Hollanda Parlamentosu 1915 olaylarını ‘Ermeni Soykırımı’ olarak tanıdı

3’E KARŞI 142 OYLA KABUL

Hıristiyan Birliği  Milletvekili Joel Voordewind tarafından hazırlanan ‘Ermeni Soykırımının tanınması’ önerisine, Türkiye kökenli milletvekilleri tarafından kurulan DENK partisi dışındaki tüm partiler destek verdi. Öneri, 3’e karşı 142 oyla kabul edildi.

Bu Sürece Nasıl Gelindi?

Özellikle Avrupa’da yükselen mikro-milliyetçilik kavramı ve aşırı sağın gündeme gelmesiyle gerilen Türkiye-Hollanda ilişkilerine şahit oluyoruz. Halihazırda gerileyen ve gerilen iki ülke ilişkisinin yeni gündem maddesi ise Sözde Ermeni Soykırımı oldu.

Son dönemlerde Türkiye’nin Ortadoğu’da yaşadığı problemlerin yanında birde Avrupa ülkelerinden Hollanda ile yaşadığı problemleri gündeme getirdi. Zira geçtiğimiz haftalarda Türkiye Hollanda’dan Ankara’daki büyükelçisini değiştirmesini talep ederken, Hollanda tarafı bu talebi reddederek büyükelçisini Ankara’dan çekmişti. Fakat bu durum iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin askıya alındığı manasına gelmez. Zira Hollanda büyükelçisini çekerken maslahatgüzarını Türkiye’de bıraktı. Bu durumda ilişkiler maslahatgüzar seviyesine düşürülmüş oldu. Bu durum iki ülke arasında ilişkilerin gerildiğini gösterirken, Hollanda’nın Türkiye’ye karşı nasıl bir siyasi manevra uygulayacağını merak konusu haline getirdi.  Olayların üzerinden fazla geçmeden Hollanda hükümeti Türkiye ile problem yaşayan her devletin yaptığı gibi sözde Ermeni Soykırımı iddiasını parlamentoya taşıma kararı aldı.

Parlamentonun alt kanadı, sözde “Ermeni soykırımını” tanıyan iki yasa tasarısını onayladı ve bu onay için Koalisyon ortağı Hıristiyan Birliği (CU) tarafından gündeme getirilen öneriye, hükümeti oluşturan diğer üç parti de destek verdi. Tasarılardan biri  1915’i ‘soykırım’ olarak tanımlarken, diğeri 24 Nisan’da Ermenistan’da düzenlenen soykırım anmalarına katılımı öngörüyor. Hollanda parlamentosu, hükümetten 24 Nisan’daki “soykırım anması” için Ermenistan’ın başkenti Erivan’a ilk kez bakan düzeyinde temsilci göndermesini de istiyor. İktidar ortağı CU’ya göre, Erivan’a bakan düzeyinde temsilci gönderilmesi güçlü bir sinyal olacak.[1]

Hollanda’nın hiç akılda yokken bu yasa tasarısını meclise taşıyıp kabul etmesinin altında yatan sebepler irdelenmesi gerekmektedir. Zira iki devlet arasında 17. Yüzyıldan itibaren  meydana gelen ilişkiler siyasi kültürel ve diplomatik anlamda çok önemlidir. Bu ilişkiler ilk olarak 1612 yılında Hollanda elçisi Cornelius Haga’nın İstanbul’a atanmasıyla başlamıştır. Aynı yıl Osmanlı Devleti bu duruma kayıtsız kalamayarak Sultan I. Ahmet tarafından Hollandalılara ticaret Ahidnâmeleri vererek Osmanlı pazarını açmıştır. Bununla birlikte 19. Yüzyılda diplomatik usülün değişmesi ve mütekabiliyet esasına göre Osmanlı Devleti ilk daimi elçisini olan Yahya Karaca Paşa’yı 1859 yılında Lahey’e olarak atamıştır.[2]

Son dönemlerdeki ekonomik ilişkiler incelenecek olursa iki devlet arasında güçlü ilişkiler meydana gelmiştir. 2016 yılında Türkiye-Hollanda ticaret hacmimiz, bir önceki yıla kıyasla % 8,5 oranında artarak 6 milyar 590 milyon Dolar (İhracatımız: 3 milyar 589 milyon Dolar, İthalatımız: 3 milyar Dolar) olarak gerçekleşmiştir. 2016 yılında, Türkiye’nin ikili ticaret hacminin büyüklüğü bakımından, Hollanda 13. en çok ithalat gerçekleştirdiğimiz ülkeler sıralamasında 17. ihracat sıralamasında ise 10. sırada yer almıştır. 2017 yılı Kasım ayında, Hollanda ile ticaret hacmimiz bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla, %15,1 oranında artmıştır. Aynı dönemde, ihracatımızda % 6,6, ithalatımızda ise % 25,1 oranlarında artış kaydedilmiştir.[3] Ayrıca Türkiye’de en çok yatırımı olan ülkeler içinde Hollanda 2711 şirket ve 22 milyar dolarlık yatırımla birinci sırada geliyor.[4]

Fakat gelişen ekonomik ilişkilere rağmen siyasi anlamda bunun zıttı söz konusudur. Bu süreçte iki ülke ilişkilerine genin perspektifte bakmakta fayda vardır. Yakın dönem ilişkilerine bakıldığında 2011 yılında, Suriye’de iç savaşın patlak vermesiyle dünyayı saran mülteci sığınma arayışı problemi elbette Türkiye’yi etkilemiştir. Bu durum Türkiye’nin Avrupa ile jeolojik bağlantısı olması nedeniyle AB’yi de etkilemiştir. Mültecilerin Türkiye’ye sığınması üzerine Türk Hükümeti, AB’den yardım istedi fakat beklediği yardımı alamadı. Bu durum karşısında AB ülkelerinin mültecilere sınır kapılarını açmaması Türk Hükümeti tarafından eleştirildi. Ayrıca 2016 yılında AB ile Türkiye arasında yapılan Vize Serbesti Antlaşması sonrası AB, Türk vatandaşlarına vize serbestisini tanımamakla kalmadı aynı zamanda Türkiye ile olan ilişkilerini de dondurduklarını açıkladı. Bu olay Türk Hükümetin tepkisine yol açtı. AB üye ülkesi olan Hollanda ile Türkiye’nin siyasi ilişkileri mülteci krizinden dolayı gerilmiştir.[5]

Bununla birlikte yaklaşık bir yıl önce, Türk Hükümet yetkililerinin ve siyasilerinin 2017 Türkiye anayasa değişikliği referandumumu öncesi Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşları ile yapmak istediği mitinglerin, Avrupa Birliği’ne üye Almanya ve Hollanda tarafından iptal edildi. Bu durum iki ülke arasındaki gerginliği hat safhaya çıkardı. Bu yaşanan diplomatik krizden dolayı, Hollanda hükumetinin antidemokratik tutumlarına karşılık Türk Dışişleri Bakanlığı, Hollanda Büyükelçiliği Maslahatgüzarının evi ile başkonsolosun konutunun giriş ve çıkışlarını güvenlik gerekçesiyle kapatıldığını duyurmuş, izinli olarak Türkiye dışında bulunan Hollanda Büyükelçisinin bir müddet göreve dönmemesi istenmiştir. Aslında Hollanda Hükümeti’nin Türk Hükümetine karşı tavrı, 15 Mart 2017 tarihinde gerçekleşecek olan parlamento seçimlerine yönelik bir davranış olduğunu söylenilirse yanılmış olunmaz.[6]

  

Yaşanan bu tarihi diplomatik krizin ardından Türkiye-Hollanda arasındaki ilişkilerin düzelmesine dair art arda gelen olumlu açıklamalar, sadece iki ülke arasındaki krizle izah edilemez. Burada AB’nin ve Avrupa’nın Türkiye’ye bakışı, AB’nin konjonktürel dinamikleri başta olmak üzere, Türkiye’nin küresel ve bölgesel tercihleri, dünya siyasetindeki paradigmal değişimler, eksen kaymaları ve nihayet Türkiye’nin İngiltere ile yakınlaşması ve ABD ile yaşadığı gerginliklerin de rolü vardır. Mesela AB ülkelerindeki –aşırı sağ partiler hariç– Trump ABD’sine daha ilk günden itibaren yönelen mesafeli duruş da burada zikredilmeli.[7] Fakat aynı zamanda da Türkiye’yi uluslararası arenada yalnız bırakmak ve Türkiye’yi köşeye sıkıştırma çabası içinde olan Batı güçleri, özellikle AB üyesi ülkeler,  bu aralar yine gündemden düşmeyen sözde “ Ermeni soykırımını” ileri sürerek Türkiye’nin uluslararası arenada imaj kaybına sebep oluyor. Özellikle, 2005 te Diaspora Ermenilerinin, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik müzakereleri öncesinde Ermeni sorununu gündemde tutma çabaları ile Almanya ve Fransa’da gerginliklerin yaşanmasına sebep oldu.

Hollanda Parlamentosu, 2004 yılında yine CU’nun önerisiyle dolaylı bir şekilde Ermeni soykırımından söz etmişti. CU tarafından verilen, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin, “Ermeni soykırımını tanıma şartına” bağlı olmasına ilişkin önerisi oy birliğiyle kabul edilmişti. Ve on dört yıl sonra, yani birkaç gün önce, Hollanda resmi olarak sözde “Ermeni soykırımını” tanıdı.[8]

Avrupa’da sözde “Ermeni soykırımını” tanıyan ülkeleri sıralamak gerekirse:Avusturya, Belçika, Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Fransa, Almanya, Yunanistan, İtalya, Litvanya, Lüksemburg, Polonya, Rusya, Slovakya, İsviçre, İsveç, Vatikan ve Hollanda’dır.[9]

Son dönemde Hollanda ile Türkiye’nin arasındaki bu olumsuz diplomatik ilişkilerin en başlıca sebeplerinden biri de Avrupa’da yükselen yabancı düşmanlığı ve korkusudur. Buna özellikle Türk düşmanlığı ve İslamofobi etki etmektedir. Bunun etkileri de on altıncı yüzyıla dayanır.

Sözde “Ermeni soykırımını” tanıyan devletlere bakıldığında çoğu siyasi amaçlarla gerçekliği kanıtlanmamış bir olayı kabul ettiklerini görülüyor. Bu özellikle ABD ve AB için geçerlidir. Başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere AK Parti iktidarına ve onun temsil ettiği politikalara karşı olan bu lobinin içerisinde hem Türkiye kökenli bazı muhalifler hem de Ankara’nın politikalarından rahatsız olan Avrupalılar vardır. Medya ve siyaset dünyasında güçlü bir temsile sahip olan bu lobinin son yıllardaki Erdoğan ve Türkiye karşıtı karalama kampanyasının temel aktörü olduğu biliniyor. Ayrıca, Eğer Avrupa’daki rasyonel siyasetçiler, Avrupa’nın Ankara’ya yönelik politikasını Türkiye düşmanı lobi ve yabancı düşmanı partilerin ipoteğinden kurtarmak için harekete geçmezlerse Türkiye-Avrupa ilişkilerinin alacağı hasar giderek büyüyecek ve bu ilişkileri yeniden rasyonel bir zemine çekmek iyice zorlaşacaktır.[10]

Son olarak da şu denilebilir, Türkiye gibi, 65 yıldır NATO üyesi olarak Avrupa güvenliğine büyük katkılarda bulunan ve 50 yılı aşkın bir süredir Avrupa Birliği’ne üye olma hedefine sahip olan bir ülkeyi kaybetmek Avrupa için büyük bir başarısızlık olacaktır.[11] Bunun haricinde AB üye ülkesi olan Almanya’nın Türkiye ile Balkanlar ve Ortadoğu başta olmak üzere, jeopolitik bir rekabet içinde olduğu bölgelerde çıkarlarının çatışması gözden kaçmamalıdır. Bu anlamda manipüle edilemeyen, yönlendirilemeyen ve hatta yeni bir dünya düzenine yol alındığı günümüz reel politiğinde, Rusya ile ikili ilişkilerini güçlendirip Rusya-İran ile bölgesel bir ittifak oluşturmuş ve hatta son Kudüs kararında olduğu gibi küresel anlamda da etki gücüne sahip güçlü bir Türkiye, AB’nin pek arzu ettiği bir şey değildir.[12]

 

Kaynakça

[1]Hollanda, ‘Ermeni soykırımını tanıma’ tasarısını kabul etti,(16 Şubat 2018), evrensel, https://www.evrensel.net/haber/345664/hollanda-ermeni-soykirimini-tanima-tasarisini-kabul-etti .

[2] TÜRKİYE-HOLLANDA İLİŞKİLERİ VE DİPLOMATİK KRİZİN PERDE ARKASI,(12 Mart 2017), Güldeniz Gençtürk, Kafkassam, http://kafkassam.com/turkiye-hollanda-iliskileri-ve-diplomatik-krizin-perde-arkasi.html .

[3]Türkiye-Hollanda İlişkileri, T.C. Dışişleri Bakanlığı, http://www.mfa.gov.tr/turkiye-hollanda-siyasi-iliskileri.tr.mfa .

[4]Yeni koalisyon sonrası Hollanda-Türkiye ilişkileri, (27 Aralık 2017), Özcan Hıdır, AA,http://aa.com.tr/tr/analiz-haber/yeni-koalisyon-sonrasi-hollanda-turkiye-iliskileri/1015981

[5]TÜRKİYE-HOLLANDA İLİŞKİLERİ VE DİPLOMATİK KRİZİN PERDE ARKASI,(12 Mart 2017), Güldeniz Gençtürk, Kafkassam.

[6]TÜRKİYE-HOLLANDA İLİŞKİLERİ VE DİPLOMATİK KRİZİN PERDE ARKASI,(12 Mart 2017), Güldeniz Gençtürk, Kafkassam

[7]Yeni koalisyon sonrası Hollanda-Türkiye ilişkileri, (27 Aralık 2017), Özcan Hıdır, AA,http://aa.com.tr/tr/analiz-haber/yeni-koalisyon-sonrasi-hollanda-turkiye-iliskileri/1015981 .

[8]Hollanda, ‘Ermeni soykırımını tanıma’ tasarısını kabul etti,(16 Şubat 2018), evrensel.

[9] Countries that recognize the Armenian Genocide, Armenian National Institute, http://www.armenian-genocide.org/index.html .

[10]Seçimlerin gölgesinde Türkiye-Hollanda krizi,(13 Mart 2017), Kemal İnat, AlJazeera Turk, http://www.aljazeera.com.tr/gorus/secimlerin-golgesinde-turkiye-hollanda-krizi .

[11]Seçimlerin gölgesinde Türkiye-Hollanda krizi,(13 Mart 2017), Kemal İnat, AlJazeera Turk.

[12]Yeni koalisyon sonrası Hollanda-Türkiye ilişkileri, (27 Aralık 2017), Özcan Hıdır, AA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here