Obama’nın başkanlığı döneminde ABD, 2015 yılında BM Güvenlik Konseyi üyeleri Rusya, Çin, Fransa, İngiltere ve Almanya’dan oluşan P5+1 ülkeleri ile imzalanan Nükleer Anlaşma İran’a yönelik uygulanan yaptırımları büyük ölçüde kaldırdı.

İran’da bu anlaşma karşılığında ülkesinin nükleer faaliyetlerini sınırlandırarak Nükleer Tesislerini Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu yetkililerine nükleer reaktörlerde denetim ve kontrol yapmak amacıyla kapılarını açtı.

Nükleer anlaşmanın detayları için bkz. 

İran ‘la Bozulan Nükleer Anlaşmanın Sonuçları

Bu anlaşmadan sonra İran’da ekonomi yeniden canlanmış, yaptırımlar büyük ölçüde kaldırılmış ve ülke ekonomik yönden rahatlamıştır. Bunun sonucunda ise İran’a Batılı ülkelerden ve uluslararası alanda tanınmış köklü firmalardan söz konusu ülkeye yönelik yatırımlar yapılmıştır.

Yapılan anlaşmanın ardından IMF verilerine göre 2016 yılında İran ekonomisi %12,5 oranında büyümüştür. Tabii ki bu yaptırımların İran açısından en önemli konusu hiç kuşku yok ki “Petrol ve Petrol dışı ürünlerin” ihracatıydı.

İran ekonomisinin temelini petrol ve petrol ürünleri oluşturur. Petrole yönelik yaptırımların da kalkmasıyla beraber İran, petrol ve petrol ürünlerinin ihracatını arttırmayı başarmıştır. Öyle ki Mart 2018 öncesi 12 ayda İran’ın ihracatı 47 milyar dolardır ve bu rakam anlaşma öncesine göre 5 milyar dolar daha fazladır.

Petrolde gösterilen ihracat artışı tarım ürünlerinde görülmemiştir. Çünkü ülkede yaşanılan kuraklık nedeniyle tarım ürünlerinde bir artış olmamıştır ve bunun sonucunda tarım ürünleri ihracatı yapılamamıştır. ABD’nin lüks ürünlere ambargosunu kaldırmasının ardından dünyaca tanınan İran Halısı ve Havyar gibi lüks ürünlerin bu ülkeye ihracatı %30 artmıştır. ABD’nin yanı sıra AB, Çin, Rusya ve Türkiye ile de ticaretini arttıran İran’ da yaptırımların kaldırılmasıyla ekonomik anlamda adeta bir refah yaşanmıştır. (1)

Trump’ın Yaptırım Kararı Sonrası İran’da Ekonomik Durum

ABD Seçimleri öncesinde ve sonrasında İran’a karşı sert söylemlerde bulunan Trump, son zamanlarda bu söylemini icraata koymuş ve yönetimi ile birlikte Mayıs ayında İran ile imzalanan Nükleer Anlaşmadan çekildiğini ayrıca İran’a yönelik olan yaptırımların tekrar uygulanacağını açıklamıştır. Anlaşmaya taraf olan devletler ile AB, ABD’ye tepki göstermiştir ve İran lehine kararlar alarak anlaşmanın ABD’ siz devam edeceğini belirtmişlerdir.

ABD başkanı Trump yine son zamanlarda aldığı bir kararlarla dünyayı yerinden oynatmış ve Çin’e karşı ve “Çin’den ithal edilen mallara yönelik %25 ek gümrük vergisi ” uygulanacağını ifade etmiştir. Bu karar sonrası Çin devleti de aynı şekilde “ABD ‘den ithal edilen mallara yönelik %25 ek gümrük vergisiyle” ABD’ye cevap vermiştir. Küresel anlamda ise bu kararlar bir “ Ticaret Savaşı” şeklinde ifade edilen savaşları başlatmıştır diyebiliriz.

Peki bu “Ticaret Savaşı” literatürde nedir ve ne anlama geliyor diye kendimize soracak olursak bu konuda şöyle bir açıklama yapabiliriz:

Dar anlamda Ticaret Savaşları:

iki ya da daha fazla ülkenin birbirlerine karşı uyguladıkları ticari tarifeler nedeni ile ortaya çıkan anlaşmazlık veya çatışmalar anlamına gelmektedir. Bununla birlikte, ticari tarifeler üzerinden yürütülen anlaşmazlık kolaylıkla, ithalat/ihracat kısıtlamaya, engel ve yasaklara ve hatta yaptırımlara sıçrayabilir. Yani ekonomik ilişkiler itibari ile harlayan saman alevi, siyasi bir yangına dönüşebileceği gibi, siyasi sürtüşme ve restleşmeler kolaylıkla ikili/çok taraflı ticaretin boğazını da sıkabilir.” (2)

Yukarıda anlatıldığı gibi ticaret savaşları kısaca “çok taraflı ticareti etkileyebilmektedir.”

Yine aynı zaman da ticaret savaşlarını ise bir başka deyişle “korumacılığın bir başka yüzü” şeklinde de ifade edebiliriz. Çünkü ithal mala uygulanan ek vergiler bu malın söz konusu ülkede üretimini de teşvik ederek yerli üreticiyi, dış piyasadan da koruyabilir. Ama bu korumacılığın iyi bir yanı olduğu gibi kötü yanını da yine yukarıda belirttik.

Bu “ticaret savaşlarının” ne olduğuna biraz değindikten sonra konumuza dönecek olursak tabi ki bu savaştan sadece Çin değil İran’da nasibini almıştır. Trump, İran’a karşı yeni kararlar alarak bu ülkeye yönelik uygulanacak yeni yaptırımları devreye sokmuştur.

Peki İran ekonomisinin bu yaptırımlara karşı durumu ne oldu?

ABD’nin anlaşmadan çekilmesiyle beraber İran’da ekonomi kötüleşmeye başlamıştır. Öyle ki ticaret savaşlarının etkisiyle beraber küresel piyasalarda hızla yükselişe geçen “dolar” İran para birimi karşısında da önemli ölçüde değer kazanmıştır. İran’da 1 dolar 4000 Tümen seviyesindeyken yaptırımlar sonucu ülkede 1 dolar 16 000 Tümen seviyesine kadar çıkmış durumdadır. Bu durum ise İran ekonomisinde ciddi kırılmalar ve bozulmalar yaratmıştır.

Öyle ki zaten içerisinde bulunduğu ekonomik durumu kötü olan İran’da üretim bu yaptırımlar sonucu yarı yarıya düşmüş, hane halkının satın alma gücü düşmüş, enflasyon yükselmiş ve işsizlik baş göstermiştir. Nükleer Anlaşmayla beraber yaptırımların kaldırılmasıyla ülkeye gelen yabancı yatırımcılar, Trump’ın tekrar yaptırım kararı sonrası faaliyetlerini ve yatırımlarını çekmeye başlamışlardır.

Aynı zamanda ülkede ihracat önemli derecede azalmıştır. Tabi ki bu ihracatın azalmasında, yabancı yatırımcıların ve firmaların faaliyetlerini sonlandırması kararının ardında hiç kuşku yok ki yine Trump’ın açıklamaları vardır. Trump, bu konuda “ İran ile iş yapan firmaların, şirketlerin ABD ile iş yapamayacağını ve bu şirketlerinde yaptırım dahilinde olacağını” belirtmiştir.

ABD aynı zamanda sadece şirketlere veya firmalara yaptırım kararı almakla kalmayıp kişilere de yaptırım kararı almıştır.

2012 Yılı İran’a Yapılan Ambargo Gösterge Grafiği

2012 yılına ait ambargo grafiği

 

Peki bu yaptırım kararına diğer ülkeler ne gibi karar karar almıştır?

Yaptırım kararına karşılık AB, Çin, Rusya ve Türkiye, İran’a getirilen yaptırımlara tepkiyle karşılık vererek İran ile ticaretin devam edileceği yönünde beyanlar vermiştir.

Buraya değinecek olursa öncelikle AB, İran ile ticaretin devam edeceğini söylemesine karşın yaptırımlar konusunda pek bir şey yapamamıştır. İran, ticaretin devam edeceğine yönelik sözler alsa da ülke de şirketler bir bir faaliyetlerini sonlandırma kararı almıştır ve AB’nin verdiği sözler kağıt üstünde kalmıştır. İran ise bu durumla alakalı AB’den yazılı bir anlaşma beklemektedir ve ticaretin devam edeceğine dair bir yasal zemin oluşturma gayreti içindedir.

Türkiye’nin Tutumu:

Türkiye bundan daha önce de ABD’nin yine İran’a yönelik   olarak BMGK’ da oylanan konuda İran lehine karar vermiştir. Yine ABD’nin son zamanlarda ki yaptırımlarını tanımayacağını ve İran ile ticaretin devam edeceğini ve bu ilişkinin sadece ekonomik olarak diğer yönlerden de gelişerek devam edeceğini ifade etmiştir. Yine her iki ülkede doların piyasalarda yükselmesiyle yerel para birimleri önemli ölçüde değer kaybetmiştir. Sonuç olarak iki ülke de ticaret hacminin artırılması ve bu ticaretinde yerel paralarla yapılması kararı yönünde anlaşmaya varmıştır.

Çin’in Tutumu:

ABD’nin son zamanlarda Çin’e uyguladığı ek gümrük vergileri ve İran’a yönelik uyguladığı yaptırımlar, Çin ile İran arasında ki ilişkilerde iyi bir ivme kazandırmıştır. Çin, şu an İran’ın en büyük petrol müşterisi durumundadır.

Çin, petrol üretiminde İran’ı geçmesine rağmen ülkenin nüfusundan dolayı ürettiğinden fazlasını tüketme ihtiyacı ve aynı zamanda da Çin’in “ Bir Kuşak Bir Yol ve İpekyolu” gibi projelerinin ana hatlarından biri olan İran’a bağımlılığını arttırıcı bir rol oynamaktadır.

Aynı zamanda Rusya ve İran, ABD’nin müttefiki olmayan Çin’in petrol ve doğalgaz ithalatını güvenilir bir şekilde karşılamasını sağlayabilen iki ülke olmuştur. Çin, enerji talebinin karşılanmasında, petrol akışının güvenli ve akışın hiç kesilmemesi gerektiğini savunmaktadır. İran’ın coğrafi konumu bu bakımdan da Çin ile arasında ki ticaret açısından önemlidir. (3)

Bu konuda ise şunu söyleyebiliriz: ÇİN, ABD’nin İran’a yönelik olarak 6 Ağustos’ta uyguladığı birinci yaptırımların ardından 4 Kasım’da uygulayacağı yeni yaptırımlara kadar İran’dan olabildiğince petrol almaya bakmaktadır. Çünkü İran’a uygulanan yaptırımlar ve küresel anlamda gelişen olaylar petrol fiyatlarını arttırmıştır.

Sonuç Olarak

Trump, ABD’de başkanlık koltuğuna oturduğundan beri aldığı kararlar yüzünden dünyayı sallamaya devam etmektedir. Bir önce ki yaptığımız çalışmada söylediğimiz üzere Trump, İran’ı bir kıskaca alıp bir köşede sıkıştırıp kendi içine kapandırmak istiyor.

Obama döneminde İran’ın çok fazla güçlendiğini söyleyen Trump, aldığı kararlarla hem İran’ı ekonomik anlamda açmazlığa hem de “ARAP NATOSU” fikriyle askeri açıdan çevrelemeye çalışmaktadır.

İran’da yaptırımlar sonucunda yükselen enflasyon, işsizlik, ihracatın ve üretimin düşmesi gibi gelişen olaylar ülkenin gelirine darbe vurmuştur ve ekonomik anlamda bir çıkmazlığa ve çöküşe doğru yol almasına sebebiyet vermiştir.

Küresel piyasalarda yükselen dolar artık ülkeler arası ticarette güvenilir olmayan bir hale gelmiştir ve bunu müteakip Çin, Rusya, İran ve Türkiye yerel para birimiyle ticaret fikrini ortaya atmıştır.

Buradan hareketle 2 tez ortaya çıkmaktadır.

  • İran ABD ile anlaşıp yaptırımları kaldırmaya yönelik bir anlaşma imzalayacak. Burada İran’ın ABD ile anlaşması İran’ın prestijini uluslararası alanda sarsabilir. Ve yapılan karşılıklı açıklamalar da bunu anlaşmanın olmayacağını göstermektedir.

 

  • ABD ile anlaşmayıp yaptırımlardan dolayı çöken ekonomisini düzeltmenin yollarını arayacak. Yani buradan hareketle İran yönetimi kendi ülkesinde iç piyasayı ve üretimi teşvik edici kararlar alıp hem işsizliği hem de iç piyasa da yükselen fiyatları dengeleyebilir. Zaten İran’da faaliyetini sonlandıran şirketlerin yerine yavaş yavaş Çinli şirketlerin yer alması muhtemel hale gelmektedir.

4 Kasım’da ABD’nin uygulamaya koyacağı ikinci yaptırımlar hem İran’da hem de küresel piyasalarda ne gibi sonuçlar doğuracak hep beraber görüp bakacağız.


KAYNAKÇA

1=) https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-44039074

2http://www.tasam.org/trTR/Icerik/45086/korumaciligin_cirkin_yuzu_ticaret_savaslari

3 https://ankasam.org/cin-ve-iran-isbirliginde-enerji-faktoru/ 

4 Kaynak: www.iramcenter.org

5 Anadolu Ajansı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here