Suriye sorunu ve bu sorunun nasıl çözüleceği son dönemde en çok tartışılan konular arasında yer almaktadır. Bu yazımızda Suriye’de  gerçekleşme ihtimali olan 4 senaryoyu inceleyecek; bölgesel ve küresel aktörlerin Suriye’deki pozisyonlarını, rejimin gelecekteki varlığını ve en önemlisi yaşanacak gelişmelerin Türkiye’ye olan etkilerini reel-politik esaslara dayandırarak tartışacağız…

Senaryo: Türkiye’nin Bölge’de Kalması

ÖSO ile ortak hareket eden TSK’nın bölgede kalıp kalmayacağı ise en çok tartışılan konular arasında. Ankara’dan yapılan açıklamalar Türkiye’nin bölgede sadece terörle mücadele amacıyla konuşlandığını ve kalıcı olmadığını söylese de konjonktürel realite bununla çelişiyor. Zira Türkiye’nin bölgeden çekilmesiyle birlikte  Suriye’nin kuzey hattında terör faaliyetlerinin artması ve bu alanlarda muhalifler ile rejimin karşı karşıya gelmesi ve dolayısıyla iç savaşın yeniden şiddetlenmesi gibi ihtimaller ortaya çıkacaktır.

Bu durum da Türkiye’nin 2016’da başlattığı operasyondan bugüne kadar olan bütün çalışmalarını boşa çıkaracak üstelik iç savaşın yeniden şiddetlenmesiyle birlikte mülteci sorunu ile tekrardan karşı karşıya gelmesine sebep olacaktır. Suriye’nin kuzeybatısında coğrafi olarak küçük lakin jeo-stratejik olarak oldukça önemli bir alanı De Facto olarak kontrol eden TSK’nin bölgede uzun vadede kalıcı olması hem sınır güvenliği hem de terörle mücadele açısından Türkiye lehinedir. Fakat uzun vadede De Jure esaslara dayanmaması durumu ise Ankara’yı bir takım sorunlarla karşı karşıya getirecektir.

Bu sorunların en başında ilerleyen dönemlerde BMGK’dan bölgedeki bütün yabancı  unsurların çıkması gibi bir kararın alınması ihtimali geliyor. BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi olan ABD, RUSYA, ÇİN, FRANSA ve İNGİLTERE’nin ortak hareket ederek böyle bir kararı çıkarma ihtimali bir hayli yüksek. Bu durum karşısında Türkiye’nin neler yapabileceği ise önümüzdeki süreçte Ankara’nın sahip olacağı ekonomik, siyasal ve stratejik parametrelere bağlı olarak değişiklik gösterecektir.

Türkiye’nin ekonomik krizi aşması halinde Suriye’de bir müddet daha kalabilmesi ihtimali bir hayli yüksek gözüküyor. Ankara’nın son dönemde Moskova ile olan yakınlaşması da Türkiye’nin bölgede ABD hegemonyasına karşı bir denge kurmasında ve teraziyi bölge ülkeleri lehine çevirmesinde etkili oldu.

İran Faktörü

Türkiye’nin, Suriye’de uzun dönem kalmasına karşı tepki gösterebilecek bir diğer ülke olan İran’da ise işler pek iç açıcı değil. Son dönemde brent petrol fiyatının 50 dolara kadar düşmesi ve ABD’nin uyguladığı ekonomik ambargo İran ekonomisine derin yaralar açtı. Önümüzde süreçte yönünü daha çok iç politikaya çevirmek zorunda kalacak olan İran yönetiminin Türkiye’ye karşı eli bir hayli zayıfladı.

Her ne kadar İranlı milisler Suriye’nin güney kesimlerinde konuşlansa da bu birliklerin bölgenin kuzeyine hareket etmesi ve doğrudan Türkiye ile karşı karşıya gelme olasılığı bir hayli düşük.  1821-1823 savaşlarından beri Türkiye  ile ( Osmanlı dahil) en küçük bir çatışma dahi yaşamayan İran’ın askeri olarak Türkiye’yi karşısına alabilme ihtimali sıfıra yakın.

Bölgede muhalif unsurları büyük ölçüde tek çatı altında toplayarak lejyoner ordular kuran Türkiye’nin elindeki kartlar bir hayli güçlü. Özellikle ÖSO altında oluşturulan tugayların bölgede askeri alanda ön planda kullanılması hem Fırat Kalkanı hem de Zeytin Dalı Operasyonu’nda etkisini gösterdi. Bu unsurların Türkiye’ye olan bağlılığının devam etmesi gelişmeleri Ankara lehine devam ettirecektir. Ayrıca TSK’nın bölgedeki varlığını güçlendirecektir.

Bölge halkının Türkiye’nin varlığından memnuniyeti ise TSK’nın bölgedeki meşrutiyetini güçlendiren bir diğer faktör oldu. Savaş boyunca aksayan eğitim, sağlık, ulaşım ve güvenlik olmak üzere başlıca insani ihtiyaçların son dönemde yapılan operasyonlar sonunda normalleşmesi bölge insanının Türkiye’ye olan bakış açısını olumlu yönde etkiliyor.

Türkiye’nin uzun vadede Suriye’de kalması her ne kadar bir takım zorlukları ve engelleri beraberinde getiriyor. Fakat bölgenin güvenliği hem de terörle mücadele açısından  Türkiye için zaruri bir durum olarak öne çıkıyor. TSK’nın Suriye’de ne kadar süre kalacağı ise büyük ölçüde Türkiye’nin kendi içindeki sorunları aşmasına ve ikmal hatlarını güçlendirmesine bağlıdır.

2. Senaryo: Türkiye’nin Çekilmesi

Suriye’den Türk askeri varlığının topyekûn çekilme ihtimali ve bu ihtimalin doğuracağı sonuçlar da hali hazırda tartışma yaratmaya devam ediyor. TSK’nın bölgeden çekilmesiyle birlikte bölgenin hangi otorite tarafından kontrol edileceği sorusu öne çıkan soruların başında geliyor. Özgür Suriye Ordusu her ne kadar bölgedeki varlığını güçlü bir şekilde sürdürse de Ankara’dan gelen desteğin son bulmasıyla birlikte hem rejim güçleri hem de Fırat’ın doğusunda doğrudan PYD ile karşı karşıya kalacak.

Böyle bir senaryonun gerçekleşmesi halinde ÖSO’nun rejim güçlerine katılıp katılmayacağı da bir diğer tartışma konusunu yaratıyor. Daha önceden Sultan Murat Tugayları, Muntasır Billah Tugayı, Feylek El Şam ve Alparslan Özel Kuvvetleri’ne mensup  bazı ÖSO mensuplarının silah bırakarak rejime katıldığına şahit olunmuştu. Rejim ile ÖSO’nun bir mutabakata vararak aynı durumun topyekün bir şekilde gerçekleşmesi ise zayıf da olsa  ihtimaller arasında lakin bunun gerçekleşmesi için hem rejimin hem de muhalif güçlerin ortak bir zeminde buluşması şart. Bu da büyük ölçüde yeni bir anayasa hazırlanmasını gerektiriyor.

3. Senaryo: Yeni Anayasa

Soçi, Astana, Tahran ve son olarak Cenevre’de yapılan görüşmeler Suriye’de yeni bir anayasa taslağının hazırlanması sürecini son derecede hızlandırdı. Rejim adına temsilen Rusya’nın katıldığı zirveler iç savaşın siyasi çözümlerle sonlandırılması açısından büyük önem arz ediyor.  Yeni anayasa için Suriyeli muhalif unsurlardan bir komite kurulması ve komitenin ilk toplantısının 2019’un başında Cenevre’de yapılması planlanıyor.

Anayasanın hazırlanması ile birlikte Suriye’de seçimlere gidilmesi de tasarlanan planlar arasında. Sürecin ne kadar zaman alacağı ise garantör ülkelerin ( Rusya, İran, Türkiye) koordineli ve uzlaşıcı bir şekilde çalışmasına bağlı. Bu noktada hem muhalifleri destekleyen Türkiye’nin hem de rejim ile ortak hareket eden İran ve Rusya’nın mutabık olacağı bir çözüm bulunması gerekiyor.

Yeni anayasa taslağında en ciddi problem ise Suriye topraklarının tek bir otorite altında olmaması.   Hali hazırda Suriye fiilen 5 parçaya bölünmüş durumda:

  • Rejimin kontrol ettiği alan: Ülkenin %58’ini oluşturuyor.
  • Türkiye destekli muhaliflerin kontrol ettiği alan
  • Fırat’ın doğusundaki PYD-YPG bölgesi
  • İdlip ve çevresindeki muhalifler. Bölgede Soçi zirvesi sonucu ateşkes hakim.
  • Biri doğuda Irak sınırında olmak üzere İşid’in kontrol ettiği kantonlar.

4. Senaryo: Fırat’ın Doğusuna Operasyon

ABD’nin son dönemde bölgeden çekileceğini açıklamasının ardından YPG-PYD ile Rejim arasında gerçekleşen toplantılar hız kazandı. PYD’nin kontrol ettiği alanları Şam rejimine bırakıp orduya katılma ihtimali ise kısa vadede çok zor görünüyor. ABD’nin uzun vadeli stratejileri hem de Suriye’de yaptığı ekonomik harcamaların tek seferde çizilip atılamayacak olması bölgedeki denklemi daha karmaşık ve içinden çıkılamaz bir hale sokuyor.

Türkiye, kuzeyden ve ÖSO ile birlikte batıdan bölgeye yapacağı operasyon için hazırlıklarını tamamlandı lakin operasyonun ABD’nin çekileceğini açıklamasıyla birlikte son anda askıya alınması birçok soruyu beraberinde getirdi. ABD’nin yeni stratejileri için zaman kazanmaya çalışması en çok iddia edilen görüşler arasında bulunuyor.

ABD’nin amacının rejimin bölgeye yapacağı operasyonun önündeki engelleri kaldırmak ve bilhassa Münbiç bölgesinde rejimin PYD ile ortak hareket etmesini sağlayarak Türkiye ile Suriye’yi karşı karşıya getirmek. Bu ihtimalin gerçekleşmesi ise hem İran ve Rusya faktörlerinin devreye girmesi hem de son dönemde siyasi çözüm adına yapılacak bütün çalışmaların suya düşecek olması sebebiyle  bir hayli düşüktür.

Bölge’ye Askeri Sevkiyatlar

Türkiye’nin son zamanlarda sınıra olan askeri sevkiyatı ise hız kesmeden devam ediyor. Özellikle Trakya bölgesinden 2. Ordu komutasına  sevk edilen zırhlı birliklerin sayısı bir hayli arttı. TSK, bölgeye yapacağı operasyon için en az zayiat ve en fazla etkiyi amaçlamaktadır. Asimetrik savaşlarda arazinin engebeli, ormanlık veya başka bir takım bozukluklara sahip olması büyük ölçüde zayıf tarafın lehine oluyor.

Bunun örneğini ABD-Vietnam savaşında görmüştük. Fırat’ın doğusunda ise tam tersi bir durum söz konusudur. Arazinin düz olması yapılacak operasyonda Türkiye lehine olan bir faktör olarak öne çıkıyor zira düzenli orduların operasyonel kapasitelerini tam kullanabilmeleri için arazi-coğrafya parametresi oldukça önemlidir.

Ankara’nın ABD ile anlaşarak ve Rusya’nın da siyasi desteğini alarak askeri bir operasyona gerek kalmadan sınır hattında bir koridor oluşturması ve PYD’nin bölgeden sabit bir hat doğrultusunda birkaç kilometre güneye çekilmesi de çok düşük de olsa ihtimaller arasında bulunmaktadır. Daha önceden Afrin şehir merkezine yapılacak operasyon öncesi PYD’nin çekildiğini görmüştük. Aynı durumun Fırat’ın doğusunda gerçekleşmesi ihtimali mevcut.

Sonuç Olarak

Bölgede dengelerin günübirlik değişmesi ve ardı ardına küçük çaplı çatışmaların yaşanmasına rağmen kısa vadede ufukta herhangi bir değişiklik gözükmemekte, Suriye’deki mevcut statükonun bir süre daha devam edeceği anlaşılmaktadır. Türkiye’nin kontrol ettiği alandan ulusal çıkarları gereği çekilmesi şimdilik imkânsız görünüyor. ABD ise Ortadoğu’daki hesaplarının son zamanlarda tutmaması sebebiyle yeni stratejiler geliştirmektedir. Ancak ABD’nin hem askeri hem de siyasi olarak bölgeden tamamen çekilmesi söz konusu değildir.

Rusya, İran ve Türkiye’nin son dönemlerde ortak hareket etmesi bölgede hem büyük çaplı çatışmaları önlemekte hem de sorunların siyasi çözümüne katkı sağlamaktadır. Türkiye bu durumu koruduğu sürece hem terörle mücadele hem de sınır güvenliği açısından çok ciddi bir sorunla karşı karşıya kalmayacaktır. Fırat’ın doğusuna yapılacak olan operasyon ise şuan askıda bulunmakta ancak Türkiye bütün olumsuz senaryoları da hesaba katarak sınırdaki askeri yığınağını sürdürmeye devam etmektedir.

KAYNAKÇA

http://www.suriyegundemi.com/2018/11/05/suriyedeki-yabanci-ulkelerin-askeri-varliklari/

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/suriyede-hakimiyet-alanlarinda-son-durum/1121662

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/suriyede-siyasi-cozum-icin-anayasa-sureci/1343075

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here