https://www.diplomatikstrateji.com/suriyede-siyasal-cozum-arayislari

GİRİŞ          

Arap Baharı gösterilerinin Suriye’ye sıçraması kanlı bir iç savaşa yol açtı. Mart 2011 tarihinden beri Suriye’de devam eden iç savaş, bölgede yüzbinlerce insanın hayatını kaybetmesine sebep oldu. Suriye’de yaşananlar; Türkiye, Rusya, ABD ve İran başta olmak üzere birçok aktörün içinde bulunduğu çok bilinmeyenli bir denklem özelliğindedir.

Savaşın başladığı dönemde ABD ile ortak hareket eden ve sivillerin güvenliği konusunda en fazla hassasiyet gösteren ülke Türkiye olmuştu. ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde oluşturmaya çalıştığı terör koridoruna Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı ile dur diyen Ankara Suriye’deki en etkili aktörlerdendir. 2011’den bu yana 4 milyona yakın Suriyeli ’ye kapısını açan Türkiye’nin birinci önceliği sorunların siyasal yollardan çözülmesi haline gelmiştir.

 

İlk Girişimler:

Suriye savaşının siyasal yöntemlerle çözülmesi sadece Türkiye için değil uluslararası camia için de temel amaç haline gelmiştir. Bu amaçla ilk olarak 2011 yılında KOFİ ANNAN BARIŞ PLANI hazırlandı. Çatışmaların durması, sivillerin güvenliğinin sağlanması ve Suriye’de sorunların gruplar arasında müzakereler yoluyla çözülmesi amaçlansa da bu plan başarılı olamadı.

30 Haziran 2012 tarihinde ise Cenevre’de uluslararası bir zirve Suriye için toplandı. İngiltere, ABD, Rusya, Çin, Fransa, Irak, Katar, Kuveyt ve Türkiye başta olmak üzere birçok ülkeden temsilci bu zirveye katıldı. Toplantının sonunda açıklanan bildirgede Suriye’de bir geçiş hükümetinin kurulması amaçlanmıştı. Lakin Suriye rejiminin buna sıcak bakmadığı çok geçmeden anlaşıldı ve 1. Cenevre Zirvesi hükümleri hayata geçemedi.

2014 yılının ocak ayının sonunda ise yine Cenevre’de 2. Uluslararası zirve Suriye için toplandı. Bu zirvenin birincisinden farkı muhaliflerin en teşkilatlı yapısı olan Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonunun (SMDK) da zirveye katılmasıydı. Bu zirvede de tıpkı ilkinde olduğu gibi geçiş hükümetinin kurulması ve silahların susması amaçlansa da sahada sonuç alınamadı.

 

2011 yılından 2016’ya kadar geçen sürede bölgede rejim karşıtı koalisyonda yer alan Türkiye içeride ilginç bir gelişmeye sahne olmuştu. 15 Temmuz 2016’da Türkiye’de yaşanan darbe girişimi Ankara’nın Washington ile arasını açan ilk olaydı. Suriyeli mültecilerin yükü ve savaşın Türkiye’de yarattığı etkiler Ankara’nın Rusya ve İran ile temasa geçmesinde bir diğer faktördü. Çatışmaların biran önce durmasını hedefleyen Dış İşleri bakanlığı harekete geçerek Moskova’da İran ve Rusya’nın temsilcileriyle buluştu. Bu görüşmenin ardından 20 Aralık 2016’da Suriye’de ateşkesin sağlandığına dair açıklamalar geldi. Bu görüşmenin üzerine   Türkiye, Rusya ve İran Suriye’deki çatışmaların son bulması adına garantör ülke yükümlülüğünü kabul etti. Terörle ortak mücadele yönündeki ilk ciddi açıklama da bu görüşme sonrası açıklandı.

1.Astana Zirvesi

 

Türkiye, İran ve Rusya’nın temsilcileri 23 Ocak 2017 tarihinde Kazakistan’ın başkenti olan Astana’da Suriye sorunu üzerine bir araya geldi. Garantör ülkelerin Suriye’deki ateşkesi tekrardan vurguladığı zirve hem uluslararası camiaya hem de Batı ittifakına da bir mesaj içermekteydi. 1. Astana zirvesinin en önemli yanlarından birisi hem rejimin hem de muhalif güçlerin temsilcilerinin bu görüşmeye katılmasıydı. Zirve her ne kadar sert tartışmalarla geçse de Suriye krizinin siyasal yöntemlerden çözülmesi açısından önemli bir gelişmeydi. Zirvenin sonuç bildirgesinde şu ilkeler vurgulanmaktaydı:

  • Suriye’nin çok mezhepli ve çok etnik kimlikli toplumsal yapısının sürdürülerek toprak bütünlüğünün korunması.
  • Sorunların askeri değil siyasal yöntemlerle çözülmesi için çaba gösterilmesi.
  • Ateşkesin devam ettirilmesi ve bu ilkeye sadık kalınıp kalınmadığının denetlenmesi.
  • Işid ve El Nusra başta olmak üzere radikal silahlı gruplara karşı ortak mücadele.

1.Astana zirvesinden sonra devam eden zirveler 7. Astana Zirvesi’ne kadar sürdü. Astana zirvelerinde temel esas terörle ortak mücadele ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması oldu. Bu zirvelerin bir diğer önemli yanı Suriye’de çatışmasızlık bölgesinin oluşturulma ve ortak gözlem güçlerinin kurulmasıydı. Bir diğer önemli çalışma ise yaralıların tedavi edilebilecek ortamların hazırlanılması ve tutukluların karşılıklı olarak serbest bırakılması üzerine oldu.

 

1.Soçi Zirvesi

Suriye krizine yönelik gerçekleştirilen siyasal çözüm arayışlarından hiç şüphesiz en önemlilerinden biri 1. Soçi zirvesidir. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan,  İran lideri Hasan Ruhani ve Rusya Devlet başkanı Putin Rusya’nın Soçi kentinde 22 Kasım 2017 tarihinde bir araya geldi. Liderlerin uluslararası kamuoyuna samimi ve yakın görüntüler verdiği zirve Türkiye, Rusya ve İran’ın bölgedeki oyun kurucu pozisyonunu da vurgular nitelikteydi. Zirvenin bir diğer önemli yanı liderlerin yaptığı açıklamalar ve bu açıklamaların bölgesel dengeleri yeniden şekillendirmesiydi.

Rusya devlet başkanı Putin, Suriye’de meşru bir seçim yapılmasını arzu ettiğini belirtti. Sorunların uzun vadede çözülebilmesi için tarafların taviz vererek uzlaşması gerektiği yönündeki açıklama da Putin’in sözleri arasındaydı.

Ruhani ise Suriye’deki tarafların uzlaştırılması konusunda çalışmalar yapılması gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri de Ruhani’yi destekler nitelikteydi. Erdoğan ayrıca terörle mücadele konusunda Türkiye’nin bütün güçleri ile çalıştığını ve bölgede hiçbir terör oluşuma müsaade edilmeyeceğini vurguladı.

  1. Soçi zirvesinin sonuç bildirgesinde şu esaslar öne çıkmaktaydı:

 

  • Suriye’de muhalefetin ve rejimin de katılacağı ulusal bir kongre düzenlenmesi.
  • Yeni bir anayasa hazırlanması için bir komitenin kurulması.
  • Ülkenin yeniden inşa edilmesi için uluslararası camianın yardımda bulunması.
  • Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve terörle ortak mücadele.

 

  1. Soçi zirvesinin ardından garantör ülkelerin temsilcileri Ankara ve Tahran’da  tekrar buluştu ancak bu görüşmeler devlet başkanları düzeyinde gerçekleşmedi. Bu görüşmelerde önceki zirvelerde alınan kararların uygulanmasının denetlenmesi ve teknik konular görüşüldü.

 

         Tahran Zirvesi

Tıpkı Soçi zirvesinde olduğu gibi Erdoğan, Ruhani ve Putin’in katıldığı zirve 7 Eylül 2018 tarihinde İran’ın başkenti Tahran’da yapıldı. Zirvede en önemli konu hiç şüphesiz İdlip’teki durumdu. Hatay’ın hemen güneyinde yer alan İdlip bölgesi birçok farklı grubun kontrolü altına geçmiş bir durumdadır. Türkiye’nin İdlip üzerindeki temel stratejisi bölgeye operasyon yapılmaması ve yeni bir göç dalgasının oluşmaması üzerineydi. Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan İdlip’te yeni acıların yaşanması ve sivillerin can kaybına uğramadan sorunların siyasal yöntemlerle çözülmesi gerektiğine vurgu yaptı. İran lideri Hasan Ruhani’nin sözleri de Erdoğan’ı desteklemekteydi. Sivillerin zarar görmemesine vurgu yapan Ruhani garantör ülkelerin işbirliğinin sürdürülmesine de vurgu yaptı.

Zirvenin Türkiye açısından en önemli yanı bölgeye yönelik gerçekleştirilecek operasyonun durdurulması/ ertelenmesiydi. Yeni bir göç dalgasının Türkiye üzerine getireceği yükün farkında olan Ankara İdlip’te kazananlar arasındaydı. Tahran zirvesi sonucu açıklanan 12 maddelik bildirinin en önemli maddeleri ise şunlardı:

  • Suriye’nin toprak bütünlüğünün vurgulanması ve egemenliğinin korunması.
  • Radikal silahlı örgütlere karşı ortak mücadelenin sürdürülmesi.
  • Suriye sorununun siyasal yöntemlerle çözülmesinin vurgulanması.
  • Anayasa komitesinin kurulması yönündeki çalışmaların hızlandırılması.
  • İnsani yardımların sürdürülmesi ve sivillerin can güvenliğinin teminat altına alınması.
  • Suriye’ye geri dönmek isteyen mülteciler için gerekli çalışmaların yapılması.
  • Rusya’da yeni bir zirve için tekrardan buluşulması.

 

         Son Zirve: Soçi

 

Garantör ülkelerin liderleri olan Erdoğan, Putin ve Ruhani Rusya’nın Soçi kentinde 14 Şubat 2019 tarihinde yeniden bir araya geldi. Türkiye, Rusya ve İran arasında yapılan zirvelerin sonuncusu olan Soçi görüşmesi garantör ülkelerin işbirliğinin sürdürülmesi açısından oldukça önemliydi. Zirve ayrıca ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturulması üzerine yaptığı açıklamaya da bir cevap niteliğindeydi. Bu zirve; Türkiye, Rusya ve İran’ın dahil olmadığı hiçbir çözümün hayata geçirilemeyeceği yönünde uluslararası kamuoyuna verilen bir mesaj niteliğindeydi.

Zirvede Putin,  İdlip bölgesindeki radikal grupların saldırılarının karşılıksız kalmayacağını vurguladı. Türkiye ve Suriye rejimi arasında yapılma ihtimali olan bir görüşmeye Rusya’nın tam destek vereceği de Putin’in ifadeleri arasındaydı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Fırat’ın doğusundaki YPG-PKK oluşumuna vurgu yaptı. PKK’nın bölgeden tam anlamıyla temizlenmeden hiçbir sorunun çözülemeyeceği Erdoğan’ın açıklamaları arasındaydı.

İran cumhurbaşkanı Ruhani ise İdlip’in biran önce temizlenmesi gerektiğini ifade etti.

Zirvenin sonuç bildirgesinde tıpkı geçmiş zirvelerde olduğu gibi Suriye’nin toprak bütünlüğün korunması ve sorunların siyasal yöntemlerle çözülmesi vurgulandı.

 

 

Sonuç

 

         2011’den beri uluslararası kamuoyunu meşgul eden Suriye meselesi üzerine yapılan zirveler sorunların çözülmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Türkiye’nin ulusal çıkarları doğrultusunda İran ve Rusya ile ortak hareket etmesi pragmatik dış politikaya iyi bir örnek teşkil etmektedir. Bu zirveler kendisine YPG-PKK’yı öncelikli tehdit olarak algılayan Ankara’nın yapmış olduğu askeri operasyonları tamamlar niteliktedir. Türkiye’nin temel Suriye stratejisi yeni çatışmaların ve dolayısıyla yeni göç dalgalarının engellenmesidir. Bu doğrultuda hareket eden Ankara, sahada aktif olarak hareket etmekte ve başat aktörlerden birisi olarak rol almaktadır.

İran ve Rusya’nın Türkiye’yi ABD ittifakından uzaklaştırıp kendi yanlarına çekme çabaları da bu zirvelerin bir diğer sonucudur. Bölgede askeri olarak da bulunan Türkiye, Suriye sorununun çözümünde dışlanamayacak bir aktördür. Bunun farkında olan Moskova ve Tahran’ın bu zirvelere sıcak bakması da oldukça doğaldır. Türkiye’nin Suriye sorununun çözümündeki bir diğer önemi ise meşru Suriye muhalefetinin temsilcisi olmasından kaynaklanmaktadır.

Bölgede bu 3 garantör ülkenin işbirliği önümüzdeki süreçte de devam edecektir…

HARİTA KAYNAĞI: http://www.suriyegundemi.com

 

Kaynakça:

http://www.aljazeera.com.tr/dosya/ilk-cenevreden-bugune

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-38377569

https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-38741741

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-42079600

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/son-dakika-soci-zirvesinin-sonuc-bildirgesi-aciklandi-40726524

https://www.sabah.com.tr/gundem/2018/09/07/tahranda-tarihi-idlib-zirvesi-ruhaniden-onemli-aciklamalar

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-47237716

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here