İki ülkenin ilişkilerine baktığımızda, Çin’in Afrika kıtasına olan ilgisinin çok eskiye dayandığını görmekteyiz.
Çin, Afrika ülkeleri ile arasındaki ilişkileri geliştirmek amacıyla 1960’lı yılların sonuyla birlikte 13 olan diplomatik temsilciliğini, 1970’li yılların ortalarıyla birlikte 30’lara, günümüzde ise 49’a çıkarmıştır. Artan karşılıklı ilişkiler sayesinde Afrika kıtasındaki ülkeler, Pekin yönetimi ile ilişkilerinin zarar görmemesi için Tayvan konusunda geri adım atmışlardır.
Pasifik'ten, Afrika'ya: Çin Açılımı 9
Çin’in Yumuşak Güç Stratejisi
Çin, Afrika ülkelerinin bağımsızlıklarını destekleyerek, kendisini sömürgeci ülkelerden ayrıştırmıştır. Dış politikada izlediği yumuşak güç stratejisi, özellikle Afrika ülkeleri ile olan ilişkilerinde önemli bir yere sahip olmuştur.
Çin, günümüzde dünyanın en büyük enerji kullanıcısı ve Güney Afrika’nın en büyük ihracat pazarı haline gelmiştir. Hızla devam eden ekonomik yükselişi, gelişmekte olan bazı ülkeler tarafından Çin’in hızla gelişen bir ülke modeli olarak örnek alınmasına sebep olmuştur.
Ayrıca bu yükseliş birçok gelişmekte olan ülke ile onun olumlu ilişkiler kurmasına imkân sağlamıştır. Yumuşak güç stratejisi çerçevesinde Afrika ülkeleri ile olumlu ilişkiler kurmaya büyük özen göstermiştir. Bu durumun en önemli nedeni, ekonomik yükselişinin büyük ölçüde Afrika kıtasındaki kaynaklara bağımlı olması ve bu kıtanın Pekin için siyasi bir manevra alanı olarak görülmesidir.

Pasifik'ten, Afrika'ya: Çin Açılımı 10Çin’in, BM Üzerinden Afrika Politikaları

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki statüsünün yanı sıra son dönemdeki muazzam büyüme oranları ve yatırımları ile dikkat çeken Pekin yönetiminin, Afrika kıtasındaki etkisi de her geçen gün artmaktadır.
Çin’in, BM Güvenlik Konseyi’ndeki daimi üyeliği Afrika ile ilişkilerinde söz konusu ülkeye önemli fırsatlar sunmaktadır. Günümüzde BM Güvenlik Konseyi’nin gündemindeki mevcut sorunların %60’dan fazlasının Afrika ile ilgili olması ve BM Barış Gücü’nün %75’den fazlasının bu kıtada konuşlanmış bulunması dikkat çekmektedir.
Askeri ve Sosyal Yatırımlar
Afrika, Çin için bir hammadde deposu olmanın ötesinde stratejik öneme de sahiptir.
Cibuti’de askeri deniz üssü açma planları hayata geçirilmek üzere. 2017’de tamamlanacak inşaat sonrasında bu üs, yurtdışındaki ilk üs olacak. Eritre, Etiyopya, Somali ve Yemen’le komşu olan ülke, korsanların uğrak noktalarından. Öte yandan, aynı ülkede hem Çin, hem de Amerikan üslerinin olması yakın gelecekte çatışma senaryolarını gündeme getiriyor.
Afrika Birliği ülküsü, Pekin’in altyapı yatırımlarıyla maddi bir zemine oturmuş oluyor. Ayrıca Pekin yönetimi, Afrika’da mühendislik benzeri alanlarda ilk olarak 5 üniversite açmayı planlıyor. 15 yıl gibi kısa bir sürede Afrika’da 1 milyonu bulan Çin’li bulunuyor. Son zamanlarda Pekin’in Afrika üzerindeki yatırımları 100 milyar doları aştı.

Pasifik'ten, Afrika'ya: Çin Açılımı 11

Pekin’in Afrika Açılımı, Fas İle Başladı
Çin, Afrika ve Ortadoğu’da etkisini artırmak için çalışmaya devam ediyor. Suriye dosyasında, ülke hem hükümetten hem de muhalefetten üst düzey delegasyonlara ev sahipliği yaptı. Çin ayrıca, yurtdışındaki ilk askeri üssü kurmak için Arap Ligi’ne üye olan Cibuti’yi seçti.
Son yıllarda Pekin; Arap, Afrika ve Asya ülkelerine de yüksek miktarlarda kredi verdi. Kredi ücretlerinin yüksek olması konusunda uzmanlar söz konusu ülkeleri borçlarını geri ödeme kabiliyetleri konusunda uyardı. Başkent Pekin de “Yeni İpek Yolları” konulu forumda konuşan IMF genel müdürü Christine Lagarde da bu konuya değindi.
Ruanda’ya Uzanan Açılım
Afrika turunu sürdüren Şi, Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame’nin resmi davetlisi olarak geldiği başkent Kigali’de resmi törenle karşılandı. Ziyaret kapsamında, iki ülke arasında ekonomik işbirliğinden altyapıya, sivil havacılıktan, diplomatik ve hususi pasaportlulara vize muafiyeti, e-ticaret, altyapı, kültür ve bilime kadar uzanan çeşitli alanlarda 15 anlaşma imzalandı. Dünya Bankası verilerine göre Ruanda, ithalatının %20’sinden fazlasını Çin’den yapıyor.
Sahraaltı Afrika’da, Çin’in Enerji Stratejisi
Afrika, Güney Asya ile birlikte yoksulluk ve küresel eşitsizliğin en derin hissedildiği coğrafya olarak nitelendirilmektedir. Hiç kuşkusuz kıtanın geneli için ortaya konabilecek bu realite, ”Sahraaltı Afrika” olarak adlandırılan ve kıtanın kuzeyindeki genel anlamda Arap ve Berberi nüfusa sahip olan Mısır, Libya, Tunus, Cezayir, Fas dışındaki kıta coğrafyasında daha da derin boyutlarda hissedilmektedir.
Pasifik'ten, Afrika'ya: Çin Açılımı 12
Çin Etkisindeki Afrika Ülkeleri
Sahraaltı Afrika coğrafyası oldukça zengin enerji kaynaklarına sahip bir pozisyondadır.
Pekin, artan üretim hacminin bir sonucu olarak gerekli enerji kaynaklarının temini ve bunun yanı sıra üretim sonucu elde edilen ürünlerin dünya pazarına arzı noktasında politikalar izleme ihtiyacı hissetmiş ve bu doğrultuda adımlar atmıştır.
Tam da bu noktada Sahraaltı Afrika ülkeleri ise, gerek elde bulundurdukları enerji ve enerji dışı hammadde imkânları, gerekse de 1 milyarı aşan nüfusu sonucu büyük bir pazar konumunda oluşlarıyla Çin için önemli bir fırsat ve potansiyel teşkil eden bir bölge pozisyonunda olmuştur.

Pasifik'ten, Afrika'ya: Çin Açılımı 13

Sonuç Olarak
Afrika, Çin’ in de uzun yıllar gölgesinde kalmıştır. Açılımlarına ve enerji politikalarına maruz kalmıştır. Afrika son yıllarda adeta ‘Çin’ in ikinci kıtası’ haline gelmiştir. Fas’la başlayıp, Ruanda ile devam eden Afrika açılımları devam etmektedir. Kaplumbağa’ya benzetilerek, Dünya’nın en büyük ekonomisine sahip olarak yükselen Çin, ilerleyen süreçlerde de Afrika üzerindeki politikalarını ve yatırımlarını artırmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here