Dünyanın kadim medeniyetlerinden biri olan Çin, uluslararası sistemde yerini sağlamlaştırmanın yolunu uluslararası gücün en önemli unsurlarından olan ekonomiyi güçlendirmekle buldu. Çin, Soğuk Savaş döneminde bağlı olduğu Doğu bloğundan umduğunu bulamamıştı.

İç politikada alınan radikal kararların ülkeyi içeride ve dışarıda hüsrana uğratması 21. Yy’da yaşadığı dönüşümü tetikleyen en önemli unsurlardandır. Çin’in günümüzde küresel sistemin zirvesinde olan ABD’ye rakip hale gelmesi birçok nedene bağlıdır. Radikal ideolojik kararlar yerine reel-politiğe ve Makyavelizm’e yönelen Çin, bu kararların meyvesini 40 yıla yakın bir sürede ancak alabilmiştir.

Mao Dönemi

Mao Zedong, 1949 – 1976 döneminde komünist rejimle yöneteceği Çin Halk Cumhuriyetine liderlik yapmıştır. Bu süreç içerisinde ülkeyi refaha kavuşturmak için projeler geliştirmiştir ki bunlardan en önemlisi hiç şüphesiz Büyük İleri Atılımdır. Mao, bağımsız olma ve dış politikadaki söylemlerini 1957 yılının Kasım ayında Moskova’da düzenlenen Komünist Partilerin Enternasyonal Konferansı’nda belirtti. Mao ilk defa Çin’in 15 sene içerisinde Büyük Britanya’yı çelik üretiminde geçeceğini söylemişti.

Bu hedef belli başlı kıstasları esas alıyordu. Temel amaç tarım toplumundan sosyalist bir topluma dönüşü sağlayarak üretim çıktıların maksimum düzeye ulaştırılmasıydı. Ekonomik büyümenin bu şekilde gerçekleşeceği umuluyordu. Proje ilk etapta komünlerin oluşturulmasıyla başladı. 1958 yılında ilk etapta 24.000 halk komünü oluşturuldu. Halk komünleri 5.000 aileden oluşuyordu ve sadece ekonomik amaçlı değildi. Sosyalist ideolojinin tam anlamıyla yerleştirilmesine yönelik hedefler de içeriyordu.

Şanghay’da ve ülkenin kuzeydoğusunda bulunan bölgelerde ise yeni bir örgütlenme biçimi oluşturuluyordu. Fabrikalar yeni bir mantıkla işletilmeye başlanmıştı. İşçiler üretimin denetimini gerçekleştirecek komünlerden getirilen kadrolar ise üretimde aktif rol alacaktı. Ancak ne komünler ne de fabrikalardaki üretim sistemi bekleneni veremedi. 1958-1960 arası geçen dönem büyük bir kıtlığa yol açtı ve milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlandı. Büyük İleri Atılım 1960’ta son buldu.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin büyük kayıplar vermesiyle sonuçlanan Büyük Atılım Mao’nun sosyalist fikirlerinin gözden düşmesine de sebep olmuştu. Mao’nun iç siyasetteki bu başarısızlığının yanında bu dönemdeki tek olumlu gelişme Soğuk Savaş’ın yumuşama döneminin başlamış olmasıdır. Çin Halk Cumhuriyeti bu dönemde Sovyet Rusya’yı ABD’den daha tehlikeli gördü ve ABD tarafına yaklaşmış oldu. Bu durum da 1970’lerin küresel dünyasına yeni bir sayfa açacak bir gelişmeydi.

Deng Dönemi 

1960 ‘ lı yıllardan beri izole yaşayan Çin Halk Cumhuriyeti Deng’in başa gelmesiyle vizyon ve misyon değişikliğine gitti. Çin bu dönemde yüzünü Japonya’ya dönerek Çin – Japon savaşından kalma düşmanlıklara son verme amacıyla bir barış için görüşmeler başlattı. Bu amaçla ASEAN ile işbirliği yaparak kızıl kemerleri ve müttefiklerini destekledi.

Mao döneminde kendi içinde bağımsız olma çabaları başarısız olmuşsa da amaç bir sonraki dönemlerde yapılacak olan planların temel sebeplerinden biri olarak devam etmişti. Buna ek olarak politikadaki söylemlerin ve vaatlerin geçerliliğinin en çok da ekonomiye bağlı olması reformlara gidilmesine yol açtı. Çin Halk Cumhuriyeti 4 modernleşme reformu ile üretimde artışı sağladı. Bunlar temelde şu esaslara dayanıyordu:

  • Sanayi üzerindeki devlet kontrolünün gevşetilmesi.
  • Dış yardımlara kapıların açılması.
  • Özel ekonomik bölgelerin (1980 ÖEB ) oluşturulması.
  • İhraç mallarını arttırmak için yabancı şirketlere özel fabrika kurmaları için izin verilmesi.
Çin’deki Reformlar

Çin, yaptığı reformlarla kendini liberal dünyaya entegre etmeye çalışıyordu. Çin’in günümüzde ekonomide küresel dev haline gelmesinde 80’li yıllarda yaptığı bu politikaların etkili olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Sovyetler Birliği’nde bilimsel ve teknolojik çalışmalara yatırımın az olması, insanların açlıktan ölmesi Çin’i etkilemişti. Sovyetler ile Çin Soğuk Savaşın büyük bölümünde aynı blokta olmuştu. Çin’de de kıtlık yüzünden insanların ölmesi Çin’e büyük bir ders vermişti.

Çin reformlara giderken yaptığı en fazla harcama kaleminden olan savunma harcamasını minimal düzeye indirdi. Ekonomik yoğunlaşmaya önem vererek somut adımlar attı. Çin liberal piyasada uluslararası konjonktürün havasını solumuştu ve bunun meyvelerini alıyordu. Çevre ülkeler ile işbirliği yapması ve ekonomiyi yumuşak güç olarak kullanması oldukça etkili olmuştu. Dış ticaretin gelişmesiyle de dış politikada gelişen karşılıklılık prensibiyle uluslararası aktörlerle de ilişkilerini iyi yönde etkiledi.

Çin, 1970’lerin sonu ve 1980’lerin başında yaptığı politikalar ile ülkeyi darboğazdan çıkarmaya ve iç politikada istikrarı sağlamaya çalışmıştı. Bununla birlikte dünya siyasetini değiştiren uluslararası ticari girişimlerde bulunması çevre ülkeler başta olmak üzere ABD, Avrupa ve Afrika’ya uzanan kuruluşlara üye olmuştu. Yukarda da değinildiği gibi karşılıklılık prensibi ile dünya barışını tesisine katkıda bulunduğunu söyleyebiliriz.

Ticari ilişkilerin gelişmesi öncelikle siyaten istikrarlı olan bölgelerde sağlıklı bi şekilde yapılabilir. Bu nedenledir ki ticari ilişkilerin en fazla olduğu ülkeler ABD ve Avrupayken 3. Dünya ülkeleri olarak nitelendirilen ülkelerle ticari ilişkiler daha azdır. Çin’in dünya devleriyle olan ticaret hacmi onun da küresel bir dev olmasının önünü açmıştır.

Çin’in Üye Olduğu Uluslararası Kuruluşlar

· AfDB : Afrika Kalkınma Bankası
· APEC :Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu
· ASDB : Asya Kalkınma Bankası
· ASEAN :Güneydoğu Asya Ülkeleri Örgütü
· BIS : Uluslararası İmar Bankası
· CCC :Gümrük İşbirliği Konseyi
· CDB :Karayipler Kalkınma Bankası
· ESCAP :Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu
· FAO :Tarım ve Gıda Örgütü,
· IBRD : Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası
· ICC : Milletlerarası Ticaret Odası
· ICFTU :Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederasyonu
· IDA :Uluslararası Kalkınma Birliği
· IFAD :Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu
· IFC :Uluslararası Finansman Kurumu
· IMF: Uluslararası Para Fon
· UNCTAD :Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı
· UNESCO :Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü
· UNIDO :Endüstriyel Kalkınma Örgütü
· WTO :Dünya Ticaret Örgütü

Sonuç Olarak;

Çin’ in soğuk savaş döneminden günümüzdeki küresel ekonomi ve siyasetteki rolüne yükselişini incelerken belli başlı esasların öne çıktığını gördük. İlk olarak Çin yükselişini devletin ekonomi üzerindeki etkisini azaltarak başlattı. Ekonomik büyüme siyasal ve dış politikadaki değişimlerle de doğrudan ilgiliydi.

Çin’in kendini dünyaya entegre etmesi ticari patlamaya da neden oldu. İşgücünün yani nüfusun yeterince fazla olduğu Çin bu nüfusu liberal ekonomide doğru kullanabildi. Sosyalist esasların aksine kendini küresel piyasaya açtı ve bunun meyvelerini kısa sürede aldı.

 

Dünya Ekonomisinde Çin’in Yeri

KAYNAKÇA

Antony Best . Jussi M . Hanhımakı,Joseph A.Maıolo, Kirsten E . Schlze 20. Yüzyılın uluslararası tarihi (sayfa 391)

Antony Best . Jussi M . Hanhımakı,Joseph A.Maıolo, Kirsten E . Schlze 20. Yüzyılın uluslararası tarihi (sayfa 402-403)

Antony Best . Jussi M . Hanhımakı,Joseph A.Maıolo, Kirsten E . Schlze 20. Yüzyılın uluslararası tarihi (sayfa 403)

http://www.ekodialog.com/Konular/cin_ekonomi_sektor.html

https://www.wikisosyalizm.org/B%C3%BCy%C3%BCk_%C4%B0leri_At%C4%B1l%C4%B1m

https://www.disticaret.biz.tr/2017/08/abd-ile-cin-disticareti.html

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here