Bölünmüş Ülkenin Bölünmüş Şehirleri

Bulunduğumuz yüzyıl içerisinde bugünümüze yansıyan bölgesel sorunları bu karmaşık argümanlar içerisinde anlamak ve algılayabilmek, Türkiye’nin jeopolitik önemini anlamak ve bölgedeki önemini iyi analiz etmekten geçmektedir.
‘‘Vekalet’’ savaş taktikleri ile küresel odaklı yaklaşımların derin etkilerinin hissedildiği bölgede yaşamak, sürekli değişikliğe uğrayan konjonktürlere ve planlara uygun politikalar üretmek gerektirir.

Bölünmüş ülke içinde Bölünmüş Şehir: Haseke ve Kamışlı

PYD ve özerk yönetim partileri, 2016 yılının mart ayında ülkenin kuzeyinde egemen oldukları bölgelerde federal rejim ilan ettiler ve buna ‘Kuzey Suriye Federasyonu’ adını verdiler. Kantonlar İdari olarak 3 bölgeye ayrılıyor. BU bölgeler El-Cezire (Kuzeydoğu) Haseke ve Kamışlı şehirlerini kapsıyor. Fırat (Kuzey Orta), Rakka bölgesi ile Tel Ebyad ve el-Tavrah şehirlerini de içine alıyor; Afrin bölgesi (Kuzeybatı), Afrin şehrinin yanı sıra Kuzey Halep kırsalındaki Şahba bölgesi beldeleri ve şehirlerini içeriyordu.
Kamışlı şehrinin hâkimiyeti üç askeri taraf arasına bölüştürülmüş durumda: Birlik güçleri ve Asayiş, şehrin büyük bir bölümüne hükmediyor ve hükumet kurumlarında ve dairelerinde kendilerine ait karargâhları bulunuyor. Rejim güçleri ve ulusal savunma milisleri güvenlik koridoruna, Kamışlı Havalimanı’na ve 137 bölüğüne hükmediyor. Suturo güçleri de Kamışlı’nın ortasında yer alan Hıristiyan mahallelerini elinde bulunduruyor ve rejim ile ittifak halindeki milislerden oluşuyor.
Her askeri birim kendi egemenlik sınırlarını toprak kontrolleri ve kontrol noktaları ile çizmiş durumda. Asayiş unsurları iki taraf arasında meydana gelebilecek herhangi bir karşılaşmadan çekindiğinden Suturo güçlerine bağlı bölgeye girmiyor. Asayiş, 2016 yılının başında Hıristiyan mahallesini ele geçirmeye çalıştı fakat bu hamle şiddetli çatışmalarla sonuçlandı. Buna karşılık siviller kimlik belgelerini kontrol ettirmeden bir mahalleden ötekine kolaylıkla geçebiliyor. Hatta özerk yönetim işaretleri taşıyan özel araçlar da rejim ve Suturo bölgelerine herhangi bir zorlukla karşılaşmadan girebiliyor. Aynı şekilde rejimin unsurları ve uzantıları da şehrin geri kalanında özgürce dolaşabiliyor. [1]

Kantonlaşma ve Kuzey Suriye Ekseni

Gördüğünüz üzere harita üzerinde ısmarlama çizilen hatlar ve ‘Meşruiyet’ini kaybetmiş bir Suriye Devleti ile sınır komşusu olmak ve bu sınır hududu boyunca yıllar içerisinde farklı terör örgütleri ile mücadele etmek her ülkenin üstesinden gelebileceği bir durum değildi. Ancak Türkiye El-Bab’da ki başarısı ile bölgede güç kazanımı sağlamış sahada yer alan diğer unsurlara etkili şekilde ben buradayım demiştir.
Başka bir deyişle; ”Türkiye El-Bab’a girerek emperyalizmin bu topraklara ısmarlama giydirdiği elbiseyi bir ucundan yırtmaya başladığını söylesek çok doğru bir tespitte bulunmuş oluruz.”
Başka bir bağlamda bakıldığında El-Bab puzzle parçalarından sadece bir tanesiydi.

Afrin, El-Bab, Menbiç ve Cerablusa  kadar uzanan koridor ilk bölge.

Kobani, Tel Abyad ve Kamışlıya kadar olan kısım Kobani kantonu dediğimiz yer ikinci bölge

Kamışlı sonrası Haseke ile birlikte Cizre Kantonu ise üçüncü bölge.

Uzun zamandır Kamışlı, yani üçüncü bölge olarak adlandırdığımız kısımda hareketlilik üst seviyede. Bu noktadaki durum diğer alanlara göre daha karışık. Zira Esed rejimi ve PYD her ne kadar çatışıyor gibi görünse de bölgede bir işbirliği söz konusu. Mardin Nusaybin’in karşısında Stratejik bir konuma sahip.
Bölgede Esad Rejim askerleri ve YPG askerleri birlikte bulunmakta. Bölge hava operasyonu için bu yüzden riskli, Rejim Türkiye ile sorun çıkarmak için bahane ararken olası bir kaybı koz edinebilir. Rusya dışında hiçbir uluslararası kuruluş ya da devletin desteği kalmayan Rejim artık güçlü görünmese dahi Afrin – Azez – Cerablus noktasında bölgede bulunan üs ve askerlere saldırılar gerçekleştirerek olası devlet savaşına dönüştürebilir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Ordusu bunun üstesinden gelecek güce ve kudrete sahiptir. 

PYD/YPG ve Esad Rejiminden Ortak Hamle ve Bölgede Yaşananlar

Türkiye’nin Güvenli Bölge ısrarlarının arttığı ve sahada kendisini daha çok belli ettiği dönemde görülmesi ve bilinmesi gereken önemli detay ise Kamışlı bölgesinde PYD ve Esad Rejiminin bir anlaşma sağlamış olmasıdır. Kamışlı bölgesinde yapılan bu ittifakta PYD Türkiye’ye, karşı hamle olarak bu bölgeyi Esad’a kağıt üzerinde devredebilir. Hatta bu konu üzerinde sahadan gelen bazı bilgilere göre bu devir/koruma karşılığında PYD Haseke kentindeki bazı petrol havzalarının kontrolünü de Esad’a teslim etti.
Kamışlı ve Haseke kentlerinde görev yapan Suriye birlikleri, ABD ve Batı üsleri ile YPG, yakın zamanda bir araya gelerek ordu günü kutlaması yapması bu bilgileri doğrular nitelikte.  
Ayrıca geçen bu zaman içerisinde bölgenin Rus savaş uçakları ve kargo jetlerinin kullanabileceği şekilde genişletilmesi için gerekli hazırlıklar üzerinde çalışıldı. Bölgede 100’den fazla Rus askeri mevcut. 
YPG/PKK’yı destekleyen Fransız askerleri, daha önce Kamışlı’da yanlışlıkla Esad rejimi kontrol noktasına girmişlerdi. Rejim askerleri 100 kadar Fransız askerini sorgulamıştı. Bu olay Fransa’ nın da o bölgede olduğunu ortaya çıkarmıştı.

Kaynak

turk-archive.aawsat.com/2018/03/article55380444/haseke-kamislida-iki-guvenli-bolge

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here