir. Makedonya’da yaşayan Türklerin, Türkiye Cumhuriyeti’ne ilk göç akını 1924 yılında gerçekleşmiştir. Bunu, 1936 yılındaki ikinci göç dalgası izlemiştir. Tüm bu göç dalgalarında, bu topraklardaki yönetimlerin izlemiş oldukları politikalar ve Türklere uygulanan baskılar etken olmuştur.

Tito’nun Türkiye’yi ziyaret ettiği 1953 yılında imzalanan “Serbest Göç Anlaşması” ile birlikte, Makedonya’dan Türkiye’ye üçüncü göç furyası başlamıştır.

Balkanlar’dan Gelen Göçler

Bulgaristan’dan gelen göçler, aynı zamanda kitlesel göç hareketini de içermesi açısından önemlidir. Cumhuriyet döneminde Anadolu’ya gerçekleşen büyük göç dalgalarından bir diğeri de Bulgaristan’dan gelen göç hareketleridir. Bulgaristan’dan göçler aralıklarla 1989 yılına kadar sürmüştür.

1925 yılındaki Türk- Bulgar ikamet sözleşmesi ile 1949 yılına kadar 218.998 kişi Türkiye’ye göç etmiştir. Romanya’dan ise 19.865 aileye mensup 79.287 kişi 1923- 49 yılları arasında iskânlı göçmen olarak Türkiye’ye gelmiştir.1923-1945 yılları arasında Balkanlar’dan 800 bin kişinin göç ettirilmiştir.

  • 1992-1998 yılları arasında Bosna’dan 20 bin kişi,
  • 1999 yılında Kosova’da meydana gelen olaylar sonrasında 17.746 kişi,
  • 2001 yılında Makedonya’dan 10.500 kişi Türkiye’ye gelmiştir.

Asya’dan ve Kafkasya’dan Gelen Göçler

1950’de kurulan Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin Çin tarafından işgali, Doğu Türkistan’dan Türkiye’ye göçün nedeni olmuştur. Dünya Savaşı ile birlikte Doğu Lejyonlarındaki bazı kişilerin de yeni vatanı Türkiye olmuştur. Doğu lejyonları, II. Dünya Savaşı sırasında, Nazi Almanya’sı saflarında savaşan ve doğu halklarından oluşan lejyonlardır.

Özbekler, Kazaklar, Kırgızlar, Türkmenler, Karakalpaklar, Balkarlar, Karaçaylar, Azeriler, Dağıstanlılar, İnguşlar, Çeçenler olmak üzere Müslüman halklardan oluşturulmuştur. 1979’da yaşanan İran İslam Devrimi sonrasında, İran’dan Türkiye’ye bir milyona yakın insan göç etmiştir. Etnik kökenler bakımından çoğunluk Azeri olmak üzere Fars ve Kürt kökenliler yer almaktadır.

1980’li yılların başında gerçekleşen Afgan göçünün oluşumunda Sovyet – Afgan savaşı önemli bir role sahiptir. 1982 yılında Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal etmesi sonrası başlayan savaş nedeniyle, o bölgedeki birçok Türk kökenli Türkiye’ye gelmişlerdir. Gelenler arasında Özbekler kadar, Uygurlar, Kazaklar ve Kırgızlar da bulunmaktadır.

1980’li yılların başında gerçekleşen Afgan göçünün oluşumunda Sovyet – Afgan savaşı önemli bir role sahiptir. 1982 yılında Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal etmesi sonrası başlayan savaş nedeniyle, o bölgedeki birçok Türk kökenli Türkiye’ye gelmişlerdir. Gelenler arasında Özbekler kadar, Uygurlar, Kazaklar ve Kırgızlar da bulunmaktadır.

Ortadoğu’dan Gelen Göçler

1979’da yaşanan İran İslam Devrimi sonrasında, İran’dan Türkiye’ye bir milyona yakın insan göç etmiştir. Etnik kökenler bakımından çoğunluk Azeri olmak üzere Fars ve Kürt kökenliler yer almaktadır. Tarihte Suriye’den, ferdi kaçışların dışında, 1945, 1951, 1953 ve 1967 yıllarında Türkiye’ye toplu göç gerçekleşmiştir. Sayıları kesin bilinmeyen bu göçmenler, Kırıkhan, İskenderun ve Adana’ya yerleştirilmiştir.

Irak’tan gelen göçlerin büyük bir kısmı 1988 yılında Kuzey Irak’ta yaşanan Halepçe katliamı sonrası gerçekleşmiş, 51.542 kişiyi bulmuştur. 1991 yılındaki Körfez Savaşı sonrasında da 467.489 kişi kaçarak Türkiye’ye gelmiştir.

Arap Baharı hareketleri sonucu olarak Suriye’de çıkan iç karışıklık ile silahlı çatışmaların artması neticesinde evini, toprağını, vatanını bırakmak zorunda kalmışlardır ve Suriye’nin komşu ülkelerine sığınma amacıyla kitleler halinde yoğun nüfus hareketleri gerçekleşmiştir.

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 17 Ocak 2019 tarihi itibarıyla Türkiye’deki biyometrik verileriyle kayıt altına alınan Suriyeli mülteci sayısına göre 3 milyon 632 bin 622 kişi şeklinde ifade edilmiştir.

KAYNAKÇA

İç İşleri Bakanlığı, Göç İdaresi Müdürlüğü, Kitlesel Akınlar, http://www.goc.gov.tr/icerik3/kitlesel-akinlar_409_558_559, (6 Şubat 2019)

Filiz Doğanay, “Türkiye’ye Göçmen Olarak Gelenlerin Yerleşimi” DPT.YBM 1997, ftp://ftp.dpt.gov.tr/pub/ekutup96, Ankara, Kasım 1996.(6 Şubat 2019)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here