Bir Topçu Subayının İmparatorluk ve Dünya Hakimiyeti Hayali

Koalisyon Savaşları Ve Avrupa

Özet

Napolyon Bonapart’ın, 14.Louis’in ölümünün ardından boş kalan Fransa tahtının güçlü bir kral tarafından doldurulamaması ve istikrarsızlıkların hüküm sürdüğü bir coğrafya haline gelmesi ile halkının bağımsızlık savaşı arasında kalan bir topçu subayının Fransa’yı eski gücüne kazandırma azminin yol açtığı uzun ve büyük savaşlarına göz atıyoruz.

1791’de yeni Fransa Anayasa’sının yürürlüğe girmesini takip eden yılda başlayan ve Büyük Britanya, Rusya, Avusturya gibi ülkelerin başını çektiği Koalisyon gücünün Fransa’ya karşı olan egemenlik savaşı, Fransa’nın galibiyetleri ile başlayan ve yenilgisi ile sonuçlanan, içinde büyük bir değişim ve dönüşüme sebebiyet veren Napolyon Savaşları.

                                                                                                   Furkan KANBUR

Giriş

Savaş, kelime anlamı olarak devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele olarak tanımlanır. Ancak savaşlar meydanlarda ya da şehirlerde eski-yeni çatışması olarak karşımıza çıkar. Eskiye duyulan özlemin ve yeniye duyulan isteğin karşılaşması olarak adlandırabiliriz. 1791’de Fransa’da kesin olarak yıkılan eski düzenin gerekliliğini savunan soylu kesimin gerçekleştiremediği dönüşüm hareketini İtalya’dan galip ayrılan Napolyon Bonapart’ın kısmen geri getirdiğini söylemek mümkün. Aslında olan ise yeni düzen kavramının dönemin Avrupasında yerleşememesi bu savaşları doğurmuştur. Koalisyon Savaşlarının, bir diğer adı ile Napolyon Savaşları’nın başarıya ulaşamamasının en temel olgularından birisi Napolyon’un Fransa’ya George Washington olarak değil de bir Jül Sezar ideali ile dönmesi olmuştur. Devrime yol açan yeni kavramını tam kavrayamayan soylu evliliği ile halktan kendini kopartan Napolyon büyük bir yenilgi ile tahtan indirildi. Ve kendi idealini gerçekleştirdiği elleri ile kendi sonunu da getirmiş oldu.

Koalisyon Savaşları ve Avrupa 5

CAMPO FORMİO ANTLAŞMASI

Devrimci Fransa ordusunun Alp Dağlarını aşarak İtalya’nın kuzeyini ele geçirmesinin ardından Avusturya ile yapılan bir paylaşım antlaşmasıdır. Antlaşmanın asli olarak iki önemli unsuru vardır. İlki gizli madde olarak adlandırılan, Avusturya ile varılan mutabakat ile ilerleyen yıllarda bir Almanya işgalinde Almanya topraklarının Fransa ve Avusturya arasında paylaşılmasıdır. İkinci önemli noktası hali hazırda devam eden savaşların yeni başkomutanı ve aynı zamanda Fransa’nın eski rejimini geri getiren Napolyon Bonapart’ın galip ve muzaffer bir komutan olarak Fransa’ya dönmesidir.

1. KOALİSYON

1791 yılında Fransa Anayasasının yürürlüğe girmesi ve ardından kurucular meclisinin kendisini lağvetmesi ile yerini I. Cumhuriyet dönemi olarak adlandırdığımız yönetime bırakmıştır. 1792 yılında Direktuvar yönetimine karşı Büyük Britanya, Avusturya, Prusya, Sicilya tarafından oluşan koalisyon Fransa`ya karşı harekete geçmiştir. Bu dönemde Napolyon Bonapart, İtalya’nın kuzeyinde bir ordu komutanı olarak savaşa katılmıştır.

İtalya’da göstermiş olduğu başarı ve galibiyet ile sonuçlanan savaşın ardından ordusu ile Avusturya’ya yürümüştür. İşgal edilme tehlikesinde olan Avusturya, Fransa ile Campo Formio Antlaşmasını imzalamıştır. Ülkeye dönen Napolyon, yönetimin isteği olan Britanya’nın işgali yerine kendi fikrini sunarak Osmanlı toprağı olan Mısıra yönelmiştir. 1798 yılında Mısıra sefer düzenleyen Napolyon başlarda başarılı olsa da donanmasının yakılması ile Fransa’ya geri dönmüştür.

2. KOALİSYON

Napolyon’un Fransa’ya dönmesinin ardından Osmanlı, Büyük Britanya, Rusya, Napoli, Portekiz ve Avusturya arasında kurulan savaş birlikteliğidir. Oluşturulan koalisyona karşın Napolyon’un toplamış olduğu 800.000 kişilik ordu ile Marengo Muharebesinde Avusturya ve Rusya’yı yenilgiye uğratmıştır. Napolyon’un topladığı bu ordu o döneme kadar hiçbir Avrupa ülkesinin toplayamadığı bir büyüklüktedir. 1801 yılında gerçekleşen Hohenlinden muharebesinde ise Avusturya, Fransa tarafından daha büyük bir yenilgiye uğratılmıştır. Savaşların ardından imzalandığı şehrin ismini taşıyan Luneville antlaşması ile Avrupa ülkeleri ile antlaşma imzalanmıştır. Savaştan yorgun ayrılan Büyük Britanya ise daha fazla savaşa girmemek adına Fransa ile anlaşarak Avrupa’nın egemenliğini Fransa’ya bırakmıştır. Daha sonralarında ise Fransa’nın köle ayaklanmasını desteklediği gerekçesi ile Büyük Britanya antlaşmadan çekilmiştir.

 

3. KOALİSYON

Büyük Britanya’nın antlaşmadan çekilmesi üzerine Napolyon savaş hazırlığına başlamıştır. Büyük Britanya’nın girişimleri üzerine Avusturya, İsveç, Rusya ve Sicilya’dan oluşan 3.koalisyon kurulmuştur. Napolyon, deniz egemenliğinde ve donanma bakımından dünyanın en büyük donanmasına sahip olan Büyük Britanya’ya karşı denizde bir savaşa girişmiştir ancak buradan yenilgi ile ayrılmıştır. Hemen Ardından gerçekleşen Austerlitz Muharebesi ile Avusturya ve Rusya yenilgiye uğrayarak Pressburg Antlaşması ile geri çekilmiştir.

Koalisyon Savaşları ve Avrupa 6

4.KOALİSYON

Diğer koalisyonlardan farklı olarak Rusya’nın girişimleri üzerine Büyük Britanya, Prusya, İsveç ve Saksonya tarafından oluşmuştur. Ancak bu girişimde sonuçsuz kalarak Rusya ve Prusya’nın Friland Muharebesinde Fransa’ya yenilmesi ile sonuçlanmıştır. Napolyon bu dönemde Moskova dahil olmak üzere Polonya topraklarını işgal etmiştir. Fransa ve Rusya arasında imzalanan Tilsit Antlaşması ile Rusya, İngiltere’ye karşı Kıta Ablukasında yer alacak ve Fransa’yı destekleyecekti.

5. KOALİSYON

Britanya tarafından Avusturya ile kurulan koalisyondur. Wagram Muharebesinde koalisyon güçlerinin yenilgiye uğraması ve Viyana Antlaşması ile sonuçlanmıştır. Koalisyon dağılmıştır.

6. KOALİSYON

Rusya’nın Napolyon ile imzaladığı Tilsit Antlaşması neticesinde Britanya’dan kendisine gelen gıda ticaretinin nerdeyse tamamını yitirmesi sonucunda halk aç kalma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Bunun üzerine Rusya aç kalıp ölmek yerine savaşarak ölmeyi tercih ederek kıta ablukasından çıkmıştır. Napolyon ise Rusya’nın bu tutumu üzerine Rusya’ya sefer düzenlemiştir. Moskova içlerine kadar ilerleyen Fransız ordusu, Rusya’nın başkenti başka bir şehre taşıyarak Moskova’yı yaktığına tanık olmuştur. Bu olay üzerine Napolyon geri çekilme kararı almıştır ancak 1943 yılında Stlalingrad’da Adolf Hitlerin de başına dert açacak olan Rusya’nın en büyük silahı kış geri gelerek Napolyon’un ordusunun büyük bir kısmını kaybetmesine sebep olmuştur. Paris’e kadar geri çekilen Napolyon burada Leipzig Muharebesi ile yenilgi yaşayarak koalisyonun Paris’e girmesine sebebiyet vermiştir. Bunun üzerine görevden alınarak Elba Adasına sürgüne gönderilmiştir. 1814 yılında Bourbon Restorasyonu ile 18. Louis tahta çıkmıştır. Napolyon’un sürgünde olmasını kullanarak Avrupa ülkeleri Viyana Kongresini oluşturmuştur ancak Napolyon’un sürgünden kaçması ve Fransa’ya geri dönmesi ile yönetimi tekrar devralarak yüz gün süren bir iktidar yaşamıştır.

7. KOALİSYON

Sürgünden kaçarak yönetimi tekrar ele alan Napolyon’a karşı Büyük Britanya, Avusturya, Prusya ve Rusya tarafından oluşturulmuştur. Ancak diğer koalisyon savaşlarına nazaran Fransız ordusu ve Napolyon Waterloo Muharebesi ile yenilgiye uğrayarak, ölümüne kadar Helena adasına sürgüne gönderilmiştir. Fransa’da hanedan tekrar başa gelerek 1830 yılına kadar yönetimde bulunmuştur.

18.YÜZYILIN SONUNDA VE 19.YÜZYILIN BAŞINDA FRANSA

1765 yılında Amerika’da başlayan devrim hareketi 1783 yılında başarıya ulaşmasının ardından başta Fransa olmak üzere pek çok ülkeye de örnek teşkil etmiştir. 1789’da yayınlanan İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi Fransa’nın yeni düzene ilk adımını oluşturmuştur. Ancak yeni kavramının tamamı ile rayına oturması için Fransa uzun ve sancılı bir dönemden geçmiştir. 1791 yılında yayınlanan yeni Fransız Anayasasının içinde barındırdığı halk egemen toplum düşüncesi bazı kesimlerin hazır olmadığı bir ortamda ortaya çıkmıştır. Fransa içerisinde baş gösteren terör dönemi ve Robespirre’in başını çektiği Jakobenler adlı Direktuvar yönetim ile koalisyon güçleri arasında gerçekleşen bir dizi savaşa neden olmuştur (1792-1797). Savaştan galip ayrılan taraf Fransa olmasına rağmen ilerleyen yıllarda yönetimin ve yönetim sisteminin el değiştirmesi ile sonuçlanmıştır. İtalya seferinin başkomutanı Napolyon Bonapart’ın Kuzey İtalya’da zafer kazanması onu genç yaşta halkın gözünde bir kahraman olarak tanınmasına neden olmuştur. Kuzey İtalya karşısında güneyde bulunan ordunun kazanamadığı zaferi kazanarak Avusturya önlerine kadar ilerlemiştir. İşgal tehdidi altında bulunan Avusturya, Fransa ile Campo Formio Antlaşması’nı imzalamak zorunda kalmıştır.

Hemen ardından Britanya’ya zarar vermek adına, Osmanlı İmparatorluğu’na karşı Mısır’a sefere çıkan Napolyon başlarda savaşı kazanmış olsa da sonucunda donanmasının yakılması ile ülkesine geri dönmüştür. Yenilgi almasına rağmen karşısında güçlü bir yönetim bulamayan Napolyon Bonapart halkın desteği ile Direktuvar yönetimini Kasım Darbesi olarak adlandırılan darbe ile yıkarak kendisinin başında bulunduğu Üçlü Konsül yönetimini kurmuştur.

Napolyon, Direktuvar Yönetiminin bir türlü gerçekleştiremediği toprak reformunu ve hukuki düzenlemeler ile halkın kendine olan desteğini artırmıştır. Takip eden yıllarda ise Napolyon kendini imparator ilan edecektir. Geleneklere göre imparatorun tacını papanın takması gerekmektedir ancak Napolyon papanın önünde eğilmeyerek tacı kendi takarak döneme farklı bir şekilde yaklaşılmasını zorunlu hale getirmiştir. Koalisyon Savaşları olarak adlandırılan kısa süreli savaşlar dizisinde Napolyon I. Koalisyon döneminde orduda bulunan bir komutan şeklinde savaşa katılmıştır. 1799’da askeri darbe ile kendisinin birinci konsül olduğu üçlü konsül, yönetimi ele almıştır. Zihninde yaşattığı Jül Sezar ideali ile hareket eden Napolyon, başlarda bu şekilde görülmesine rağmen Avrupa’da yenilmez olarak düşünülen Fransız ordusunun denizde Britanya ve kuzeyde Rusya karşısında savaş kaybetmesi ile yenilmezlik algısı yıkılmıştır.

1792’den 1815 yılına değin süren savaşlar dizisinde Napolyon; subaylığı, konsüllüğü, imparatorluğu, başkomutanlığı gibi unvanlarda karşımıza çıkmaktadır. Uzun yıllar sözde cumhuriyet adıyla diktatörlük rejimi ile yönetilen Fransa çeşitli Avrupa ülkeleri ve Büyük Britanya’nın yoğun baskıları ile hanedanlık yönetimine geri dönmüştür. Eski rejim ve yeni dünya çatışmasının belki de en yoğun yaşandığı dönem olarak kabul gören bu dönem ilerleyen yıllarda yenilenme çabası içine giren Dünya ülkelerine bir yol gösterici konumunda olacaktır. Bu denli yoğun süren çatışma, eski özlemi ve yeni düşüncesi arasında ki geçiş sürecinde yaşanan bu sancılı sürecin uluslararası düzende büyük bir yer edinmesine yol açmıştır. 1830’dan sonra göreceğimiz ihtilal hareketlerinin dayanak noktası olan koalisyon savaşları ve Fransız Devrimi yalnızca kan ve gözyaşı ile elde edilebilecek tecrübeler kazandırmıştır.

KAYNAKÇA

Kamil Çolak, “Mısır’ın Fransız Tarafında İşgali Ve Tahliyesi (1789-1801)” 2008-2, SAÜ Fen Edebiyat Dergisi.

Oral Sander, “Siyasi Tarih İlk Çağlardan 1918’e” 32.basım, 2017: ss.164-175.

Verda Yiğit, “1648 Vestefalya Barışından 1815 Viyana Kongresine Kadar Ki Dönemde Uluslararası Sistemin Dönüşümü”2008, ss.34-66.,  2005.09.08.004.

 

 

 

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here