ÖZET 

Strateji, derin bir tarihsel geçmişi olan, çeşitli düşünürler, çeşitli generaller ve devlet yöneticileri tarafından birçok kez irdelenmiş, dönemin ruhuna, yaşanan gelişmelere göre tanımına yeni unsurlar eklenmiş bir kavramdır. Tarih boyunca savaşlarda savaşı yürütmek, doğru adımı atmak, zafere ulaşmak için sürekli üstünde durulan, eski Yunan’da “generalin sanatı” anlamını taşıyan bu kavram Fransız General Andre Beaufre tarafından da ele alınmıştır. Beaufre stratejiyi kabaca “hareket alanı uluslararası ilişkiler alanıyla aynı olan, millet denilen piyonlarla oynanan bir oyundur.” şeklinde tanımlamaktadır. Beaufre askeri tecrübesi, girdiği savaşlar ve bunlardan yola çıkarak strateji üzerine yazdığı çeşitli görüşlerini bir araya getirdiği, geliştirdiği kitapları ile stratejiye yön verici önemli tezler ve görüşler katmıştır. Bu çalışmada, strateji kavramının tarihsel gelişimi, dönemlere göre değişimi, strateji konusunda öncü düşünürlerin strateji üzerine görüşlerinden yola çıkılarak, Andre Beaufre’nin strateji perspektifi, 1966 yılında kaleme aldığı Hareket Stratejisi kitabı üzerine geniş kapsamlı bir inceleme ve Beaufre’nin, stratejiye kazandırdığı top yekûn strateji, vazgeçirme stratejisi gibi önemli kavramlar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Beaufre’nin görüşleri, döneminde yaşanan savaşlar ve politik olaylar bağlamında incelenmiş, hareket kavramının seviyeleri bu tarihi olaylarla örneklendirilmiştir.

Savaş Stratejileri Serisi: Andre Beaufre 11

GİRİŞ 

Antik Yunanda “strategos” general anlamına gelir. Strateji kelimesinin kökü̈ olan “strategia” ise generalin sanatı veya işi demektir.(Aydın ve Atalay, 2012) Dar anlamda strateji, Eski Yunan geleneğinde generallik sanatını, yani askeri araçların savaşın amacına ulaşmasında kullanılmasını ifade eder. “Gücün tüm unsurlarının siyasi amaçlar doğrultusunda kullanılması” “muharebenin savaşın amaçları doğrultusunda kullanılması” “belirli bir varış noktasına giden yolda ihtiyaç duyulan kaynakların, etkin uygulanması ve uygun kanalizasyon hakkında karar verilmesi” gibi anlamlara gelen strateji, general Poirier’e göre ise “eylem halindeki politikadır”. Strateji kavramı bir başka yerde ““onsuz, güçsüz olacak olan siyasetin amaçlarına hizmet etmektedir” şeklinde yorumlanmıştır.(Gere, 2015) Stratejinin kökenleri çok eskiye dayanmaktadır ve özünde savaş vardır. Buradan hareketle strateji kavramının temellerini çeşitli savaşların anlatımında ve bu savaşların nasıl yönetilmesi gerektiğini inceleyen eserlerde bulunabilir. Prusyalı General Carl von Clausewitz, 1832’de yayınlanan “Savaşlar Üzerine” başlıklı çalışmasında “stratejiyi savaşın amaçlarına ulaşmak için muharebenin araç̧ olarak kullanılması teorisi” şeklinde tanımlamaktadır. İngiliz askeri tarihçi Sir Basil Henry Liddell Hart ise 1941’de ilk baskısını yapan “Strateji: Dolaylı Tutum”(Hart,2015) başlıklı eserinde stratejiyi, politikanın amaçlarının gerçekleştirilmesi için askerlerin dağıtımı ve uygulanması sanatı olarak tanımlar. Bir başka General Helmuth Karl Bernhard von Moltke’nin tanımına göre strateji; generalin emrine verilen araçların savaşın amacına erişmek üzere pratik düzeyde uyarlanmasıdır. Stratejiyi siyasi amaçlar için askeri kuvvetlerin kullanımı ya da kullanılması tehdidine ilişkin teori ve pratik olarak betimlenebilir. Bu noktada taktik kavramına da değinilebilir. “Clausewitz’e göre taktik, muharebe sırasında askeri güçlerin kullanılması teorisi, strateji ise savaşın amacı için muharebenin kullanılması teorisi olarak tanımlanır.” Strateji anlayışı yıllar içinde değişim göstermektedir. Kelimenin askeri bir mirası vardır ve klasik teori, onu tamamen savaş zamanı askeri etkinliği olarak kabul eder – generallerin savaşları kazanmak için güçlerini nasıl kullandıkları.- Klasik kullanımda strateji, bir savaş alanına gitmek için yapılan askeri manevralardır ve kuvvetler devreye girdiğinde taktikler devreye girer. Bu askeri kavram, yerini daha kapsayıcı bir yoruma bırakmıştır. Sonuç üç yönlüdür: 1) Stratejistler genellikle sanatlarının yalnızca geleneksel askeri güç unsurunu değil, aynı zamanda siyaset ve ekonomi gibi diğer iktidar unsurlarını da içerdiği konusunda ısrar eder. Çoğu, strateji için bir barış zamanı ve savaş zamanı rolünü de kabul eder. 2) Artan kapsayıcılıkla, “strateji” kelimesi askeri bağlamın dışında da kullanılabilir hale gelmiştir ve artık ticaretten tıbba ve hatta spora kadar çeşitli disiplinlerde kullanılmaktadır. 3) Kavram mutasyona uğradıkça, ordu, bir zamanlar strateji olan üst düzey askeri sanatı tanımlamak için başka bir terim icat etmek zorunda kalmıştır. – ABD “operasyonlar” veya “operasyonel sanat” üzerine karar vermiştir. Dolayısıyla bu çalışma, stratejinin artık askeri olmayan alanlarda yaygın olarak kullanıldığını ve hem tanımın, hem de genel teorinin bu kullanımla uyumlu olması gerektiğini kabul etmektedir. Bununla birlikte, bu tartışma ulusal güvenlik arenasına ve özellikle büyük strateji ve askeri stratejiye odaklanmaktadır. Bu bağlamda, stratejinin hem askeri hem de askeri olmayan güç unsurlarını içerdiği ve mevcut teorinin çoğu yalnızca savaşla ilgili olmasına rağmen, barış ve savaş için eşit uygulanabilirliğe sahip olduğu şeklindeki modern yorumda takip edilmektedir. Prusyalı filozof Clausewitz bu konuda “araçlar, savaş için eğitilmiş, savaşan güçlerdir; sonu zaferdir.” demiştir. Bununla birlikte, Clausewitz, strateji için, siyasi bir amaca, yani “doğrudan barışa götüren nesneler” olmadıkça askeri zaferlerin anlamsız olduğu sonucuna vardı. Savaşın nihai amacı için tek bir bütün halinde muharebe angajmanları olarak bahsetmektedir. Bu hedefi yalnızca siyasi veya politik düzey belirleyebilir. “Bir savaşı veya savaş harekatlarından herhangi birini başarılı bir şekilde sona erdirmek için ulusal politikayı tam olarak kavramak gerekir” demiştir. Bu düzeyde strateji ve politika birleşir.’’(Bartholomees,2012) 

Savaş Stratejileri Serisi: Andre Beaufre 12

1. STRATEJİ KAVRAMININ KÖKENİ, GELİŞİMİ VE ÇEŞİTLİ STRATEJİSTLERE GÖRE STRATEJİ  

1.1 Klasik Dönem  

Sun Tzu  

Strateji ile ilgili önemli fikirleri ortaya atan Çinli filozof Sun Tzu’nun strateji anlayışı ‘Savaş Sanatı’ adlı eserinde incelenebilir. “Strateji uzmanı bir komutan, nihai zaferi kazandıktan sonra küçük muharebelerle uğraşır, hâlbuki yenilmeye mahkûm bir komutan önce küçük muharebelerle kendini yıpratır, daha sonra nihai zafer yollarını arar.” Sun Tzu’ya göre strateji, savaşın amacına ulaşmasıdır. Sun Tzu, “savaşların tümünde savaşarak zapt etmek en üstün başarı değildir; üstün başarı düşmanın direncini savaşmadan kırmaktır.” diyerek savaşların sadece cephede gerçekleşmediğini belirtmiştir.  

Thucydides 

Bilimsel tarihçiliğin ve siyasal realizmin babası olarak bilinen Thucydides, strateji anlayışını Yunan şehir devletleri olan Atina ile Sparta arasında yaşanan Peleponnez Savaşı’nı anlattığı kitabında ortaya koymaktadır. “Thucydides, işbirliği ve yüksek moral değerlerden çok güç politikasının, yani ulusal çıkar ve güç peşinde koşmanın savaşa neden olduğunu belirtmiştir.” Uluslararası ilişkilerde güçlünün yapabileceklerini yapacağını, güçsüz olanlarınsa bunları kabullenmek zorunda olduklarını ileri süren Thucydides, bu yaklaşımıyla strateji kavramının güç kavramıyla özdeş olduğunu ortaya koymaktadır. 

Machiavelli  

Floransalı bir devlet adamı ve stratejist olan Machiavelli, devlet adamlarına, yöneticilere güç maksimizasyonu için öneriler verdiği Prens kitabı ile bilinir. Stratejiyi güç politikasının eş anlamlısı olarak gören Machiavelli, yöneticinin devletin devamlılığını, istikrarını sağlamak için sahip olduğundan farklı ahlaki değerlerle hareket etmesi gerektiğini belirtir. Ona göre yönetici av değil, avcı olmalıdır. Uluslararası ilişkilerin anarşik ortamında ayakta kalmak için mutlak güç sağlanmalıdır. Güçlü olmayan devlet yöneticisi, kendi ulusal çıkarlarını koruyamaz ve ülkesinin bekasını sağlayamaz.  

Savaş Stratejileri Serisi: Andre Beaufre 13

1.2. Modern Dönem  

Napoleon, Jomini, Clausewitz ve Hart’ın strateji anlayışlarının temel özelliğini ortaya koyduğu modern dönem, 18.yy’da Napoleon Savaşları ile başlar.  

Napoleon  

Napoleon, askeri yöntemleri, kuvvet kullanımını belirli prensipler içerisinde ele alır ve politik bir hareketin parçası olarak tanımlar. Bu, stratejiye en önemli katkısıdır. Napoleon, hareketli birimlerle savaş mantığını geliştirmiştir, orduda komutayı sağlamak için orduyu küçük bölümlere ayırmıştır. Ordunun nitelikli komutanlar ile yeterli parçalara bölünmesi Sun Tzu’nunda gerekli gördüğü bir yöntemdir. Napoleon’un yaşadığı dönemde gelişen teknoloji, sanayinin ilerlemesi savaşın yayılmasının, süresinin ve yıkıcılığının artmasına sebep olmuştur. “Askeri kuvvetini gerektiği anda savaş alanına yayıp, gerektiği anda toplama, saldırı anında diğer taraf göre mutlaka güçlü olma, muharebeden mutlak sonuç alma gibi ana prensipler” Napoleon sonrası stratejistlerin bu alandaki çalışmalarında büyük rol oynamıştır. Ancak Napoleon, elde edilmek istenen sonucu veren stratejiler geliştirebiliyor olsa da kapsamlı genel bir strateji ortaya koyamamıştır.  

Jomini 

Jomini, Napoleon’nun ordusunda yıllarca görev almış ve daha sonra Rus ordusuna katılmış bir subaydır. Ordusunu, diğer ordulardan daha çok öne çıkartıcı hamleleriyle bilinir. Orduların dolaysız biçimde savaş meydanında karşı karşıya gelmelerinin askeri ve kaynak kaybına yol açtığını fark etmiştir. Manevraların daha hızlı yapılması gerektiğini savunmuştur. Bu hızlı hamleler için de ordu “bir bütünün organik parçaları” olmak kaydıyla küçük parçalar haline bölünmelidir. Modern ordular için hareket bilgisi ve lojistiğin önemini fark etmiştir. Saldırgan ve zafere hızlı ulaşma fikirleri açısından Napoleon’un strateji anlayışına benzemektedir.  

Carl von Clausewitz 

Carl von Clausewitz, savaş stratejisi kavramına önemli katkıları olan öncü bir düşünür ve askerdir. Savaş üzerine kitabında strateji ile ilgili görüşlerine yer vermiştir. Savaş ile strateji arasında doğrudan ilişki kurmuştur. Eserinde, savaş doğası, savaş teorisi, savaş-siyaset ilişkisi, muharebe, strateji ve savaşın yürütülmesi gibi konuları ele almaktadır. Bunları felsefe eğitimi ile desteklemiştir. Immanuel Kant ile benzer yanlarını anlamak Clausewitz’i anlamayı kolaylaştırır. Clausewitz’e göre insan iradesi çok önemlidir. Çünkü savaş onun tanımlamasına göre zıt iradelerin çarpışmasını ifade eder. İradeyi ön planda tutan Clausewitz aklı göz ardı etmemiştir. “Clausewitz savaşların kazanılması için kurallar koymak yerine onun felsefi dinamikleri üzerinde durmayı tercih etmiştir.” Clausewitz’e göre stratejinin ahlaki, fiziki (askeri güç), matematiksel (askeri gücün konuşlandırılması), coğrafi (ülkenin coğrafi konumunu belirleyen dağ, nehir, orman gibi unsurlar) ve istatiksel unsurları vardır. Çoğu kaynakta, modern dönemin ilk büyük stratejisti olarak anılan Clausewitz’in strateji anlayışı Moltke, Schlieffen gibi Alman generaller ve hatta Lenin gibi politikacılar tarafından izlenmiştir.’’(Aydın ve Atalay,2012) 

Sir Basil Liddell Hart  

Liddell Hart, stratejiyi “politikanın amaçlarını yerine getirmek için askeri araçları dağıtma ve uygulama sanatı” olarak tanımlamaktadır.(Jablonsky) 

Savaşta zafer elde etmenin neden sonuç ilişkilerini “dolaylı tutum” kavramıyla açıklayan Hart, savaş tarihini ve savaşları analitik olarak ele aldığı, stratejinin gelişimini detaylı şekilde ortaya koyduğu “Strateji-Dolaylı Tutum” kitabında stratejiyle ilgili önemli görüşlerini verir. Hart, stratejinin tarihini M.Ö.5. yüzyıldan başlatır ve stratejiye ciddi bir tarihi perspektif katmıştır. Antik Yunan ve Roma’dan başlayarak kaynağına ulaşılabilen savaşları neden sonuç ilişkisiyle ele alarak strateji kavramının değişimini ele alarak, düşmanı dolaylı yollardan yanıltmanın önemini ortaya koymuştur.  

Savaş Stratejileri Serisi: Andre Beaufre 14

1.3. Nükleer Dönem 

Nükleer dönem İkinci Dünya Savaşı sonrası başlar ve kendinden önceki dönemlerden büyük farklarla ayrılır.  

‘’Fransa Başbakanlarından Georges Benjamin Clemenceau: Savaş, generallere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir.’’ 

-Politikacılara tavsiye veren stratejistler artık akademik kurumlarda yer alan sivil uzmanlardır. 

-Önceki iki dönemde strateji genellikle askeri bir kavram olarak ele alınırken nükleer dönemdeki stratejistler farklı alanlarda uzmanlıklarıyla tanınırlar.  

-Ekonomi, bilimsellik, psikoloji gibi unsurlar strateji kavramının tanımında yer almaya başlamıştır. 

-Nükleer silahların yıkıcılığı zafer kazanmayı ikinci plana kaydırmış, caydırıcılık stratejisi ön plana çıkmıştır. Strateji kavramı, nükleer silahlar sebebiyle barışa daha yakındır.  

Caydırma etimolojik olarak korku ve dehşet salmak, güç sergileyerek tehdit ederek caydırmak anlamlarıyla öne çıkar. Uluslararası ilişkiler ve güvenlik çalışmalarında etkili bir strateji olarak öne çıkmaktadır. (Bingöl,2021) 

1946’dan bu yana nükleer strateji ve özellikle caydırıcılığın doğası hakkında çok yararlı düşünceler ve yazılar olmuştur, ancak konuyla ilgili ulusal tartışmalar, tümü doğrudan harcamalar konusuyla ilgili olan, çoğunlukla üç soru etrafında dönmüştür. Bu üç soru şunlardır: 1) caydırıcılığın devam eden başarısı için değişen fiziksel gereksinimler nelerdir? 2) nükleer caydırıcılık ne tür savaşları gerçekten caydırır? ve 3) varsa, taktik nükleer silahların rolü nedir? Kamuoyunun dikkatini çekme açısından yolun çok aşağısında, dördüncü soru var: caydırıcılık başarısız olursa, nükleer bir savaşla nasıl ve hangi amaçlarla savaşırız? (Brodie,2018) 

Savaş Stratejileri Serisi: Andre Beaufre 15

2. ANDRE BEAUFRE PERSPEKTİFİNDE STRATEJİ ve TOPYEKÜN STRATEJİ  

Modern Fransız askeri teorisini zenginleştiren teorisyen ve General André Beaufre’ye göre strateji; kaba şekliyle, hareket alanı uluslararası ilişkiler alanıyla aynı olan millet denilen piyonlarla oynanan bir oyundur. Beaufre, stratejiyi yalnızca askeri alanda askeri araçlarla geliştirilen bir unsur olarak görmemiş, askeri alanı destekleyici unsurlara önem vermiş hatta bazı durumlarda askeri araçları yalnızca bir yardımcı araç olarak tanımlamıştır. Beaufre Modern Fransız teorisini zenginleştiren iki özelliği şöyle özetlemektedir. Birincisi başarısızlıktır. 20.yy’da Fransa’nın yaşadığı büyük felaketler sonrası modern çatışmalar hakkında düşünmeye gittiler. İkincisi, Beaufre en temel önermelere meydan okumuştur ve karmaşık entelektüel yapıları titizlikle mantıksal olarak inşa etmiştir. Beaufre’ye göre strateji ‘’bir salon oyunu’’ değildir. Beaufre, 1940’tan 1962’ye kadar geri çekilmeden savaşta olan Fransız subayları kuşağının bir üyesidir. Beaufre 1940’ta Fransa’nın düşüşü sırasında karargâh kurmaylığında görev yapmıştır, 1943’ten 19452’e Tunus, İtalya, Fransa ve Almanya’da Özgür Fransızlarla birlikte saha birliklerine komuta etmiştir. Çinhindi’de General Jean de Lottre de Tossigny’nin kadrosunda çalışmıştır. Cezayir de bir bölünmeye öncülük etmiştir. 1956’daki Süveyş savaşında Fransız kuvvetlerinin genel komutanlığını yapmıştır. Bu üst üste gelen felaketler Beaufre’yi neyin yanlış gittiğini anlamaya çabalamaya itmiştir. “25 yıllık neredeyse kesintisiz başarısızlıklardan sonra böylesine aykırı bir kaderin derin nedenlerini keşfetmek için kemiklerine kadar araştırmak görevimiz. Ne de olsa yenilen, kaderini hak eder, çünkü yenilgisi her zaman çatışmadan önce veya çatışma sırasında yapmış olması gerektiği düşüncesindeki hatalardan kaynaklanır.” demiştir. Beaufre, stratejiyi ve savaşı anlaması ve ardından nükleer çağda anlamlanması için stratejik bir bakış açısı oluşturmuştur. Buradan hareketle 1945 sonrası Fransız askeri teorisini ortaya koyan “Stratejiye Giriş” kitabını 1963’te yayınlamıştır. Beaufre ilk adım olarak stratejiyi tanımlamaktadır. Mareşal Ferdinand Foch’tan alıntı yapan Beaufre stratejiyi “çatışmalarını çözmek için güç kullanan iradelerin diyalektiği sanatı” olarak tanımlamıştır. Bu diyalektikte, her iki tarafında dayatmaya çalıştığı karar, maddi değil psikolojiktir. Düşmanı bir mücadeleye girmenin veya mücadele etmenin faydasız olduğuna ikna etmek anlamına gelir. (Shurkin,2020) Hareket stratejisi kitabında, strateji ile ilgili önceki kitaplarında verdiği bilgileri yeniden ele alarak, tarihi olaylar üzerinden örneklendirmiştir. Çeşitli kavramlarla zenginleştirdiği stratejiyi “hareket stratejisi” kitabında “politika tarafından tespit edilmiş amaçlara ulaşmak için kullanılacak araçların seçimi.” olarak tanımlamıştır. Beaufre strateji hakkında düşünmek için yeni yollar tespit etmiştir. Caydırıcılık teorisine, özellikle konvansiyonel kuvvetlerin caydırıcı etkisi konusundaki şüpheciliğinde ve bağımsız bir Fransız nükleer kuvvetinin savunuculuğunda önemli katkılarda bulunmuştur. Ancak, asıl katkısı genel strateji alanındadır. Beaufre, 1960’ların ortalarında etkili bir kısa kitap üçlemesi yayınlamıştır. Strateji, Caydırıcılık ve Stratejiye Giriş ve Eylem Stratejisi.  

Beaufre, gücün askeri olmayan unsurlarının -politik, ekonomik, vb.- kritikliğini ve stratejinin ne yalnızca savaş zamanına ait bir faaliyet, ne de bir düşmana karşı planlama ile sınırlı olmadığını fark etmiştir. Topyekûn strateji ile en yüksek ulusal düzeyde savaşın nasıl yürütüleceğini tanımlamıştır. Tüm güç unsurlarının uygulanmasını koordine etmiştir. Toplam stratejinin altında, Beaufre’nin genel strateji adı verilen ve görevleri tek bir güç unsuru için (esas olarak Ulusal Askeri Strateji veya Ulusal Ekonomik Strateji gibi ulusal düzeydeki alt veya destekleyici stratejiler) dağıtan ve faaliyetleri koordine eden bir düzey vardır. Genel stratejinin altında, modern operasyonel sanat kavramına oldukça yakın bir şekilde karşılık gelen operasyonel strateji vardır. Beaufre, şöyle devam etmiştir, “Bu irade düellosu, her biri diğerinin belirleyici noktasını korkutmaya, felç etmeye ve şaşırtmaya yönelik bir hazırlık yoluyla vurmaya çalışan iki simetrik oyunun karşıtlığını üretir – tüm eylemlerin psikolojik bir amacı vardır. Bu nedenle herhangi bir stratejide iki farklı ve temel unsur ayırt edilebilir: 1) vurmak isteyen belirleyici bir noktanın seçimi (düşmanın zayıflıklarının bir işlevi); 2) Belirleyici noktaya ulaşmayı sağlayacak hazırlık manevrası seçimi. Ancak iki hasımdan her biri aynı şeyi yaptığından, iki hazırlık manevrasının karşıtlığı, iki hasımdan hangisi hasmın manevrasını durdurursa ve kendi manevrasını amacına doğru yürütürse ona başarı getirecektir.” Foch’un klasik “eylem özgürlüğünü koruma” stratejisi dediği şey budur. Bu nedenle iradelerin mücadelesi, her birinin onu korumaya çalışırken düşmana inkâr ettiği bir eylem özgürlüğü mücadelesine indirgenir. 

Beaufre, strateji vizyonunu hareket özgürlüğü “prensibi” etrafında inşa etmiştir. Herhangi bir çatışmada, kişi eylem özgürlüğünü rakibine inkâr ederken nasıl koruyacağını düşünmelidir. Bu, “kuvvet ekonomisi”ni, yani “kişinin araçlarını ters hazırlık manevrasına karşı koruma, kendi hazırlık manevrası ve belirleyici eylem arasında rasyonel olarak nasıl paylaştıracağını” bilmesini gerektirir. Ve doğru yerde, doğru şekilde, doğru zamanda vurabilmek için kuvvet yoğunlaşmasını içerir. Ancak bu, doğal olarak, hareket özgürlüğü gerektirir. Strateji, “doğru bir güç ekonomisi yoluyla elde edilen hareket özgürlüğü sayesinde belirleyici noktaya ulaşma” sanatıdır. “Tek İyi Strateji Toplamdır” 

Beaufre’yi Foch’tan ayıran şey, Carl von Clausewitz okuması, kendi acı deneyimi ve büyük güçler arasında doğrudan çatışma yaratan nükleer silahların gelişimi ışığında Foch’un kavramlarını genişletmesidir. savaş yoluyla “karar” – intihar. Strateji artık askeri olamazdı, “toplam” ( topyekûn) olmalıydı. “Tek iyi strateji,” diye ısrar etti Eylem Stratejisi’nde, “topyekûn (toplam) olandır.” Bunun bir unsuru, Clausewitz’in savaşın “başka araçlarla siyaset” olduğu yönündeki kavrayışının yeniden takdir edilmesidir. Beaufre, Savaşın hem politik hem de psikolojik doğasını kabul ederken ve nitelendirmesinde genellikle Clausewitz’cidir. Karşıt iradeler arasındaki diyalektik bir mücadele olarak savaşın. Savaşların yalnızca askeri yollarla (düşman ordusunu yok ederek) değil, yalnızca iradenin çöküşüyle ​​kazanıldığı konusunda kararlıdır. 

Beaufre, askeri eylemin her zaman siyasete tabi olması gerektiğini ve bir ülkenin istenen siyasi sonuçlara ulaşmak için üstlenebileceği ve üstlenmesi gereken daha geniş bir eylemler kümesinin yalnızca bir parçası olarak görülmesi gerektiğini vurgulamak için büyük çaba harcamıştır. Fransa, İngiltere ve İsrail’in diplomatik ve siyasi zemin hazırlamadan Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdül Nasır’ı devirmek ve Süveyş Kanalı’nı ele geçirmek için komplo kurduğu, bu fiyaskodan çıkan en önemli derslerden biri olan Süveyş Savaşı’na ilişkin anılarında tartışmıştır, böylece savaşta elde edilebilecek herhangi bir şeyden bağımsız olarak kampanyayı mahkum etmiştir. Beaufre, Amerikan stratejisini orduya (Vietnam, Irak, Afganistan) devretme ve tekrar tekrar askeri harekatın istenen siyasi sonucu vermesini bekleme eğilimini kesinlikle onaylamayacaktır. Toplam strateji, askeri stratejiyi “siyasi kavram tarafından dikte edilen ve politikacılar tarafından detaylandırılan ve yürütülen kapsamlı bir stratejik anlayışa” tabi kılmak anlamına geldiğini söylemiştir. Yarın için Strateji’yi açıklamasında; Askeri savaş genellikle kelimenin tam anlamıyla artık belirleyici değildir. Her zaman gerekli olan siyasi karar, ancak psikolojik, ekonomik ve diplomatik alanlarda alınan uygun eylemlerle sınırlı askeri eylemin bir kombinasyonu yoluyla elde edilebilir. Daha önce askeri strateji tarafından yönetilen ve bir süre askeri liderlere üstünlük veren savaş stratejisi, şimdi hükümet başkanlarının önderlik ettiği ve askeri stratejinin yalnızca ikincil bir rol oynadığı toplam bir stratejiye dayanıyor.(Shurkin,2020)  şeklinde açıklamıştır. 

Beaufre mevcut seviyelere veya kaynaklara ve söz konusu çıkarların yoğunluğuna bağlı olarak strateji için iki yol belirlemiştir. Beaufre’nin doğrudan tehdit (strateji) olarak adlandırdığı ilk yol, hedef sadece orta derecede önemli olduğunda ve mevcut kaynaklar büyük olduğunda meydana gelmektedir. Hedefe ulaşmak için genellikle bir eylem tehdidi yeterli olmaktadır. Amaç orta derecede önemliyse, kaynaklar doğrudan bir tehdidi desteklemek için yetersizse, ülkeler genellikle siyasi, diplomatik veya ekonomik baskı olarak işlevsizleştirilmiş dolaylı baskıya başvurmaktadırlar. Hareket özgürlüğü kısıtlanmışsa, kaynaklar sınırlıysa ve hedefler önemliyse, üçüncü bir model ortaya çıkar. Bu model, hem doğrudan tehdit hem de dolaylı baskı kullanan – genellikle sınırlı bir askeri güç kullanımıyla – ardışık eylemlerin kullanılmasıdır. Dördüncü model, eğer hareket özgürlüğü büyükse, ancak kaynaklar yetersizse ve riskler yüksekse – “uzun süreli mücadele, ancak düşük düzeyde askeri faaliyet, başka bir olasılıktır. Askeri kaynaklar yeterli olsaydı, bir ulus beşinci ve son modeli deneyebilir: “askeri bir zaferi hedefleyen şiddetli askeri çatışmadır.”  

Özetle, Beaufre için topyekûn strateji iki yoldan birinde yürütülebilir: doğrudan veya dolaylı. Her iki yolda da tüm güç unsurları oynanır, ancak doğrudan yol askeri enstrümanı vurgular. Liddell Hart’ın dolaylı yaklaşımından dikkatle ayırdığı dolaylı strateji, siyasi hedeflere ulaşmak için öncelikle askeri olmayan araçları kullanmıştır. (Bartholomees,2008) 

3. HAREKET STRATEJİSİ  

Andre Beaufre, dolaylı strateji meselesinde yaşanan hararetli tartışmalar sebebiyle hareket stratejisi konusunda yeni bir kitap yayınlamıştır. Burada dolaylı stratejinin, hareket stratejisinin özel durumu olduğunu açıkça ortaya koymuştur.  

3.1 Hareket  

Beaufre’ye göre hareket, “müsait akımlardan yararlanarak, engelleri yenerek, bütün gayretleri, devrin gerçekten belirli noktalarında toplayarak, egemen devletlerin gittikçe büyük sayıya ulaşmasıyla artmış olan bu karmaşıklığın ortasında cereyan etmektedir. Hareketin temel unsuru, önce harekete girişenin iradesidir. Şu halde psikolojik alan önemlidir. En kolay ve en etkili hareketin mevcut ideolojileri daha iyi kullanan hareket olduğu açıktır. Hareket topyekûn strateji ile genel politikanın birlikte bulundukları karmaşık bir olaydır. Zira hareket genel ve devamlı büyük bir olay olan tarih üzerinde etkide bulunma iddiası taşır.”(Beaufre,1969) 

3.1.1 Hareket Kelimesinin Tarifi & Vazgeçirme Stratejisi ile İlişkisi 

Nükleer strateji çok önemli bir yeni kelimeye yaşama alanı tanımıştır. Hareket stratejisinin karşısında olan kavram vazgeçirme stratejisidir. Her şeye rağmen bir şeyler yapmak isteniyorsa, bu harekettir (action). Eğer bir şeyler yapmak için bazı şeylere engel olmak gerekiyorsa bu da vazgeçirmedir. Bu iki kavram ancak aşırı ve istisnai durumlarda birbirinden ayrı olabilir. Normal olarak vazgeçirme ve hareket birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdır. Adeta birbirini tamamlamaktadır. Bundan başka, hareket vazgeçirici bir rol oynayabilir. Vazgeçirme bazen hareketin yerini tutar.  Vazgeçirme stratejisinin yararlandığı tehditler maddi olmak zorunda değildir. Vazgeçirici hareket tamamen psikolojiktir. İster vazgeçirme ister hareket olsun durumların çoğunda kullanılacak araçlar, farklı tarzlarda, fakat aynı olacaktır. Vazgeçirme ve hareket arasındaki temel fark “amaçlarındadır”. Vazgeçirme durumunda tamamıyla ‘’savunma’’ söz konusudur. Harekete bakıldığında ise çeşitli seviyelerde saldırma vardır. Beaufre’ye göre her stratejik teşebbüs, bir vazgeçirme ve bir hareket karışımından ibarettir. Hareket vazgeçirmeden daha az görülür ancak vazgeçirmeden daha etkilidir. Vazgeçirme her türlü hareket yokluğunda koruyucu rolünü oynayabilir. Buna karşılık, kuvvetlerin tamamını veya bir kısmını kullanmaya dayanan hareket, kullanılmayan kuvvetlerin mevcut oluşu sebebiyle bir parça vazgeçirmeyi kapsar. Beaufre, vazgeçirme ve hareketi eskrim ile karşılaştırır ve vazgeçirmenin savunmayı sağlayan kalkan, hareketin ise hem vurmaya hem de savunmaya yarayan kılıç olduğunu ve böylece birbirlerini tamamladıklarını söyler. (Beaufre,1969) 

3.1.2 Hareket Stratejisinin Temelleri  

Beaufre’ye göre tarihi anlamadan ve onu etkilemek için kullanılması gereken anahtarı tanımadan hareket edilemez. Tarihin anlaşılması strateji ile ilgisiz görünse de, strateji, hareketin dayanacağı temel varsayımları ortaya koyacak olan siyasi teşhisten ayrı kalamaz. İkinci mesele olan kullanılması gereken anahtarların belirtilmesi; stratejik nitelik taşır. Bu anahtar ölçülebilir maddi faktörler ile az ilgilidir aksine psikolojik nitelikte faktörlere dayanmaktadır. Beaufre bu faktörleri şu şekilde sıralamaktadır: siyasi saikler, ihtiraslar, bir tarafın teslim olması, diğer tarafın zafer kazanmasını sağlayan çeşitli etkenlerin birleştiği siyasi kararlar seviyesi.  

3.1.3 Topyekün strateji nedir? Strateji Nerede Başlar, Nerede Durur? 

Mecburi olarak hükümet seviyesinde yer alan topyekûn stratejinin incelenmesi strateji nerede durur, siyaset nerede başlar şeklinde bir tartışmayı ortaya çıkarır. Beaufre stratejik metodun, askeri alandan çıkma eğilimi gösterdiğini belirtmektedir ve modern politika, hedeflerini seçmek ve bunlara ulaşmak için bu metodu kullanmalıdır diye eklemektedir. Topyekûn strateji askeri bir şey değildir, fakat gerekli bir hükümet tekniğidir. “Topyekûn strateji askeri nitelik taşıyan stratejinin özerkliğini azaltma eğilimi gösterir. Topyekûn strateji kavramı askeri stratejiyi, siyasi kavram tarafından yönetilen, siyaset adamları tarafından hazırlanan ve gerçekleştirilen bütünlük ile ilgili bir strateji anlayışına sıkı sıkıya bağlanmak için bu yola başvurur.” (Beaufre,1969) 

 Stratejinin zorlama tedbirleri olayının bütününü kapsayacak şekilde genişletilmesi askeri olsun ya da olmasın farklı metotları tek bir düşünce sisteminde birleştirme endişesinden doğmuştur. Bu görüş ile askeri kuvvet kullanmanın sınırları belirlenebilir. İki dünya savaşında elde edilmek istenenden çok uzak bir seviyede kontrolsüz askeri kuvvet vardı. ‘’Topyekün strateji, uyuşmazlıklarını çözmek için kuvvet kullanan iradelerin, karşıt oluşları sanatıdır.’’ (Beaufre,1969) 

 Buradan hareketle kuvvet sadece fiilen savaşta kullanılan askeri kuvvet değildir.  

3.2 Hareketin Özellikleri 

Zorlama hareketine genellikle askeri hareket niteliği verilmiştir. Gerçekten de askeri hareket burada çoğu zaman önemli bir rol oynamışsa da Beaufre “Sratejiye giriş” kitabında “savaşın tamamen askeri bir şey olmadığını ve her zaman iç politika, dış politika, ekonomi ve askeri harekatın birleştiği genel nitelikli bir olay” olduğunu söylemektedir. (Beaufre,1969) 

 Beaufre’ye göre askeri silahlı kuvvetler savaşların esas unsuru olmuşlarsa da diğer faktörlerin kesin ve önemli, belirleyici rol oynadığı çok örnek vardır. Askeri zafer ile bir savaşın sonucu belirlense de bu zafer diplomatik hareketin önceden elde ettiği sonuçlara çok şey borçludur. Askeri tekniğin çabuk karar alma imkanını kolaylaştırdığı safhalarda askeri unsur gerçekten üstün olmuştur. Savaş vasıtasıyla yapılan topyekûn hareket her zaman üstünlüğü askeri unsurlara bırakmamıştır. Zorlama şeklindeki harekete savaş niteliği mutlaka verilmez. Toplumlar, ekonomik baskılar ve siyasi olaylar karşısında da hassaslaşmışlardır.  

Hareket oluştuğu çevreye sıkı sıkıya bağlıdır. Medeniyetlerin toplumsal durumlarından doğan nüfuzu ile hareket şekilleri etki altına alınmıştır. Psikolojik ve ekonomik gibi konular doğrudan doğruya siyasal duruma bağlıdır.  

“Hareket eldekini koruma, bir şeyler elde etme gibi olumlu-olumsuz anlamda bir fayda kazanç olarak ele alınabilecek bir sonucu hedefler. Ortada bulunan bu hedefe erişme ümidi, hareketin sonuçlarının doğurduğu tehlikenin değerlendirilmesiyle bir dengeye kavuşur En yalın ifadeyle, elde edilebilecek kazanç ile kayıp konusunda yapılan karşılaştırma sentezine, başarı umudu ve göze alınan, girilen riskin verdiği korku arasındaki dengeye dayanır.  

Liderin kararı, ordusunu ve halkını da kapsayan maddi ve manevi unsurlara dayanmalıdır. Uzun zamandan beri orduların gücü; disiplin, lidere güven, dayanışma ve şeref anlayışı, memleketin koruyucuları olduğu ve ona sıkı bağlarla bağlı olma duygusu vb. dayanmaktadır. Bir memleketteki bağlılık tarifi güç haline getirilecek bir unsurdur.  

Duyguya dayanan düşünceler rol oynar; millet, din, ideolojilere bağlılık, milliyetçilik etkisini yitirse de millet stratejinin ana unsuru olarak kalmaktadır.” (Beaufre,1969) 

Beaufre’ye göre siyasi teşhiste bulunmak demek, çağımız olaylarının açıklanmasını yapmak, bu açıklamadan hareketle seçilen siyasi amaçları haklı göstermek demektir. Bir siyaset adamı gibi bir stratejiste her zaman tam bir siyasi teşhise sahip olmalıdır. Siyasi teşhisin kapsaması gereken şey; önce yakın geçmişi ve şimdiki zamanı izah etmek, sonra yükseltilmesine yardım edilecek geleceğin şeklini seçmek gereklidir.  

3.3 Hareket Kavramının İncelenmesi  

Hareketi yöneten ince mekanizmaların tanınması hareket stratejisine yön veren meseleleri bir araya getirir.  

3.3.1 Hareket Çerçevesi: Tarafların Çokluğu  

Bir hareket incelenirken birden çok tarafın olduğu bir oyuna girilir. Dolaylı dolaysız birçok ülke hareket üzerinde etkilidir. Bazı devletler diğerlerinden daha çok ilgilidir. Ancak mahalli bir konu bile olsa bir devlet grubunu ayrı düşünmek imkansızdır. Beaufre karşıt iki grup çatışsa bile, çok taraflı sistemde dört taraf gösterir: 

Ülkenin kendisini ifade eden ‘A’, ülkenin müttefikleri olan ‘B’, ülkenin hasımları ‘C’, menfaatleri bulunmayan, dünyanın geri kalanını ifade eden ‘E’  

Buradan hareketle hareketin genel formülü: A, E’nin yardımını, desteğini sağlamaya gayret eder, bu grubun C’ye yararından kaçınarak, B’nin desteğiyle C’yi ikna etmeye çalışır. Çok taraflı bir sistemde A ile C arasındaki çatışmanın sonucu E üzerinde yapılacak hareket yardımıyla değişebilir. A’nın dolaylı ve dolaysız hareketi C’ye göre maddi araçlar bakımından durumuna göre değişir. Örneğin I. ve II.Dünya savaşlarında müttefiklerin şeması şöyleydi: A, C’ninkine yakın bir maddi araç gücüne sahipse E’yi B grubuna çekmeye çalışacak ve C grubunu yenmeyi amaçlayacak.  

3.3.2 Kuvvetin Açıklanması: Hareket Seviyeleri  

Hareket seviyeleri şiddete başvurma derecelerini gösterir. Beaufre Vazgeçirme ve Strateji kitabında bunun için dört seviye belirlemiştir. 

– Tam Barış Seviyesi: küçük inandırma ve kışkırtma tarzlarının oynandığı eski barış seviyesi 

– Soğuk Harp Seviyesi: Vazgeçirici veya inandırıcı baskılar & küçük şiddetteki hareketlerin oynandığı seviye 

– Klasik Savaş Seviyesi: Klasik araçların kullanıldığı inandırıcı ve caydırıcı baskıları kullanır  

– Nükleer Savaş Seviyesi 

3.3.3 Hareket Psikolojisi: Siyasi Kararlar Seviyesi 

Beaufre, kuvvet kullanma, hareket seviyelerinin siyasi liderin psikolojik mekanizmalara bağlı olduğunu söylemektedir. Teslim ya da uzlaşma şeklinde müdahalenin son aşaması da oynanacaktır. Bu etki üzerine 2 genel hareket tarzı: 1) Doğrudan hasmın anlayış ve isteği üzerine etki eden saf psikoloji 2) çeşitli kuvvet kullanma seviyelerine başvurarak dolaylı etkide bulunma şeklindeki psikolojik hareket 

3.3.4 Psikolojinin Dinamiği: Siyasi Hedeflerin Karşılıklı Etkileri 

– Devletlerin siyasi hedefleri karşılaştırılır. Her devletin siyasi hedeflerine verdiği öncelik sırası farklıdır. Öncelik sırasına göre dizilmiş 2 hedef listesi oluşturularak ifade edilmektedir. Örneğin a devleti, bağımsızlığı sağlamak için ekonomik refahtan feragat edebilir. 

– Devlet politikalarındaki iç çelişmeler seçimi güçleştirirler, kararları işlenemez hale getirebilirler. Bu çelişmeler 3 tip kararla çözülebilir, çelişen deyimlerden birinden vazgeçilir, çelişmeyi ortadan kaldırmak için bir sentez çözümü bulunabiliri, karar almamak yani işlemez duruma gelmek.  

– Siyasi karar seviyesinde hasmı kötürümleşmiş bir duruma koymaya imkan veren çelişmelerini, siyasi hedeflerini incelemek önemli menfaatler doğurmaktadır.  

3.3.5 Hareket bölgeleri  

Coğrafi olarak, ele alınan devletlerin iç hareket bölgesi, uyuşmazlık içinde bulunan devletlerin arazileri, dünyanın geri kalan kısmını kapsayan dış hareket bölgesi 

 DOĞRUDAN VE DOLAYLI STRATEJİ  

“Topyekûn stratejinin tanımı, uyuşmazlıklarını çözmek için kuvvet kullanan iradelerin, karşıt oluşları sanatıdır.” Bu tanımdan hareketle kuvvet sadece savaşta kullanılan askeri kuvveti anlatmaz. Fakat aynı zamanda yalnızca bu kuvvetin varlığıyla sağlanan bir tehdit olarak da anlaşılır. Askeri olmayan zorlayıcı kuvvet olarak da. Doğrudan doğruya topyekûn strateji kararların başlıca araç olarak düşünülen silahlı kuvvetlerin tehdidi ile gerçekleştirilmesine dayanır. Buna göre hiçbir araç askeri araçlar kadar etkili olmayacaktır. Ancak Beaufre’ye göre “bütün hallerde askeri kuvvetlerin kullanılması hareketin ancak bir kısmını teşkil eder. Topyekûn olan bu hareket psikolojik, siyasi, iktisadi ve diplomatik alanlarda uygun işlemlerle, askeri hareketin beklenen sonuçlarını hazırlamalı kullanmalı ve bunlara yardım etmelidir.” (Beaufre,1969) 

Karar, askeri harekâtın başarısına bağlı olduğuna göre askeri hareketin nasıl başarılı olacağı tartışılmalıdır.  

Topyekûn strateji manevrası anlayışı Beaufre’ye göre askeri harekete en iyi şekilde yardım edecek, askeri olmayan alanlara bağlı hareketlerin ne olduğunu araştırmak fikrine dayanır. Aşılması gereken engeller açığa çıkarılır, hasım ve diğer devletlerin beklenen tepkileri incelenir, Milli kamuoyu psikolojik bakımdan hazırlanır, düşünülen harekete milletlerarası kamuoyu önünde asgari meşrutiyet kazandırılır.  

Düşmanın doğrudan doğruya topyekûn stratejiye yenilmesi halinde dolaylı topyekûn strateji araçlarına başvurması olasıdır. Klasik askeri harekâtta elde edilen sonucun gerilla ve halk direnci ile ortadan kaldırılması yani dolaylı topyekûn strateji yöntemleriyle ortadan kaldırılmasından korkulur. Beaufre’ye göre topyekûn olduğunda iyi bir strateji vardır. Askeri kuvvetin etkisini arttırmak için diğer hareket şekilleriyle birleştirmeyi bilmek lazımdır.  

Dolaylı topyekûn strateji ile harekette elde edilmek istenen sonuç askeri olmayan araçlarla varılır. Askeri araçlar bir yardımcı rolündedirler. Tespit edilen genellikle çok önemli sonuçlara ulaşmak için, siyasi yahut nükleer vazgeçirmeden kaçınarak genellikle azalmış olan asgari seviyede kuvvet ve askeri vasıtalarla hareket serbestisinin dar alanından daha iyi bir şekilde yararlanmasını bilmek sanatı.  

S = kfpt f: maddi kuvvetler  

S: stratejik hareket p: manevi kuvvetler 

k: genel ve mahalli durumun sonucu olan özel hal t: zaman 

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME  

Çeşitli savaşlar ve II. Dünya savaşı gibi önemli tarihi olaylarda yer almış ve bunların yıkıcılığını görmüş bir general ve teorisyen olan Beaufre’nin stratejiye bakış açısı günümüzde halen geçerliliğini korumaktadır. Kendi ifadesiyle “dolaylı strateji, şüphesiz yaşadığımız büyük saçma savaşların sonunda, şiddet konusunda gelişmiş çağımız hissiyatına uygundur. İnsan gittikçe daha güçlü oldukça kuvvetini sonuna kadar kullanmaktan vazgeçme eğilimi göstermektedir.” Buradan hareketle Beaufre’nin nükleer çağda nükleer silahların varlığının savaşlara engel olduğunu düşündüğünü. Belirtmek gerekir. Çünkü bu silahların caydırıcılığı yüksektir. Nitekim topyekûn (toplam) strateji ile de aslında buna değinilir. Strateji artık askeri güçlerin savaş alanında nasıl hareket edeceği ya da çok askeri gücün kesin zafer anlamına gelmemektedir. Aksine psikolojik süreçler, kamuoyu, hatta günümüzde sosyal medya, medya gibi çeşitli araçlar üzerinden de ülkeler birbirleri üzerinde etkili olabilmektedirler. Sonuç olarak, strateji dolaylı stratejinin ölçülü hareketleri sayesinde devlet adamına zamanında alınan tedbirlerle tarih müsait iken zaruri olduğu düşünülen değişiklikleri arttırmak gibi hayati sayılan durumları savunmak için gerekli aracı vermektedir. (Beaufre,1969) 



KAYNAKÇA  

Aydın, Mustafa ve Atalay, Ahmet Haluk. (Ed). (2012). Strateji ve Güvenlik. Eskişehir  

Beaufre A.(1969) Hareket Stratejisi, Genelkurmay Stratejik Etütler Dairesi. Stratejik 

Bartholomees, J. B. (2008). A SURVEY OF THE THEORY OF STRATEGY 

Bartholomees, J. B. (2012), U.S.Army War College Guide to National Security Issues 

Bingöl, O. (2021). 21. Yüzyılda Caydırma Teorisi ve Pratiğinin Değişimi. Uluslararası Kriz ve Siyaset Araştırmaları Dergisi, 5(1), 13-50. 

Brodie, Bernard (1978), ‘’The Development of Nuclear Strategy’’, International Security, Cilt 2, No 4, s.65-83 

Etütler Dairesi Tercüme Kısmı (Çev).Ankara: Kitanik Yayınları 

Freedman, L. (2015). Strategy: A history. Oxford University Press. 

GERE, P. F. (2015). André Beaufre et l’Institut Français d’Etudes Stratégiques 1902-1975 La pensée stratégique française contemporaine. Retrieved December 21,2020, from https://www.diploweb.com/Andre-Beaufre-et-l-Institut.html 

Hart, Liddel H. B (2015) Strateji Dolaylı Tutum, S.7 

Jablonsky, David. Why is Strategy Difficult?, U.S. Army War College Guide to National Security Issues 3-13 

Shurkin, Michael (2020), Grand Strategy is Total: French Gen. Andre Beaufre On War In The Nuclear Age 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here