2010 yılında başlayan Arap Baharı’nın etkisiyle birçok İslam ülkesinde yoğun çatışmalar etkisini göstermiştir. Bu İslam ülkeleri arasında Arap Baharı’nın etkisinin en yoğun şekilde hissedildiği ülke Suriye’dir. 2011 yılının mart ayında ortaya çıkan ve günümüzde de bir iç savaş olarak devam eden Arap Baharı’ndan etkilenen Suriye’de ekonomik, güvenlik, politik ve toplumsal etkiler başta bölge olmak üzere dünya genelinde varlığını hissettirmiştir.

2011 yılından beri devam eden çatışmalar sonucunda binlerce insan hayatını kaybederken milyonlarca insan da ülkesini terk etmek zorunda kalmıştır. Uluslararası toplumun Suriye meselesine başta seyirci olarak kalması bu sorunu daha da karmaşık hale getirmiştir. Uluslararası toplumun temel kaygısı başta bu sorunun kendilerine sıçramasını engellemeye çalışmak olmuştur.

Dış güçlerin çıkarları doğrultusunda tavır alması ve muhaliflerin bölünerek hareket etmeleri ile Suriye’de çatışmalar devam etmektedir. Çatışmalar sonucunda ülkesini terk etmek zorunda kalan milyonlarca Suriye’li başka ülkelere akın etmiştir.

Başta seyirci olarak kalınan bu göç meselesinde, dört yıl sonra Avrupa’ya göç etmeye çalışan Suriyelilerin Macaristan ve Makedonya sınırında yaşadığı trajedi ve Kanada’ya gitmek üzere yola çıkan ailenin çocuğu Ayla’nın kıyıya vurmuş cansız bedeni, bu mesele kapsamında tetikleyici rol oynamış ve uluslararası harekete geçirmiştir.

Suriyeliler

Ülkelerini terk etmek zorunda kalan Suriyelilerin en yoğun olarak göç ettiği bölgeler sınır komşuları olmuştur. Uluslararası toplumda sorun haline gelen göç meselesine ülkeler mültecilere yönelik politikalar izlemeye başlamıştır. Doğal sınır komşusu olan ve olmayan ülkelerin izlediği politikalar farklılık gösterirken sınır komşusu olan Türkiye, Irak, Ürdün ve Lübnan da kendi içlerinde farklı politikalar izlemiştir.

İzledikleri politikaları farklı kılan noktalar da başta Suriye ile olan ortak sınır uzunlukları, göç hareketi ile kaç Suriyeli barındıracakları ve siyasi, ekonomik durumları nedeniyle insani sorumluluklarını nasıl belirleyecekleri olmuştur.

Türkiye’nin Yaklaşımı

Türkiye’nin yaklaşımını değerlendirmek için öncelikle Türkiye’de yaşayan Suriyeli mülteci sayısına bakmakta fayda var. Suriye’den güvenlik nedeniyle ilk göç hareketi 29 Nisan 2011 tarihinde 252 Suriyelinin ülkeye girişi ile başlamış ve Türkiye açık kapı politikası çerçevesinde günümüzde bu sayı 3 miyon 639 bin olmuştur.

27 Temmuz 2019 tarihinde İç İşleri Bakanlığı Göç İdaresi tarafından, Türkiye’deki biyometrik verileriyle kayıt altına alınan Suriyeli sayısı açıklandı. Verilere göre haziran ayına farkla 25 bin 640 kişi artarak toplam 3 milyon 639 bin 284 kişi oldu. Türkiye’deki Suriyelilerin %46, 38’ü 0-18 yaş aralığındadır. Genç nüfus olarak tanımlanan 15-24 yaş aralığında 819 bin 60 kişi bulunuyor.

Suriyeli genç nüfusun toplam Suriyeli sayısındaki oranı %22,56. Türkiye’nin genç nüfus oranı ise %15,8’dir. Ayrıca Suriyelilerin yaş ortalaması 22,5’tir. Verilere göre Suriyeli erkeklerin sayısı kadınlardan 300 bin 615 kişi daha fazla olup, en büyük fark, 88 bin 153 kişi ile 19-24 yaş aralığındadır.

Bununla birlikte şehirde yaşayan Suriyeli sayısı %97,15’tir. Şu an için sadece Adana, Çanakkale, Diyarbakır, Elâzığ, Gaziantep, Hatay, Kayseri, Kocaeli, Mardin, Tekirdağ, Şanlıurfa ve Kilis illerine yeni Suriyeli kaydı alınıyor. Bu şehirler dışında kalan yerlerde ise ciddi sağlık sorunları, evlenme ve yeni doğumlarda kayıt alınabiliyor. Yeni kayıt alınan iller Göç İdaresi tarafından periyodik olarak değiştiriliyor. İstanbul ise Suriyeli alımına kapalıdır.

Türkiye, Suriyelilerin ülkeye girişi ile açık kapı politikası izlemekte olup, insani diplomasi politikası ile diğer sınır komşularına oranla farklı politika izlemiştir. Ayrıca Ürdün ve Lübnan’a sığınan Suriyelilerin ihtiyaçlarının giderilmesinde BMMYK öncü rolü üstlenirken, Türkiye bunu öncelikle kendi kurumsal altyapısı ile sağlamaya çalışmıştır. Başta AFAD olmak üzere kurumlar mültecilerin kamplara yerleşmesini sağlamış ve temel ihtiyaçlarını gidermiştir.

Suriye sorununun biteceği beklentisi ile Türkiye gelenleri Hatay çevresinde kurulan çadır kentlere yerleştirmiştir. Bu beklentiden dolayı Türkiye, Mültecilerin Statüsüne İlişkin Konvansiyosunu’na koyduğu çekince nedeniyle Suriye’den gelenlere mültecilik hakkı verememiş bu yüzden uluslararası hukukta karşılığı olmayan misafir olarak tanımlamıştı.

2011 yılının Ekim ayında Suriyelilere geçici koruma statüsü veren Türkiye, bu kapsamda açık kapı politikası, geri göndermeme ilkesi ve gelen kişilerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasını uluslararası hukuk çerçevesinde Suriyelilere bir yönden garanti etmiştir. Türkiye’nin Suriye sorununun insani boyutuna ilişkin tecrübe birikimi ile şekillendiğinin bir göstergesi de İç İşleri Bakanlığı tarafından kurulan Göç İdaresi Genel Müdürlüğü olmuştur.

Bununla birlikte Kobani saldırılarının artmasıyla Türkiye’ye büyük bir göç akını olmuştur. Yoğun şekilde yaşanan Suriyelilerin Türkiye’ye girişinde kayıtların yapılması ve yerleştirilmesinde sorun yaşanmamıştır.

Suriyelilere yönelik yapılan harcamalar göz önüne alındığında Türkiye’nin insani diplomasi politikası daha da ön plana çıkmıştır. Türkiye birçok harcamayı kendi öz kaynağından yapmıştır. Başta AFAD olmak üzere Kızılay, belediyeler ve diğer kuruluşlar ana rolü üstlenmiştir.

2016 yılında Türkiye tarafından başlatılan Fırat Kalkanı ve 2018 yılında başlayan Zeytin Dalı harekâtı kapsamında temizlenen bölgelere insani yardım yapılmış başta temel ihtiyaçlar giderilmek üzere gerekli altyapıların sağlanması devam etmiştir. Günümüzde son dönemlerde Suriyelilere yönelik sosyal medya üzerinden yürütülen kışkırtmayı devlet önlemeye çalışmış ve hala insani diplomasi yaklaşımını bırakmamıştır.

Irak’ın Yaklaşımı

Sınır komşularına yapılan göçler göz önüne alındığında Irak en az göç alan ülke konumundadır. BMMYK’nın 31 Mart 2018 verisine göre Irak’a göç eden Suriyeli sayısı 248 bin 382’dir. Irak’a yapılan göçler diğer komşu ülkelere oranla birinci yılın sonrasında gerçekleşmiştir. Ayrıca Irak’ın yaşadığı hükümet istikrarsızlığı nedeniyle diğer komşu ülkelerine nazaran açık kapı politikası uygulamamıştır.

Başlarda Bağdat yönetimi Suriye’den gelen mülteciler için Rabia ve Al Kaim sınır kapılarından alarak inşa edilen kamplara yerleştirme kararı alsa bu durum çok uzun sürmemiştir. Acil insani durumlar harici sınırlarını Suriyelilere kapatmıştır. Irak’a yerleşen Suriyelilere kamp dışında çalışma hakkı verilmemiş ama temel hizmetlerden faydalanma hakkı tanımıştır. Irak’a yapılan göçler içinde etnik ve kültürel yakınlıkların etkisi de bulunmaktadır.

Irak’a göç eden Suriyelilerin %96’sı Kuzey Irak’a göç etmiştir. Bununla birlikte IKYB’nin Bağdat yönetimine oranla esnek bir mülteci politikası izlemesinde etnik kökenin olması ve kültürel yakınlığında etkisi olmuştur. Esed rejiminin Sünni Araplar üzerindeki baskısı sonucu sonucu da Irak’a göç yaşanmıştır. Yaşanan bu göçte aşiretsel akrabalık ilişkisine sahip olmasının etkisi büyüktür.

Kısacası Irak’a gerçekleşen göç politikasında iki farklı yaklaşım gerçekleşmiştir. Bunlardan biri, Bağdat yönetiminin sınır kapısını açarak ev sahipliği yapmayı düşünse de bunu uygulamayışı, diğeri ise, IKBY merkezli açık kapı politikasının uygulanmasıdır.

Lübnan’ın Yaklaşımı

Lübnan Suriye’ye komşu olan diğer ülkelere göre, Suriyelilere yönelik uyguladığı politika farklı olmuştur. Buna sebep olarak kendi içinde yaşadığı birtakım sorunlar ve hükümet kuramama sorunu eklendiğinde politika uygulamasını güç hale getirmiştir. BMMYK’nın 2018 mart ayı verilerine göre Lübnan’daki Suriyeli sayısı 991 bin 165’tir. Lübnan başlarda açık kapı politikası izlemiştir. Hizbullah’ın Suriye’deki iç savaşın bir tarafı haline gelmesiyle Beyrut yönetimi çokta sistemli bir politika izleyememiştir.

Lübnan’a sığınan Suriyelilerin kayıt işlemi BMMYK tarafından gerçekleştirilmiştir. Buna ek olarak uluslararası kuruluşların saha çalışmasında yaptıkları görüşmelerde Lübnan’daki kayıtlı Suriyeli sayısının BM kayıtlarının üzerinde olduğu ifade edilmiştir.

1948-49 yılında yaşanan Arap- İsrail savaşıyla da Lübnan’a geçici olarak yerleşen Filistinliler hala orada yaşamaktadır. Bu yüzden Lübnan’ın yaşamış olduğu tecrübeler insani boyut olarak politikalarını da şekillendirmiştir. UNWRY’a göre Suriye sorununun başlamasından önce Lübnan’da toplam 500 bin Filistinli yaşamaktadır. Bu faktör Lübnan’ın iç ve dış siyasetini önemli ölçüde etkilemiştir. Geçmiş yıllarda Suriye’nin Lübnan ekonomisi ve siyaseti üzerinde etkisi de Suriye’de yaşanan gelişmelerin Lübnan’ı farklı etkilemesine sebep olmuştur.

Lübnan geçmiş yıllardaki Filistin tecrübesi ve kırılgan siyasi yapısı nedeniyle Suriyelilere yönelik pekte sistematik bir politika izlememiştir. Lübnan’ın diğer komşu ülkelere oranla daha fazla olumsuz şartlara sahip olan ülke diyebiliriz. Beyrut göç dalgasının başından beri Suriyeli mültecilere yönelik kamp kurmama politikasını izlemiş, 2014 yılının Ekim ayının itibariyle de ayrıca sığınma amaçlı gelen Suriyelileri kabul etmeyeceğini açıklamıştır. Sonuç olarak Lübnan’ın izlediği politikanın etkili olmadığını söyleyebiliriz.

Ürdün’ün Yaklaşımı

Komşu ülkeler içerisinde Ürdün’de Lübnan gibi Filistinli mültecileri tecrübe edinmiştir. Geçmiş yıllarda oluşan bu tecrübesi ve uyguladığı politika bakımından Türkiye’den sonra mülteci meselesine sistematik politika uygulayan ikinci ülkedir.

Amman yönetiminin en büyük avantajlarından biri BMMYK ile iş birliği içerisinde olması ve çatışmanın daha az olduğu bölgede konumlanmış olmasıdır. BMMYK 2018 verilerine göre Ürdün’de yaşayan Suriyeli mülteci sayısı 662 bindir. Ürdün ilk başlarda Suriyelileri kamplara yerleştirmiştir. Ürdün’de toplam 4 tane mülteci kampı bulunmaktadır. Bunlar; ez-Za’teri, el-Ezrak, Ürdün-B.A. E ve el-Rakban- el-Hadlat kamplarıdır.

Göçün ilk başlarında mültecilerin kaydı yapıldıktan sonra Mafraq ilinin ez-Za’teri kampına yerleştirilmiştir. Ez-Za’teri, el-Ezrak ve Ürdün-B.A. E kamplarında yoğunluktadır. Kayıtlar BMMYK tarafından yapılmıştır. İhtiyaçların bir kısmı BMMYK tarafından karşılansa da yeterli değildir bu sebeple kampta yaşayan mülteciler çalışma hayatına yönelmişlerdir. Kamp dışında yaşayan mültecilerin istihdamı ise sektöre göre değişkenlik göstermektedir.

Bununla birlikte kampta yaşayan mültecilerin sorunları ve şikayetleri bulunmaktadır. Mültecilere göre dayatılan yasalar zamanla faydalı şekilde kullanılmasına engel teşkil etmiştir. Ez-Za’teri kampında yaşayan mülteciler hayat koşullarının uygun olmadığı sebebiyle evlerine geri dönmek istemektedir.

Kamplar çadır kent şeklinde kurulmuş olup, başta temel ihtiyaçlar olmak üzere ihtiyaçların giderildiği ve ticari merkezleri de kapsamaktadır (temel ihtiyaçların alım-satımı, berber, market vb.). Kamplarda yaşayan mültecilerin temel şikâyeti ve sıkıntısı elektrik su ve hastanedir. Ürdün, Lübnan’ın aksine kamp kuramama sorunu yaşamamıştır.

Sonuç Olarak;

Suriye’ye komşu devletlerin uyguladıkları politikaları göz önünde bulundurduğumuzda buradaki en büyük yükü Suriyeli mülteciler taşımaktadır. Komşu ülkelerin bulunduğu siyasi, ekonomik vb. sorunlardan dolayı uyguladıkları politikalar da kendi içlerinde çeşitlenmiştir. Komşu ülkeler arasında Türkiye en çok mülteciye sahip ülke konumunda olup uyguladığı politikayı en iyi şekilde yürütendir. Çünkü Türkiye Suriye sorununun başından beri hem siyasi hem de güvenlik açısından sorunu çözmeye gayret göstermiştir.

İnsani boyut açısından ele alındığında Türkiye haricindeki komşu ülkelerin politikalarında sınırlamaya gittikleri görülmüştür ki belirtmek gerekirse de bu kısıtlamalar ülkelerin içlerinde bulunduğu siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunlardan dolayıdır. Suriyeli mülteci meselesinin yanı sıra, yaşanan iç çatışmanın güvenlik, sosyal ve siyasi etkilerini komşu ülkelerde farklı şekillerde görmekteyiz.

Filistinli mültecilerden dolayı Ürdün ve Lübnan’ın mülteci tecrübesi olsa da en önemli kilit rolü Türkiye sağlamıştır. Ürdün Türkiye’den sonra profesyonel şekilde politikasını uygulamış lakin Irak ve Lübnan mülteci politikasının insani boyutuyla ilgilenirken diğer sorunları görmezden gelip politikalarını buna göre şekillendirmiştir.

KAYNAKÇA

Türkiyedeki Suriyeli Sayısı Ağustos 2019

https://dergipark.org.tr/download/article-file/528395http://data2.unhcr.org/en/

http://www.unrwa.org/where-we-work/lebanon

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-43284208

https://dergipark.org.tr/download/article-file/417500

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here