Orta Asya’da yer alan Afganistan, ilk siyasi birliğini sağladığı 1747 yılında kabileler topluluğu şeklindeydi. Kabilecilik anlayışının bulunduğu bu ülkede iktidara gelenler merkezi otoriteyi güçlendirmek için mücadele etmişlerdir.Fakat tam olarak başarılı olamamışlardır.  
Bu başarısızlığın sebepleri arasında toplumda çok sıkı bir gelenekçi yapı olması,ülke tarihinde dış güçlerin müdahaleleri ve uyuşturucu ticareti yer almaktadır.Küresel terörün, küresel uyuşturucunun, küresel savaşın uygulama alanı olan Afganistan çatışmanın odağı konumundadır.

Afganistan’ın Etnik Yapısı

Ülkede Peştunlar, Tacikler, Türkler (Özbekler, Türkmenler, Kazaklar, Kırgızlar), Hazaralar, Kafirler (Nuriler), Çaraymaklar, Beluciler, Hindular, Araplar ve diğer etnik gruplar bulunmaktadır.

Afganistan’ın Mazisi:

Afganistan Devleti’nin temelleri, İran Şahı Nadir Afşar’ın 1747 yılında öldürülmesinden sonra bağımsız kalan Afgan aşiretleri tarafından Durranilerin Abdali aşiretinden Ahmed Han’ın şah seçilmesi ile atılmıştır. Ahmed Şah, Kandahar, Gazne, Kabil, Herat ve Peşaver’de birbirinden bağımsız yaşayan aşiretleri tek çatı altına toplayarak Afgan birliğini sağlamıştır.
Bu birliği sağlamasının ardından Hindistan’a sefer düzenlemiş, bölgeyi kendi birliğine dahil etmiştir. İran’daki iç karışıklığa müdahil olup, Nadir Şah’ın torunu Mirza Şahruh’un iktidara geçmesine destek olmuştur.
Afganistan’da ilk kez Ahmed Şah döneminde merkezi hükümet kurulmuş, ülkenin sınırları batıda Horasan’a, doğuda Kırgız bozkırlarına, kuzeyde Ceyhun nehrine, güneyde Dekken yaylasına kadar genişlemiştir.
1901 yılında Abdurrahman Han’ın ölümüyle yerine geçen Habibullah Han, İngilizlere bağlı politika izlemiştir. Bu politikası yüzünden Afgan halkı tarafından sevilmemiştir ve 1919 yılında kimliği bilinmeyen bir kişi tarafından öldürülmüştür. Yerine oğlu Amanullah Han geçmiştir. Amanullah Han, babasının politikasının aksine bağımsızlık mücadelesi vermiştir. İngilizleri bozguna uğratmış ve 19 Ağustos 1919 yılında İngilizler ile Rawalpindi Anlaşması imzalamıştır.
Bu anlaşma ile İngilizler Afganistan’ın bağımsızlığını resmen tanımıştır. Bağımsızlığın ardından Amanullah Han, daha önce babası tarafından sürgüne gönderilen Mahmut Tarzi’yi geri çağırarak ülkede birçok reform yapmıştır.Vizyonları ülkeyi,genç Türkiye Cumhuriyeti haline getirmek olmuştur.
Sovyetlerin işgalinin sürdüğü 1979-1989 yılları arasında Sovyetler az sayıda halk ve Afgan hükümeti dışında destek görmemiştir.
Afgan mücahitler, ülkenin her yerinde askeri birliklere karşı koymuştur. ABD, Pakistan ve Suudi Arabistan Afgan mücahitlere silah ve para yardımı yapmıştır.Yüz bin kişilik Afgan ordusunun yetmiş bini silahları ile mücahitlerin tarafına geçmiştir.
Ülke dışında binlerce Müslüman mücahitlere çeşitli ülkelerden gelerek katılmışlardır. Sovyetlerin 1985 yılında iktidara geçen lideri Mikhail Gorbaçov,
1988 yılında Afganistan’a desteklerini sürdüreceklerini ancak askeri birliklerini geri çekeceklerini açıklamıştır. Bunun üzerine Afganistan, Pakistan, SSCB ve ABD arasında Cenevre Antlaşması imzalanmıştır.Antlaşmaya göre,
Afganistan ile Pakistan’ın içişlerine müdahale edilmeyecek, mültecilere geri dönüş ile ilgili zorlama olmayacaktı.Sovyetler geri çekilmeyi yapmış, ülkede destekledikleri Necibullah yönetimi devam etmiştir. Ancak barış ortamı oluşmamış,
Kabile yapısına göre oluşan Afgan mücahitlerinden her grup kendi kabilelerinin menfaatlerini düşününce iç savaş devam etmiştir. Necibullah’ın yerine 1992’de Geçici Konsey Sıbgatullah Müceddidi başkanlığında yönetime geçmiştir.
Sıbgatullah Müceddidi’nin yerine geçen Burhaneddin Rabbani döneminde mücahitler arasında ateşkes yapılmıştır. Cemiyet-i İslami’den olan Rabbani, Hizbi İslami’den olan başbakan Abdussabur Ferid’i görevden almış yerine yine Hizbi İslami’den Hikmetyar geçse de bu olaylar Taliban’ın ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
Taliban, çatışmalardan bıkan halkın umudu olmuştur. Çünkü her bölgede mahalli komutan olmuş ve her biri kendi kanunlarını uygular olmuştur. Pakistan, Suudi Arabistan ve ABD’nin desteğini alan Taliban kısa sürede ülkenin %90’ının yönetimine almıştır.
Taliban’ın karşıtı olarak bu dönemde kuzey ittifakı bulunmaktaydı. Bu ittifak, devrilen Tacik Cumhurbaşkanı Rabbani, Ahmed Şah Mesud, Özbek lider Raşid Dostum ve Hazara lideri Kerim Halili’den oluşmuştur.
Peştunlardan oluşan Taliban güçleri kuzey ittifakına karşı saldırmış, çok kayıplar verse de büyük oranda o bölgeye de hakim olmuştur. Ancak Taliban’ın bu saldırıları etnik bölünmeyi derinleştirmiştir.Bölgedeki Şii Hazaraları katletmişlerdir.
Taliban’ın teritoryal hâkimiyetindeki genişlemeyi kanıtlar nitelikteki bir diğer emare ise ABD’nin kurduğu Afgan hükümet yapısının fiilen çöküşe doğru evrilmesidir. ABD, cumhurbaşkanlığını etnik nüfus yoğunluğunu göz önünde bulundurarak Peştun kökenli Eşref Gani’ye, cumhurbaşkanlığı birinci yardımcılığını Özbek lider Raşid Dostum’a, cumhurbaşkanlığı ikinci yardımcılığını ise Hazara kökenli Server Daniş’e bırakmıştı.

Uyuşturucu Trafiği

Afganistan’a has, yasadışı tarımı verimli kılan yapısal faktörler iki şekilde sınıflandırmaktadır.Bunlardan ilki,ülkenin küçük ölçekli banka kredi sisteminin afyon tarımıyla işlemekte olduğudur.Uluslararası uyuşturucu şebekeleriyle bağlantıları olan yerel uyuşturucu tüccarları, çiftçilerin bir sonraki yıl için tüm ihtiyaçlarını sağlayarak afyon üretimini önceden finanse etmektedir.
Bunun yanında sonraki yılın hasadını,kış mevsimi boyunca yetecek kadar önemli miktarda mal,yiyecek ve giyeceklerle önceden ödemektedirler.İkincisi ise, Afganistan’ın zorlu coğrafyasında, sulama ve aşılamanın pahalıya mal olması nedeniyle önceden finanse edilmenin gerekli kılınışıdır.
Afganistan’da üretilen uyuşturucunun diğer ülke ve bölgelere dağılımında iki ana güzergah bulunduğu belirtilmektedir.Bunlardan ilki olan Balkan güzergahı, İran ve Türkiye üzerinden geçerek Avrupa’ya ulaşmaktadır.İkincisi ise,Kuzey güzergahı olarak belirtilen eski İpek Yolundan geçmekte, Orta Asya ülkeleri ve Rusya üzerinden Avrupa’ya ulaşmaktadır.

Afganistan’ın Jeopolitik Önemi

Orta Asya, Pakistan, İran, Hindistan ve Çin’i içine alan toplam 2,5 milyar nüfuslu bir pazarın kilit noktasında bulunmaktadır.
Kuzey-Güney Ulaşım Koridoru sayesinde gerek dış ticaret gerekse enerji sevkiyatı konusunda Afganistan, Güney Asya için etkin bir transit ulaşım imkânı sağlamaktadır.
Başta petrol, doğalgaz, demir, bakır, değerli madenler ve metaller olmak üzere Afganistan’ın büyük, el değmemiş doğal kaynakları dış güçlerin iştahını kabartmaktadır.
Zengin yeraltı kaynakları; Altın, elmas, doğalgaz, petrol, uranyum ve lityum.
İpek yolu üzerinde olması.

11 Eylül sonrası Afganistan

11 Eylül 2001 tarihinde ABD’de gerçekleşen terör saldırılarından sonra,ABD destek verdiği Taliban rejiminden, saldırılardan sorumlu tutuğu ve Afganistan’da barındıklarını öne sürdüğü El-Kaide Örgütü üyelerini teslim etmesini talep etmiş,
Bu talep yerine getirilmeyince de askeri harekât başlatılmıştır. ABD’nin liderliğini yaptığı koalisyon güçleri, Afganistan içindeki muhalif grupların da desteğini alarak harekâtı sürdürmüş ve 17 Kasım 2001 itibariyle Taliban rejimi sona ermiştir.
Afganistan’ın dört büyük etnik grubunun ve Afgan diasporasının önde gelenleri Aralık 2001’de Almanya’nın Bonn şehrinde bir araya gelerek,ülkenin yeni yönetiminin ana hatlarını belirlemişlerdir. İmzalanan Bonn Anlaşması sonucunda 30 kişiden oluşan bir “Afgan Geçici Yönetimi” kurulmuş ve bu yönetim, Hamid Karzai başkanlığında 22 Aralık 2001 tarihi itibariyle göreve başlamıştır.
10 Haziran 2002 tarihinde toplanan “Loya Jirga” (aşiret liderleri ve dini liderleri bir araya getiren büyük kurul) ile de “Afganistan Geçici İslam Devleti” kurulmuş ve 18 ay içinde anayasasının kabul edilmesi, 24 ay içinde de seçimlerin yapılması kararı alınmıştır.
Afganistan’da halen başta ABD olmak üzere 38 ülkenin askerleri, güvenlik ve istihbarat birimleri mevcudiyetlerini sürdürmektedir.Aralık 2001’den beri Kabil ve çevresinin güvenliği ISAF (Uluslararası Güvenlik Destek Kuvveti) tarafından sağlanmaktadır.Birleşmiş Milletler tarafından kurulan bu kuvvetin komutası 11 Ağustos 2003’de NATO’ya geçmiştir.
Suriye ve Irak’tan sonra bölgeye tekrar adapte olmaya çalışan ABD,sürekli asker göndererek bölgeyi kendi kontrolünde tutmaya çalışmaktadır.
İpek Yolu üzerinde jeostratejik konumda olması,bölgeyi vazgeçilmez yapmaktadır.ABD aynı zamanda Çin, İran, Pakistan ve Rusya’yı doğrudan İngiltere’yi ise bu bölgeden kontrol etmek istemekte. İran’a Nükleer program üzerinden yapılan saldırılar,Pakistan’a ise bölgedeki örgütlere yaptığını iddia ettiği yardımlar üzerinden saldırmaya çalışılmaktadır.

Afganistan’daki DAEŞ

Rakka’dan DAEŞ için açılan koridor;Afganistan’ın Hayber Geçidinden geçtiği açıktır. DAEŞ’in konuşlanacağı bölgeleri elinde tutmaya çalışan Taliban; ülkenin etnik gurupların ve aşiretlerin etkin olduğu kuzey bölgesini elinde tutarak DAEŞ’e alan bırakmamaya çalışmaktadır.Çin’in,bölgesel güçler arasında aktif olması dengeleri bozacaktır.

KAYNAKÇA

Kuloğlu ve Doğan. (2010, s. 182). Afganistan’da yaşanan gelişmeler ve uluslar arası güvenliğe etkileri. (Orsam Raporu. No. 31 Ankara.Türkiye)
Oğuz. (2001, s. 39). Hedef ülke Afganistan. İstanbul: Doğan Kitap.
Siddiqi. (2008, s. 13). Afghanistan Relations: History and Geopolitics
YÜKSELEN İPEK YOLU 1. Cilt: İpek Yolu’nda Ekonomi ve Turizm
https://ipfs.io/ipfs/QmR1gzPYUwxEUWHbeRggZzfYy5Fxsd8Qc7hXUUnJQwxrZq/wiki/Afganistan_%C4%B0slam_Emirli%C4%9Fi.html

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here