ÖZET

Avrupa Birliği’ne üye olan ülkelerin kalkınmışlık durumu incelendiğinde söz konusu ülkelerin, ilk sıralarda yer aldıkları görülmektedir. Bu çalışmada Avrupa Birliğine üye olan Polonya ile Türkiye gibi üyeliğe aday ülkelerin İnsani Kalkınma Raporları dikkate alarak karşılaştırmalar yapılması ve Avrupa Birliğine aday olan Türkiye’nin kalkınma düzeyinin bu ülkeler arasındaki durumunun saptanması amaçlanmıştır. Bu çalışmada ilk olarak Avrupa Birliği’ne üye olmak için gereken şartlar ele alınmış, insani kalkınmanın kavramsal çerçevesi çizilerek Avrupa Birliği’nin Polonya ekonomisine katkıları saptanmış ve son olarak insani gelişim endeksleri incelenerek yorumlanmıştır.

GİRİŞ

   Araştırmacıların yıllardır üzerinde çalıştıkları çoğu ekonomik çalışma, bir ülkenin refah ve mutluluğunun eğitim, sosyal, kültürel ve politik koşullar ve milli gelir açısından ölçülmesi gerektiğine işaret etmektedir. Bu nedenle, ülke geliriyle birlikte eğitim ve sağlık için kişi başına yapılan harcamalar, ekonomik kalkınma için çok önemli kriterlerdir. Ulusal ve uluslararası Bu alanda yapılan bu çalışmalarda eğitimin büyüme ve kalkınma üzerindeki etkisi test edilmiş ve sonuç, yüksek gelir düzeyine sahip ülkelerin de görece yüksek eğitim düzeyine sahip olduklarıdır. Bu noktada kalkınma ve refah içinde milli gelirin yanı sıra eğitim ve sağlık sistemlerinin gelişmesi Avrupa Birliği’nin bu konuya yaklaşımı göden geçirilebilir. Avrupa Birliği, bu konuya büyük önem veren bir topluluktur. Çünkü AB, bir ülkenin vatandaşlarının daha iyi bir yaşam standardına sahip olması için insani gelişim ve ekonomi arasındaki etkileşime öncelik vermektedir. (Özgür ve Zanbak, 2019: 176)

   İnsani kalkınmadan ekonomik büyümeye doğru bir tesir mekanizmasından söz edilmektedir. Bu etki mekanizması; eğitim, sağlık ve ortalama gelir seviyesini artırması halinde, söz konusu artış ekonomik büyümeyi de artırıcı bir etki yaratacaktır. Türkiye’nin gelecek yıllarda ekonomik büyümesinin istikrarı ve sürekliliği için yapılması gereken en önemli şeylerden bir tanesi de insani kalkınma seviyesini yükseltmektir. Bu kapsamda özellikle, sağlık ve eğitime yönelik yatırımları artırmak suretiyle insani kalkınmanın temel boyutlarından olan beklenen ortalama yaşam süresi ve okullaşma oranını artırmak suretiyle, Türkiye’de insan- gücünün verimliliğini ve ekonomik büyümeyi sağlamak mümkün olabilecektir. (Çağlar, 2018: 79).

   Bu makalede, Polonya ve Türkiye gibi AB üyesi aday ülkelerin insani gelişme endeksi değerlerini karşılaştırmak ve AB’ye aday ülke olan Türkiye’nin gelişmişlik düzeyini ve aralarındaki durumu belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda İnsani Gelişme Endeksi standardına göre İnsani Gelişme Endeksi sıralamasında AB ülkeleri ile AB üyesi olmayan ülkeler arasındaki fark nedir? Sorusuna cevap aranmaktadır. Türkiye için kalkınma göstergesi olan İnsani Gelişme Endeksi’nde üst sıralarda yer almak, Avrupa Birliği’nin insani gelişme üzerindeki etkisini ve Avrupa Birliği üyesi olarak Polonya’nın önemini anlamak önemlidir.

TÜRKİYE VE POLONYA’NIN İNSANİ GELİŞİM ENDEKSİ YÖNÜNDEN KARŞILAŞTIRILMASI

   Avrupa Birliği’ne Üye Olmak İçin Gereken Siyasi Şartlar

   Avrupa Birliği’ne üye olmak için ilk olarak demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlıklara saygı gösterilmesini ve korunmasını garanti eden kurumların varlığı gerekmektedir. AB’ye girmeye aday ülkeler; İstikrarlı ve kurumsallaşmış bir demokrasinin var olması, Hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü, İnsan haklarına saygı, azınlıkların korunması gibi dört ana kıstas açısından değerlendirmeye alınmaktadır. Ülkenin çok partili bir demokratik sistemle yönetiliyor olması, hukukun üstünlüğüne verilen önem, idam cezasının olmaması, azınlıklara ilişkin herhangi bir ayrımcılığın ve ırk ayrımcılığının olmaması, kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın yasaklanmış olması, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Sözleşmesi’nin tüm maddeleri ile çekincesiz kabul edilmiş olması, Avrupa Konseyi Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin kabul edilmiş olması benzer biçimde koşulların gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Ancak, bu koşulların varlığı tek başına kâfi olmamakta, bununla beraber kesintisiz uygulanıyor olması gerekmektedir. (Karluk, 1990: 50)

   Avrupa Birliğine Üye Olmak İçin Gereken Ekonomik Şartlar

   Ekonomik olarak ise işleyen bir pazar ekonomisinin varlığının yanı sıra, birlik içindeki rekabet baskısına karşı koyma kapasitesine sahip olunması gerekmektedir. Kopenhag Zirvesi sonuçlarına göre, ekonomi alanında işlevsel bir piyasa ekonomisinin varlığı kadar, AB içindeki piyasa güçleri ve rekabet baskısı ile baş edebilme kapasitesi şartı da aranmaktadır. Etkin bir piyasa ekonomisi için;

·       Arz – talep dengesinin piyasa güçlerinin bağımsız bir şekilde kurulmuş olması,
·       Ticaret ve fiyatların liberal olması, piyasaya giriş ve çıkış için engellerin bulunmaması,
·       Fikri ve sınai mülkiyet haklarını içeren düzenlemeleri de içine alan yasal bir sistemin olması,
·       Fiyat istikrarını içeren bir ekonomik istikrar ve sürdürülebilir dış denge
·       Ekonomik politikaları hakkında geniş bir fikir birliği
·       Mali sektörün gelişmiş olması gerekmektedir.

(Ozan, 2000: 25)

    AB içinde rekabet edebilme kapasitesinin sağlanması için; Öngörülebilir bir ortamda karar alabilen ekonomik kurumların makroekonomik istikrarının olması ve bununla birlikte işlevsel bir piyasa ekonomisinin varlığı, Altyapı, eğitim ve araştırmayı içeren yeterli miktarda fiziki ve beşeri sermayenin olması, Firmaların teknolojiye uyum sağlama kapasitesinin bulunması gerekmektedir. Bu çerçevede, birliğe girmeden önce birlik ile o ülke arasında belirli bir ticaret ortaklığının olması gerekmekte ve ülke ekonomisinde küçük firmaların oranı sayılmaktadır.

Topluluk Müktesebatına Uyum Kriterleri

     Avrupa Birliği’nin siyasi birlik ile ekonomik ve parasal birlik hedeflerini kabul etmek üzere, üyelik yükümlülüklerini üstlenme kabiliyetine sahip olunması gerekmektedir. Birliğin ortak dış politika ve güvenlik politikasına etkin bir katılım için aday ülkelerin buna hazır olması gerekmektedir. Ekonomik ve parasal birlik konusunda ise, merkez bankasının bağımsızlığı, ekonomik politikaların koordinasyonu, İstikrar ve Büyüme Paktı’na katılım, merkez bankasının kamu sektörü açıklarını finanse etmesinin yasaklanması gibi konularda üye ülkelerin aldıkları kararlara katılmak gerekmektedir. (T.C. Merkez Bankası Yayını, 2001: 28-29).

    AB’nin aldığı kararlara ve uyguladığı yasalara uyum sağlamak, Gümrük Birliği, malların serbest dolaşımı, sermayenin serbest dolaşımı gibi ortaklık anlaşmalarında belirtilen şartlara uyum sağlanması, Tek pazara geçiş için gerekli olan topluluk müktesebatına uyum kriterleri, Topluluğun tarım, iletişim ve bilgi teknolojileri, çevre, ulaşım, enerji, taşımacılık, tüketici hakları, adalet ve içişleri, işgücü ve sosyal haklar, eğitim ve gençlik, vergilendirme, istatistik, bölgesel politikalar, genel dış ve güvenlik politikası gibi alanlardaki her türlü düzenlemesine uyum sağlanması olarak açıklanabilir. (Karluk, 1990: 52).

AVRUPA BİRLİĞİ’NİN ÜLKELERE SUNDUĞU EKONOMİK YARARLAR

AB ülkeleri kendi ihracatlarının önündeki engelleri azaltıp, iç fiyatları daha yüksek olan malları, üye ülkelerden ithal edilen daha ucuz mallarla ikame edebilirler. Böylece bölge içi ve dışı ticaret oluşmuş olur.
 Tüketiciler, fiyatlardaki düşüşlerden yararlanabilmektedir.
Muhtelif malların üretiminin artması, özellikle üye ülkelerin aynı gelir seviyesine ve talep yapısına sahip olmaları durumunda, iç ticaret ve endüstriler arası ticaret seviyesinin artmasına yol açmaktadır. İç verimliliğin artması ve talep artışı ile bölge içi ticarette artış gerçekleşmektedir.
Bir endüstri dalında veya firma bazında ortaya çıkan yapısal değişikliklerle birlikte ölçek ekonomileri ortaya çıkarak, pazarın genişlemesi ile birlikte, teknolojik gelişme hızlanarak, ileri üretim tekniklerine ulaşılarak üretim üstünlüğü sağlanmaktadır.
 Pazarın genişlemesiyle birlikte, pazarda faaliyet gösteren firmaların sayısında artış gözlenecek, bu da rekabeti daha da artıracaktır.
Belirsizliğin azalmasıyla birlikte yatırım harcamalarında artış ortaya çıkabilecektir. Pazarın genişlemesi ile daha kararlı bir iktisadi yapının oluşumu, yatırımcılar için elverişli bir ortam oluşturacaktır. Böylelikle daha uzun dönemli yatırım projeleri gerçekleştirilecek ve böylece en elverişli ölçeğe yaklaşılacaktır.
Ticaretin yön değiştirmesi ile birlikte, üçüncü ülke üreticileri, ihracatlarındaki düşüşü gidermek gayesiyle, birlik içinde kendi üretimlerini gerçekleştirmek için, doğrudan yabancı sermaye yatırımı yolunu tercih etmeye başlayacaklardır.
İhracata yönelik üretim için yapılan doğrudan yabancı yatırımlarda, işgücünün eğitim düzeyi ve verimliliği, altyapı, ücretler, sosyal sigorta mevzuatı, vergi politikası, çevre mevzuatı, sermaye hareketlerindeki kısıtlamalar, kur politikası ve ticaret politikası gibi unsurlar önem kazanmaktadır.

(www.ab.org.tr)         

İNSANİ GELİŞME ENDEKSİ: KAVRAMSAL ÇERÇEVE

     Çok boyutlu bir kavram olan İGE, temel olarak, bir ülkenin gelişmiş, gelişmekte olan ya da az gelişmiş bir ülke olduğunu gösterirken, söz konusu ülkenin ekonomisindeki mevcut durumun bireylerin yaşam kalitesini ne düzeyde yansıttığını ortaya koymaktadır (İNGEV, 2018). İlk olarak 1990 yılında Pakistanlı ekonomist Mahbubul Haq tarafından ve Nobel ödüllü Amartya Sen tarafından geliştirilen endeks, 1993 yılından bu yana Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından yıllık insani gelişme raporunda sunulmaktadır (Anand ve Sen, 1994).

    Geleneksel gelir ağırlıklı ölçümlerden farklı olan İGE’de, gelişmişlik, sayısal olarak ifade edilmekte ve bir ülkeyi kalkınma yarışında değerlendirirken üç farklı boyut dikkate alınmaktadır: Sağlık boyutunu yansıtan yaşam süresi (doğumda yaşam beklentisi ile ölçülür); eğitim düzeyi (yetişkin okur-yazarlık oranı ve ilk, orta yükseköğretimde okullaşma oranları ile ölçülür); gelir düzeyi (kişi başına düşen gelir ile ölçülür). Dolayısıyla İGE, bir ülkedeki gelişmenin üç farklı boyutundaki ortalama başarısını yansıtmakta ve ülkelerin kalkınmışlık düzeyi değerlendirilirken, yaşam kalitesi açısından gelir kadar önemli olan sağlık ve eğitim unsurlarını da dikkate almaktadır. (Gürses, 2009; Stanton, 2007).

   İnsani Gelişme Raporu’nda sosyo-ekonomik gelişme düzeyi üç kriter çerçevesinde tanımlanmaktadır. Bunlar; Refah standardı, Eğitim standardı ve sağlık standardıdır. (Aktan, 2002)

  1. Refah Standardı: Kişi başına düşen milli gelirin yerel geçim maliyetlerine uyarlanmasıyla hesaplanmaktadır.
  2. Eğitim Standardı: Ülkenin eğitim düzeyidir. İndekste eğitim düzeyini tespit etmek için iki ayrı faktörden yararlanılmaktadır. Yetişkinler arasındaki okuma-yazma oranı.

Ortalama Eğitim Süresi (Okullaşma İndeksi): Eğitim standardı, okuma-yazma indeksi ile okullaşma indeksinden oluşmaktadır. Okuma yazma oranı, indeksin hesaplanmasında 2/3, diğeri ise üçte bir ağırlık taşımaktadır.

3. Sağlık Standardı: Bir ülkedeki ortalama yaşam süresi beklentisi esas alınarak insani gelişme indeksine dâhil edilmektedir.

   İnsani gelişmenin ekonomik büyümeyle ilişkisi olduğu gibi, ekonomik büyüme de insani gelişmeyle ilgilidir. Bir ülkenin milli gelirindeki artış, yani ekonomik büyümenin hızlanması, insani gelişmenin büyümesini tetikleyebilir. Ancak ülkeler karşılaştırılırken aynı büyüme hızına sahip ülkelerin gelir dağılımı farklı olduğu için insani gelişme düzeyinin de değişeceği görülebilir. Haksız gelir dağılımı ve toplumun sosyo-politik yapısındaki değişiklikler, ekonomik büyüme ile insani gelişme arasındaki ilişkiyi zayıflatan bir faktördür. Ekonomik büyümedeki artışın az da olsa gelir dağılımının adaletli; sosyal, eğitim ve kamu harcamaların verimlilik artışı sayesinde daha iyi yaşam şartları sağlanabilir. (Tayyar, 2008: 39).

AB’NİN POLONYA EKONOMİSİNE ETKİSİ

   Polonya’nın, AB’ne üyeliği ile birlikte ekonominin modernizasyonu, yaşam standartlarının yükseltilmesi ve işsizliğin azaltılması bakımından ülkede önemli gelişmeler kaydedilmiş makroekonomik istikrar ile birlikte yüksek bir büyüme hızı elde etmiştir. Polonya’nın AB tek pazarına entegrasyonu, malların ve sermayenin serbest dolaşımı ve yatırım ortamını iyileştiren reformlar Polonya’ya yüksek miktarlarda AB ve üçüncü ülkeler kaynaklı sermaye girişini hızlandırmıştır. Tam üyelikten hemen sonra Polonya’nın AB ülkeleriyle dış ticareti yaklaşık %70 oranında artmış, aynı gelişmeler üçüncü ülkeler ile ticaretinde de görülmüştür.

   Polonya’nın bölgesel kalkınmasının eski AB üye ülkeleri düzeyine ulaşması için, AB yapısal fonu 2007-2013 yılları arasında Polonya’ya 67 milyar Euro tahsis etmiştir. Ayrıca, 2007-2009 için beklenen büyüme hedefini aşan bir büyümeye ulaşılması sonucunda 2011-2013 dönemi için 633 milyon Euro ek kaynak tahsis edilmiştir. 2014-2020 için AB bütçesi kapsamındaki yapısal fonlardan yaklaşık 80 milyar Euro yardım alması kararlaştırılmıştır. Polonya ekonomisinin liberalleşmesi ve dünya pazarıyla bütünleşmesi, Polonya’yı dış şoklara karşı daha savunmasız hale getirmiştir. Bununla birlikte, AB üye devletlerinin getirdiği ekonomik istikrar, yabancı yatırımcıların Polonya pazarına ilgisinin devam etmesi ve AB fonlarından sağlanan kaynaklar nedeniyle, diğer Avrupa ülkelerine kıyasla Polonya küresel finansal krizin ve ekonomik durgunluğun etkisini daha az hissetmiştir. Küresel kriz sırasında, cari açıklar, bütçe açıkları ve dış borç açısından Polonya, diğer AB üye ülkelerine göre daha düşük risklere ve daha güçlü bir mali disipline sahip olmuştur. (Selçuk Ticaret Odası, 2018).

Tablo A: Tutarlı Zaman Serisi Verileri ve Yeni Hedef Ölçütlere Göre Türkiye’nin İGE Eğilimleri

Doğuşta Beklenen

Yaşam Süresi

Beklenen Öğrenim Süresi Ortalama Öğrenim Süresi Kişi Başına GSMH

(2017 SGP DOLAR)

İGE Değeri
1990 64,3 8,9 4,5 12.514 0,583
1995 67,0 9,6 4,8 13.490 0,611
2000 70,0 11,1 5,5 15.239 0,660
2005 72,4 11,9 6,1 17.999 0,696
2010 74,5 13,8 7,2 19.867 0,739
2015 76,5 16,2 8,0 25.719 0,801
2016 76,9 16,4 7,6 26.122 0,808
2017 77,2 16,4 7,7 27.571 0,814
2018 77,4 16,4 7,7 27.864 0,817
2019 77,7 16,6 8,1 27.701 0,820

KAYNAK: UNDP REPORT, 2019

Tablo A: Tutarlı Zaman Serisi Verileri ve Yeni Hedef Ölçütlere Göre Polonya’nın İGE Eğilimleri

Doğuşta Beklenen

Yaşam Süresi

Beklenen Öğrenim Süresi Ortalama Öğrenim Süresi Kişi Başına GSMH

(2017 SGP DOLAR)

İGE Değeri
1990 70,8 12,2 9,7 11.137 0,718
1995 71,8 13,1 10,5 12.276 0,745
2000 73,7 14,7 11,1 16.168 0,790
2005 75,1 15,0 11,6 18.633 0,813
2010 76,3 15,3 12,2 23.212 0,840
2015 77,9 16,1 12,2 26.926 0,863
2016 78,1 16,4 12,3 27.546 0,869
2017 78,3 16,4 12,3 28.933 0,873
2018 78,5 16,4 12,3 30.460 0,877
2019 78,7 16,3 12,5 31.623 0,880

Kaynak: UNDP REPORT, 2019

   Türkiye’nin 2019 yılındaki İGE değeri 0,820 olmuştur. Bu değerle Türkiye, çok yüksek insani gelişme kategorisinde yer aldı ve 189 ülke ve toprak arasında 54. oldu. 1990-2019 yılları arasında ise Türkiye’nin İGE değeri 0,583’ten 0,820’ye yükseldi. Bu, toplamda %40,7’lik artış anlamına geliyor. Tablo A’da Türkiye’nin her İGE göstergesi açısından kaydettiği ilerleme değerlendiriliyor. 1990-2019 yılları arasında beklenen öğrenim süresi 7,7 yıl arttı. Türkiye’de kişi başına Gayrisafi Milli Hâsıla (GSMH) 1990-2019 yılları arasında yaklaşık %121,4 oranında artış gösterdi. Türkiye özellikle 2008 sonrasında dünyada sıralamasında yükselerek, çok yüksek insani gelişme düzeyindeki ülkeler arasında yer almıştır. 2020 İnsani Gelişme Endeksi’nde 189 ülke sıralamaya tabi tutulmuştur. Yine de Türkiye’nin önünde insani gelişmede kat edilmesi gereken çok mesafe vardır. Bunun için başta kamu olmak üzere tüm kurum ve kesimlere insani gelişmeye katkı yapma doğrultusunda görev düşmektedir.

    Polonya’nın 2019 için HDI değeri 0.880’dir bu da ülkeyi çok yüksek İnsani Gelişme kategorisine taşımaktadır. 1990 ve 2019 yılları arasında Polonya’nın HDI değeri yüzde 22,6 artışla 0.718’den 0.880’e yükselmiştir. Tablo A, Polonya’nın HDI göstergelerinin her birindeki ilerlemesini gözden geçirmektedir. 1990 ve 2019 yılları arasında Polonya’nın doğumdaki yaşam beklentisi % 7,9 oranında, ortalama okullaşma oranı % 2,7 oranında ve beklenen okullaşma % 4,1 oranında arttı. Polonya’nın kişi başına düşen GSMH’Sİ 1990 ve 2019 arasında yaklaşık % 184,0 artmıştır.

Sonuç

   Polonya’nın Avrupa Birliği’ne katılımıyla birlikte, özelleştirme ve ülkeye giren yabancı sermaye çok hızlı olduğu görülmektedir. Yabancı sermaye girişi, artan yatırımlar yoluyla istihdam ve ekonomik canlanmanın sağlanmasında olumlu bir rol oynamıştır. Yıllardır özel sektörün baskı altında olduğu bir ülkede yatırım, itici güç haline gelmiştir.

   Polonya AB sayesinde Bölgesel ve Yapısal Fondan aldığı yardımlarla ekonomik gelişimini sağlamakta ve ülkenin modernleşmesi yönünde önemli adımlar atmaktadır. Ortak Tarım Politikası ile Polonyalı çiftçiler doğrudan ödemeler alarak desteklenmektedir (Curry, 2011).

   İnsani kalkınmadan ekonomik büyümeye doğru bir tesir mekanizmasından söz edilmektedir. Bu etki mekanizması; eğitim, sağlık ve ortalama gelir seviyesini artırması halinde, söz konusu artış ekonomik büyümeyi de artırıcı bir etki yaratacaktır. Türkiye’nin gelecek yıllarda ekonomik büyümesinin istikrarı ve sürekliliği için yapılması gereken en önemli şeylerden bir tanesi de insani kalkınma seviyesini yükseltmektir. Bu kapsamda özellikle, sağlık ve eğitime yönelik yatırımları artırmak suretiyle insani kalkınmanın temel boyutlarından olan beklenen ortalama yaşam süresi ve okullaşma oranını artırmak suretiyle, Türkiye’de insan- gücünün verimliliğini ve ekonomik büyümeyi sağlamak mümkün olabilecektir. (Çağlar, 2018: 79).

   Kopenhag Kriterlerine uyum sağlamak için Türkiye’nin atacağı adım ülkenin yararına olacaktır. Eğer bu kriterler yerine getirilirse; İfade özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılacak, temel hak ve özgürlükler mevzusunda ciddi ilerlemeler sağlanacaktır. AB ile müzakere süreci Türkiye’ye daha çok yabancı sermaye, daha çok yatırım ve daha çok istihdam getirecektir. Türkiye, müzakereler sürecinde ekonomik, toplumsal ve siyasi haklar elde edecektir. Kamu idaresi yeni kurallar yardımıyla saydamlaşacaktır. Hukukun üstünlüğü, kabul edilecek ve ülkede bir değerler bilinci oluşturulacaktır. (Bulut, 2005: 136).

   Sonuç Olarak Polonya’nın Avrupa Birliği’ne üye olması ile birlikte Polonya ekonomisi günümüzde yüksek gelirli ekonomi olarak adlandırılmaktadır. Serbest ticaret ve Avrupa Birliği’nden aldığı fonlar ile insani kalkınmanın göstergesi olan eğitim, sağlık ve refah standardını yükseltmede başarılı olmuştur. Türkiye’nin yapması gereken ise insani kalkınmasını artırmak adına Avrupa Birliği ile uyum sürecini başlatması bu yolla ülkeye daha fazla yatırım olanağı ve yabancı sermaye girişini sağlaması gerekmektedir. Bu doğrultuda insani kalkınmaya daha fazla yatırım yaparak ülke ekonomisini dünya standartlarına çıkarabilir.

Eda KURT


KAYNAKLAR

[1]. Akar, S. (2014). Türkiye’de Daha İyi Yaşam Endeksi: OECD Ülkeleri İle Karşılaştırma.

[2]Aktan, C. ve Özkıvrak, Ö. (2009). Sosyal Refah Devleti, İstanbul: Okutan.

[3]. Anand S. Ve Sen A.(1994). Human development ındex: methodology and measurement. Human Development Report Office Occasional Paper 12. UNDP, New York.

[4]. Aytaç, A., Fırat, E., (2015). ‘’İnsani Kalkınma İndeksine Göre Türkiye’nin Eğitim Endeks Göstergelerinin OECD Ülkeleri ile Karşılaştırılması’’, Selçuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Sosyal Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 29, 83.

[5].Baran, P. (1974). Büyümenin Ekonomi Politiği, (1. Baskı). çev, Ergin Günçe, İstanbul: May.

[6].Bentley, C, B., Huston, C. (2010). “Human Development in Societal Context”, Annual Review of Psychology, 61,411–437.

[7].BULUT, M. (2005). Avrupa Birliği Nedir?, Ankara:Vip.

[8].Cansever, A., (2009). Avrupa Birliği Eğitim Politikaları ve Türkiye’nin Bu Politikalara Uyum Sürecinin Değerlendirilmesi”, International Online Journal of Educational Sciences, 1 (1).

[9].CURRY, J. L. (2011). Poland: The Politics of ‘God’s playground. Sharon L. Wolchik and Jane L. Curry (eds). Central and East European politics: From communism to democracy. Plymouth: Rowman and Littlefield Publishers, Ltd.

[10].Çağlar, Ahmet (2018). İnsani Kalkınma ve Ekonomik Büyüme İlişkisi: Türkiye Örneği,  Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi.

[11].DİE (2003). Türkiye İstatistik Yıllığı, Ankara.

[12].Demir F. (2004). A failure story:politics and financial liberalization in turkey,revisiting the revolving door hypothesis. World Development, 32(5), 851-869.

[13].Doğan, E., M., Tatlı, H., (2014). “İnsani Gelişme ve İnsani Yoksulluk Bağlamında Türkiye’nin Dünyadaki Yeri”, Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 28, 99-124.

[14].Efe, H. (2010). Avrupa Birliği’nde İnsan Haklarının Gelişimi, Kafkas Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 5, 47-67.

[15].Ereş, F.(2005). Eğitimin Sosyal Faydaları: Türkiye-AB Karşılaştırması, Milli Eğitim Dergisi, 33(167).

[16].Güngör, G., Göksu, A., (2013). Türkiye’de Eğitimin Finansmanı ve Ülkelerarası Bir Karşılaştırma”, Yönetim ve Ekonomi Dergisi, 20, (1), 59-72.

[17].Gürses, D. (2009). İnsani Gelişme ve Türkiye, Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 12(21): 339-350.

[18].Kösterelioğlu, M., Nartgün, Ş., Sipahioğlu M., (2013). İnsani Gelişim İndeksi Göstergeleri Açısından AB Üyesi ve AB Üyeliğine Aday Ülkelerin Karşılaştırılması, Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 1, 87.

[19].Karakaş E. Ve Köksal E.(2003). İnsani kalkınma ve Türkiye. Toplumsal Katılım ve Gelişim Vakfı, İstanbul.

[20].Karalı, B., Tüylüoğlu, Ş., (2005).  İnsani Kalkınma Endeksi ve Türkiye için Değerlendirilmesi, SÜ İİBF Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 78.

[21].KARLUK, R.  Avrupa Toplulukları ve Türkiye, Ankara, 1990.

[22].Korkmaz ve Yakut (2020), İnsani Gelişmişlik Endeksinin Karar Ağacı Algoritmaları ile Modellenmesi: BM’de Bir Uygulama 2010-2017 Dönemi, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 20(2): 65-84.

[23].OZAN, C.  AB yolunda Brüksel El Kitabı, Ankara, 2000.

[24]. Özgür Ö. Ve Zanbak M. (2019). İnsani Gelişme Endeksi Bağlamında Avrupa Birliği’ne Üye ve Aday Ülkelerin Karşılaştırmalı Analizi, Yönetim ve Ekonomi Araştırmaları Dergisi, 17(2), 175-192.

[25].Ünal, Ç. (2009). İnsani Gelişmişlik Endeksine Göre Türkiye’nin Bölgesel Farklılıkları. Ankara Üniversitesi Türkiye Coğrafyası Araştırma ve Uygulama Merkezi Coğrafi bilimler Dergisi 6(2), 89-113.

[26]. Solmaz, E., (2008). İktisadi Kalkınma Kuramlarının Yoksulluk Konusuna Yaklaşımlarına Eleştirel Bir Bakış, Mevzuat Dergisi,132 (11).

[27].Tayyar, Işıl (2008), İnsan Kalkınma Ve Ekonomik Büyümeyle Olan İlişkisi: Türkiye Uygulaması, Yayınlanmamış Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi.

[28].T.C. Merkez Bankası Yayını, Avrupa ile Geçmişte ve Gelecekte Bütünleşme, Ankara, 2001.

[29]. Zor, A. (2020). İnsani Gelişme Endeksi ve Türkiye, IBAD Sosyal Bilimler Dergisi, 7, 49.

[30].UNDP (2000). Human Development Report. Published for the United Nations Development Programme. Oxford University Pres.

[31].UNDP (2006). Human Development Report. Published for the United Nations Development Programme. Oxford University Pres.

[32]. UNDP (2007). Human Development Report. Publıshed for the United Nations Development Programme. Oxford University Pres.

[33].UNDP (2011). Human Development Report. Publıshed fort he United Nations Development Programme. Oxford University Pres.

 [34].UNDP Türkiye Ofisi (2020), Türkiye İnsani Gelişme Raporu, Ankara.

[35].www.countryeconomy.com(2020) 20.05.2021 tarihinde https://countryeconomy.com/countries adresinden alınmıştır.

[36].www.data.worldbank.org(2020)  20.05.2021 tarihinde https://data.worldbank.org/indicator/NY.GDP.MKTP.CD?end=2019&locations=PL&start=2004&view=chart adresinden alınmıştır.

[37]. www.ab.gov.tr(2011) 20.05.2021 tarihinde https://www.ab.gov.tr/107.html adresinden alınmıştır.

[38]. www.selcukticaretodası.org.tr  20.05.2021 tarihinde file:///C:/Users/ASUS/Desktop/b.ekooooo2.pdf adresinden alınmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here