Bu çalışmada çevresel sorunlara teorik yaklaşımlar incelenecek, çevresel sorunların uluslararası ilişkilerde mesele haline dönüşmesi Paris İklim Anlaşması örneği üzerinden değerlendirilecek ve ABD, Çin, Rusya ve Türkiye’nin anlaşmaya yönelik tutumu incelenecektir.
BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine taraf olan devletler, sera gazlarının salınımlarını azaltmak, araştırma ve teknoloji konusunda diğer taraflarla birlikte işbirliği içerisinde olmak, orman, deniz, akarsu ve göl gibi sera gazı yutaklarınının korunması amacıyla gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler.
Ülkelerin ekonomik anlamda gelişmişlik düzeyleri, bilimsel ve teknik açıdan kapasiteleri, kalkınma öncelikleri gibi iklim değişikliği sorunundan etkilenme konusundaki farklılıkları ve özel koşulları dikkate alınmıştır. Bu anlamda somut yükümlülükler “Ortak Fakat Farklılaştırılmış Sorumluluk İlkesi” temelinde belirlenmiştir.

Kyoto Protokolü
Kyoto Protokolü’nün birinci yükümlülük dönemi 2008 yılında başlamış ve 31 Aralık 2012 tarihinde sona ermişti. Bu protokolde tanımlanan yükümlülüklerin ağırlığı sebebiyle ABD, protokol sürecinin en başında taraf olmamayı tercih etmişti. Daha sonraki süreçte Kanada protokolden çekilme kararı almıştı. Sera gazı salınımı konusunda önemli yükümlülükler alması beklenen bu iki ekonomik gücün protokol dışında kalması, Kyoto Protokolü’nün ikinci yükümlülük döneminde sadece 37 devletin yükümlülük altında olması, iklim değişikliği rejiminin etkili hale gelebilmesi yönünde sistem tartışmalarını da beraberinde getirmiştir.
Bu anlamda iklim değişikliği müzakerelerinde yaşanan tıkanıklığın aşılmasına yönelik çabalarla birlikte, 2015 yılında Paris’te yapılan toplantıda, iklim değişikliği rejiminin 2020 yılı sonrası dönemi için bir yol haritası belirlenmiştir. Bu yöndeki mutabakatın somut hukuksal çerçevesi olarak Paris İklim Anlaşması kabul edilmiştir. İklim Anlaşması, iklim değişikliğine karşı küresel çapta verilen mücadelede tarihsel bir dönüm noktası olarak görülmektedir.

İklim Anlaşması, iklim değişikliği ile küresel mücadele 195 ülkenin ortak katkılarını birleştirebilmiş olması sebebiyle önem arz etmektedir. İklim Anlaşması, azaltım, uyum, finans, kayıp ve zarar, teknolojik geliştirme ve teknolojik transfer, kapasite geliştirme, şeffaflık ve küresel envanter gibi hususlara ilişkin anlaşmayı etkin kılacak önemli kararlar içermektedir.
Ayrıca anlaşma, daha istikrarlı, daha sağlıklı bir gezegen, daha adil toplumlar ve daha canlı ekonomilerin olduğu bir dünya oluşturmak adına önemli bir fırsat olarak görülmektedir. Anlaşma, küresel ölçekte temiz enerjiye geçişte tüm dünyaya yol göstererek, söz konusu geçiş ve ilgili tüm politik kararlarda iş ve yatırım davranışlarında değişikliğe gidilmeyi zorunlu kılacaktır.
Paris İklim Anlaşması’nın Önemli Maddeleri
İklim Anlaşmasının kritik konulara yönelik maddelerine bakıldığında Madde 2.a. dikkat çekmektedir. Buna göre, Anlaşma dahilinde, bu yüzyıl sonuna kadar küresel ısınmanın 2 derecenin altında tutulması ve hatta 1.5 derece ile sınırlandırılması öngörülmektedir. Madde 4.4. de ise gelişmekte olan ülkelerin, gelişmiş ülkelerden alacakları finans yardımları ve gelişmekte olan ülkelerin emisyon azaltım hedeflerini sürdürmeleri konusunda görevlerinin devam edeceği öngörülmektedir.
Anlaşmanın 3. maddesinde ise yeni bir terim olarak “emisyon sıfırlama” anlaşmaya dahil edilmiştir. Özellikle karbonsuzlaşma kapsamında ülkelerin fosil yakıttan vazgeçesi için yeni yollar aranacaktır. İklim Anlaşması ayrıca, iklim değişikliğinin yol açtığı sebeplerin olumsuz etkilerine karşı uyum sağlanması konusunu güçlü bir şekilde vurgulamış. Özellikle bu durumdan en fazla etkilenecek savunmasız az gelişmiş ülkelerin desteklenmesi konusunda taahhütlerde bulunmaktadır.

Anlaşma, ciddi bir şekilde tarihi ve çığır açıcı bir anlaşmadır. Gelişmiş, gelişmekte olan ve az gelişmiş 195 ülkenin tümünün Birleşmiş Milletler çatısı altında, her bir ülkeye farklı ölçüde maliyet getiren ve bağlayıcı nitelikli bir anlaşma üzerinde uzlaşılmış olması pek sık karşılaşılmayan bir durumdur. İklim Anlaşması sonrası özellikle gelişmiş ülkelerdeki birçok yatırımcı uzun dönemli varlıklara yatırım yaparken “iklim riski” faktöründe daha duyarlı olacaktır.
Bunun yanında, iş dünyasının talep ayağını oluşturan geniş bir toplum kitlesi ve sivil toplum kuruluşlarının iklim değişikliği konusundaki bilinçli tutumu ve baskıları düşük karbonlu ekonomiye geçişi tetikleyen ve teşvik eden çok önemli bir itici güç olacaktır. İklim Anlaşması, özü ve muhatap aldığı sorunlar itibariyle önemli bir anlaşmadır. Ancak böyle bir anlaşmanın başarılı olması için, çevresel sorunların oluşmasına sebebiyet veren tüm ülkelerin bu anlaşmayı desteklemesi gerekmektedir.
Bu anlamda İklim Anlaşması, en çok çevresel kirliliğe yol açan ülkelerden olan, ABD, Çin, Hindistan gibi ülkeleri ve Avrupa Birliğini bir noktada buluşturma başarısına ulaşmıştır. Anlaşmanın başarıya ulaşabilmesi için, ABD, Çin ve Rusya gibi büyük ülkelerin desteğine ihtiyaç duyulduğu açıktır.

Paris İklim Anlaşması’na ABD’nin Tutumu
ABD, ilk başlarda Paris İklim Anlaşması’na destek vermişti. Ancak Trump, ABD’yi İklim Anlaşmasından çekme kararı almıştır. Donald Trump seçim kampanyaları sırasında Paris İklim Anlaşması’nı “kötü” olarak nitelendirmiş ve siyasi tabanını oluşturan seçmenlere “Amerikan iş gücüne zarar veren bu anlaşmayı iptal etme” sözü vermişti. Trump’ın böyle bir karar alarak İklim Anlaşması’ndan çekilmesini, “siyasal hesaplı” bir karar olarak görmek mümkündür.
Anlaşmadan çekilmesiyle birlikte Trump, “Amerika Paris Anlaşması’na yeniden dahil olmak ya da Amerika’ya karşı daha adil şartlar içeren bir anlaşmayla ilgili görüşmelere başlayacaktır” açıklamasında bulunmuştu. Daha sonraki dönemlerde yapılan açıklamalarda Trump, “Anlaşmaya dönmemiz muhtemeldir. Çevreyle ilgili güçlü duygularımız var.” gibi açıklamalarda bulunmuştur. Anlaşmanın mevcut şartlarının ABD’nin ekonomik çıkarlarına uymadığını savunan Trump, bazı düzenlemeler yapılması durumunda anlaşmaya dönebileceğini belirtmiştir.
Gelişmeleri değerlendirdiğimizde ABD yönetiminin çevresel sorunlara karşı Realist görüşle yaklaştığını söyleyebiliriz. ABD, ulusal çıkarları ve kendi ekonomisi açısından İklim Anlaşması’ndan çekilmiştir. Bu durum kısa vadeli olarak ABD’ye kazanç sağlasa daha uzun dönemde hem ABD hem de tüm dünya açısından geri dönülemez felaketlere yol açabilecektir.

Paris İklim Anlaşması’na Çin’in ve AB’nin Tutumu
Paris İklim Anlaşması’nın başarısında etkili olabilecek önemli güç Çin, ABD’nin anlaşmadan çekilme kararına tepkiyle yaklaşmaktadır. Çin Başbakanı Li, ABD’nin, İklim Anlaşması’ndan çekilmesinin ardından “Çin, adım adım 2030 hedeflerine ulaşmak için Paris Anlaşması’nda verdiği taahhütleri yerine getirmeye devam edecektir.” şeklinde bir açıklama yaptı. Uluslararası sorumluluk kapsamında Trump’ı uyardı.
Çin, bu anlaşmaya yönelik ABD gibi realist bir yaklaşım benimsememiş, İklim Anlaşması’nı destekledi. Çin, anlaşma’nın geleceği açısından önemli sorumluluklar üstlenmiştir. Avrupa Birliği ve Çin gibi çevre kirliliğinde önemli payı olan ülkelerin Anlaşmayı desteklemesi, Anlaşma’nın başarısı ve Dünya için daha temiz bir gelecek anlamında önemlidir.
Avrupa Birliği ve Çin tarafından yapılan ortak açıklamada “AB ve Çin, Paris İklim anlaşmasını, küresel ölçekte geri döndürülemez şekilde sera gazı emisyonlarını azaltılması ve iklim direncinin arttırılmasının sağlanması sürecini daha da hızlandıran tarihi bir kazanım olarak görmektedir.” denilmiştir.

Paris İklim Anlaşması’na Rusya’nın Tutumu
Anlaşma’nın başarıya ulaşabilmesi noktasında bir diğer önem arz eden ülke de Rusya’dır. Rusya, Paris İklim Anlaşması’na önemli ölçüde destek göstermiştir. Putin, Moskova’nın İklim Anlaşması’nın tüm kararlarını destekleyeceğini ve anlaşmalara uymaya hazır olduğunu açıklamıştır.
Sonuç Olarak;
Çevresel sorunlar özü itibariyle tüm insanlığı ilgilendiren küresel sorunlardır. Çevresel sorunlar, teorik anlamda disipline geç bir dönemde giriş yapmış olsa dahi son dönemlerde yapılan çalışmalar, disiplindeki bu eksikliği kapatmak yönünde önemli adımlar atmaktadırlar. Bu noktada ana akım yaklaşımların argümanlarını sorgulayan eleştirel yaklaşımlar bir çok önemli hususu tartışma konusu haline getirerek önemli katkılarda bulunmaktadırlar.
Paris İklim Anlaşması, olumsuz düşüncelerin aksine, gerçek anlamda tarihi ve çığır açıcı bir anlaşma konumundadır. Gelişmiş, gelişmekte olan ve az gelişmiş 195 ülkenin tümünün Birleşmiş Milletler çatısı altında, her bir taraf ülkeye farklı ölçüde yükümlülükler getiren ve önemli bağlayıcı özellikleri olan bir anlaşma üzerinde uzlaşmış olmaları, çevre açısından tarihte az görülmüş ve büyük bir önemi sahip bir olaydır.

Paris İklim Anlaşması’nın amaçlarına yönelik yükümlülükler, bazı sosyal, ekonomik ve siyasi süreçlerle doğrudan ilişkilidir. Ayrıca ekonomik ve ticari ilişkilerin iklim değişikliği sorunu ile olan bağlantısı da, Paris İklim Anlaşması’nda kabul edilmektedir. Küresel ölçekte tüm canlıları ilgilendiren çevresel sorunlara yönelik Paris İklim Anlaşması’nın başarısı, üye olan, yükümlülük üstlenen devletlerin kararlılığıyla doğru orantılıdır.
Çevresel kirlilikte büyük payı olan ülkelerin anlaşmayı kabul etmemesi veya anlaşmadan çekilmesi, anlaşmayı başarısızlığa götürebilecek önemli etkenlerdendir. Bu bağlamda, çevresel sorunların tüm insanlığı etkilediğinin bilincinde olunmalı ve uluslararası sorumluluklar kapsamında Anlaşma’nın önemi idrak edilmeli ve uygulanmalıdır.
ABD örneğinde gördüğümüz üzere, çevresel kirlilikte önemli bir payı bulunmasına rağmen, realist politikaların izlenmesi neticesiyle, anlaşmadan çekilme durumu söz konusudur. Böyle bir durumun, anlaşmaya taraf devletlerde de bu şekilde bir eğilime yol açılabileceği unutulmamalıdır. ABD’nin anlaşmadan çekilmesi, şüphesiz bir şekilde anlaşmanın başarısı üzerinde negatif bir etkiye sahip olacaktır.
KAYNAKÇA

Ece Gizem Çakmak, Tuğba Doğan, Bilgin Hilmioğlu, “İklim Değişikliği Sürecinde Paris Anlaşması’nın Rolü ve Türkiye’nin Konomu”, VII. Ulusal Hava Kirliliği ve Kontrolü Sempozyumu, 2017, s. 900.

https://www.avrupa.info.tr/sites/default/files/2016-08/brochure_4_v2.pdf (Erişim Tarihi: 20.12.2018)

İlge Kıvılcım, “Kyoto’dan Farklı; Daha Esnek Bir İklim Rejimi Geliyor: Paris Anlaşması ve Türkiye’nin Konumu”, İktisadi Kalkınma Vakfı Değerlendirme Notu, Sayı 172, 2015, s. 2-3.

Etem Karakaya, “Paris İklim Anlaşması: İçeriği ve Türkiye Üzerine Bir Değerlendirme”, Adnan Menderes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 3, Sayı 1, 2016, s. 3.

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-40129916 (Erişim Tarihi: 29.12.2018)

https://www.amerikaninsesi.com/a/amerika-paris-iklim-anlamasindan-cekildi/3883058.html (Erişim Tarihi: 29.12.2018)

https://tr.sputniknews.com/asya/201706011028700720-iklim-degisikligi-cin-abd/ (Erişim tarihi: 29.12.2018)

https://tr.sputniknews.com/cevre/201706011028701913-ab-cin-trump-paris-anlasmasi-zorunluluk/ (Erişim Tarihi: 29.12.2018).

https://tr.sputniknews.com/rusya/201710151030603996-putin-rusya-paris-iklim-anlasmasi-kararlarini-destekliyor/ (Erişim Tarihi: 30.12.2018)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here