Jeopolitik, tanımı çok geniş alanı kapsayan bir kavram olsa da basitçe coğrafyanın politikayla devletlerin vizyonlarını ve misyonlarını etkilemesini inceleyen bilim dalıdır.
“Devletlerin takip edecekleri politika kendi coğrafyalarında saklıdır” ve “Coğrafya kaderdir” sözleri boşuna söylenmemiştir. Ülkelerde iktidarlar değişebilir, fakat dış politikanın değiştiği pek nadir görülmüştür. Dolayısıyla uluslararası ilişkileri inceleyenler, jeopolitiğe hakim olmalıdır. Şimdiye kadar birçok farklı tez ve görüş ortaya atılmıştır. Bu bilgiselde bunları inceleyeceğiz.
Klasik Jeopolitik Teorilerle başlayalım. Bunların ilki İngiliz Jeopolitik Ekolüdür. Temsilcisi Sir Halford John Mackinder’dır. “Kalpgah” (Heartland-Stratejik Merkez Bölgesi) doktrini ile tanınır. Bu bölge denize erişmediğinden dolayı yeryüzündeki en büyük kale anlamını taşıyordu.
“Doğu Avrupa’ya hükmeden Kalpgah’a egemen olur. Kalpgah’a hükmeden Dünya Adası’na egemen olur. Dünya Adası’na hükmeden de dünyaya hâkim olur.”

Jeopolitik Teoriler: 'Jeopolitik Strateji' 11

Mackinder Britanya İmparatorluğu açısından en acil dış politika hedefinin, Almanya ile Rusya arasında herhangi türden bir ittifakın ya da bloğun oluşmasını engellemek ve bunlardan herhangi birisinin Doğu Avrupa’ya hükmetmesini önlemek olduğu konusunda ısrarcıydı.
Yani bu iki devlet arasında kukla devletler meydana getirilmeliydi. Zira bu iki devletin Doğu Avrupa’ya hükmetmesi, kara kuvvetlerinin teknolojik gelişmelerle deniz kuvvetlerinden daha önemli hale gelmesiyle beraber, İngiltere’nin gücünü zayıflatacaktı. Amerikan Jeopolitik Ekolü ile devam edelim. Amerika’da Amiral Alfred Thayer Mahan, 1890’da yayımlanan “Deniz Kuvvetlerinin Tarihe Etkisi” adlı eseriyle “Deniz Hâkimiyet Teorisi”nin esaslarını ortaya koymuştur.
Endüstri Devrimi sonrası hammadde ihtiyacının artması ile denizciliğin önemi artmıştır. İktisadi olarak gücü elde tutmanın yolu denizleri elde tutmaktır. Bu da Mahan’ı “Denizlere hakim olan dünyaya hakim olur.” düşüncesine itmiştir.
Amerikan ekolündeki bir diğer isim ise John Spykman’dir. Kenar Kuşak Tezi’ni ortaya atmıştır. Spykman, ABD’nin; Avrupa, Ortadoğu ve Doğu Asya-Pasifik Kenarı bölgesinin denize kıyısı olan kenar ülkelerini kontrol ederek Avrasya Kalpgahı’nın gücünü sınırlandırabileceğini ileri sürerek Mackinder’in Kalpgah doktrininin karşısına yeni bir tez sunmuştur. “Kenar kuşak ülkelerini hakimiyet altında tutan; Avrupa ve Asya’ya hükmeder. Avrupa ile Asya’ya hükmeden, dünyanın kaderine hakim olur” demiştir.

Jeopolitik Teoriler: 'Jeopolitik Strateji' 12

Kalpgah denilen bölgenin etrafında haritada gösterilen kenar kuşak ülkeleri vardır. Bu İç Kuşak, Kalpgah’dan daha önemlidir zira burası denizlerdeki güçlü devletler ile karalardaki güçlü devletler arasında bir tampon bölgedir.  ABD’den çıkan bir diğer teori Hava Hakimiyeti Teorisidir. Ortaya koyan Hausy Scitaklian’dır. Bütün teorilerin gerçekleşmesinin hava hakimiyeti ile mümkün olabileceğini ileri sürmektedir.

Alman Jeopolitik Ekolü

Friedrich Ratzel’in 1897’de yayınlanan “Siyasi Coğrafya” adlı eseri çağdaş jeopolitiğin başlangıcı olarak kabul edilir. Ülkenin konumu mekanın yeryüzündeki vaziyetini tayin eder. Mekan ise ülkenin genişliği, fiziki yapısı, iklimi vb. özellikleridir.
Ülkenin konumu ve mekanı o ülkenin diğer ülkelerle ilişkilerini yönlendirir. Ratzel, “Ülke sınırları değişebilir ve genişleyebilir” görüşü ile genişleme politikalarına jeopolitik dayanak oluşturmuştur. Devletlerin sahası, kültür ile genişler.
Devletin kültürünün yayılması ve bir devlete mensup insanların başka sahalara yayılması, o devlete yeni sahaların ilave edilmesine zemin hazırlamaktadır. Milletin kültürünün genişlemesine paralel olarak sahası ve ülkesi genişler. Devletin saha kazanmasını sağlayan kültür unsurları içinde en önemlisi dildir. Dillerinin yayıldığı derecede milletlerin kültürü, bir bakıma diğer ülkelerde yayılma ve gelişme imkanı bulur.
Genişleme belirtileri erken çıkar.Ticari faaliyetler, misyoner hareketler, ideolojik faaliyetler vs. Hudut,devletin kenar organıdır ve devletin genişliğindeki değişiklikleri göstermektedir.Hudutlar, devletin sadece güvenliğini değil gelişme istikametini de belirleyen unsurlardır. Ratzel’e göre devletler kaynaklar açısından zengin bölgelere doğru genişler. Bu açıdan devlet, ya genişleyip beslenecek ya da beslenemediğinden hastalanacaktır. Bismarck’ın dönemi göz önüne alındığında bu fikirler dönemin Almanya’sına ışık tutar.

Jeopolitik Teoriler: 'Jeopolitik Strateji' 13

Gelelim Kjellen’e. 1916 yılında ilk defa jeopolitik terimini kullanmıştır. Kjellen, Ratzel’i eleştirmiş ve fazlaca coğrafya üzerinde durduğunu söylemiştir. Ona göre devletlere asıl gücünü veren hudutları içinde yaşayan insanlardır. Kjellen, devletlerin aynı insanlar gibi akıl ve şuur sahibi olduklarını iddia etmiştir. Devletler insanlar gibi harp ve sulh eder, kongre yapar, dost-düşman olurlar ve birbirlerini kıskanırlar. Devlet, belli kanunlara göre genişleyebilir.
Karl Haushofer: Hitler’in düşüncelerinde etkili olmuştur. Ona göre geniş bir saha devlet için elzemdir. Devletin çöküşü kontrol ettiği saha küçülürse olur. O da Ratzel gibi “devlet genişlerse hayatta kalır” düşüncesindedir. Lebensraum düşüncesinin temelini atmıştır.
Çağdaş Jeopolitik Teoriler
Brzezinski: Avrasya’yı jeopolitiğin temel sahası olarak görmüştür ve burayı satranç tahtasına benzetmiştir.Ona göre tarih boyunca bütün büyük güçler buraya hakim olmak için savaşmıştır.Batı açısından bu güce en büyük tehdit Rusya-Çin-İran işbirliğidir.
Türkiye ve İran’ın sınırlı güçleri olsa da bu ülkelerin jeostratejik oyuncu olabileceklerini söylemiştir. Ona göre Avrupa, ABD’nin doğal müttefikidir. ABD’nin yapması gereken Avrasya birliğini engellemek olmalıdır. Brzezinski’ye göre Türkiye’nin coğrafi konumu çok önemlidir. Bu açıdan ABD, Türkiye’ye sırtını dönmemeli ve ona Avrupalı bir devletmiş gibi davranmalıdır.
Dugin ve Avrasyacılık: Dugin’e göre Rusya, Avrasya’nın kalbidir. Batılı devletlerin Atlantikçi yayılmacılığına karşı Rusya, tarihin kendisine yüklediği misyonu yerine getirmeli, Avrasya birliğini sağlamalıdır. Almanya ve Japonya dost, Çin ve ABD düşman olmalıdır.

Jeopolitik Teoriler: 'Jeopolitik Strateji' 14

Huntington ve Medeniyetler Çatışması: Soğuk Savaş döneminde kutuplaşan dünyada mücadelenin temeli ekonomi ve ideolojilerdi. Fakat Huntington’a göre yeni dönemde temel bunlar olmayacak, kültür olacaktır. Dünyadaki mücadele farklı kültürlere sahip eksenler arasında olacaktır
Beş ayrı yapı tanımlamıştır: Üye ülke, yalnız ülke, merkez ülke, bölünmüş ülke ve kararsız ülke. Ona göre Türkiye Batı ile Doğu arasında sıkışmış “kararsız” bir ülkedir. Ona göre Batılılaşma Türkiye’de başarısız olmaya mahkumdur. Bu tür ülkelerde kimlik bunalımı yaşanmaktadır.
Ahmet Davutoğlu ve Stratejik Derinlik
Davutoğlu’na göre Türkiye; tarih, coğrafya, kültür ve nüfus olarak büyük bir potansiyele sahiptir. Ancak potansiyelinin sağladığı bu avantajlar riskler de barındırmaktadır.
Davutoğlu’na göre, Türkiye’nin bugün için temel meselesi, tarih ve coğrafya sabit verilerini etkin bir şekilde kullanabilecek, kültür faktörünün birleştirici ve kuşatıcı niteliğini öne çıkarabilecek, dinamik nüfus unsurunu harekete geçirebilecek ve bu sabit verilerden hareketle ekonomik, askeri ve teknolojik kapasiteyi maksimum düzeyde artırabilecek bir stratejik anlayışı, uygun bir stratejik planlama ve tutarlı bir siyasi irade ile devreye sokabilmesidir.

Jeopolitik Teoriler: 'Jeopolitik Strateji' 15

Toplumların güçleri aynı zamanda zaaflarıdır; ya da tersinden bir söyleyişle zaaf görüntüleri aynı zamanda kendilerini bir iç muhasebe ile dönüştürebilecekleri güç potansiyelleridir. Osmanlı’nın çekildiği bölgelerdeki krizler Türkiye’yi, Türkiye’deki krizler bu bölgeleri etkilemektedir. Türkiye içine kapanarak bu sorunları çözemez, o halde genişlemelidir.
“Asya’da ayakları yere sağlam basmayan bir Türkiye, gözünü Avrupa’ya dikemez.” Türkiye bunu yaparsa “merkez ülke” konumuna erişecektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here