Kosova

NATO, Şubat 1998’de Kosova’da Arnavut ve Sırp birlikleri arasındaki çatışmaları durdurmak için yapılan görüşmelerden sonuç alınamaması üzerine BM’nin 1244 Sayılı Kararı gereğince 23 Mart 1999’da Sırbistan ve Karadağ’a hava harekâtı başlattı. Kosova Gücü (KFOR) ve BM Kosova Geçici Yönetim Misyonu (UNMIK) da 10 Haziran 1999 tarihinde bölgeye girdi.

Kosova’daki gelişmelere kayıtsız kalmayan Türkiye de NATO harekâtına destek verdi. Kosova Türk Tabur Görev Kuvveti bu kapsamda, 01 Temmuz 1999 tarihinde Ankara Mamak’taki kışlasından Kosova’ya kara, hava ve demiryoluyla intikaline başladı ve 04 Temmuz 1999 tarihinde intikalini tamamlayarak barışı destekleme harekâtında görev aldı.

Kosova Türk Temsil Heyet Başkanlığı’nın 16 Mayıs 2006’da kurulmasıyla buraya bağlanan Kosova Türk Tabur Görev Kuvveti, KFOR kuvvetlerinin kolordudan tümen seviyesine düşürülmesiyle Temmuz 2011’de Türkiye’ye döndü. Bu tarihten itibaren Kosova’da kalan 6. Motorlu Piyade Bölüğü, Çok Uluslu Muharebe Grubu-Doğu harekât komutasında Bondsteell Kampı’nda konuşlandırıldı. Çok Uluslu Muharebe Grubu-Doğu bünyesinde bulunan diğer ülke bölükleriyle dönüşümlü olarak Kosova’nın kuzeyindeki kamplarda görev yapıyor.

Türk askerinin diğer ülkelere kıyasla daha etkin olduğu sivil asker iş birliği faaliyetlerinde, eğitim, sağlık, alt yapı desteği ve insani yardım faaliyetleri ön plana çıktı. Kosova genelinde yürütülen, sağlık taramaları, Türkçe dil kursları, altyapının geliştirilmesi çalışmaları ile köy yollarının bakım ve onarımı faaliyetleri halkın takdirin kazandı.

Prizren’deki Sivil-Asker İş birliği Gençlik Merkezi’nde açılan Türkçe dil kursları bölgedeki büyük bir boşluğu doldurdu. Ayrıca, bölgenin altyapı hizmetleri için TSK; Devlet Su İşleri, Karayolları, İl Özel İdareleri tarafından tahsis edilen iş makinalarıyla bölge halkına hizmet etmiştir. Sağlık sorunlarıyla ilgili olarakta Sultan Murad Kışlası’nın revirinde gerekli hizmetler verildi.[1]

TSK, eğitim konusunda da faaliyetlerde bulunmuştur. Örneğin, Prizren Belediyesine bağlı Lubijda köyündeki ‘Ekrem Reca’ ilköğretim okulunun anasınıfının bakım ve onarımını gerçekleştirmiştir.[2] TSK personelinin faaliyetleri sağlık, eğitim, altyapı gibi toplumsal hizmetlerin yanında, bireylere dokunan temasları da kapsamıştır. Örneğin, ‘Engelliler Haftasında’ Türk Askeri elli civarında engelliyi evlerinde ziyaret ederek tekerlekli sandalye hediye etmiştir.[3] TSK, Kosova’yı tarihi yurt olarak kabul eden Türkiye’nin sosyal ve duygusal hafızasını taşımaktadır ve Kosova’da gerçekleştirdiği faaliyetler bu sebeple resmi formalitelerden öte anlamlar barındırmaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kamu Diplomasisi Faaliyetleri 1

Bosna Hersek

TSK’nin, Bosna Hersek’teki kamu diplomasisi faaliyetleri, AB tarafından kurulan EUFOR ALTHEA Harekâtı çerçevesinde görevli personel tarafından gerçekleştirilmektedir. Türk askeri burada ayrıca Sivil-Asker İş birliği faaliyetlerinin de gerçekleştirilmesinden sorumludur.

Bu faaliyetleri şu biçimde sıralayabiliriz:

  • Türkçe kursları düzenlenmesi ve başarılı öğrencilerin Türkiye’ye kültür gezisine gönderilmesi,
  • Okullara veya hastanelere malzeme temin edilmesi veya bakım onarım ve inşaat faaliyetlerine destek vermesi,
  • Özellikle Müslüman nüfusun bulunduğu bölgelerde Ramazan ayında ihtiyaç sahibi ailelere yardım paketleri dağıtılması,
  • Bölgede düzenlenen satranç turnuvası veya iftar yemeği gibi sosyal etkinliklere katılım sağlanmasıdır.[4]
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kamu Diplomasisi Faaliyetleri 2
Afganistan

11 Eylül saldırısı sonrasında Afganistan’da Taliban rejimini iktidardan uzaklaştırmak ve terör örgütü El Kaide ile mücadele için NATO, bu ülkede oluşturduğu ISAF komutanlığıyla operasyon başlattı. Türkiye başından beri ISAF’ta yer aldı.

Türkiye ISAF’ın yedinci döneminde 3’üncü Kolordu Komutanlığı ile Şubat-Ağustos 2005 tarihleri arasında 30 ülkeden oluşan bin 450’si Türk olan askerin komutanlığını üstlendi. Türkiye aynı dönemde NATO komuta kontrol yapısı içerisinde bulunan Kabil Uluslararası Havaalanı’nın işletilmesini de yürüttü. TSK’nın Afganistan’da üstlendiği birçok görevden birisi de Afgan ulusal güvenlik güçlerinin bu ülkenin güvenliğini tek başına üstlenebilmesi için verdiği eğitimdir. Bu amaçla Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Kabil’de açılan Gazi Askeri Eğitim Merkezi’nde Afganlı astsubayların temel eğitimleri Türk askeri tarafından verilmiştir.

ISAF bünyesinde bugüne kadar 12 binden fazla Afgan personele Afganistan’da görev yapan Türk askeri yerinde eğitim verdi.[5]

ISAF kapsamında Türkiye: Biri Vardak’ta, diğeri ise Şibirgan/Cevzican’da olmak üzere Afganistan’da iki adet Bölge İmar Ekibi görevlendirmiştir.[6]

6 Ocak 2019’dan itibaren, Türk askerinin Afganistan’daki görev süresi iki yıl daha uzatılmıştır.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kamu Diplomasisi Faaliyetleri 3

Suriye

Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlayabilmek amacıyla askeri unsurlarını Suriye’ye sevk etmesiyle beraber dünya kamuoyunda Türk ordusu ve ordu nezdinde Türkiye’yi karalama kampanyaları başlatılmak istenmiştir. Ancak Türk ordusunun terör unsurları dışında sivil halkla olumlu iletişimi sağlayan uygulamaları propagandaları boşa çıkarttığı gibi TSK’nin geleneksel misyonuyla örtüşen sonucu doğurmuştur.

Resulayn’da Türk askerleri çocuklara çikolata ve şeker dağıtırken kadınlara ve yaşlılara yardım kolilerinin dağıtılmasında yardımcı oldu.[7] Askeri fırın ünitesinde pişirilen ekmeklerde yine askerler tarafından halka dağıtılmıştır.[8]

Türk askerinin görev yaptığı ülkelerde gerek barış koruma harekâtları gerek Sivil-Asker İş birliği faaliyetleri, Türkiye’nin temsiline ve Türk kültürünün tanıtımına ciddi olumlu katkılar sağlarken, savaş ve çatışma sonrası travmayı atlatmaya çalışan toplumlara düzen ve barışın sağlanmasında maddi ve manevi destek verilmesi, güçlü Türkiye imajını beslemektedir. Türkiye’nin, Bosna Hersek ve Kosova gibi tarihi ve kültürel bağları bulunan ülkelerin halklarına, TSK unsurlarının bu ülkelerdeki barışı koruma harekâtlarında görev almak suretiyle güvenliklerinin sağlanmasında verilen bu destek ortak tarihi hafızanın pekiştirilmesine de katkı sağlamaktadır. Afganistan’da ISAF’ta görev yapan diğer ülkelerin askerlerinin kışlaların dışına çıkamadığı, buna karşılık halkın Türk askerlerinin varlığından rahatsızlık duymadığı, hatta yardımcı olmaya çalıştığı söylentileri efsane haline gelmiştir.[9]

Bütün bu yazılanlardan sonra Türk dış politikasında genellikle kısıtlı imkânlar doğrultusunda adımlar atılmıştır. Bu adımlar uluslararası bir sistemi inşa edici ya da dönüştürücü mahiyette olmamıştır fakat daha özgül ve özerk politik stratejilerin uygulandığı dönemler olarak 1923-1938, 1939-1944, 1965-1970, 1974-1977, 2002 sonrasında ise parçalı olarak inişli çıkışlı dilimler gösterilebilir.

Uluslararası sistemdeki ABD hegemonyasının değişmesi veya en azından Türkiye’nin bu yapısal hegemonyadan farklı bir yapı geliştirmesi veya içinde yer alması gerekir. Son dönemlerde gelişen Türkiye-Rusya veya Türkiye-AB yakınlaşmaları, böyle bir durum değildir. Bir dönem uygulanmak istenilen Yeni Osmanlıcılık projesi, ancak bu coğrafya ve kültür ülkelerinin ABD hegemonyasından[10] farklı bir yapı oluşturmaları veya içine girmeleri ile mümkün olabilir ki, bugün için bunu söylemek mümkün değildir. Zira Yeni Osmanlıcılık kapsamındaki ülkelerin büyük çoğunluğu uzun zamandır ABD hegemonyası içinde yer almaya devam eden aktörlerden oluşmaktadır.

Türk dış politikasındaki medeniyet perspektifli dış politika anlayışının, mevcut uluslararası sistem yapısının gerektirdiklerinden farklı bir içeriğe ve hedefe sahip olması gerekir. Örneğin, Türkiye’nin dış politika uygulamaları, etrafındaki bölgelerde medeniyet değerlerine dayalı yeni, otonom ve farklı bir ekonomik, siyasal, kültürel ve stratejik düzen kurması ile sonuçlanabilirse, yapısal ve kalıcı ve bir dönüşüme yol açabilir.

Türkiye’nin iç ve dış politikasında medeniyet araçlarının kullanımı konusundaki eğilimlerin güçlendirilmesi gerekir. Türkiye’nin gerek iç ve gerekse dış politika sorunlarının, hem Batı medeniyeti hem de İslâm medeniyeti kaynaklı değerlerinin özgün bir şekilde buluşturularak ve kaynaştırılarak çözümünün sağlanması mümkündür.

Türk dış politikasında bir değişimin olabilmesi için, öncelikle iç politikanın bu yönde yeniden yapılandırılması ise kaçınılmazdır. İyi bir iç politika düzeninin şartları olan demokrasi, hukukun üstünlüğü, çoğulculuk, piyasa ekonomisi, insan hakları ve medeniyet değerleri, Türkiye’nin dış politikasına da paralel bir şekilde yansıtılmalıdır.

Türk dış politikasında medeniyet ve kültür değerlerine dayalı bir değişimin olabilmesinin diğer bir boyutu, ilgili medeniyetin ülkeleriyle sıkı bir iş birliği, dayanışma ve ortak anlayışlara dayalı kurumların geliştirilmesi gereğidir.[11]

Türk Silahlı Kuvvetleri, NATO standartlarında normalleşen sivil-asker iş birliği sürecinin sonucuyla birlikte etkin caydırıcı konumu, yerli teknolojilerden istifade oranını yükseltmesi ve bunların yanı sıra dış politikada karar verici unsur olmaktan ziyade, politika uygulayıcılarla uyumlu bir yumuşak güç vasıtası olarakta ülke içerisinde ve bölgede prestijini yükseltmektedir.

Onur DİKMECİ

Kaynakça

[1] Mehmetçik Kosova’nın Gözbebeği Oldu, Sabah, 11.04.2013

[2] Türk Askerinden Kosova’daki Lubijda Köyüne Anasınıfı Desteği, Akşam, 03.12.2018

[3] Kosova’da Türk Askeri Tek Tek Engelli Aileleri Ziyaret Edip Tekerlekli Sandalye Dağıttı, Hürriyet, 07.12.2018

[4] Barışın Güvencesi Mehmetçik Bosna Hersek’te, Silahlı Kuvvetler Dergisi, Sayı 413, 2012, s.60-61

[5] Türk Askerinin Afganistan Misyonu, NTV, 16.03.2012

[6] M. Güler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Barışı Destekleme Harekâtına Katkıları, Silahlı Kuvvetler Dergisi, sayı 413, 2012, s.7

[7] Mehmetçik Suriye’de 7’den 70’e Mazlumları Kucakladı, HaberTürk, 20.10.2019

[8] Milli Savunma Bakanlığı, 19.12.2019

[9] Hatice Doğan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kamu Diplomasisi Faaliyetleri, A.g.e, s.317-318

[10] Ya da İngiltere ve diğer güçler.

[11] Ayrıntılı bilgi; Ramazan Gözen, Türk Dış Politikasında Değişim Var mı?, Cüneyt Yenigün ve Ertan Efegil(ed.), Türkiye’nin Değişen Dış Politikası, 1.Baskı, Ankara, Nobel Kitap, Kasım 2010, s.32-33

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here