Özet

Macron’un Avrupa Birliği (AB) ordusu kurma isteğini çok uzun zamandır dile getirmekte olduğu bilinmektedir. Bu amacını gerçekleştirmek adına çeşitli hadiseleri çatı olarak kullanmaya çalışan Macron halen destek görememiş ve bu durum kendisini daha radikal politikalar izlemeye itmiştir.

Suriye’den Doğu Akdeniz meselesine kadar ki süreç Fransız politikalarında ve söylemlerindeki radikalleşmeyi gözler önüne sermektedir. Bu süreç içerisinde kurguladığı senaryoların düzenli olarak bozulması, Cumhuriyet Yürüyüşü Hareketi Partisi(LREM)’nin iç politikadaki başarısızlığı ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine sadece 2 yıl kalmış olması, Macron’u, son derece irrasyonel işbirliklerine ve stratejilere yöneltmiştir.

Fransa içindeki sosyal politikalara yönelik istekleri karşılayamayan liberal Macron, AB üzerinde vesayet sahibi, inisiyatif alabilen bir Fransa kurgulamaktadır. Böylelikle İngiltere’den doğan mali boşluğu Almanya ile paylaşmak, güvenlik ve dış politikada oluşan boşluğu ise kendisi doldurmak istemektedir. Brexit sonrası AB’nin dış politika ve güvenlik alanındaki stratejik esneklik yeteneği tartışmalıdır. Ek olarak AB’nin dış politika ve güvenlik politikalarında konsensüs gösteremiyor olması, pandemi sonrasında küresel sistemin geleceği ile kaygılar vb. sebepler AB üyesi ülkeleri de çeşitli ittifaklara ve yeni güvenlik önlemleri aramak durumunda bırakmıştır. Bu çalışmada Fransa’nın AB ordusu söylemlerindeki radikalleşmeye dikkat çekmek için Suriye’den Doğu Akdeniz’e kadar ki askeri ve güvenlik sınamalar incelenecektir.

Ahmet Can Yıldıztekin

Macron Politikası ve Avrupa Ordusu Planı 13

Suriye Başarısızlığı

Sırasıyla Sarkozy ve Hollande’nin iktidar dönemlerinde Suriye politikaları öncelikle ABD eksenli tasarruflardan öteye pek geçmemiştir. Özellikle Sarkozy döneminde Esed rejimi karşıtı söylemler ve AB ile ortak hareket etme çalışmalarından çok ileriye gidilmemiş ve rejim ile Fransa arasındaki diplomatik ilişkiler kesilmemiştir.

2013 yılındaki Doğu Guta’da meydana gelen ve 1300 kişinin ölümü ile sonuçlanan Esed’in kimyasal saldırısı ardından AB ve Hollande iktidarının olduğu Fransa’nın Milli Suriye Ordusu’na ve diğer muhalif gruplara askeri lojistik, ekonomik ve stratejik destekler verdiği bilinmektedir. DAEŞ’in Paris saldırıları ile birlikte ise Fransa’nın Suriye stratejisi, ABD’nin de yapmış olduğu gibi, bölgede yer alan bir başka terör örgütüne meşruluk kazandırmak şartı ile DAEŞ ile mücadeleye evirilmiştir. Bu dönemde ABD’nin, Suriye konusunda, Obama döneminden beri süregelen tutarsız politikaları kimyasal silah saldırısının ardından askeri müdahalede bulunmaması ve bölgede aktif bir rol üstlenmek yerine YPG/PKK terör örgütü üzerinden operasyonları yürütmesi; son olarak da Rusya’nın Esed’e desteğinin engellenememesi gibi etkenler ABD’nin küresel gücünü sorgulatmıştır.

ABD’nin Trump yönetimi ile bölgede daha pasif kalarak YPG/PKK terör örgütüne lojistik, mali, stratejik destekler ile mobilize etme çabalarının ardından NATO müttefiki olan Türkiye’yi tehlikeye atan girişimlerini Fransa’nın da desteklediği bilinmektedir. Öyle ki hem Hollande hem de Macron döneminde YPG/PKK temsilcilerinin Élysée Sarayı’nda ağırlanması bunun güzel örnekleridir. Hem ABD hem de Fransa bölgede Terör koridoru oluşturma çabalarına açıkça girişmişlerdir fakat Türkiye’nin Zeytin Dalı ve Barış Pınarları Harekâtları ile bu planları suya düşmüştür. Bu hayati harekâtlara NATO içerisindeki en büyük muhalefet Fransa’dan gelmiştir. Öyle ki bu operasyonların doğrudan Kürtlere yönelik katliamlar olduğu ifade edilerek AB içerisindeki YPG/PKK yapılanmaları ile karalama propagandaları yürütülmüştür.

Macron Politikası ve Avrupa Ordusu Planı 14

Rusya’nın AB’yi Kuşatması

2014’te Rusya’nın Kırımı ilhak etmesi de döneme damga vuran sorunlardan bir diğeri olmuştur. AB’nin öncelikli güvenlik sorunları tekrardan Rusya üzerinden şekillenmeye başlamıştır. Zira Rusya, hem Suriye’de hem de Kırım’da askeri unsur olarak varlığını göstermesi NATO ve AB’yi tehdit eden iki önemli sorundur. Macron iktidarı ile Fransa, Suriye özelinde, ABD’nin destekleyeceği bir koalisyon ile Rusya’ya karşı önlemler alarak hem Kırım meselesinde hem de Suriye meselesinde güç gösterisi yapmak istemiştir. Fransa’nın yakın coğrafyasında bir savaşa müdahil olmak yerine Suriye’yi uluslararası bir çatışma alanına dönüştürme çabası da hem iç hem dış politik tutumlardan dolayı başarısız olmuştur. Yukarıda bahsedilen her iki olayın ardından, Emmanuel Macron’un, The Economist’e verdiği demeçte NATO müttefiklerinin ABD’ye güvenlik anlamında güvenemeyeceğini ve NATO’nun ‘beyin ölümü gerçekleşti’ söylemlerinde bulunması planladığı senaryoların bozulmasına yönelik hırsını göstermektedir.

Macron Politikası ve Avrupa Ordusu Planı 15

Pandemi Sürecinde Lidersizlik

Fransa’nın AB ordusu kurma isteğini ikince kez dile getirdiği hadise COVID-19 sürecidir. Pandemi sürecinde uluslararası yardımların askeri operasyonlarla yürütülmesi örnek alınarak AB’nin de böyle bir güce haiz olması gerektiği iddiaları sosyal medya kullanıcıları tarafından sıkça ortaya atmıştır. Pandemi sürecinin AB içerisindeki doğurduğu sancılı durum ise Macron’un AB ordusu söylemlerinin popülerlik kazanmasına engel olmuştur. Hatta süreç içerisinde Fransa, İtalya ve Almanya gibi bölgesel ve küresel güç odaklarının sağlık sistemlerin bakımından bu denli zayıf kalmış olması ise birçokları için sürpriz olmuştur. AB’nin pandemi sürecinde başarısız oluşu Avrupa halkı açısından birliğin kendine karşı bir eleştiri hakkı doğurmuştur. Ek olarak aşırı Sağ görüşlerin yükseldiği Avrupa’da AB karşıtı söylemlerde artmaya başlamıştır. Yıllarca Türkiye’nin AB standartlarına uyması gerektiği dile getirilen sağlık vb. alanlarda aslen AB’nin standartlarında değişim gerektiği ortaya çıkmıştır. Öte yandan NATO müttefiklerinin NATO vurgusu ile birbirine destek yollamaları ve özellikle Türkiye’nin inisiyatif alarak müttefiklik ruhuna yakışır bir politika tutumu NATO’nun ve örgüt içerisinde Türkiye’nin nüfuzunu pekiştirmiştir.

Macron Politikası ve Avrupa Ordusu Planı 16

Libya Başarısızlığı

Libya‘da BM ve NATO öncülüğündeki koalisyon güçlerinin askeri müdahalesi ardından Hafter ve teröristleri eliyle yeniden ortaya çıkan sorunlar küresel ve bölgesel güçleri tekrardan bölgeye çekmiştir. Fransa’nın Ortadoğu’da alan kaybetmesine ek olarak Afrika’da da alan ve güç kaybetmesi Libya politikalarında ikiyüzlü bir strateji izlemesine sebep olmuştur. Serrac hükümeti ile tam olarak diplomatik kanalları terk etmemişlerdir. Ancak Hafter ve teröristlerine verdikleri destekleri de aşikârdır. Fransa, Libya’da, bir diğer küresel aktör olan Rusya eksenli politikalar izlemesi sebebi ile hem NATO’yu hem de AB’yi tehdit altında bırakmaktadır. Kimi çevreler tarafından bu izlenen politikaların ilerleyen süreçlerde bölgesel olarak Avrupa için yeni sınamalar doğuracağını ileri sürmüşlerdir. Macron’un, Rus nüfuzunun genişlemesine sebep olan stratejik hatalarını ve sebeplerini daha önce bir çalışmada ele aldığımız için burada IRINI operasyonu ile AB ordusuna temel atma girişimleri tartışmaya açılacaktır. AB’nin IRINI operasyonunun sadece BM’nin silah ambargosunu korumaya yönelik olmadığı yönünde çeşitli söylemler mevcuttur. Genel olarak IRINI operasyonu Almanya’nın çıkarlarını korumaya yönelik gibi lanse ediliyor olsa da bu operasyonun başarılı olması halinde bir bütün olarak AB’nin Brexit sonrası stratejik esneklik kabiliyeti gösterilmiş olacaktır. Böylelikle Macron’un AB ordusu söylemlerine desteğin artması ihtimalini doğurabilir. Lakin operasyona Malta ve İtalya gibi devletlerin çekinceli yaklaşması ve hatta Malta’nın desteğini çekeceğini açıklaması yine Macron için bir hayal kırıklığı olmuştur. Ek olarak Türk gemisini durdurmaya çalışırken aldıkları karşılık dolayısıyla NATO’ya şikâyet etmesi ve ardından Türkiye’nin haklı bulunması, Fransa’nın, uluslararası sistemde rezil olmasına sebep olmuştur.

Macron Politikası ve Avrupa Ordusu Planı 17

 

Türkiye-Yunanistan Gerginliği

AB ordusu söylemlerinin son dayanak noktası ise Doğu Akdeniz ve Kıbrıs meselesindeki ortaya çıkacak sonuçlara bağlıdır. Fransa, kaybettiği güç ve etkinliği geri kazanmak için attığı adımlarda, hatalı stratejiler izlemesi sebebiyle kayıplarını hızlandırmaktadır. Bu kayıplara bir son vermek amacıyla Kıbrıs ve Akdeniz’deki sınır sorunlarında aktif bir rol oynamak istemektedir.

Kıbrıs’ta asker angajmanlarda bulunması ve Yunan tarafını kışkırtarak tatbikatlar ve askeri lojistik destek, ayrıca bu destekleri finanse edilmesi için yapılan mali yardımlar-ile sert güç unsurunu kullanmak istemektedir. Fransa’nın bu bölgede AB’nin geri kalanı olmadan başarılı olma şansı çok düşüktür. Bu sebeple AB’nin sert güç unsurlarından olan ekonomik yaptırımlar vasıtasıyla Yunanistan’ı desteklemesinin yollarını aramaktadır.

AB üyesi devletlerin rasyonel oldukları varsayılırsa Yunanistan’ın sınırlarla ilgili ortaya attığı tezlerin son derece anlamsız olduğunu anlamaları mümkündür. Uluslararası Deniz Hukuku’nda yeri olmayan bu tezlerin kabul edilmesi aynı zamanda uluslararası sözleşmelere güveni de ortadan kaldıracaktır. Bu sebeple Fransa’nın Libya özelinde ortaya attığı Doğu Akdeniz’de enerji güvenliği, AB’nin sınır güvenliği, mülteci sorunları ile mücadele gibi söylemleri de kullanarak kamuoyu desteği yaratmaya çalıştığını görebilmekteyiz.

Fransa, Avrupa insanlarına, AB’nin birlik olduğu zamanlarda askeri meselelerde de NATO’suz yapabileceğini göstermeye çalışmaktadır. Öncelikle Yunanistan ile askeri tatbikat yapmış, GKRY’ye askeri unsurlarını yerleştirmiş, ardından da AB’yi de bu sürece dahil etmek için uğraşmaktadır. Kuşkusuz Yunanistan’ın istikrarını büyük ölçüde bozacak olan Türkiye ile çatışma ihtimalini görmezden gelmektedir. Askeri uzmanların tezlerine bakılırsa askeri bir çatışmanın Türkiye lehinde sonuçlanması muhtemeldir. Sonuç Fransa’nın yaklaşık 10 senelik başarısızlıkları radikalleşmesine yol açtığını sırasıyla Sarkozy, Hollande ve Macron’un söylemlerinde görebilmek mümkündür. Son olarak Macron’un iç politikadaki yetersizliği yerel seçimlerde kaybetmesine yol açmıştır.

Ek olarak pandemi sürecini yönetmedeki başarısızlığı da göz önünde tutulursa 2022 seçimlerine kadar popülaritesini artırmak için çeşitli yollara başvurması anlaşılabilmektedir. Covid-19’un uluslararası sisteme etkileri halen tartışılmaktadır fakat AB’ye olan güveni sarstığı açıktır. Bunu doğrudan AB dağılıyor gibi söylemlere yormamak gerekmektedir. Maske vb. sağlık ekipmanlarına yönelik hırsızlık, el koyma gibi eylemler AB içersindeki asayiş uygulamalarını tartışmaya açmıştır. Lakin bu durumun bir AB ordusu doğurması diğer süreçlere göre daha zor durmaktadır. Türkiye ve Yunanistan arasında meydana gelebilecek askeri bir çatışmanın sonuçlarını tahmin etmek zor değildir.

Bir iddia ise Fransa’nın Türkiye ile Yunanistan arasındaki bir çatışmayı istediğidir. Böylelikle AB ülkelerinin NATO’ya olan güvenini sorgulatmasının daha kolay olacağı düşünülmektedir. Fransa Yunanistan’ı kendi emellerine ulaşmak yolunda ateşe atmaktadır. Kaybedilen gücü tekrardan elde etmek isteyen Fransız liderler üst üste hatalar yaparak daha fazla kayıp vermeye devam etmektedir. Öte yandan Türkiye’nin, dış politikadaki manevraları sayesinde, kurgulanan senaryoları bozması da Türkiye karşıtı ittifakların oluşmasına sebep olmuştur. Yukarıda bahsi geçen süreçlerin ortak noktası ise Fransa’nın tek başına Akdeniz ve civarında inisiyatif almaktan çekindiğidir. Bu çekincelerini NATO ile aşmaya çalışan Fransa’nın her fırsatta NATO’nun prestijini zedeleyici politikalar yürütmesi de ayrıca bir paradokstur. Sürekli Türkiye karşıtı ittifak arayışının sebeplerinden belki de en önemlisi ise Türkiye’nin bölgesel bir güç unsuru olarak ortaya çıkmasının bölgede kurgulanmış senaryoların bozulması anlamına gelmesidir. Türkiye aleyhinde uygulanan stratejiler ile Suriye’de Türkiye’nin güvenlik kaygıları muhatap alınmamış ve terör koridoru planlanmıştı. Bu senaryo TSK ve desteklediği gruplar vasıtasıyla yok edilmişti. Doğu Akdeniz Enerji Forumu’na Türkiye davet edilmeyerek ve muhatap alınmayarak pasifize edilmeye çalışılmıştır. Doğu Akdeniz’de yapılan dış politika manevraları ile bu senaryo da Türkiye tarafından bozulmuştur.

Macron Politikası ve Avrupa Ordusu Planı 18

KAYNAKÇA

Dağdelen, Merve Dilek. Yılmaz, Musab. 2020. ‘’Fransa’nın Suriye Stratejisi’’ Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı, İstanbul

https://europeanlawblog.eu/2020/06/22/macrons-call-for-a-european-army-still-echoing-orforgotten/

https://www.trtworld.com/magazine/how-russia-is-slowly-encircling-europe-32596

https://www.europarl.europa.eu/news/en/headlines/security/20190612STO54310/eu-armymyth-what-is-europe-really-doing-to-boost-defence

https://www.diplomatikstrateji.com/dogu-akdeniz-politikasinda-kazanan/

https://www.neweurope.eu/article/why-the-armed-forces-of-europe-isnt-possible/

https://europeanlawblog.eu/2020/06/22/macrons-call-for-a-european-army-still-echoing-orforgotten/

https://www.e-ir.info/2020/07/05/post-brexit-eu-defence-policy-is-germany-leading-towardsa-european-army/

https://www.milligazete.com.tr/haber/1525354/fransada-elize-sarayi-onunde-ypgliyoneticilerle-skandal-fotograf

https://www.bbc.com/news/world-europe-46108633

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/fransada-macronun-partisi-yerel-secimlerde-agir-yenilgialdi/1893043

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here