“1980’li Yıllardan İtibaren Küresel Ekonomide Yükselişini Sürdüren Çin Halk Cumhuriyeti Amerika Birleşik Devletlerinin Yerini Alıp Yeni Bir Hegemon Olabilecek Mi?”

80 Sonrası Çin ekonomide liberalleşmeye başlamıştır. Liberalleşme ardından 20. Yüzyıl Çin Gayri Safi Yurtiçi hasılası  hızla artmıştır. Çin doğru atılımlarla kapitalist dünya ekonomisinde  ikinci sıralamada. Çin’in   hegemon güç olması konusunda  pek çok kanaat vardır. Bazı araştırmacılar Çin’in Amerikan hegemonyasının dengeleyerek önüne geçebileceğini düşünse de bunun  olanaksız olduğunu  ya da düşük bir oran olduğunu düşünen araştırmacı sayısında  yadsınamaz.

Çin nüfus bakımından Amerika’nın 4 katı olsa da toprak bakımından denk durumda . Bu nüfus yoğunluğu haliyle Çini dünyanın en kalabalık ordusu  konumuna getiriyor. Teknolojik alandaki atılımları,  elinde bulundurduğu 250’den fazla nükleer silah ve uzay alanında ki bazı kabiliyetlere sahiptir.  Çin’in  sahip olduğu geleneksel kültürü her zaman çekici olmuş ve bunun için Konfüçyüs Enstitüsü kurmuştur.Ve Konfüçyüs Enstitülerini  yumuşak güç alanında kullanmakta.[1]

Çin’in küresel  arenadaki varlığı ekonomik ilişkilere dayanıyor. Yatırım ticaret Çin ekonomisinin ihtiyaçları gibi etmenler  Çin yönelimlerini şekillendiriyor.

Hegemonya Savaşları: Amerika ve Çin Savaşı 3

Ekonomi Perspektifinde

Çin 80’lerde liberal ekonomiye geçiş sonrası  aslında yeniden uyanışı yaşıyor.  kapitalist arenada söz sahibi olmaya başlayan Çin ekonomik olarak şu an dünya devleri arasında. Bu ekonomik görünürlük elbette ki  hegemon güç olan ABD’yi  rahatsız etmiş ve bu duruma karşı zamanla politikalar izlemiştir. 91 de sovyetlerin çöküşü ile tek kutuplu sistemde yerini alan ABD zamanla eşsiz yapısına getirmeye başladı. 90’lara gelindiğinde pek çok kişi ABD’ye karşı meydan okumanın Çin’den geleceğini düşünüyordu ve bunda Çin’in Gayri Safi Yurtiçi Hasılasındaki katlanarak artışı büyük rol oynuyordu. Çin’in buradaki dezavantajı nüfusunun Amerika’ya oranla 4 kat büyük olması ile kişi başına düşen milli gelir düşüktür. Çin teknolojik alanda önemli buluşlara sahip fakat yurtiçi icatlarda genellikle taklit üzerine gittiği için bu konuda zayıflık gösterir. ABD Çin arasındaki ekonomik gerilim 2017 ABD nin yayınladığı Ulusal güvenlik stratejisi ile netlik kazandı.[2]  Çin artık Amerika tarafından rakipten çok tehdit olarak  nitelendiriliyordu. Daha sonrasında ABD Çin’e karşı 2018 yılında ticari bir savaş ilan etti[3] ve tabiki bu ikisini de etkiler. Bu Ticaret Savaşı ABD ve Çin arasında kalmayıp diğer ülkelerede yansıyacaktır. Ticari Savaş küresel Ekonomide bir belirsizlik oluşturur. Örneğin sonraki dönemde Türkiye’yi ABD arasında yaşanan çelik  alışverişi.  Çünkü uluslararası hukukta tek bir ülkeye karşı ticari ayrıcalıklar ya da yaptırımlar uygun görülmüyor. ABD’nin Çin’i bir tehdit olarak nitelendirilmesine karşın Çin ABD’ye karşı bir meydan okuma da bulunmuyor, zaten Çin’in küresel arenadaki varlığı ekonomik ilişkilere dayalı. Daha sonrasında ABD’nin Huawei üzerinden Çin’e karşı yaptığı atakları da ekonomik alanda  Çin`i saha dışı bırakmaya çalıştığını örnek verebiliriz.

2008 ekonomik krizi sonrasında ABD maliyetini düşürmeye çalıştı ve oluşan güç boşluklarını Rusya Çin ikilisi doldurmaya başladı. Çin özellikle Afrika bölgesinde pek çok yatırımda bulundu  ve hala Afrika’da hızla yayılmaya ve büyümeye devam etmekte.[4] ABD pek çok sefer Çin`i sınırlandırma formüllerini  aradı fakat  Aralık sonrası tüm dünyada kendisini gösteren coronavirüs bu yarışta yeni bir etken oldu. ABD  uyguladığı yaptırımlarla kısıtlamalarla bir miktar yol alabilmişti  fakat şu an içinde bulunduğunuz vahim durumun da etkisiyle iki ülke arasında yeni bir yol çizilebilir. Salgın ilk yayılmaya başladığında ABD makamlarınca da yapılan  Çin ekonomisinin hızla güç kaybetmesi ABD açısından pozitif olarak yorumlanmıştı. Fakat şu anki duruma baktığımızda ABD  dünya genelinde pek de iç açıcı bir pozisyon çizmiyor. Çin’in hızla kendini toparlamasını ve aynı doğrultuda ABD’nin de o kadar kötüye gittiğini görüyoruz  şimdiden milyonlarca işsiz barındıran ABD yeni ekonomik paketler açsa da önümüzdeki dönemde  Amerikan  ekonomisinin durumu  Çin karşısında ne hal alacak meraklandırıcı  bir durum. Henüz etkisini kaybetmemiş koronavirüs  yeni dünya düzenine vesile olabilir  Böylelikle dünya hegemonu diyemesek bile ekonomik Hegemon Çin olabilir mi merak konusu.  ABD salgının sorumlusunu Çin olarak gösteriyor ve  bunun üzerine gidiyor.  Çin ise bu krizi Bazı yönlerden fırsata çevirmeye çalışıyor  Örneğin ABD müttefiklerine yardım da bulunması ve böylece yardım üzerinden halkla ilişkiler kampanyası yürüttüğünü görüyoruz ABD ise tam tersi içinde bulunduğu kaos çemberimde daha çok izolasyon politikası izleyip içine çekiliyor.

Farklı bir açıdan yorumladığımızda Çin ekonomik olarak hegemon olmayı hak ediyor olabilir ama siyasi kültürel askeri olarak hak ediyor mu? sorusu karşımıza çıkıyor.

Askeri Perspektifte

Çin’in nüfusunun Amerikan nüfusuna oranla 4 kat büyük olduğuna daha önce değinmiştim.  Haliyle bu kadar geniş bir nüfus askeri alana da yansımakta Çin dünyanın en büyük Askeri Birliğine  sahip. 2 milyon  183 bin  kişi ile. Güç sıralamasında ise 3. sırada. Amerikan ordusunda ise 1 milyon 281 bin kişi bulunmakta.[5] Çin Gayri Safi Yurtiçi Hasılasının %2 sini askeri alan harcamakta Bu da ABD’nin yarısını oluşturmaktadır. Fakat bu oran her yıl daha da artmakta.

Amerika’nın 240 bin askeri ülke dışında bulunmakta. Amerika dünya genelinde 800 civarında üst bulundururken[6]  Çin için ise  Amerika’nın yanında bu rakam gülünç kalıyor.

Çin’in  ülke dışındaki tek üssü 2017 yılında açtığı Cibuti üssüdür. Amerika’nın ise 38 farklı ülkede üssü bulunmakta.[7] Haliyle hegemonik yarışta  askeri konuda Amerika Çin’i saf dışı bırakıyor. Çin  dünyanın en kalabalık ordusuna sahip olabilir  fakat ülke dışında Amerika kadar yaygın bir politika izlememiştir.

Yumuşak Güç Stratejisi

Çin ekonomik askeri alanlarda büyümüş komşuları ile denge politikası izlemiştir tüm çevresi ile de koalisyon içinde olmak istemekte. Çin’in tarihi boyunca uyumlu yollara başvurduğunu ve hiçbir zaman komşularını işgal etmeye çabasında olmadığını görüyoruz. Bu da bize genellikle hard power yerine soft  power çabasında olduğunu gösteriyor. Kültür, siyasi değerler dış politikalar ile yumuşak güç sergiliyor. Çin’in ekonomik başarısı, ekonomik yardım programları, ekonomik yatırımları ve kültür alanında kullandığı Konfüçyüs Enstitüleri Çin’in yumuşak gücünü arttırır.  Çin’in düştüğü hata yumuşak gücü devlet eliyle kullanmasıdır Amerika’da ise tam tersi şekilde yumuşak güç devlet içi aktörler tarafından sağlanır. Bunları sivil toplum örgütleri oluşturur.

Çıkaracağımız Sonuç 

İçerisinde bulunduğumuz koronavirus dönemi   nedeniyle cevap aradığınız soruya daha farklı yorumlarda bulunabiliriz. Son birkaç ay içerisinde değişen dünya siyaseti yerini bir yarışa değil de devletler için kendilerini sağlama alma modeline dönmüş  gözükmekte.  Şimdiden ekonomik dev sayılan çoğu ülkenin başta Amerika olmak üzere milyonlarca işsiz barındırdığı aşikar. Amerikan ekonomisi bundan büyük bir zarar görmekte. Başta havacılık olmak üzere çoğu sektörün düşüşe geçtiği bu dönemde yeni dünya düzeni kapıda olabilir. Amerika’nın izlediği politikalar, Trump dönemi dünya siyasetinde izlediği rol uluslararası alanda Amerika için yeni bir pozisyon çizilebilir. Şu an dünyada bu virüsten en çok etkilenen ülkenin Amerika olması  Çin ile girdiği  hegemonik yarışta  yeni bir belirleyici. Coronavirüs ile bir fırtına yaşayan dünya şu an tsunami bekliyor olabilir. Virüs sonrası dünya düzeni nasıl olacak bunu kestirmek güç. Amerika’nın içinde bulunduğu bu durumda sürekli  Çin’i suçlaması, Başkan Trump’ın Çin virüsü vurguları  ve virüsün Çin kaynaklı olduğunu ısrarla belirtmesi,  Çin’in Amerika’nın önüne geçebileceği korkusunu hissettiriyor.

Genel anlamda çoğu alanı incelediğinizde virüsün yol açacağı çizelge haricinde Seta yazarlarından Veysel Kurt`un belirttiği gibi  bu  hegemonya yarışında  “ABD isteksiz  Çin yetersiz”  gözüküyor.[8]

Hatice Yoldaş

Kaynakça

[1] Gerçek Hayat, “Konfüçyüs Enstitüsü: Çin’in yumuşak gücü!” Son güncelleme; 06.05.2019, internet adresi;  http://www.gercekhayat.com.tr/dunya/konfucyus-enstitusu-cinin-yumusak-gucu/

[2]  ABD ULUSAL GÜVENLİK STRATEJİ BELGESİ: AMERİKAN SAVUNMASI VE CAYDIRICILIĞI,   internet adresi; https://thinktech.stm.com.tr/uploads/raporlar/pdf/832018143027377_stm_abdulusalguvenlikstratejibelgesi.pdf

[3] Huawei, “Karşı Koyma: ABD, Dünyaya Ticaret Savaşı İlan Etti. Fakat Çinliler Kazandı.”, internet adresi;

https://www.huawei.com/tr/facts/news-opinions/fighting-back-china-won-the-trade-war

***Ülke nüfus oranları için bkz; https://tr.wikipedia.org/wiki/N%C3%BCfuslar%C4%B1na_g%C3%B6re_%C3%BClkeler_listesi

[4] Aysu VURAL, “Yumuşak Güç Stratejisi Çerçevesinde Çin’in Afrika Politikası”,   AVRASYA ETÜDLERİ 51/2017-1 (123-152), internet adresi;  https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/422194

[5] Milliyet,  “En büyük 10 ordu”, Son güncelleme; 05.08.2020, internet adresi;  https://www.milliyet.com.tr/en-buyuk-10-ordu-molatik-16507/?Sayfa=2

[6] İHA, “ ABD’nin dünya genelinde 800 üssü var”, Son güncelleme; 26.10.2019, internet adresi;https://www.iha.com.tr/haber-abdnin-dunya-genelinde-800-ussu-var-819426/

[7] CNN Türk, “Dünya çapında 38 ülkede ABD üssü var”,  Son güncelleme;21.10.2019, internet adresi;https://www.cnnturk.com/video/dunya/dunya-capinda-38-ulkede-abd-ussu-var

[8]SETA,( 2020,11, Nisan), “ Küresel Liderlik Karmaşası: ABD İsteksiz, Çin Yetersiz”, internet adresi:https://www.setav.org/kuresel-liderlik-karmasasi-abd-isteksiz-cin-yetersiz/

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here