Ortadoğu, içinde yaşadığımız Türkiye’yi de içine alan ve geniş bir alana yayılan, yüzlerce yıl savaş ve istikrarsızlıkla boğuşmuş ve halen boğuşmaya devam eden, ilk medeniyetlerinde beşiği olan coğrafyadır.
İnsanların yoğun olarak ilk yerleştikleri ve uygarlıkların ilk kurulduğu bölge olan Ortadoğu; ekonomik, siyasal, kültürel ve dinsel konularda toplumlar arası bir geçiş konumundadır. Ortadoğu’nun dünya politikasındaki tarihi rolü Avrupa, Asya ve Afrika kıtaları arasında kültürel ve ekonomik bir aracı olmasından kaynaklanır.
Merkez dünya Ortadoğu, beş deniz (Doğu Akdeniz, Kızıldeniz, Umman Denizi-Basra Körfezi, Hazar Denizi ve Karadeniz) içerisinde yer alan jeo-stratejik, jeopolitik ve eko-stratejik önemlere sahip bir bölgedir.
Öncelikle hangi ülkeleri kapsamakta dersek; Afganistan, Bahreyn, B.A.E (Birleşik Arap Emirlikleri), Irak, İran, İsrail, Katar, Kuveyt, Lübnan, Mısır, Suudi Arabistan, Suriye, Türkiye, Umman, Ürdün, Yemen.
Ortadoğu’nun sınırları
Bu devletlerin bazı ortak özellikleri vardır: İran ve Afganistan hariç diğer devletler Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasıyla oluşmuş ve bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Bir diğer özellikse, yeraltı kaynakları ve Ortadoğu’nun jeopolitik öneminden kaynaklanmaktadır.
Yukarı devletlerden Afganistan, Irak, Suriye ve Yemen’de savaş devam ettiğinden dolayı ekonomilerinde ve nüfuslarında değişiklik kaçınılmaz olduğundan o ülkelere değinmeyeceğiz. Türkiye, İran, Suudi Arabistan ve İsrail devletlerine değineceğiz. İlk olarak Türkiye ile başlıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
Başkent: Ankara
Nüfus: 80.810.525
Yüzölçümü: 783.562 km2
GSYİH: 792 milyar 691 milyon
Türkiye konumu itibarı ile 3 tarafının denizlerle çevrili olması; Karadeniz, Akdeniz ve Ege; İstanbul ve Çanakkale boğazlarının varlığı sebebiyle jeostratejik öneme sahip bölgesel bir güç konumundadır. Avrupa Konseyi, NATO, OECD, G-20 ve AGİT kuruluşlarının da üyesidir.
Ordu gücü
Aktif personel sayısı: 359 bin 273
Savunma ve güvenlik bütçesi: 12.1 milyar dolar
Türkiye’nin konumu
İRAN İSLAM CUMHURİYETİ
Başkent: Tahran
Nüfus: 81.824.270
Yüzölçümü: 1.648.195 km2
GSYİH: 393 milyar 495 milyon
Konum olarak güneybatı Asya’da bulunmaktadır. Avrasya’daki konumu nedeniyle jeostratejik öneme sahip bölgesel bir güçtür. Geniş petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahiptir.
Ordu gücü
Aktif personel sayısı: 545.000
Savunma bütçesi: 10.3 milyar dolar
İran’ın konumu
SUUDİ ARABİSTAN
Başkent: Riyad
Nüfus: 28.287.855
Yüzölçümü: 2.150.000 km2
GSYİH: 639 milyar 6 milyon
Arap yarımadasında bulunan en büyük ülkedir. Ekonomisinin temeli petrole dayanır ve petrol rezervleri oldukça yüksektir.
Ordu gücü
Aktif personel sayısı: 650.000
Savunma bütçesi: 56 milyar dolar
Suudi Arabistan’ın konumu
İSRAİL
Uluslararası kabul edilen Başkent: Tel Aviv
Uygulamada: Kudüs
Nüfus: 7.910.500
Yüzölçümü: 20.770 km2
GSYİH: 305 milyar 2 milyon
Asya ve Avrupa kıtalarının kesiştiği yerde bulunmaktadır.
Ordu gücü
Aktif personel sayısı: 187.000
Savunma bütçesi: 10 milyar dolar
İsrail’in konumu
Coğrafi bir kavramdan ziyade siyasi bir içeriğe sahip olan Ortadoğu kavramı, kullanıldığı tarihte dünya emperyalist güçler tarafından paylaşılmış durumdaydı. Bölgede, Osmanlı İmparatorluğu zayıf bir şekilde ayakta kalmaya çalışıyordu. Bu zayıflığın etkisiyle, Batı 1856’dan sonra meseleye ‘Doğu Sorunu’ olarak bakmaya başladı.
Temelde Ortadoğu kavramı Şark(Doğu) ve Yakındoğu(Near East) kavramları gibi batı merkezli ürün olarak ortaya çıktığı ve öyle kullanıldığı söylenebilir. Tarihsel olarak Ortadoğu kavramını ilk kullananlar her ne kadar Amerikalılar olsa da aslında daha çok İngiltere’nin çıkarlarını kapsayan bir bölgeydi.
İngiltere’nin Ortadoğu kavramı Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında Mısır’a kadar genişledi. Petrolün önemindeki artış ve dünya savaşı bu genişlemede önemli rol oynadı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD ‘Yakın Doğu’ ve ‘Orta Doğu’ kavramlarını birlikte kullandı.
Ortadoğu bölgesi dinsel, tarihsel, ekonomik olarak çok önemli bir konuma sahip aynı zamanda jeopolitik olarak da çok önemli bir coğrafyada yer almaktadır.
Farklı kültürlerin, dillerin, dinlerin, medeniyetlerin, Antik Çağdan günümüze gelen süreçlerin izlerinin olduğu bu yer, çok karmaşık aynı zamanda kültürel, sosyal, tarihsel olarak çok zengin bir yapıya da sahiptir. Bu sebeple diğer ülkelerinde hep ilgi odağı olmuştur.
Öncelikli belirleyici unsur dinlerdir. Bölgede ilk semavi din Yahudiliktir. Bugün için de bölgeyi etkilemektedir. Özellikle Yahudi inancında temel bulan, ama laik bir anlayışla ortaya çıkan Siyonizm yine bugün bölgeyi en çok etkileyen unsurdur.
Yahudilikten sonraysa milatla birlikte Hristiyanlık gelmektedir. Hristiyanlık en çok Roma’nın dini olduktan sonra bölgeyi etkilemiştir. İslamiyet ise bölgeyi en çok etkileyen dindir. Bölge İslam ile özdeşleşmiştir. Putperest olan bu toplumda, Mekke’de ortaya çıkan İslam kısa zamanda güçlenmiş, devletleşmiş ve imparatorluk kurmuştur.
Bu bölgede üç büyük dinin farklı zamanlarda meydana gelmesi, gelişmesi ve uzun süre etkili olması Yahudi, Hristiyan ve Müslümanlar için önemli olmuştur. Ortadoğu’nun Hristiyan egemenliği altına girmesi önce Selahaddin Eyyubi, sonra Memlük, Selçuk ve Osmanlı Türkleri tarafından engellenmiştir.
Ekonomik anlamda da bu bölgenin önem taşıması dünya petrol ve doğal gaz rezervlerinin büyük çoğunluğunun burada olmasından kaynaklıdır. Ayrıca bölgede Süveyş, Cebeli Tarık, Hürmüz gibi önemli boğaz ve körfezlerin bulunması da etkilidir.
TÜRKİYE’NİN ORTADOĞU BÖLGESİ İÇİNDEKİ ÖNEMİ VE YERİ NEDİR?
Türkiye, hem Asya hem de Avrupa ülkesidir. Yeryüzü şekilleri bakımından Ortadoğu’nun yüksek sahası içinde yer almaktadır. İklim özellikleri bakımından ise Ortadoğu bölgesi için insan yaşamına en uygun şartları barındıran özelliklere sahiptir.
Akarsu ve göller bakımından yine diğer ülkeler arasında daha zengindir. Başlıca önemli akarsuları; Fırat, Dicle, Kızılırmak, Yeşilırmak, Çoruh, Sakarya, Büyük Menderes, Küçük Menderes, Gediz, Susurluk, Seyhan, Ceyhan ve Göksu oluşturmaktadır. Bu akarsular üzerinde birçok baraj yapılmıştır.
Nüfus bakımından ise, hızla artış gösteren bir ülkedir. Ayrıca bölgede dili Türkçe olan tek Müslüman devlettir. Türkiye’nin en büyük şehri olan İstanbul da yine Ortadoğu için önem arz etmektedir.
Avrupa ile Asya’nın birleştiği dar bir boğazın her iki yakasında kurulmuş olan İstanbul, aynı zamanda kıtalar arası bir şehirdir. Buna ek olarak temel iktisadi yapısını tarım ve hayvancılık oluşturmaktadır.
Bu bakımdan da yine Ortadoğu ülkeleri arasında önemi büyüktür. Ayrıca Türkiye Ortadoğu ülkeleri arasında zengin madenlere sahip, hızla sanayileşen ve turizm bakımından ilgi odağı olmuş bir bölge konumundadır.
Sonuç olarak, Ortadoğu devletlerinin çoğu özellikle körfez devletler, petrol zengini olmalarına rağmen hemen her alanda dışa bağımlılardır.
Zaten rezervlerin dağılımı eşit oranda değildir. Bunun ötesinde bölgenin petrol dışındaki birikimleri ve kaynakları da sınırlıdır. Bu toplumlarda refahın dağılımı da dengesizdir. Yine devletlerin çoğunda yönetim antidemokratik olup, despot ve totaliter liderler bulunmaktadır.
Din, ideoloji, etnik köken, servet, kişisel çevre ve tarihi rekabetler de Ortadoğu politikasını şekillendiren belirleyicilerdir diyebiliriz. Son olarak, çoğulcu demokrasilerde vazgeçilmez kabul edilen siyasal katılımın Ortadoğu toplumlarında oldukça sınırlı olduğunu görmekteyiz.

KAYNAKÇA
1) https://www.bbc.com/turkce/konular/middle_east
2) https://tr.sputniknews.com/ortadogu/
3) http://www.bilgesam.org/kategori/17/-bolgeler-orta-dogu/
4) 2http://www.hurriyet.com.tr/haberleri/ortadogu
5) ‘Ortadoğu Analizi’ kitabı- Prof.Dr.Hasret ÇOMAK ve Doç.Dr.Caner SANCAKTAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here