Hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmayışı gibi günümüzde anlık değişen hava olayları da tesadüf değil diyoruz. Peki bu yaşanılanlara “İklim değişikliği” diyerek olayları geçiştirenler bunu yapıyor olabilir diye hiç sorguladınız mı? Peki bunu yapmalarında ki amaç ne olabilir diye hiç düşündünüz mü?
İklim değişikliğiyle alakalı savaş ve insani kriz senaryoları artık daha fazla dünya siyasetinin gündemindedir. Dünya’da artık savaşlar çeşitli hale gelmiştir. Değişen ”Ekolojik Dengeler” de artık savaşlara sebep olabilmekte. Küresel Güçler arasında artık İklim Savaşları da yapılıyor. Vekalet Savaşlarının yanında, artık İklim Savaşlarını da görmemiz sürpriz olmayacaktır.

ABD Savunma Bakanı William Cohen: “Bazılarının, elektromanyetik dalgalar yolu ile iklimleri değiştirme, depremler yaratabilme, volkanları harekete geçirebilme yeteneğine sahip silahlar geliştirdiğini biliyoruz.” (1997, Georgia Üniversitesi, “Terörizm, Kitle İmha Silahları, Kitlesel İmha ve ABD Stratejisi” Konferansı)
Kolombiya Üniversitesinden İklim Bilimci Richard Seager: “Savaşı çıkartanın kuraklık olduğunu söylemiyoruz; fakat var olan diğer bütün etkenlere bir de kuraklık eklendiğinde her şey olabileceğinden daha büyük bir isyanla patlak veriyor” şeklinde durumun iklim değişikliğiyle göründüğünden çok daha ilgili olduğunu açıkladı.
Önceden yapılan araştırmalar, kuraklık gibi iklim anormalliklerinin, insan psikolojisini etkileyen etkenler olduğunu ortaya koymuştu. Psikolojik hallerde değişikliklerin insanlar üzerindeki etkileri, kişisel saldırılardan, büyük savaşlara kadar uzanan bir sürece yöneliyor.
2006 – 2010 yılları arasında Suriye’de yaşanan kuraklık, Suriye’nin yaşadığı en büyük kıtlıkla sonuçlandı. Tarımı ve köy yaşantısını bitiren kuraklık yüzünden köylü ve halk perişan oldu. Kuraklığın sürmesiyle beraber, 2011 sonbaharında Suriye iç savaşı başladı. Suriye’de olduğu gibi açlık ve yokluk, halkları psikolojik savaşa sürüklemişti. Bu durumda da insanlar adalet ve para kazanma arayışı içerisinde çözümü üretecek örgütlenmeler kurmaya başladılar. 

İklim değişikliğinin nedenleri, etkileri ve çözüm yollarının uluslararası nitelikte binlerce akademisyen tarafından tartışıldığı ve her 6 yılda bir konuyla ilgili raporların hazırlandığı BM-IPCC’nin açıkladığı 5. Değerlendirme Raporunda çarpıcı sonuçlar ortaya çıkmıştı. Rapor’da iklim değişikliğinin başlıca nedenlerinden biri olan ”%95 oranında insan kaynaklı sera gazı emisyonu” yazıyordu. Raporun sonuçlarına göre, yaşanabilir bir gelecek için şimdiden yaklaşık 1 santigrat dereceye ulaşan yerkürenin sıcaklık artışının azami 2 santigrat derece seviyesinin altında kalmasını sağlamak ve ülkelerin sera gazı emisyonlarının azaltılması konusunda acil önlemler alması gerekmektedir.

Yeni Zelanda’nın önde gelen gazetesi Yeni Zelanda Herald‘daki bir makaleden bir alıntı:

“Çok gizli savaş deneyleri Auckland kıyılarında bir gelgit dalgası bombasını mükemmelleştirmek için gerçekleştirildi, açıklanmamış dosyalar ortaya çıktı. Birleşik Devletler savunma şefleri, projenin savaşın bitiminden önce tamamlanmış olsaydı, atom bombası kadar etkili bir rol oynayabileceğini söyledi. Dışişleri ve Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan 53 yıllık belgelerinde, Proje Mühürü olarak bilinen tsunami bombasının detayları yer almaktadır.”

İran Sivil Savunma Kurumu Başkanı General Gulamrıza Celali, “İran’da meydana gelen iklim değişikliğinde yabancıların parmağının olması şüphesi var. Ülkedeki bilim merkezleri de bunu teyit etmektedir.İsrail ve komşu ülkelerden biri, İran’a giren yağmur bulutlarını yağmaması için kısırlaştırıyor. Bunun yanı sıra bulut ve kar hırsızlığıyla karşı karşıyayız” (Üçüncü Sivil Savunma Konferansı/Tahran 01.07.2018)

TÜRKİYE’DE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
Dünyada en fazla güneş ışığı ekvator hattındadır. Ekvator’un 30 derece kuzey ve güneyi civarına Tropik altı çöl kuşağı adı verilir. Havanın ekvator civarında yükselmesi, 30 derece enlemi civarında çökmesi ve tekrar geri Ekvator’a dönmesi ile oluşan döngüye ”Hadley Sirkülasyonu” denir. Küresel ısınma, sirkülasyonu genişleterek çökmenin oluştuğu bölümü kutuplara kaydırıyor.  Bu kayma tropik altı çöl kuşağını Türkiye’ye yaklaştırıyor. Dolayısıyla Türkiye ve bu hattaki diğer Akdeniz ülkeleri iklim değişikliği yaşıyor. Gelecekte, küresel ısınmanın devam etmesiyle beraber çöl iklimine sebep olan bu yüksek basınç kuşağı daha da kuzeye kayacak. 

STRAFOR’UN, TÜRKİYE İKLİM RAPORU (2015)
ABD’li düşünce kuruluşu Stratfor, Türkiye’nin su politikaları ve bölgesel kuraklık tehlikeleri üzerine 2015’te bir rapor yayınladı. Stratfor, Türkiye’nin Fırat ve Dicle nehirlerini kontrol ederek OrtaDoğu’daki etkisini artırmak için kullanabileceğini belirtirken ülke içindeki ve dışındaki Kürtlerle ilişkisini de “Aşil topuğu” olarak tanımladı. Stratfor’a göre uzun vadede Türkiye’nin nehirler üzerindeki kontrolü ve su politikaları, Irak ve Suriye ile gerilim yaratacak. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında yapılacak ve yapılmakta olan barajlar ise, bölgedeki kürtlerle ilişkileri etkileyecek.
NASA’nın 2003-2009 arasında yaptığı incelemelere göre Fırat ve Dicle havzasında ciddi anlamda bir kuraklık sorunu olduğundan bahseden Stratfor, Türkiye’nin su politikasını kullanacağını öngörüyor. GAP’ın finansmanında, projenin bölgesel dengeleri gözetmemesi nedeniyle sıkıntılar çıktığına değiniyor. Stratfor’a göre Türkiye ve İran, bölgedeki Kürtler üzerinde etki sahibi olmak için birbiriyle yarışmak zorunda kalacak. Bu durumda su önemli bir koz olarak kullanılacak. Ayrıca bu durum Irak’la ilişkilerin gerilmesine yol açacağından bahsediyor.
KÜMÜLONİMBUS (YAPAY BULUT)
Hava durumlarını kontrol etme süreci 1800’li yıllar da başladı. Bu süreçte teknoloji gelişerek daha verimli sonuçlar elde edildi. Bugün yaşanan tüm hava koşullarında insanoğlunun parmak izi olduğu gayet açıktır. Bunun aksini kanıtlayabilen bugüne kadar olmadı. Yalanı doğruymuş gibi gösteren eğitilmiş kişileri dinleyenler sayesinde hava modifikasyonu bulut tohumlama konuları da yaygınlaşamıyor ve yalanlanıyor. Alttaki gördüğünüz fotoğraf yapay hava durumlarının bir göstergesidir. Atmosfer iletken hale getirilip, “iyon’ize” edilmiş gökyüzüne gönderilen yüksek akımlı ELF frekanslarıyla kümülonimbuslar oluşturulmuştur.

Kümülonimbus bulutumsular bir sistem tarafından üretilip, çeşitli kimyasalların karışımı ile atmosfere doğru püskürtülmekte. Kümülonimbus bulutumsular üretildikten sonra doğal olarak atmosferde yerini alır. Sonrasında içeriğindeki kimyasallar ile birlikte farklı bölgelere taşınır.  Belirlenen bölgeye yönelik üretilen Kümülonimbuslar, planlanan aşırı yağışların ve doluların oluşmasına zemin hazırlar. Bu teknik ile zeminden üretilen yapay bulutlar, frekanslar ile işlenmek üzere atmosfere gönderilir. Antenler ve radarlar ile frekans dalgaları uygulanarak, belirli hedefe doğru sürüklendirilir.
Zeminden üretilen Kümülonimbusu, bir silaha dönüştürmek için kullananlar, bölgenin ekonomik ve tarımsal potansiyelini değişime uğratırlar. Aşırı hava olaylarına maruz bırakılırken, tarım alanları dolu yağmuruna tutulabilir. Etkenler zincir halkasında bu teknikler üzerinde uygulanırken, fabrikasyon ürünü kullanma alışkanlığımızı depreştirme ve teşvik etme politikalarıdır. Hava durumu modifikasyonu neticesinde, her gün üzerimize tonlarca miktar da nano teknoloji ürünü kimyasal/ağır metal püskürtülüyor.
H.A.A.R.P (Yüksek Frekanslı Etkin Güneşsel Araştırma Programı)
HAARP; ABD Silahlı Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri ve Alaska Üniversitesi tarafından ortak yürütülür. İyonosferin özelliklerini ve davranışlarını araştırmak üzere kurulmuştur. Araştırma merkezi Gakona’dır. HAARP fikri, ilk kez Sırp asıllı ABD’li bilim adamı Nikola Tesla tarafından ortaya atılmıştır. Nicola Tesla, iyonosfer’e gönderdiği radyo frekanslarının kuvvetli bir şekilde geri döndüğünü fark etmiş ve bunun üzerine çalışmıştır.

Bu projenin hayata geçirilmemesi için birçok ülkede kampanyalar olmuştur. Çünkü HAARP projesi iklim kontrol ve yapay deprem silahı olarak kullanılabilme iddialarından dolayı çok tartışmalı bir konu halini almıştır. HAARP, Pentagon’un kontrolünde ve ABD ordusunun hizmetinde olan önemli bir projedir. Projenin yapımı 1995 yılında bitmiştir. Avustralya’nın kırsal bölgelerinde denendi ve geliştirildi. Daha sonra deprem bölgelerinde denemek için çalışmalar sürdürüldü, arttırıldı.
H.A.A.R.P Neler Yapabiliyor ?
– Yeraltındaki Enerji ve Maden yataklarını ortaya çıkarma,
– Düşman Nükleer Füzelerinin hedef saptırılması
– İklimler’i kontrol edebilme,
– Suni Deprem oluşturma,
– Radar ve Uyduları kontrol edebilme,
– Termo-Nükleer patlama oluşturuyor.
– Ozon tabakası ile oynayabilir,
– Okyanus dalgalarını kontrol edebilir,
– Kutupları eritebilir ve yerinden oynatabilir.                                                                                – EMass ve Cray teknolojileri ile, toprağın derinlerine inerek inceleme yapmak
Elektromanyetik dalgalar üzerine birçok deneyin yapıldığı Gakona’daki HAARP tesisi, uçaklar için çok tehlikelidir. Bu yüzden HAARP tesislerinde, uçak kontrol sistemi kurulmuştur. Herhangi bir uçağın yaklaşması durumunda antenlerin faaliyetleri otomatik olarak durduruluyor. Çalışmanın ana işlevi; iyonosfere doğru çok yüksek radyo frekansları göndermektir. HAARP sistemi tam 180 kablodan oluşur ve toplamda 36 Milyon Watt enerji açığa çıkarır. (ABD’de bir elektrik santrali sadece 52 bin Watt kullanabilmektedir)
HAARP, gelişen teknoloji ile ileride çıkacak olası savaşlarda kullanılabilecek en önemli bir silahtır. Bu nedenle Rusya başta olmak üzere, birçok ülke ABD’den HAARP proje çalışmalarını durdurmasını talep etmiştir. Proje aynı zaman’da canlılar üzerinde de büyük zararlar vermektedir. HAARP’in oluşturduğu ELF sinyalleri; Davranışsal, sinirsel bozukluklar, embriyonik dokuda tahrip, katarakt, metabolizma değişiklikleri, kan yapısının bozulması, bağışıklık sisteminin çökmesi vb. gibi canlılar/insanlar üzerinde tehlikelere,hastalıklara yol açıyor.

H.A.A.R.P Deprem’i Tetikleyebilir Mi ?
Evet iki şekilde yapabilir. Birincisi; direk olarak uygun frekanstaki elektromanyetik dalgalar yerin altına enjekte edilerek yapılabilir. İkincisi ise; depreme hassas bir bölgede radyasyon yaymayan belli güçte termo-nükleer patlama oluşturularak, fay hattının harekete geçirilmesi ile yapılabilir. HAARP Projesinin gelişmesine ve çalışmalarına olanak sağlayan bazı üniversite,kuruluş ve askeri kuruluşlar bulunuyor.
Üniversite olarak; the University of Alaska, Stanford University, Cornell University, University of Massachusetts, UCLA, MIT, Dartmouth University, Clemson University, Penn State University, University of Tulsa, University of Maryland, SRI International, Northwest Research Associates, Inc., and Geospace, Inc. bulunuyor.
Askeri kurumlar ise; Air Force Research Laboratory-Hava Kuvvetleri Laboratuvarı, Office of Naval Research and Naval Research Laboratory ve the Defense Advanced Research Projects Agency.
Marmara Depremi (17 Ağustos 1999)
Ülkemiz yıllardır, sismik espiyonaj altındadır. 17 Ağustos 1999’da Marmara’da yaşanan bu olay, HAARP projesinin Türkiye üzerinde denendiğinin bir göstergesidir. Deprem’den önce Gölcük’ten, Avcılar’a kadar görünen ”ateş topu” ile ilgili de bilimsel bir açıklama yapılamamıştır. Deprem’den sonra kimileri Rusya bomba patlatmış, kimileri de Yugoslavya’ya atılan bombaların yer kabuğunun dengesini bozması sebebiyle depremin gerçekleştiğini söylüyordu. Deprem’den hemen sonra Türk Telekomun Türkiye’nin sismik bilgilerini Pentagon’a ileten NATO üssü’nün iletişimini kestiğini, depremden 2-3 sonra gazeteler yazmaya başlamıştı. Asıl hedef, Kuzey Anadolu fay hattından elde edilen tecrübe ve bulguları, ABD’deki San Andreas fay hattına uygulamaktı.

Gölcük depremi sırasında yaşanılanlar, deprem mi, yoksa HAARP saldırısı mı siz karar verin. Sevgili okuyucu, deprem’den önce ve sonra yaşanılanlara dikkatlice bakınız;
– Deprem günü Gölcük’de basit bir devir teslim töreninde ABD’li ve İsrail’li üst düzey komutanların oluşu,
– Deniz üssünde hiç bir Türk subaya giriş izni verilmeyen bir ABD deniz altısının oluşu,
– Olay daha dünya basınına yansımamışken, İsrail’lilerin yardım çalışmalarına başlamış olması,
– Depremden önce denizde büyük bir ateş topu ortaya çıkması,
– İstanbul’da depremden önce gökyüzü renginin değişmesi,
– Depremin 45 saniye sürmesi,
– Deprem’den önce telefonların frekansları’nın çalışmaması.
Bu olay’a göre, ABD/San Andreas’ta meydana gelebilecek bir depremin ABD ekonomisine zarar verebileceğini bilen Pentagon, yer kabuğundaki değişimleri izleyerek daha deprem oluşmadan tektonik katmanlar arasında artan basıncı değişik noktalardan patlatıp boşaltarak, olabilecek büyük depremi küçük depremler haline dönüştürmenin yollarını buldu. Bu yöntemle uzaydan, geniş alanlarda tahribat yapabileceklerdi. Türkiye, Japonya, Endonezya ve benzeri deprem bölgelerinde sismik ağ şebekeleri kurularak bu bölgelerin tektonik verileri saniyesi saniyesine kayıt altına alındı.
H.A.A.R.P Rusya’ya Karşı Kullanıldı Mı ? (30.07.2010)
2010 yılında Rusya’da 40 dereceyi bulan aşırı sıcaktan, Rus bilim adamları ABD’yi sorumlu tuttu. Bu iddia üzerine ülkenin en büyük gazetelerinden Komsomolskaya Pravda gazetesi, uzmanlardan görüş alarak böyle bir ihtimalin bulunduğu sonucuna vardı. Kavurucu sıcakların doğal olamayacak kadar uzun sürdüğünü dile getiren Rus fizikçiler, ”ABD, bize gizli iklim silahı HAARP ile savaş açmış olabilir” görüşünü öne sürdüler. En büyük şüphe ise; Pentagon’un kontrolünde 1997 yılından beri, Gakona’da çalıştırılan yüksek frekans dalga yayıcı HAARP istasyonu üzerinde toplandı.
Moskova (2010)
Moskova Devlet Üniversitesi Fizik Fakültesi hocalarından Georgiy Vasiliyev, Gakona’daki HAARP istasyonunu resmen jeofizik ve tektonik bir silah olarak tanımlamıştı. Georgiy Vasiliyev;

”HAARP istasyonu tam güçle çalıştırıldığında, 1 saatte 3.5 megawatt elektrik enerjisi tüketiyor. 14 hektarı kaplayan 22 metrelik 180 dev anten üzerinde göklere yükselen enerji plazma kümesi oluşturuyor. HAARP çalıştırıldığı günden bu yana, Dünya’nın değişik bölgelerinde iklim anormalleri gözlemlenmeye başladı. Kar yağması gereken yerleri güneş kavururken, Afrika’da kar yağışları gözlemlenmekte.Bu tuhaf olgular genelde küresel ısınmaya fatura ediliyor. Ama bize göre anormallerin asıl sorumlusu Pentagon’un HAARP sistemidir” dedi.

Rusya Silahlı Kuvvetlerinde iklim uzmanı olarak çalışan Nikolay Karavayev ise, ABD‘nin Rusya’ya iklim silahıyla saldırı düzenlendiğine emin olduğunu söyledi. Nikolay Karavayev;

”ABD Hava Kuvvetleri raporunda, net bir dille ‘2025 yılına kadar iklimi müttefikimiz yapmalıyız’ ifadesi yer alıyor. Hatta Pentagon, günümüzde sadece sivil kuruluşların araştırma yapmaya yetkili olduğu uluslararası iklim anlaşmasından çıkmayı da düşünüyor. Bana göre ABD, iklim silahı konusunda öylesine ileri gitti ki, yakında bunu gizlemeden dünyaya sergilemeye başlayacak.  Rusya kavrulurken, Avrupa niye serin? Moskova’nın 40 dereceyle kavrulduğu sırada Avrupa ülkelerinde yaz nispeten daha serin geçiyor. Berlin 18, Varşova 25, Viyana 20, Paris 20 derece. Batı’da Ukrayna sınırında etkisini kaybeden yüksek basınç cephesi, Karadeniz kıyılarından kuzeyde Murmansk kutup bölgesine kadar uzanıyor. Ülke sınırlarını takip eden yüksek basınç cephesi onu besleyecek ortam bulunmamasına rağmen dağılmıyor”  dedi.

ABD İklim Antlaşmasından Çekildi (1 Haziran 2017)
ABD Başkanı Trump, Paris İklim Değişikliği Anlaşmasından çekildiğini ve bu kararını BM genel sekreterine hemen ileteceğini duyurdu. Ancak, anlaşmanın yasal hükümlerine göre, genel sekreter bu bildirimi en erken 4 Kasım 2019 tarihinde kabul edebilir. Bu da, ABD’nin ancak resmi olarak anlaşmadan 4 Kasım 2020’de çekileceği anlamına geliyor.
KITALARARASI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
Yüksek derecede toksit yönden ağır metaller ve kimyasallar, son derece güçlü radyo frekansı sinyalleri ile maniple edilebilir. ELF sinyalleri, çeşitli iletim platformlarından (HAARP, SBX radar, NEXRAD, vb) dünya üzerindeki bölgelere iletilir. Üstelik bu frekansların bulut oluşumlarındaki etkileri de biliniyor. Görüntülerde radyo frekans bulutu etkilerindeki birçok farklılık gözlemlenebiliyor. Geçtiğimiz senelerde ABD’yi etkileyen kasırgaların yüzde 85’inin, Afrika sahillerinin batısından ABD’ye doğru göç ettiği ortaya çıktı.
İklim mühendisleri konu üzerinde çalışmalara devam ederken, bu görüntülere rastladılar. İklim müdahalesinin etkilerini maskelemek için iklim mühendisleri, Afrika sahillerindeki toz bulutlarını suçladılar. Bu konu hakkında açıklama yapılmadı. İklim mühendislerinin çalışmaları, dünyamızın iklim sistemini iyileştirmekten çok daha öteye geçebilecek bir potansiyele sahip.
Değerli okuyucu, aşağıdaki uydu görüntülerinde görüldüğü gibi herşey açık ve net bir şekilde iklim müdahalesini göstermektedir. Aşağıda ki görseller, NASA uydu kaynaklarındandır. Görseller, dünyanın iklimi üzerinde yapılan değişiklikleri gösteriyor. Ayrıca, birçok farklı yönde değişim ile ilgili kanıtlar sunuyor.
(Afrika’nın Batı Sahili)
(Avustralya’nın Kuzey Batısı)
(Avustralya’nın Doğu Kıyıları)
(İspanya’nın Güneyi)
(ABD/Kaliforniya Kıyıları)
KİMYASAL PÜSKÜRTMELER (CHEMTRAİLS)
Kimyasal ve biyolojik vücut işlevini,düşünce yetisini yok edici kimyasal biyolojik silah sınıfı maddeler içerir. Kimyasal püskürmelerin içerisinde bulunan, nano boyutta küçültülmüş ağır metaller ve karbon nano tüpler, hava’da ve atmosfer’de iletkenlik sağlar. HAARP gibi hedefi vuran cihazlara yüksek potansiyel yaratır ve verimli zemini oluşturur. Belirli hesaplamalar ile gökyüzünde kullanılan frekanslar; insanlar üzerinde iç ses gibi telkinler üretebilir, statik duruma getirebilir. Özellikle psiko-tronik alanda kullanılan bu metotlar, gizli servislerin ve medya ağının algı operasyonlarına entegreli biçimde harekete geçirilir.
Örneğin; subliminal/bilinçaltı sistemi, Azerbaycan-Ermenistan savaşında, Azerbaycan Türk’ü askerlerine karşı Rusya tarafından kullanılmıştır. Azerbaycan askerleri, Karabağ’daki dağlık bölgenin tümünün ermeni askerleri ile dolu olduğu algısına kapılmıştır. Bunun etkilerini, akıllı ve farkındalık kapasitesi yüksek olan kişiler tahmin edebilir. 

HAARP, Kimyasal Püskürmelerin içeriğini kullanarak yağışlar üretir. Çeşitli operasyonlara entegreli olan harekatlara dahil bu yağışlar; toplumları ve şehirleri baskı altında tutmak ve zayıflatmak için kullanılır. Yağış kontrolünün sebebi ise, ani yağışlar ile belirli bir bölgeye yağdırılarak, o bölge’deki enerji rezervlerine su dolumuyla basınç yaratmak, yerin gerilimini arttırmak ve HAARP dalgaları ile de katmanları harekete geçirerek, yeraltı patlaması yaratabilme tekniklerini de içermektedir.  Atmosfer’in ısısını kontrol edebildikleri gibi, yer altını da ısıtabilir.
Küresel ısınmayı tetikleyen mikro ve makro hava durumu değişimleri, küresel hava akımlarının yönlendirilmesi ve kontrol edilmesine kadar büyük etkilere sahiptir. Bu yüzden 50’den fazla anten kullanmaktadırlar. Yerel radar ve hava durumu radarlarının çoğu da, mikro iklim değiştirilmesi hava durumunun silah olarak kullanılmasına olanak verir. Kimyasal Püskürtmeler, yüksek elektromanyetik cihazların frekanslarına zemin hazırlarken, bunları kontrol eden ticari piyasalar oluştururlar.
Ülkemizde son 50 yılda olanlar, kimyasal püskürmeler ile birlikte yürütülen, HAARP ile kontrol edilmeye devam ediyor. İstanbul Üniversitesinin 10 yıllık bilimsel araştırma sonuçlarında, ülke genelindeki %80-%90 oranındaki yağışlar, %50’nin altına inmiştir. Salgın hastalıklara da sebep olduğu bilinen Kimyasal Püskürmeler’in, 1950’li yıllara dayandığı bilinmektedir. Ülkemiz’de uzun zaman önce yaşanan Siroz’dan ölen yüksek sayıdaki kayıpların sebebi de kimyasal püskürmelerin neden olduğu operasyonlardır. Diğer etiyolojisi bilinmeyen ve kimyasallar ile ilişkili olan ölümler de, bu zehirlenmelerin ürünüdürler.(Hepatit, çoçuk felci, memenjit, çiçek vb.)

PARMAK İZİ TEKNİĞİ
Temmuz 2018’de, Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı’ndan (LLNL) bilim adamları ve beş organizatör; insan etkisinin troposferdeki mevsimsel sıcaklık döngüsüne katkısıyla ilgili bir çalışma hazırladılar. Araştırmacılar, insan etkilerini iklim üzerindeki doğal etkilerden ayırdıkları “parmak izi” tekniğini kullandılar. 1970’li yıllarda geliştirilen bu parmak izi tekniği, iklim değişikliklerinin kaynağını bulmak için kullanılmaktadır. Araştırmacılar, gezegenin yüzeyindeki farklı noktalarda troposferdeki mevsimsel sıcaklık döngüsünün büyüklüğündeki değişiklikleri incelemek için, uyduların aldığı sıcaklık ölçümlerini kullandı. Bu sayede, yaz ve kış sıcaklıkları ile sıcak ve soğuk mevsimler arasındaki fark görüldü. Troposferdeki ölçülen sıcaklıklar, iklim değişikliğini güçlendiren bir etkendir.
İklim Bilimcisi Benjamin Santer, “Sonuçlarımız, değişen mevsimsel döngü ile ilişkilendirme çalışmalarının, Dünya’nın iklimi üzerinde önemli bir insan etkisi için güçlü ve yeni kanıtlar sağladığını gösteriyor” dedi.
Bugüne kadar ilk resmi parmak izi tekniği kullanılarak yapılan çalışma, atmosferdeki ve mevsimsel troposferik sıcaklık döngülerindeki gözlemlenen değişikliklerin, insan etkisinden kaynaklandığını gösterdi.
ELF: ZİHİN KONTROLÜ
Kanada Dışİşleri Bakanlığı’nda eski teknoloji uzmanı olan Dr.Andrew Michrowski, ”Sovyet sinyallerinin insan beyninin dalga boyutunda yayın yaptığını tespit etmiş durumdayız. Ekim 1976’dan bu yana Sovyetler Birliği çok sayıda Tesla tarzı vericiden aşırı düşük frekanslı radyo sinyalleri yayıyor. Bu frekans dalgaları, depresif veya sinirli insanların beyin dalgalarının ritimine uyuyor. Sovyet sinyalleri insanlarda, psikolojik tepki ve savunmasızlık meydana getirecek şekildedir. Bu ELF sinyallerinin 60 Hz’lik enerji aktarım hatları tarafından emilerek tekrar yayınlanabildiği ve su boruları yoluyla evlerde, işyerlerinde etkisinin artırılabildiği keşfedilmiş bulunmaktadır.” demişti.
Dr.Andrija Puharich Eylül 1987’de katıldığı bir elektromanyetik konulu konferansta, ”1977’de Sovyetler’den gelen ELF’in tabiatını gösteren bazı ölçümler yaptım. Psikoaktif olduğunu, tespitimin de bu olduğunu, kullanılan frekanslarla beyinde salgılanan kimyasal maddeleri tanımladığını belirten bir raporu ABD Başkanı ile bütün ilgİli makamlara, hatta Kanada ve İngiltere’ye bile gönderdim. Ancak dört yıl boyunca hırpalandım. Evim yıkıldı, kurşunlandım ve öldürmeye kalktılar. Sonunda 1981’de haklı olduğumu kabul ettiler. ABD tam kapsamlı bir ELF savaşına girişti. Bütün büyük vericilerini Avustralya, Afrika ve diğer kıtalara kurdu. Şimdi işin tam içindeler ve her şey çok gizli yürütülüyor.” ifadelerini kullandı.
Fransa’daki Fransız Le Figaro gazetesi, 6 Ağustos 2016’da İstanbul’da deprem dalgalarının basıncının yüksek seviyede olduğunu yazmıştı. Amerika’nın Sesi radyosunda da çıkan habere göre bu dalga basıncı richter ölçeğine göre 7-8 büyüklüğünde bir depreme yol açabilirdi dendi. 

KAYNAKÇA:
http://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/haarp-157
https://en.wikipedia.org/wiki/High_Frequency_Active_Auroral_Research_Program
http://www.gi.alaska.edu/haarp
Tanrı İmparatorluğu ve Türkiye / Ramazan Kurtoğlu
Jerry Smith / Kıyamet Silahı HAARP
https://www.space.com/41262-humans-affect-earth-seasons-climate.html

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here