Bir yazı dizisi olarak ele alacağımız Kafkasya Bölgesi, Osmanlı tarihi, Sovyet tarihi ve İran tarihinde oldukça önemli bir yer edinmekle birlikte günümüz devletleri içinde hala aynı önemi taşımaktadır. Peki bu Kafkasya denilen bölge neresidir? Hangi coğrafyada yer alır? Burada kimler yaşamıştır? Bölgeye bu anlamda tarihi bir açıyla yaklaşmakta fayda var.

Her kültürün dilindeki farklılıklar neticesiyle devletler bu bölge üzerinde farklı isimlendirmeler de bulunmuştur. Bölgenin geniş coğrafi yapıda olması nedeniyle isimlendirmenin de oldukça çeşitlendiğini görüyoruz.

Nereden Geldi Bu Kafkasya Adı?

Öyle çeşitli bir bölge ki, Antik Yunandan tutunda Tatarlara kadar her millet farklı adlandırmada bulunmuştur.

Medler, Asentinler, Nogaylar ve daha çokça örnek verebileceğimiz kavimlerin de burada bu anlamda etkilerinin olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

İlk olarak baktığımızda Antik Yunanlıların bahsettiğimiz bu “Kafkasya” bölgesini “As” olarak adlandırdıklarını ve buna bağlı olarak bugün ki Asya kıtası tabirinin de temelini oluşturduğunu söylemekte fayda var.

Yunanlılardan sonra Tatarların “Jalbuz” -Türkçe anlamıyla; Buz Yelesi-, Nogayların “Yıldız Dağları”, Türklerin “Kaf Dağı”, Gürcülerin ise eski Türkçe ile ilişkili olarak bir adlandırmaya gidip “Yalbuz” dediklerini görmekteyiz.

Yapılan araştırmalar doğrultusunda Kafkas adının en uygun şekilde nereden türediğini soracak olursak, en yakın cevap Farsçadan gelen Koh Kaf (kûh) kelimesinden olduğu sonucuna varırırz. Burada Kûh kelimesi dağ anlamındadır.Henüz netleşmemiş bu isim karmaşasının irdelenmesinden sonra bölgeye birazda coğrafi açıdan bakmak zihinlerdeki netliği artıracaktır.

İlgili resimCoğrafi Açıdan Kafkasya

Kafkasya, doğuda Hazar Denizi’ne dökülen Kumadan başlayıp Kür nehrine, batıda ise Karadeniz’e dökülen Çürüksu’ya kadar menderes arçelik servisi uzanır. Doğal sınırlarını belirleyen alanlar olarak; kuzeyde Kuma ve Kuban, güneyde ise Çürüksu, Aras ve Kür olarak ayrılır.

Bölgenin kuzeyinde Rusya, batısında Karadeniz ve Türkiye, doğusunda Hazar Denizi ve güney-güneydoğusunda İran yer alır. Bölgenin coğrafi olarak tanımlanmasında önemli rol oynayan dağları Karadeniz sahilindeki Anapa kalesinden başlar, Hazar’ın kıyısındaki Bakü kalesine kadar uzanır.Bahsedilen bu Kafkas sıradağları üç kısma ayrılır:

1-Batı Kafkaslar: Bölge Anapa’dan Kuban kaynağına kadar, Karadeniz sahili boyunca uzanan kısmın batısıdır. Burası 430 km. uzunlukta olup, güney-batı etekleri denize kadar uzanarak Abaza ülkesini teşkil eder.Bölgenin Rusya’ya  uzantısını kuzeydoğu eteklerinde bulunan Kuban nehri ve Azak denizi sağlar.

2- Orta Kafkaslar: Kuban kaynağıdan Barbulu dağına kadar uzanan kısımdır. Uzunluğu 300km.dir. Buranın özelliği dağların en geniş ve yüksek olduğu kesimi kapsamasıdır. Elburz(5630 m.) Kazbek(5045 m.) dağları Orta Kafkasya bölgesinin içinde yer alır.

3-Doğu Kafkaslar: Bölge Barbulu dağından Hazar’a kadar uzanır ve uzunluğu 430km.dir.Kafkas coğrafyasının 1/3’ünü teşkil etmesiyle önemli yere sahip olan Dağıstan’ın Doğu Kafkas dağlarının verdiği görüntü sebebiyle bölgede daha sorunlu ve dağlık bir yer görünümü kazanmaktadır.İlgili resim

Peki Burada Kimler Hangi Alanlarda Yaşardı?

Birçok farklı kökenden halkın aynı topraklarda yaşaması bölgenin her açıdan çeşitliliğini artırır. Bu çeşitlilik; yaşayış, dil, din vb. alanlarda kendini gösterir. Burada bulunan halklara bakacak olursak ilk olarak;

1-Avarlar: Bu halk Dağıstan’ın kuzeyinde Şiryurt’tan güneyde Zakatali’ye kadar olan alanı kapsayacak şekilde yaşar. Avar sözcüğü “kararsız”, “göçebe” anlamlarına gelip, köken itibarıyla Türkçedir. Adlandırma şekilleri açısından Avarlara bakacak olursak bulundukları köy (aul)’ün veya mensubu oldukları cemaatin adı ile anılmaktadır.

2-Osetler: IV.yüzyılda birtakım zorlamalar ile Avrupa’ya doğru çekilmek zorunda kalan Alan’ların “Yasa” adlı bir aşireti bugünkü Osetleri temsil eder. Osetler kendilerine “İron” derler.Aslında Osetler adınıd aldığı Osetya’nın  yerli etnik grubu olup İranlı bir ulustur.Bugün Kafkasya’da Dağıstan ile Çerkesistan arasında yaşamlarını sürdürürler.

Dinlerine baktığımızda Osetlerin genelinin Hristiyan olduklarını görürüz fakat Çerkes sınırına yakın olan kesim Müslümandır.Dilleri ise, İranî diller koluna bağlı Farsçaya

3-Acarlar: VII.yüzyıl başlarında Gürcüleştirilen Acarların, Antik Yunanlılarca “Kolchi” olarak adlandırılan bir kavimden geldiği bilinmektedir.

4-Gürcüler: İsim olarak Türklerin ve Farslıların “Kur” ve “Gur” nehirlerinden dolayı bu ismi türettikleri söylenir.Anlam itibarı ile “Kur Ülkesi” demektir. Diğer bir görüşe göre bu ismin bölgede yaşayan “Kuruz” veya “Hruz” adlı bir milletin bu isimle anılmaları sonunda ortaya çıktığı yönünde olmuştur.

Gürcüler IV. yüzyıldan beri batıda Kolhid(Batı Gürcistan)’de , Sunam dağlarının doğusunda, güney Kafkasya’nın orta bölgesinde, Kür ırmağı havzasında, Kuzey Kafkas sıradağları ile sınırlanmış alanda yaşamlarına devam etmektedirler. Oldukça geniş halk kitlesine sahip olan Gürcüler, başta Svanlar, Kevşurlar, İmeretyalılar olmak üzere; Tuşlar ve Güney Kafkasya’da yaşayan Kürtişler, Karsevel,Kartveller ve Pşavlar’dan oluşur.Dini açıdan Gürcüler -Kürtişler dışında- Ortodoks Hristiyan’dır.

5-Çerkesler: Batıda, Karadeniz ve Azak denizi, güneyde Mingrelya ve Gürcistan, güneybatıda Dağıstan, kuzey ve kuzeydoğuda Nogaylar ve Avarlarla komşudurlar. Çerkesler kendilerini “güneş soyundan gelen” manasında kullandıkları “Adige” adını kullanırlar.Diğer bir anlamı ise “Öbür Denizliler” demektir.

Başlıca kabileleri ise, Kabartaylar, Besleneyler, Şapsuglar, Natukhaçlar, Ubıhlar(kuzeyde Taupse ve güneyde Soçi limanları arasında bulunurlar), Abhazlar, Hatıkoylar, janeler,  Makhoşlar, Kemirgüveyler ve Bjeduğlardır.

Bir diğer önemli Çerkes kabilesi “en kalabalık Çerkes kabilesi” olarak nitelendirebileceğimiz Kabartaylar’dır. Büyük ve Küçük Zelencuk havzalarından güneydoğuya doğru Vladikafkas’a kadar uzanan Kuma ile Terek nehirlerinin yukarı kollarının suladıkları geniş bölgede otururlar.

6-Çeçenler: Kimilerine göre bu isim; Rusların Çeçenlere rastladıkları yer olan Büyük Çeçenistan Yaylası’na bağlı Çaçani köyüne nisbetle vermiş olunan bir isim olarak nitelendirirlir.Kendilerini “Nuhçi” olarak isimlendirirler.Komşuları olan Adige ve Osetler ise bu halkı “Nuhta” olarak isimlendirir.

7-Lezgi: Dağıstan dağlarında Sulak ve Üç Koysu ırmakları boğazlarında aynı kökten gelen ve “Andalya” ve “Lezgi-Lak” adlarını taşıyan milletlerin yaşadıkları bilinir.

8-Karaçaylar: Elburz dağının batı eteklerinde Kuban ırmağının kaynak havzasında ve daha batıda yer alan Laba ırmağının üst kısımlarında yaşarlar.Kırım’dan gelmiş ve bu bölgeye yerleşmiş bir halktır.Gürcülerle başlayan İslamlaşma süreci, Kabartay,Karaçay ve Balkarlar arasında bir dayanışma meydana getirmiştir.,

8-Malkarlar(Balkarlar): Tezlere göre bu halk Hazar Türklerinden oluşmuş, ayrıca eski Kuban Türkleri Bulgar Türklerinin torunlarındandırlar. Bu halk isimlerini yerleştikleri yerde geçen “Malki” çayından alırlar. Malkarlar, uzun süre göçebe bir hayat yaşamışlardır.Yaşadıkları alanlar;Elburz dağlarının doğusundaki Başhan vadisi ile dada doğuda yer alan  Çegem, Holam-Bızıngı ve Malkar(Çerek) vadilerinin yukarı kısımları ile Köndellen, Ksuv, Hasaniye, Kaşka Tav ve Kara Su’dur.

9-İnguşlar: Kendilerine, İnguş dilinde dağlarda oturanlar manasına gelen “Lamur” adını vermektedirler.İnguşlar(Galgai), Kistin kavmine mensup bir halktır. Önceleri Gürcülere tabi olan bu halk 18.yüzyıldan itibaren Müslüman olmuşlardır.

10-Karabulaklar: Çok büyük olmamakla birlikte bu kavim Sunca,Şagir ve Fortan Irmakları arasındaki bölgelerde yaşamaktadırlar. Karabulaklar kendilerini “Arşte” diye adlandırırlar.

11-Nogaylar: Bu kavmin tarihten de bileceğimiz üzere Cengiz’in torunlarından Nogay adında bir prense dayandırıldığı söylenir.Nogaylar; Nogay ve Kara-Nogay diye ikiye ayrılmakta olup,Kumuk lehçesine yakın konuşurlar.Ayrıca Dağıstan bölgesindeki Kam ve Terek nehirleri arasındaki havzada, Kuba ve Laba ırmakları arasında yaşarlar.

12-Laklar(Kumuklar-Gazi Kumuklar): Dağıstan bölgesinde yaşayan Kumuk Türkleri Hazarların torunlalrıdır.Gazi Kumuk adı, VIII.yüzyılda İslâmiyeti Kafkaslar’da ilk kabul eden halk olmalarından ve bu uğrda çaba göstermelerinden dolayı Araplar tarafından verilmiştir.

Sonuç olarak; Kafkasya bölgesinde oldukça farklı şekillerde yapılanmaların bulunduğunu söyleyebiliriz. Bölgenin gerek coğrafi açıdan gerek halklardan kaynaklanan bir takım çeşitliliğinin hemen her ülkenin dikkatlerini üzerine toplamasındaki neden olarak göstermemiz yanlış olmayacaktır.Bölgedeki halkların yaşantıları,inançları,konuştukları dilleri göz önüne alacak olursak her halkın kendine özgü olan bu farklılıklarının bölgedeki çıkabilecek anlaşmazlıklar için bir fitil niteliğinde olduğunu söylemeliyiz.

Kaynakça: Aydın,Mustafa,Üç Büyük Gücün Çatışma Alanı Kafkaslar,İstanbul,2008

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here