Diplomatik Strateji Basın Editörü olarak, Türkiye Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi (TÜRKSAM) Başkanı Sinan Oğan ile geçtiğimiz günlerde Azerbaycan-Ermenistan sınır hattındaki Tovuz bölgesinde yaşanan gerilimi ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de izlediği stratejileri yazılı röportaj olarak değerlendirdim.

Ervanur Dündar:

Geçtiğimiz günlerde Azerbaycan-Ermenistan sınır hattında (Tovuz) yaşanan gerilimin yarattığı olaylar neticesinde biri tümgeneral olmak üzere 7 asker şehit oldu. Azerbaycan Savunma Bakanı Yardımcısı Kerim Veliyev ise Azerbaycan Ordusu’nun karşı saldırılarında en az 100 Ermenistan askerinin öldürüldüğünü açıkladı. İşgalci Ermenistan Ordusu bildiğiniz üzere taciz atışlarına devam ediyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Sinan Oğan:

”Bölgede 30 seneye yaklaşan bir çatışma söz konusu. Ancak bu çatışmalar genelde Dağlık Karabağ ve onun etrafında bulunan Ermenistan’ın işgal ettiği 7 rayon’da (bölge) yaşanıyordu. Bu defa çatışma çok farklı bir yerde ve çok farklı bir zamanda ortaya çıktı. Dünya’daki pandemi sürecinde ülkelerin yardımlaştığı, en zıt ülkelerin bile birbirleri ile yardımlaştığı bir zamanda olaylar yaşandı. (Türkiye dahi Ermanistan’a Covid-19 ile mücadelede yardım göndermişti.)

Ermenistan’ın çatışma bölgeleri dışında doğrudan Azerbaycan’a saldırması farklı şeyler düşündürmektedir.  Türkiye’nin, Libya ve Suriye’de Fransa ve Rusya ile çatışması, çatışma bölgesine yönelik düşünceyi de akla getirmektedir. Tovuz, tesadüf çatışma alanı olarak değil diye düşünüyorum. Birincisi Tovuz bölgesinde birkaç yüksek tepe var. Bu tepeleri Ermenistan Ordusu ele geçirirse, önemli bir üstünlük kazanacaktır.

Çünkü bölgede, Türkiye’ye doğru giden birçok enerji nakil hatları var, demiryolu o bölgeden geçiyor. Ayrıca Gürcistan’daki kırmızı köprü olarak ifade edilen Azerbaycan’ın da ihtiyaçlarını karayoluyla Türkiye üzerinden sağladığı lojistik merkez konumunda. Ermenistan stratejik öneme sahip böyle bir alana saldırdı. Fakat Ermenistan nüfus, ekonomik ve askeri güç olarak Azerbaycan ile baş edebilecek bir durumda değil.

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’da, ‘Ermenistan’ın bu saldırı kendi boyunu aşacak işler’ dedi. Doğru bir tespit. Zannediyorum ki Ermenistan bölgede böyle bir saldırı yapmaya teşvik edildi. Bu saldırının ayrıyeten bir başka gerekçesi de mevcut; Ermenistan Cumhurbaşkanı Paşinyan’ın ülkede Covid-19 sürecinde sıkıntı yaşamasıdır.

Ermenistan, zayıf ekonomisi olan bir ülkedir. Nüfusunun bir kısmı da yurtdışına işçi olarak giden göç etmiş kişilerdir. Dolayısıyla, ülkedeki sıkıntılı durumu gidermek için bölgede tansiyonu yükseltmeye yönelik girişimleri tetiklemektedir.”

[Röportaj] Azerbaycan-Ermenistan Gerilimi ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz Stratejisi 1

Ervanur Dündar:

Tovuz, Türkiye’ye gelen enerji hatlarının da geçtiği stratejik kavşak niteliğinde bir bölge. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın,  ‘Ermenistan’ın, bu tür saldırıları kendi boyunu aşıyor’ ifadesi okları Rusya’ya mı çevirmektedir ?  Rusya, Tovuz üzerinden Kafkasya’da bir hamle mi yapmaya çalışmaktadır ?

Sinan Oğan:

”Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadelerinin, Rusya ve Fransa’yı işaret ediyor olduğu kanaatindeyim. Fransa ile Doğu Akdeniz’de ve Libya’da çok ciddi kapıştığımızı söyleyebilirim. Fransa bir türlü bunu kabullenemiyor; Darbeci Hafter cuntasının bu süreçten çok ciddi kayıpla çıkması ve Türkiye’nin desteklediği UMH’nin alan hakimiyetini genişletmesi Fransa’yı adeta çıldırtmış durumdadır.

Fransa ve Rusya, AGİT Minsk grubu üyesidir. Ayrıca iki ülke Ermenistan’ın tarihi dostlarındandır. Tovuz bölgesinde Türkiye’ye yönelik yeni bir cephe açılmak istenmektedir. Bunu sadece Azerbaycan’a yönelik bir saldırı olarak değerlendirmiyorum. Aynı zamanda Türkiye’ye yönelik bir saldırı girişimi olarak değerlendirmekteyim. Dolayısıyla bölgedeki tansiyonu yükseltmek, Türkiye’nin elini Libya ve Suriye’de zayıflatmaya yöneliktir.

Tovuz bölgesindeki olaylardan, Ermenistan’ın kazançlı çıkacağının kanaatinde değilim. Her zamanki gibi Ermenistan oyuna geldi, büyük güçlerin maşası gibi hareket ediyor. Belki bu olayın Azerbaycan lehine döneceğini, işgal edilen toprakların Azerbaycan tarafından geri kazanılacağını düşünüyorum.”

[Röportaj] Azerbaycan-Ermenistan Gerilimi ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz Stratejisi 2

Ervanur Dündar:

Azerbaycan-Ermenistan hattında yaşanan çatışmalardan sonra Türkiye’den de bir çok yetkili açıklama yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan saldırıları ‘taarruz’ olarak niteledi. MSB Bakanı Hulusi Akar ise, Ermenistan’a karşı Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin yanında olduğumuzu söyleyerek destek açıklaması yaptı. Türk SİHA’ları, Ermenistan sınır bölgesinde uçuş gerçekleştirdi. Türkiye’nin bu tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Sinan Oğan:

”Türkiye’den ilk açıklama Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’ndan gelmişti. Çavuşoğlu, ‘’Türkiye, Azerbaycan’a her türlü desteği verecektir, bu desteğin içine her şey giriyor’’ dedi. Çavuşoğlu, çok doğru bir açıklama yaptı. Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı ve Milli Savunma Bakanı’nın açıklamalarını bir araya getirdiğimizde Türkiye, Azerbaycan’a tam destek vermiştir.

Bu desteğin arasında sadece beylik sözleri değil, aynı zamanda askeri destek sözü de vardır. Ben Türkiye’nin dış politikasını çok sık eleştiren birisiyim. Fakat SİHA stratejilerini de çok destekliyorum. İHA ve SİHA’lar, Türkiye açısından gerçekten ciddi derecede güzel işler yapmaktadır. Türkiye’nin, Azerbaycan’da İHA ve SİHA’ları mevcut. Ayrıca Azerbaycan-İsrail tarafından ortak İHA/SİHA projesinin olduğunu biliyorum. 

Rus SİHA’ları ve helikopterleri de, Ermenistan sınırında uçuş gerçekleştirdi. Türk savaş uçakları da Ermenistan sınırında uçuş gerçekleştirdi. Bu durumlar karşılıklı gözdağı olarak niteleyebiliriz. Türkiye’nin, Azerbaycan’a fiili askeri desteği 30 seneden bu yana mevcut, bundan sonra da olmaya devam edecektir.”

[Röportaj] Azerbaycan-Ermenistan Gerilimi ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz Stratejisi 3

Ervanur Dündar:

Bahsettiğiniz üzere Ermenistan oyuna gelmektedir. Peki bu durum nereye kadar gidecektir. Olası Ermenistan-Azerbaycan savaşında Türkiye, Rusya ile karşı karşıya gelebilir mi ? Rusya’nın ve İran’ın bölgedeki rolü nedir ?

Sinan Oğan:

”Türkiye ve Rusya, zaten Libya, Suriye ve dünyanın bir çok yerinde karşı karşıya gelmiş vaziyettedir. Fakat hiçbir zaman doğrudan doğruya çatışmıyoruz. 27 Şubat 2020’de İdlib’de Türk askerlerine yönelik gerçekleştirilen saldırıyı Rusya yaptı, fakat kabul etmedi. Türkiye’de, Rusya’nın bölgedeki askerlerimizi vurmadığını belirtti, fakat bu açıklama diplomatik düzeyde bir açıklama idi. Kafkasya’da, Azerbaycan ve Ermenistan üzerinden Rusya ile karşı karşıya gelmemiz söz konusu olabilir.

Rusya ile 550 seneden bu yana diplomatik ilişkimiz var. Hem savaşıp hem de yoğun ekonomik ilişki içerisinde olduğumuz tek ülke Rusya diyebilirim. Ruslar da uçurumun kenarında gitmeyi seven bir ülke. Tansiyonu yükseltmeyi rahatlıkla göze alan bir ülke. Fakat bu konularda Rusya’dan daha ileri bir ülkeyiz, heyecanı seviyoruz.”

[Röportaj] Azerbaycan-Ermenistan Gerilimi ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz Stratejisi 4

Ervanur Dündar:

Türkiye’nin denizlerimiz üzerindeki Mavi Vatan doktrinini, Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetlerini  ve bunlara yönelik dış ülkelerden gelen tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Sinan Oğan:

”Türk Dış Politikası’nı zaman zaman nasıl ki şiddetle eleştiriyorsam, Suriye politikasını nasıl ki eleştiriyorsam Libya politikasını o kadar da destekliyorum.  Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hamleleri gayet doğru ve yerindedir. UMH’yi (Ulusal Mutabakat Hükümeti) destekleyerek doğru adımlar atmaktadır. AK Parti hükümetinin 18 senedeki en doğru dış politika hamlesi bu durum diyebilirim. Dolayısıyla bu hamle Türkiye ve bölge barışı için çok iyi olacaktır.”

[Röportaj] Azerbaycan-Ermenistan Gerilimi ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz Stratejisi 5

Ervanur Dündar:

Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikaları neticesinde Arap ülkeleri ile ilişkilerimizde zedelenmeler yaşandı. Türkiye, Doğu Akdeniz üzerinde pasifize hale getirilmeye çalışılıyor. Bunu nasıl yorumluyorsunuz ?

Sinan Oğan:

”Türkiye’nin, Doğu Akdeniz’deki yabancılaşmasını Libya’daki olaylara bağlamak doğru değildir.  Biz o bölgeye yabancılaşalı epey oldu. Türkiye, Arap Baharı ile o bölgeye yabancılaşmıştır. Türkiye, maalesef ki Arap Baharı’nı destekleyerek , Arap Baharı’nı tam olarak algılamayarak, Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) Eş başkanlığı hayaline kapılarak ve projeyi bilmeyerek, Ortadoğu’da macera arayışına girerek bölgeye yabancılaştı.

İran ile Suudi Arabistan’ın düşman olduğunu görürsünüz, Suriye ile Mısır’ın düşman olduğunu görürsünüz. Klasik dış politika anlayışında Mısır’a düşman iseniz İsrail’e dost olmanız gerekiyor, İran’a düşman iseniz Suudi Arabistan’a dost olmanız gerekmektedir. Aynı an da Mısır, İsrail, Suudi Arabistan ve İran’a düşman olmak dış politika anlamında görülmemiş bir şeydir.

Dolayısıyla bu kadar ülkeye düşman olmakla, Doğu Akdeniz’de yapacağımız bir şey kalmıyor. Şuan Akdeniz coğrafyasında dost olarak gördüğümüz ülke Libya. Örneğin; Mısır ile derdimiz nedir ?  Ak Parti hükümeti, bölgeye duygusal bakış açısıyla bakıyor. Mursi, Mısır’ın seçilmiş Cumhurbaşkanı idi. Ardından devrildi. Dış politikada küslük ve ülkeleri yönetenlerin şahsi problemleri olamaz.

Dış politikada ülkenizin çıkarı ve menfaati ne ise o yapılmalıdır. Bugün bizim ülkemizin çıkarı da bölgede düşmanlıklar değil, dostluklardan geçmektedir. En azından dost bile değilseniz, düşman statüsünden çıkarmalısınız. Tarafsız bir noktaya gelmelisiniz, Çinliler bu stratejiyi çok iyi kullanır.”

[Röportaj] Azerbaycan-Ermenistan Gerilimi ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz Stratejisi 6

Türkiye Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi (TÜRKSAM) Başkanı Sinan Oğan’a röportaj için teşekkür ederim…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here