Zira dünya kamuoyunda çok sevilmese ve sıradışı hareketleri, söylemleriyle gündeme gelse de Trump döneminde Amerika Ekonomisi çok iyi seviyede. Hatta önemli bir kaç göstergede de tarihinin en iyi seviyelerine yakın durumda.

Trump’ın görevi devraldığı ilk 2 yıl boyunca 5 milyon kişi iş bulurken, eski başkan Barack Obama’nın son görev yılı olan 2016’da reel olarak %1.5 genişleyen ABD ekonomisi, Trump’ın ilk yılı olan 2017’de %2.2, geçen yılın ilk ceyreğinde %2.2, ikinci çeyreginde %4.2 ve üçüncü çeyreğinde %3.4 büyüdü.

Yılın son çeyregine yönelik büyüme rakamları henüz belli olmazken, 2018’in son aylarına dair veriler, büyümenin bu dönemde gücünü koruyacağına ve %2.8 seviyelerinde olacağına işaret ediyor. Uluslararası finans kuruluşları, son verileri ışığında ABD ekonomisinde 2018’de yıllık büyümenin %3’ün üzerinde gerçekleşeceğini öngörüyor.

Dünya’nın En Borçlu Ülkeleri

Son yayınlanan listeye göre Dünyanın en borçlu ülkeler listesine bakıldığında karşımıza çıkan liste;

ABD :       19 Trilyon 940 Milyar Amerikan Doları
Japonya :  11 Trilyon Amerikan Doları
Çin :         5 Trilyon Amerikan Doları
İtalya :     2 Trilyon 454 Milyar Amerikan Doları
Fransa :    2 Trilyon 375 Milyar Amerikan Doları

İlk 5’in bu şekilde sıralandığı listeye göre Dünya hükümetlerinin toplam borcu 63 Trilyon dolar. Bu sıralamada başı ABD çekerken onu Asya Ekonomisinin iki devi Japonya ve Çin takip ediyor.

Bu tablo Amerika, Çin ve Japonya’nın ekonomilerinin kötüye gittiği sonucunu çıkarsa da, aslında durum pek de öyle değil. Dünyada mevcut ekonomi sistemine göre özellikle belli bir çıtanın üzerindeki ülkelerde borcun fazla olması o ülkenin ekonomisinin canlılığının da bir göstergesi. Borç miktarı, bir nevi o ülkede piyasada dolaşan para miktarını gösteriyor ve ne kadar yüksek miktarda borç varsa o kadar canlı ve hareketli bir ekonomi vardır şeklinde yorumlanıyor.

Sıralamada zirvede yer alan Amerika’nın ise bunlara ek olarak farklı bir avantajı var. O da dünyada genel geçer kabul gören, hakim para biriminin Amerikan doları olması ve Amerika Merkez Bankası’nın sınırsız dolar basma yetkisini elinde bulundurması. Özellikle komplo teorisyenlerinin zaman zaman dile getirdiği gibi Amerikan Ekonomisi çok borçlu, pamuk ipliğine bağlı ve çökmesi çok kısa sürede olur görüşü ise pek gerçekci değil.

Öte yandan ABD Çalışma Bakanlığının verilerine göre ülke ekonomisi, 2017 yılı boyunca 2 milyon 200 bin kişiye iş sağladı. Söz konusu rakam, 2018 yılında %18 artarak 2 milyon 600 bin kişiye ulaştı. Bu veriler ışığında işsizlik Eylül 2018’de %3.7’ye gerileyerek son 49 yılın en düşük seviyesini gördü.

 

Trump döneminde yatırımlarda %11 artarak başarılı bir tablo çizdi ama Trump’ın dış politikası ise ülkesinin aksine Dünya ticaretine ve ekonomisine olumsuz yansıdı. Örneğin bu yansımaları en son geçtiğimiz yaz yaşanan Rahip Brunson kriziyle ülkemize yaptığı ekonomik hamlelerle bizde yaşadık.

Sonuç Olarak;

Eldeki veriler, Amerikan Ekonomisinin sanıldığı gibi çöküşe değil aksine dahada güçlü hale gelmeye başladığını gösteriyor. Ve borcun artması da büyüme gösteren ekonomilerde dezavantaj değil aksine avantaj olarak değerlendiriliyor. Medyada Trump için işler pek iyi gitmiyormuş gibi görünse de ekonomi alanında işini gayet iyi yaptığını söylemek yanlış olmaz.

KAYNAKÇA

www.iktibasdergisi.com “Hangi Ülkenin Ne Kadar Dış Borcu Var”
www.hurriyet.com.tr “En Borçlu Ülkeler Belli Oldu”
www.aa.com.tr “Amerikan Ekonomisinin Sayısal Göstergeleri”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here