John Stuart Mill ‘Bir insan, kendisi, aklı ve vücudu üzerinde egemendir’ derken Justice Blackmun ‘vücut bütünlüğü hakkını (right to bodily integrity)’ tüm özgürlüklerin üzerinde, bir köşetaşı olarak tanımlar. Çocuklar da dahil olmak üzere tüm insanlar temel olarak bu hakka sahiptir. Bir çocuğun izni olmadan kulağını deldirmek de, bir hastanın izni olmadan herhangi bir tıbbi işleme maruz bırakılması da bu hakkın ihlali olarak kabul edilir.

Kadın sünneti daha çok Malezya, Mısır, Sudan, Senegal ve Etiyopya gibi ülkelerde yaygınlaşmış bir gelenektir. Kız çocuklarının sünnet edilmesi, toplumda uzun yıllardır kadınlara dayatılan güzellik anlayışının bir sonucu olarak karşımıza çıkar. Geçtiğimiz günlerde Sudan’ın yasakladığı bu uygulama uzun senelerdir insan hakları ve kadın hakları organizasyonlarının ajandasında önemli bir mesele olarak karşımıza çıkmıştır.[1]

İnsan Hakları Değerlendirmesi: Kadın ve Erkek Sünneti 11

Birleşmiş Milletler tarafından insan hakları ihlali olarak değerlendirilen kadın sünnetinin yasaklanması için çeşitli insan hakları örgütleri yıllar boyunca çağrılarda bulunmuşlardır. Fakat toplumların geleneklerinin dini inançlar ile iç içe geçme eğiliminin bir sonucu olarak, bu çağrılar yerel halk tarafından yanıt bulmamıştır.

Yine insan hakları perspektifinden değerlendirecek olursak, kız veya erkek gözetmeksizin, çocuğun aklının ermeyeceği yaşta, onun vücudunda kalıcı bir değişikliğe neden olmak, Uluslararası Çocuk Hakları Birliği’nde (CRIN) yer alan ‘’Çocuğun Vücut Bütünlüğünün Korunması Hakkı’nı’’ ihlal etmektedir. [2]

Kadın ve erkek sünnetleri insan hakları ihlaline neden olduğu gerekçesiyle eleştirilse de, kadın sünnetinin yasaklanması konusunda harcanan eforlar daha fazla sonuç vermiştir. Bunun nedeni olarak, erkek sünnetinin dini temelinin bulunması ve Yahudi-Müslüman topluluklarda insan hakları ihlali perspektifine gerek duyulmadan, faydalı bir işlem olarak kabul edilmesinden kaynaklanmaktadır.

Halbuki İslam’da ve Musevilikte sünnet, adı üstünde sünnettir. Yani, insan vücudu için faydalı olması temelinde tavsiye edilse de, dini bir şart değildir. Fakat din temelinde gerçekleştirilen uygulamaların, uygulayıcı toplumların gözünde sorgulanması nahoş karşılandığından, erkek sünnetine gelen tepkiler cevapsız kalmıştır.

İnsan Hakları Değerlendirmesi: Kadın ve Erkek Sünneti 12

Dünyanın her yerinde gözlemlenebileceği gibi, din ile kültür iç içe geçer ve kendi karma sosyal yapılarını oluştururlar. Erkek ve kadın sünneti bu bağlamda belirli topluluklarda kültür ve dinin harmanlanması ile, zaruret gibi görülerek uygulanmaya başlanmıştır. Bu iki tip sünnetin benzerlik gösterdiği tek nokta olası travmatik hasardır.

Diğer açılardan incelendiğinde, uygulamanın erkekler açısından sağlık temeline oturtulduğu görülürken, az gelişmiş ülkelerde uygulanan kadın sünneti, kadınlar için bir ‘’güzellik’’ gerekçesi olmasının yanı sıra, işlemin cinsel arzuyu azalttığına inanılmakta ve bu sayede evlilik öncesi ilişki ihtimali düşürülmeye çalışılmaktadır.

Burada bazı toplumların kadınları güzellik üzerinden kategorilere ayırıp, çeşitli fiziki kuralları kültür-din kapsamında dayatmasının absürt bir örneğini görmekle beraber, evlilik öncesi ilişkiyi yine kadının arzusuyla ilişkilendiren bir kültürün yansımasına şahit oluyoruz.

İnsan Hakları Değerlendirmesi: Kadın ve Erkek Sünneti 13

Tıbbi Gerekçeler

Burada erkek sünnetinin kadın sünneti kadar tepki almamasının bir nedeni olarak, erkek sünnetinin tıbbi olarak çeşitli hastalıklar ve enfeksiyonlardan korunmak için faydalı olduğu kanaatine varılması vardır.[3] Erkek sünnetinden farklı olarak, sağlık açısından değerlendirildiğinde, sünnet edilen kadınların enfeksiyona maruz kalması ve HIV’ye yakalanma oranları daha fazladır.[4]

Aynı zamanda sünnete maruz kalan kadınların, diğer kadınlara oranla doğumda daha fazla zorlandıkları araştırmalarla sabittir. Dünya Sağlık Örgütü’nün yürüttüğü sünnet olan kadınların doğumlarının incelendiği çalışma sonucunda, zor doğum neticesinde dünyaya gelen bebeklerin %8’i ölü doğup resüstasyonla hayata döndürüldüğü, %5’inin ise öldüğü tespit edilmiştir.[5]

Kadın sünnetinin uluslararası kamuoyundan eleştirildiği bir nokta da, Sahra altı Afrika ülkelerinde, kırsal alanlarda daha fazla olmak üzere, steril olmayan zayıf şartlar altında yapılması ve sonuç olarak ileriye dönük risklerinin erkek sünnetine nazaran kat be kat fazla olmasıdır. İlkel ve barbarca görünen bu gelenek, aynı zamanda ‘işkenceden ve zulümden beraat hakkını’ da ihlal etmektedir.[6] Yukarıda sayılan sebeplerle, insanların genel vicdani hükmü, erkek sünnetini değil, kadın sünnetini protesto etmeye daha eğilimlidir.

İnsan Hakları Değerlendirmesi: Kadın ve Erkek Sünneti 14

Kültürel Değerlere Karşı Çıkmak

Richard Schweder, bu meselenin kadınların baskılanmasıyla değil, toplumsal güzellik ve temizlik anlayışıyla alakalı olduğunu söyler. Büyük ihtimalle kadınların kendilerini bu kültüre ayak uydurarak daha güzel hissettiklerini, hatta erkek sünnetinde olduğu gibi, kadınlığa geçişin adımı olarak görüldüğünü ileri sürer.

Kültürel çeşitliliğe saygı duyulması gerektiğini, bizim kendi değer çerçevemizden bu insanların değerlerini tam anlamıyla kavrayamayacağımızı, bu nedenle kadın sünnetini yasaklatmaya çalışmanın da bir insan hakları ihlali olduğunu ifade eder. Mücadele etmek yerine, kadın sünnetinin uygulandığı ülkelerde tıbbi imkanları geliştirmemiz ve komplikasyonların kaynağını yok etmek için çabalamamız gerektiğini vurgular.[7]

İlk bakışta geleneklerin toplumlara özgü olduğunu ve bunu kabul etmenin daha zahmetsiz olduğunu ima eden bu yaklaşım çoğu insana mantıklı gelebilir, ama bir coğrafyadaki insanların yanlışlarını ‘onların kültürü böyle, saygı duyalım’ gibi bir anlayışla kendi haline bırakmak insan haklarını korumaya, insanları bilgilendirmeye çalışan sayısız kurumu ve insanı eninde sonunda gereksiz kılar.

İnsan Hakları Değerlendirmesi: Kadın ve Erkek Sünneti 15

Her ne kadar yerliler bu tip geleneksel uygulamaları yüceltse de, buradaki riskleri ve ihlalleri görenlerin tepki koyması ve toplumsal bilinçlenmeyi sağlaması gerekmektedir.

Sonuç olarak bir eylemin yıllardır süregelmesi temelinde meşrulaştırılması söz konusu değildir. Haklarının farkında olmadan bu haklarından feragat eden, etmeye zorlanan insanlar için mücadele etmek, en azından kadınların yetişkin yaşa ulaşıp, kendi iradeleriyle hareket edebilecek olgunluğa erişene kadar bu eylemlerden korunmalarını sağlamaya çalışmak, insan hakları örgütlerinin temel görevlerindendir.

REFERANSLAR

  1. Sudan Bans Female Genital Mutilation, UNICEF Vows to Help Support New Law, https://allafrica.com/stories/202005030071.html.
  2. Child Rights International Network, Bodily Integrity, https://home.crin.org/issues/bodily-integrity.
  3. Circumcision, Mayo Clinic Staff, https://www.mayoclinic.org/tests-procedures/circumcision/about/pac-20393550.
  4. PATH Fact Report on Female Genital Mutilation, 1997, path.org.
  5. WHO study group on female genital mutilation and obstetric outcome. Female genital mutilation and obstetric outcome: WHO collaborative prospective study in six African countries. Lancet 2006; 367:1835–41 (doi:10.1016/S0140-6736(06)68805-3).
  6. Universal Declaration of Human Rights, Article 5, https://www.un.org/en/universal-declaration-human-rights/index.html.
  7. Richard A. Schweder, 2000, What about “Female Genital Mutilation?” And Why Understanding Culture Matters in the First Place, pp. 209-232.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here