Özet

Thomas More’un 16.yüzyılda kaleme aldığı Ütopya düşüncesi enformasyon çağında tekrar tartışılmaktadır. Ütopya 16.yüzyılda kaleme alındığında o günün devlet yönetimlerinin adaletsiz yönetimleri ile birlikte hırsızlık, yoksulluk, cinayet gibi toplumsal sorunların çok fazla olduğu ve kontrol edilemediği bir dönemde ortaya çıkmıştır. Bugün ise aynı sorunlar enformasyonun hızlı ilerleyişi, teknolojinin hiç olmadığı kadar hızlı olması 16.yüzyıldaki benzer sorunların sokaklarda değil sanal ortamda, internet ağları üzerinden oluşmasına sebebiyet vermiştir. Bilgi güvenliğinden siber güvenliğe, sansürün nasıl olması gerektiğinden düzenleyici otoritenin kim olacağına kadar uzanan tartışmalar yaşanmaktadır. Çalışmada 16.yüzyıl ütopyasının 21.yüzyılda nasıl bir ütopyaya dönüşeceği incelenmiştir.

Giriş

Ailenin temel yapı taşı olduğu düşüncesi ile kaleme alınan Ütopya, bireye dönük olarak hareket etmektedir. 21.yüzyılın birey odaklı yapısının, 16.yüzyılda aile odaklı bir yapı ile karşılaştırılması her iki düşüncenin de temellerinde değişim olduğunu gösterecektir. Devletlerin internet ütopyasına müdahale istekleri sanayi devrimi refleksleri ile gerçekleşmektedir. Başta Avrupa Birliği, NATO gibi uluslararası örgütler de en doğru müdahalenin ne olduğunu tartışmaktadır.

Etik ve ahlak kurallarını sağlayacak, devlet ve örgüt yapılarına en az zarar verecek şekilde nasıl bir hukuki yol izleneceği hala belirsizdir. Uluslararası Örgütler ise bu duruma müdahale için eğitimin en mühim yol olduğunu belirtmekte ve çeşitli düzenlemeler ile örgüt reflekslerini revize etmekteler. Uzun vadede sonuç verecek olan 21.yüzyıl yetkinliklerinin eğitimi bugünün suçlarına çözüm olmasa da gelecek dönemde yarar sağlaması hedeflenmektedir. Siber tehditlerin ve hibrit savaşların artması ile bu alana yönelen devlet ve uluslararası örgütler toplum-devlet güvenliğini sağlamak için çaba göstermektedirler. Devlet-toplum ilişkisi bugünden incelendiğinde çeşitli çıkarımlarda bulunmak mümkündür. İdeal devlet yapısı olarak tasarlanan Thomas More Ütopya’sı ile bir toplum yapısına dönüşen enformasyon ütopyası devlet-toplum iletişiminin çatlaklarını gösterecektir.

Thomas More Ve Ütopya Düşüncesi

Bilim, geçmişten gelen ve geleceğe giden olarak düşünülebilir. Çünkü bilim, birikimler üzerinden şekillenen bir üretim biçimidir. Thomas More 16.yüzyılda kaleme aldığı Ütopya düşüncesinde Antik Yunan filozofu Platon’un etkisi görülmektedir. Antik Yunan döneminin sosyal, kültürel ve yönetimsel yapısı 16.yüzyıla ışık tutmuştur. Platon’un İdeal Devlet düşüncesinden hareket ile Ütopya da More tarafından ideal bir devlet resmi çizmektedir. Ütopya, kelime anlamı olarak yok-ülke anlamında kullanılmıştır. İdeal bir toplum olması için tasarlanan Thomas More Ütopya’sı 300 mil bir adada 54 şehirden oluşmaktadır. Tasarlanan ülkenin bir örneği bulunmadığı için içerisinde çeşitli çelişkiler barındırmaktadır. Kendine yeten bir toplumun bir ada ülkesi olarak tasarlanmasının insanların savaşmayacağı ya da savaşa ihtiyaç duymayacağı düşüncesi üzerinden oluşmaktadır. Ancak halkın kendi hayatları tehlikede olduğunda şiddet ve zorbalık ile karşılık veriliyorsa savaşı da önermektedir. Bir ada olması sebebi ile 16.yüzyılda böyle bir oluşum çeşitli düzenlemeler gerçekleştirildiğinde işgal edilemez görülmektedir. Kendi gıda, güvenlik ve sosyal etkinliklerinde tamamen toplum içerisinde eşit paylaşım söz konusudur. Belirli konularda ise iş gücüne göre bölünmüştür. Ekonominin küresel hale gelmesi ile bir yatırım aracı olarak görülen altın ütopya içerisinde kölelere layık olarak görülmektedir. Ütopya o kadar sorunsuz ve mükemmel olacaktır ki değerli olarak görülen şeyler değersiz, değersizler ise değerli bulunacaktır.

Ütopya her ne kadar olmayandan bahsetse de çizgisi bir bakıma realisttir. Ütopya bağımsızlık olgusunun çok güçlü olmadığının izlenimini vermektedir. İçerisinde kendi halkının özgürlüğü için başka halkların köleleştirilmesi meşru görülmektedir. Ortak toplum bilinci ya da birleşik toplum bilinci üzerine bina edilmiştir. Burada bahsettiğimiz ortak ya da birleşik toplum bilincinin ilk argümanı herkesin birbirine sorumluluklar ile bağlı olmasıdır. Basit bir ritüel olarak gördüğümüz yemek kültürü Ütopya içerisinde halkevleri vasıtası ile toplumun her bir ferdinin birlikte olması için tasarlanmıştır. Toplum ferdi olarak belirtme sebebi ise halkevlerinde üretilen yemek işlerini köleler yapmasıdır. Topluma ya da sisteme dahil değil yalnızca sistem yardımcısı olarak görülmektedir. Ütopya’nın bireyin iyi olduğuna odaklı bir düşünce olduğunu belirtebiliriz. Ütopya düşüncesi günümüze getirdikleri ile özel mülkiyetin olmaması, olan mülkiyetin herkese ait olması ve insanın insanı büyük oran etkilemesi gibi durumlar bugünde kullanımdadır. İnsanın insanı etkilemesi ise 21.yüzyılda büyük bir yükselişe geçmiştir. Küresel ulaşım kapasitesi Dünya’nın bir ucundan diğer ucuna etkileşimi saniyelere indirgemiştir. Ortaya çıkan hız çeşitli problemleri de beraberinde getirmektedir.

Enformasyon Ütopyası Web 3.0

Yeni çıkan teknolojiler ve yeni oluşan fikirler hiçbir zaman çıktığı yerlerde kalmamaktadır. Yeni teknolojilerin çıkışı insanın ve toplumun güvenlik ihtiyacından ya da egemenlik isteğinden kaynaklanmaktadır. Doğa durumunu terk eden insan, ilk devletin oluşumu ile güvenlik, sosyal korunma ve benzeri ihtiyaçlarının düzenlenmesini belirli bir otoriteye bağlamıştır. Ortaya çıkan devlet yapısı ise dönemler içinde yönetim ve kuruluş esasları olarak çeşitlilik göstermektedir.

Thomas More’un ortaya koyduğu Ütopya düşüncesi bu çeşitliliğin 16.yüzyıldaki hayali konumundadır. 21.yüzyılın en değerli hakkı olarak görülen özel mülkiyet ve birey özgürlüğü 16.yüzyıl ütopyası ile enformasyon ütopyasının karşılaştırılmasına izin vermektedir. 1992/96 yıllarında ortaya çıkan, savunma sanayi ile başlayan internet yapısı bugün bireyselliğin en temel ögesi halini almıştır. 18.yüzyılda baş gösteren ağır sanayi eğilimi ve sonucunda gerçekleşen Sanayi Devrimi bugünkü haline gelmesi yaklaşık üç asır sürmüştür. Hali hazırda tam anlamı ile eşit bir zeminde olmayan sanayi üretimi son hali tarihinde ki en eşitlikçi zemininde bulunmaktadır.

1992 yılında atılım yapan internet ise bugünkü haline çeyrek asırda ulaşmıştır. Üç dönemde incelenen internet tarihi 1992/96 web 1.0, 2006 web 2.0 ve 2016 web 3.0 şeklindedir. İnsan-insan öğreniminden makine-makine öğrenimine kadar geçen süreç insan zihninin sınırlarını zorlayan bir durum halini almıştır. Yaklaşık 4.47 milyar insanın genel internet kullanıcısı olduğunu görmekteyiz. Dünya nüfusunun yarıdan fazlasının eriştiği internet ağı kontrol edilmesi ve denetlenmesi imkansız bir hal almaktadır. 1516 da Thomas More’un hayal ettiği ütopyanın temelleri dönemin İngiltere’sinde yoksulluk, hırsızlık ve cinayet gibi suçların yükselmesi düşüncesi için bir temeldir. Sokaklar için koyulmuş kanunlar ve insanların toplum içindeki kültürleri, yaşam biçimleri, inanış şekilleri üzerine hazırlanmış anayasa metinleri internet çağının gereksinimlerini karşılayamamaktadır. Etik, hukuki yaptırım, özgürlük gibi sınırları çizilemeyen internet ve sosyal ağlar gelecek yıllar içerisinde 1516 İngiltere’sinden çok daha kötü durumlara ev sahipliği yapacaktır. Devletler, egemenliğini koruduğu toplumların siber dünyada da koruması gerektiğini düşünmektedir. Bu koruma ise çok hızlı büyüyen internetin, bilinçsiz kullanımının hukuk, etik, ahlak ve özgürlük dengesinde tutulması ile olmak zorundadır.

Sonuç Yerine; Ütopya Düşüncelerinin Karşılaştırılması

İnsan doğasının kontrolü zor yapısı M.Ö olduğu gibi bugünde her yeni atılımda bir pürüz yaratmaktadır. Hemen hemen her atılım içerisinde iyi yönde ve kötü yönde olan insan doğası; hırsızlığı siber hırsızlığa, tacizi siber zorbalığa, düşünce özgürlüğünü bilinçsiz paylaşım özgürlüğüne dönüştürmüştür. Sanayi devrimi ile ortaya çıkan tek tip insan yetiştirme mantığı tamamen terk edilmek zorundadır. Bireysel egemenliğini ve bireysel özgürlüğünü sokaklarda yaşayamayan toplumlar sosyal ağlarda bu haklarını devletlerin, uluslararası kuruluşların ve birebir insanların üzerinde bilinçsiz, zarar verici biçimde kullanmaktadır. “18.yüzyıl yapısı ile hareket eden devletler bugünün ihtiyaçlarına cevap veremeyeceklerdir. 14.yüzyıl ile 17.yüzyıl arasındaki dönemde ortaya çıkan haberlerin incelenmesi yarım asır sürecektir. 17.yüzyıl ile 20.yüzyıl arasında bir asır sürecektir ancak 21.yüzyılın ilk çeyreğini incelemek üç asırdan daha uzun sürecektir.” Hızlı üretim ve tüketimin olduğu, kontrol otoritesinin bireyin zihni olduğunu bildiğimiz enformasyon dönemi kontrolsüzlüğün hüküm sürdüğü bir coğrafya olarak ilerleyişini sürdürmektedir. Anı yaşamak ile başlayan insan-insan öğrenmesi anı yakalamak ile devam etti. Bugünün ve gelecek yarım asrın anı yakmak üzerine kurulması her şeyi daha da zor hale getirmektedir. Anı yakmak bilgiyi, düşünceyi, hareketi tek tuş ile silmek hiç olmamış gibi davranma psikolojisi; yönetilmesi zor olan internet ve sosyal ağları kontrol edilebilmesini daha da zor bir hale getirmektedir. Yok-ülke olarak tasfir edilen Thomas More Ütopya’sı, daha önce eşi benzeri olmayan bir model olarak ortaya çıkmıştır. Ütopya; kontrol edilebilir, hak ve özgürlüklerin net bir biçimde çizildiği, özel mülkiyetin olmaması incelediğimiz web ütopyasının tersi bir görüntü sunmaktadır. İçerisinde çelişkiler barındıran Ütopya düşüncesi bir başka örneği daha olmadığı için işlerliğinin sorgulanmasına gerek duyulmamaktadır. Bugün ise hiç olmayacağı düşünülen web ütopyası birey odaklı, özel mülkiyet olarak sayılan sosyal medya hesapları ile suçun ve suçluların ortaya çıkarıldığı hukuki, etik ve ahlaki boyutlarını bilmediğimiz bir coğrafya halini almıştır. Dünya tarihinin en büyük icadı tarihin en büyük sorunu olmaktadır.

Kaynakça

Ilieva D. (2018). Fake News, Telecommunications and Information Security, International Journal “Information Theories and Applications”, Vol. 25, Number 2, 174-180.

Turan C. (2015). Açıklığın Yanılsaması: Dezenformasyon Çağımızın Kitle İmha Silahı mı? Akademik Bilişim Konferansı, 109-115.

Çelik S. (2018). Siber Uzay ve Siber Güvenliğe Multidisipliner Bir Yaklaşım, AcademicReview of Humanities and Social Sciences, Vol.: 1, Issue: 2, 110-119

Vanlıoğlu M. (2018). Siber Propaganda ve Dezenformasyon: Kitle Kaynaklı Troll Bilimleri, Uluslararası Kriz ve Siyaset Araştırmaları Dergisi, 2 (1), 206-235

Pernik P. (2014). Improving Cyber Security: NATO and the EU, RKK International Centre for Defence Studies, 1-18.

Oğuz C. (2018). İletişimde Yeni Bir Kavram: Medya Psikolojisi, Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, C. 2, Sayı 12, 87-108.

Görkem Ş. Y. (2018). Teknolojik Belirleyicilik, Minimal Etki ve Bilişsel Çelişki Kuramları Bağlamında Gerçek Ötesi Kavramı, Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt/Vol.: 19- Sayı/No: 1 (95-108).

. Ceyhan, A. İ. (2019). Dijital İletişim Çağında Siyasetin Dijitalleşmesi Üzerine Bir İnceleme: Post-Truth ve Dijital Siyasetin Sahte Haber Ekseninde Analizi. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Uluslararası Hakemli Dergisi, Prof. Dr. Alaeddin Asna Anısına Yeni Zamanlar ve Halkla İlişkiler Sempozyumu Özel Sayısı, 1- 17.

Bıçakçı, S. (2014). “NATO’Nun Gelişen Tehdit Algısı: 21. Yüzyılda Siber Güvenlik.” Uluslararası İlişkiler / International Relations, vol. 10, no. 40, 101–130.

Bıçakçı, S. (2012). “Yeni Savaş ve Siber Güvenlik Arasında NATO’nun Yeniden Doğuşu”, Uluslararası İlişkiler, Cilt 9 (34), 205-226.

NATO, NATO for 2030: United for a New Era, 25 Kasım 2020, https://www.nato.int/nato_static_fl2014/assets/pdf/2020/12/pdf/201201- Reflection-Group-Final-Report-Uni.pdf .

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here