Güney Asya ülkesi olan Hindistan, tarihte büyük impatorluklara ev sahipliği yapmış, Dünya’nın en gelişmiş uygarlıklarının beşiğidir. Hindistan’ın uluslararası düzeyde,ne gibi bir rol oynuyor,askeri,siyasi ve ekonomik yapısını ele alacağız.

Ülke’nin Ekonomi Yapısı

Hindistan ekonomisi yıllar boyu var olduğu söylenen sosyalizme dayalı olduğu söylenmekte ve yazılmakta idi ama asıl gerçek,büyük sektörler üzerinde ki devlet kontrolünde ve tarımda da kapatilizme dayalıydı.Hindistan son 7 yılda ortalama büyüme oranı yüzde 9’lara kadar çıktı.

Hindistan’ın kişi başına GSYİH’si Çin’inkinin yarısını pek geçmez ama Hindistan’ın son dönemlerde ekonomide ki devrim niteliğinde ki reformları,çok değil önümüzde ki yıllarda Çin’in yoksulluktan kurtuluşunun bir tekrarı olacak gibi.

Ülke’nin Savunma Sanayii’deki Gücü

Hindistan’a bu tabiri caizse tam denk geldi diyelim,Hindistan’da şuan da etkin bir halde askeri personel sayısı 1.325.000’dır. Rezerv şekilde toplamı ise 2.143.000’dır. Ordunun neredeyse yüzde 65’lik envanter yatırımının Hava kuvvetlerinde olduğunu söyleyebiliriz. Envanteri geniş yelpazeli diyebiliriz doğrudan yatırım ise,hava savunma envanterde SPYDER-MR Füze Sistemi, SA-8 Füze Sistemi çeşitli bataryalar olduğunu söyleyebiliriz.

Ayrıca şu anda nükleer silah denemeleri 1998’de başlayıp tüm Dünya’yı hatta en büyük müttefiki olan ABD’yi şaşkınlığa uğratmıştır. Ancak şuan da tam doğru olmamakla beraber Hindistan’nın muhtemel nükleer başlıklı silahların 100-150 civarı olduğu söyleniyor. Öte yandan Hindistan’ın uluslararası düzeyde en büyük stratejik müttefiki ABD’dir. Öncelikle, ABD ile Hindistan’ın bölgedeki stratejik hedeflerinin örtüştüğüne ilişkin değerlendirmeler ön planda durmaktadır.

ABD’nin, Hindistan’ın stratejik birliğinden çok onun çökme ihtimali, nükleer silahlanmasına yardım ederek onu ayakta tutma, daha sonra ise Avrasya stratejisi gereği yükselen Çin’e karşı bir denge güç oluşturma nedenleriyle gerçekleşmiştir.

Hindistan – ABD İlişkileri

ABD’nin, Hindistan’ı süpergüç yapma politikasından vazgeçmemesi ve vazgeçmeyeceği düşüncesi daha ağırlıkta görünmektedir. Bugünkü Hindistan gerek iç gerek dış politikasına bakıldığında ise Brzezinski haklı görünmektedir.  Hindistan’ın başarısızlığı demek Batı’nın dolaylı yoldan da ABD’nin başarısızlığı olacağından, gayesine ulaşamamış bir Pakistan politikasından sonra, Hindistan ile kademeli olarak ilerleyen bir işbirliği daha cazip ve uygun görülmektedir.

Çin’in jeopolitik önderliği ve Orta Asya’nın gün gittikçe artan önemi de dikkate alındığında, ABD’nin Hindistan’ı kendine bir ortak olarak seçmesi akılcı görülmektedir. Hindistan’ın Hint Okyanusu’ndaki nüfuzu, bunun getirdiği enerji güvenliği konusu, Hindistan’ın demokratik rejimindeki başarısının Çin’in ekonomik ilerlemeyle getirdiği politik baskıya bir tampon olacağı ve Çin’i demokratikleşmeye doğru götüreceği umutlarından dolayı, Brzezinski gibi birçok Amerikan yorumcuları da bu doğal müttefikliğin sürdürülmesinden yanadırlar.

ABD ve Hindistan arasındaki bu antlaşmalar ve bu antlaşmaların getirdiği yakınlaşmaların, Amerikan hükümet yanlısı yorumcular tarafından ABD’nin, başta, hâlâ bir komünist güç olarak, büyüyen Çin’i çevreleme stratejisini gerçekleştirdiği yapılsa da, gerek Amerikan gerekse Hint bağımsız yorumcular, bu iki ülke ilişkisinden memnun gözükmemektedir.  Günümüzde ise ABD ile halen müttefikliğini koruduklarını gözlemliyoruz. Geleneksel olarak Rus-Hint ilişkileri de gerçekten iyi durumda olduğu söylenebilir.

Sonuç Olarak;

Hindistan Asya’da sürekli ittifak oyunlarının,ekonomik,siyasi,jeopolitik sorunlarıyla baş ederken güçlü kalmayı başarabilmiş bir devlettir. Süper güç olan devletler içinde Asya’da komünist Çin’e karşı kapitalist devletlerin her zaman müttefikidir. ABD bir yandan Hindistan’ın büyük bir güce dönüşmesi için, ki bu yolda kendi çıkarlarına gelecek zararı en aza indirgeme politikasıyla, elinden geleni yaparken ve kendiyle mevcut ortak çıkarlar adına beraber hareket etmesini isterken, Hindistan da, ABD’nin kendi menfaatlerine saygı duymasını istemektedir.

Bu nedenle her iki ülke de aralarındaki mevcut yada gelecekte çıkabilecek pürüzleri çok dikkatli bir şekilde yürütmek durumundadırlar. Bu iki ülkenin karşılıklı ilişkilerini, değişen konjonktürle birlikte, her iki ülkenin de pusulasını başka yöne doğru çevirmesi sonucu ortaya çıkan analizler çeşitlilik arzetse de esas olan, ABD ve Hindistan’ın ilişkileri konusundaki kilometre taşı, her iki ülkenin dünyanın her yerinde, ortak kazanımlarını birbirini tamamlayabilecek politikalara ve bütünleştirici stratejilere dönüştürüp dönüştüremeyeceğidir.

                                                                                                  Burak Can ÇELİK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here