Bir zamanlar Osmanlı Toprağı olan Libya, bugün Batı’lı güçlerin baskısı denetiminde kalan ve Arap Baharı’nı yaşamış bir Afrika devletidir. Akdeniz, Afrika ve Ortadoğu’nun kesiştiği jeostratejik bir konumda bulunan Libya Enerji rezervleri ve verimli toprakları ile Batı’lı Devletler’in iştahını kabartmaktadır.
Dev petrol ve doğalgaz kaynaklarına, Nubian Kum Taşı Akifer Sistemi’nden gelen dev miktarda yer altı sularına, önemli ticaret yollarına, önemli düzeyde yabancı yatırımlara ve büyük miktarlarda likit sermayeye sahiptir.
Kaddafi’nin devrilmesiyle, iç karışıklıklar artmış ve ülke’de kaos yaşanmıştır. Özellikle ülke’deki terör yapılanmaları, Libya halkı’nın başına dert olmuştur.
Ülkedeki şehirlerin çoğunda silahlı yerel terör ve gasp çeteleri bulunuyor. Petrol ve Doğalgaz gelirleri terör gruplarının yanı sıra, sömürgeci güçlerin elindedir. Kısacası Libya, terör örgütlerinin kontrolünde ve köle ticaretinin merkezi haline gelmiştir. Bu sebeple ülkedeki ekonomi çökmüş durumda olduğundan dolayı ülke halkına istihdam sağlanamamaktadır.

Libya’nın Jeopolitik Önemi

Libya; Kuzey Afrika’ya, Suriye’ye ve Avrupa’ya silah ve militan akışı sağlayan bir merkez konumunda. Ekseriyetle Avrupa’ya giden, Afrika’lı mülteciler Libya üzerinden geçmektedir.
Tobruk Limanı, Akdeniz’e açılan koridorla uyuşturucu trafiğini sağlamaktadır. Limanlardan aynı zamanda insan kaçakçılığı da yapılıyordu. Bingazi ve Trablus limanları, Akdeniz üzerindeki en önemli ticaret üslerinden biridir. Bingazi, Trablusgarp ve Misurata limanları, ülkenin en büyük ve en geniş limanlarıdır. Limanları, gün içerisinde dünyanın bir çok yerinden ve Türkiye’den onlarca gemi ziyaret eder.
İç Afrika’da kalan ülkelerin, ihracatını ve ithalatını gerçekleştiren limanlara sahiptir. Yeraltı zenginliklerinin ve enerji rezervlerinin geniş olması nedeniyle, Dünya’nın en önemli enerji merkezi haline gelmiştir. Trablus, Bingazi, Sebha’da ki modern havaalanları; ülkenin büyük şehirlerini, petrol merkezlerini birbirine bağlar ve en müsait ulaşım aracıdır.

Libya İç Savaşı

Libya yıllar boyu özellikle Kaddafi döneminde, ABD ve AB’nin politikalarına zıt bir pozisyonda bulunmuştu. NATO’da üst düzey görevlerde yer almış emekli komutan olan Wesley Clark’a göre Libya, Taliban tarafından kontrol edilen Afganistan’ın işgal edilmesinden sonra sıradaki ülkeydi. Bu listede Irak, Somali, Sudan, Lübnan, Suriye ve son olarak İran bulunuyordu.

Wesley Clark:

“Birkaç hafta sonra onu (Pentagon’da üst düzey bir komutandan bahsediyor) gördüğüm zaman Afganistan’ı bombalamaktaydık. ‘Irak’la hala savaşacak mıyız?’ diye sordum. ‘Bundan daha kötüsü de var.’ dedi ve masasının çekmecesine ulaşıp bazı belgeler çıkardı. Az önce yukarıdan (Savunma Bakanlığı’ndan bahsediyor) aldım bunları. Bu belgeler 5 yıl içerisinde 7 ülkeye müdahale edeceğimizi söylüyor. Bunlar Irak’la başlıyor ve sonra Suriye, Lübnan, Libya, Somali, Sudan’la devam ediyor ve İran ile son buluyor.“

Doğrudan ya da dolaylı şekilde Pentagon’un işgal listesinde bulunan tüm ülkelere müdahale edilmiş ve tüm ülkeler ABD ve AB’ye teslim oldular. Tunus ve Mısır’dan sonra ”Arap Baharı” diye söylenen ABD ve AB menşeli ”Emperyalist Projesi” Libya’ya da sıçradı. Arap dünyasında yaşanan kaos,Washington’da, Tel Aviv’de ve Londra’da sevindiriciydi. Libya’da ilk önce iç savaş patlak verdi.
Sonrasında ise Balkanizasyon durumu yaşandı. İç savaş başlamadan önce, ABD ve AB, Libya’nın enerji sektörü ve yeraltı zenginlikleri üzerindeki etkilerini arttırmışlardı. Libya’daki bu yaşanılanlar, ABD ve AB için çok büyük avantajlar ve birikimler sağladı. Özellikle Küresel Enerji Piyasasında dengeler değişti.Ülke içindeki tüm varlık fonları, yabancı şirketler tarafından yağmalandı ve özelleştirildi.
Libya’da yaşanılanlar nedeniyle, Kuzey Afrika’da ki tüm komşu devletlerin düzeni bozuldu. Batı Afrika da aynı şekilde Libya ve Çad’dan başlayan ve Nijerya, Cezayir ve Sudan’a uzanan sınırlar kaosa sürüklendi. Bu durum Kuzey Kutup dairesi ve çevresinde bulunan enerji kaynaklarının kullanımının önünü açmaya başladı. Ülke içindeki tüm varlık fonları, yabancı şirketler tarafından yağmalandı ve özelleştirildi. İtalya ve Fransa önceden beri Libya’daki petrol ve gaz yataklarını kontrol ediyor. Libya vatandaşlarının barınamadığı ve DEAŞ’ın kontrolünde olan bölgelerde, petrol ve gaz çıkarıp Dünya enerji pazarına sürüyorlar.

Ülkemiz, Libya konusuna müdahil olmak istedi. Fakat ABD,AB ve Mısır, Türkiye’nin bölgedeki ayrılıkçı ve terör gruplarına yardım ve destek verdiğini öne sürüp, kirli propaganda yaptılar.

LİBYA’DAKİ ENERJİ YATAKLARI: PETROL/DOĞAL GAZ

Libya, petrol ve doğal gaz rezervleri bakımından, Dünya’da ki rezervler içerisinde yaklaşık %3.3 pay alıyor ve yüksek kalitesi, düşük çıkarma maliyeti olan petrolüyle; Afrika’da ki petrol rezervlerin %40’ına sahiptir.
Aynı zamanda geniş çaplı doğalgaz rezervlerine de sahiptir. Bu durum ülkeyi uluslararası enerji piyasasında kontrol edilmek istenen ülke konumuna getiriyor. Bu konumuyla Libya, Dünya’nın en büyük 12. Petrol ihracatçısıdır.
Özellikle Libya, Mısır, Sudan ve Çad’ın altında uzanan büyük fosil su rezervinden oluşan Nubya yer altı su tabakası mevcut. Nubya yer altı su tabakası, çölden kıyı kentlerine kadar uzanan 1600 km boyunca ve 1300 kuyudan çıkarılan milyonlarca metreküp suyun inşa edilen su kemerleriyle taşınarak çöl arazilerinin verimli hale getirilmesinde önemli bir imkan sağlıyor.

Libya’daki iç savaş yüzünden petrol şirketlerinin üretimlerini kısması nedeniyle Libya’da, petrol üretiminin dörtte bir oranında düştüğü tahmin ediliyor. OPEC üyesi olan Libya’nın ekonomisi, ihracatının yüzde 95’ini oluşturan petrol gelirlerine bağlıydı.

Günde 1.845 milyon varil petrol üreten ülke, 1.455 milyonunu ihraç etmekteydi. Ayrıca deri ve post, yer fıstığı, zeytinyağı, hurma, tütün, selüloz, badem ve çeşitli cins meyveler ve turunçgiller, diğer ihracat ürünleridir.

Petrol rezervi ise 41.46 trilyon varil. Petrol şirketleri ve petrol Sanayi kaynaklarının verdiği bilgiler, günlük petrol üretimi 1,6 milyonu bulan Libya’da, bu üretimin günlük 300-400 bin varil düştüğünü gösteriyor. Bu rakamın, İtalyan petrol ve doğalgaz şirketi Eni’nin Libya’daki petrol üretimini durdurması nedeniyle daha da yüksek olabileceği belirtildi.

Son verilere göre, Eni’nin 2009 yılında Libya’da petrol üretimi günlük 108 bin varildi. Yeniden üretime geçirilen petrol sahaları ile Libya’nın petrol üretimi yeniden günde 490.000 varillere çıkmıştır.

Sharara petrol sahası’nı; Libya Ulusal Petrol Şirketi, Repsol SA (İspanya), Total SA (Fransa), OMV AG (Avusturya) ve Statoil ASA (Norveç) tarafından ortaklaşa işletmektedirler.El Feel petrol sahasını ise, Libya Ulusal Petrol Şirketi ile ENI SpA (İtalya) beraber işletmektedirler.

LİBYA’DA TERÖR ÖRGÜTÜ DAEŞ’İN YAPILANMA SÜRECİ

Irak ve Suriye’deki varlığını yavaş yavaş kaybettiren terör örgütü DAEŞ’in bir kısmı Afganistan’a diğer kısmı ise, Sina Adası üzerinden Libya’ya geçmiştir.

Libya/Sirte’de bir vilayet kurdu, ülkedeki birçok kenti ele geçirmek için sürekli olarak saldırılar düzenledi. Yerel gruplarla ittifak kurarak, hakimiyet alanını genişletmeye çalışıyordu. DAEŞ’in Libya’da ilk kontrol altına aldığı toprak Derna oldu.
Terör örgütü DAEŞ’in Kuzey Afrika’daki asıl hedefi, Akdeniz kıyısı boyunca tüm devletlere yayılmaya çalışmak. İsrail merkezli Meir Amit ve Terörizm istihbaratı Merkezi’nin raporuna göre, Arap ve Orta Afrika ülkelerinden Libya’ya gelen mültecilerin, Avrupa’ya geçişinden yıllık 255 milyon dolar ile 333 milyon dolar arası
bir kazanç sağlanıyor.
DAEŞ bu organize kaçakçı gruplarını, kendine bağlamıştı. 80 bin nüfuslu Derna’da, 2014 Nisan’da kurulan ‘İslam Gençlik Şuura Konseyi’ örgütü, 2 ay içerisinde diğer silahlı gruplara üstün gelerek Derna’yı ele geçirdi ve DAEŞ’le ittifak kurdu. Örgütün sıradaki adımı ise, Sirte oldu. 18 Şubat 2015’te Sirte’ye giren 200-400 civarı DAEŞ teröristleri, 60 bin nüfuslu Sirte’nin kontrolünü ele aldı. Havaalanı, tren yolu, limanı, askeri hava üssü ve geniş petrol havzalarına sahip Sirte, DAEŞ’in üssü haline geldi. Pentagon’un 2016 raporuna göre, DAEŞ’in Irak ve Suriye’deki militan sayısı 31 bin 500’den, 25000’e gerilerken, aynı dönemde Libya’da ki asker sayısı ise ikiye katlanarak 6500’e çıktı. DAEŞ’in Libya’daki yeni askerlerine ayda 1000 dolar maaş ödediğine dair raporlar yayınlandı.
Tunus’tan 1,500 genç Libya’ya giderek DAEŞ’e katıldı. Nijerya’daki terör örgütü Boko Haram’dan 1000’i aşkın militan, DAEŞ’e katılmak için Libya’ya gelmişti. DAEŞ, Libya’da ilk kez kadınları ”Cihatçı Gelinler” adıyla intihar bombacısı olarak kullandı.

Sonuç Olarak

Libya’daki enerji rezervleri, Batılı ülkelerin ve emperyalist güçlerin pazarlama merkezi haline gelmiştir. Ülkedeki karışıklığın bitmemesi için, Batılı ülkelerin yanında, bazı Arap rejimleri de çalışıyor. Ülke’de aşılması gereken en önemli sorunlar siyasi, güvenlik ve sosyal anlamda oluşan keskin kutuplaşma, ordunun iç yapısındaki tutarsızlıklar ve komuta merkezidir. Libya’daki askeri cephelerin kendi aralarındaki sorunu, dış politikalarına da yansımaktadır. Ordu’nun tek çatı altında toplanılması için çalışılıyor, fakat bu çalışmalar engelleniyor. Farklı grupların bir arada uzlaşı ve yapıcı içinde bulunmaları, ülkenin istikrarında yararına olacaktır.

KAYNAKÇA

http://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/arap-bahari-1304
http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/libyanin-petrolle-imtihani
http://www.aljazeera.com.tr/haber/abd-isidin-libyada-egitim-kamplari-var
http://medyasafak.net/haber/1662/dosya–nato-ve-kuresel-sermaye-libyayi-nicin-vurdu
https://tr.sputniknews.com/afrika/201711221031111411-libya-kole-pazarlari-kimin-kontrolunde/
 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here