Fırat Kalkanı Harekâtı’nın temel amacı Türkiye’nin sınır güvenliğini temin etmek ve bunun yanı sıra IŞİD’in bu topraklar üzerindeki gölgesini kaldırmak ve IŞİD’den sonra oluşacak boşluğa PKK/PYD-YGP’nin yerleşmesini engellemektir. Bununla beraber operasyon bölgesinin haritası da AZEZ-CERABLUS-EL BAB hattı şeklinde belirlenmiştir.

Yapılan operasyonlar neticesinde alınan sonuçları incelediğimizde karşımıza çıkan tablo şu şekildedir;
  • Terör örgütlerinden 2055 km kare  alan temizlendi, 3000’den fazla IŞİD’li terörist etkisiz hale getirildi, 450’den fazla PKK/PYD-YPG’li terörist etkisiz hale getirilmiş oldu.
  • Bununla beraber 2 yıldır halen Suriye’nin en güvenli bölgesi Fırat Kalkanı Harekâtı’nın yapıldığı bölge olması da şaşırtıcı değildir.
  • Terör örgütlerinin yüzünden göçe zorlanan yerli halk evlerine ve topraklarına geri dönmeye başladı. Bunun yanı sıra, Esad rejiminden kaçan insanlarda bu güvenli bölgeye taşınmış oldu. Bölgenin nüfusunda 5 katı gibi büyük bir artış yaşandı. Bu yılın başından itibaren bu bölgede yaşayan insan sayısı 1,5 milyon gibi bir rakamın üzerine çıkmıştır. Bu da yapılan harekâtın ne denli başarılı ve etkili olduğunun yanı sıra harekât sonrası oluşturulan zemininde ne denli bir güvenli alana dönüştüğünü gözler önüne sermektedir.

GÜVENLİK: Türkiye tarafından emniyet güçleri kuruldu ve bu güçlere teçhizat ve mühimmat yardımı yapıldı. Bunun yanı sıra yine Türkiye tarafından eğitilen 5000 kişi bölgede polis gücü olarak görev yapmaktadır.
YEREL YÖNETİM: Bu hususta ise bölge tamamen sivil idarenin eline geçmiş oldu. Bu bölgede Türkiye’nin desteği ile yerel meclisler oluşturuldu. Oluşturulan bu meclisler bölgede terör örgütlerinin izlerini büyük ölçüde sildi. Nitekim temizlik, elektrik, su, altyapı gibi hizmetler bu meclislerin çalışmaları neticesinde temin ediliyor ve uygulanıyor.
TİCARET: Terör örgütlerinin yapmış olduğu tahribat sonucu bu bölgede ticaret büyük ölçüde zarar görmüştü. Bu harekât sonucunda ticaret yeniden canlanmaya eski haline dönmeye başladı. Bölgenin geçim kaynağı bilindiği üzere tarım ve küçükbaş hayvancılıktır, bu geçim kaynakları da güvenliğin sağlanması ile birlikte tekrardan eski düzeyine dönmüştür.

Tüm bunların dışında güvenliğin sağlandığı alanlarda Türkiye’ye açılan sınır kapıları ile Azez ve Cerablus gibi birçok noktada ticaret aktif bir şekilde hem canlanmış hem de tekrar istenilen eski düzeye ve doruk noktasına ulaşmıştır. PTT Azez, Cerablus, Çobanbey, Mare ve El Bab gibi birçok noktada şubelerini açtı.

EĞİTİM: Bilindiği üzere 3 yıllık süreç içerisinde terör örgütleri tüm okullarda eğitim öğretimi hem yasaklamış hem de bu eğitim yuvalarını yağmalayıp eylemleri için kullanıyordu. Türkiye bölgede tekrar eğitimin yaşatılması ve varlığını sürdürebilmesi için birçok projeye imza attı.
Bu projelere Milli Eğitim Bakanlığı, Maarif Vakfı aracılığı ile bölgenin eğitimi için gereken tüm malzemelerin çoğunluğu temin edilerek, bölge halkı içerisinde 6000 binden fazla öğretmen yetiştirilerek, 500’den fazla eğitim yuvası onarılmıştır. Şuan hâlihazırda Türkiye’nin destekleri ile eğitim alan Suriyeli çocukların sayısı 200 bini aşmış durumdadır.
SAĞLIK: Terör örgütlerinden ötürü sağlık da çökmüş bir vaziyetteydi. İlk başlarda acil hastalar Türkiye’ye getirilmekteydi daha sonra Türkiye bu bölgede Cerablus ’ta bir devlet hastanesi inşa ederek işe başladı. Daha sonra bölgenin çeşitli yerlerinde bu hastanelerin sayısı giderek arttırıldı ve şuan günde bu hastaneler ortalama 400 ila 500 hasta dolaylarında hizmet vermektedir.
İBADET ÖZGÜRLÜĞÜ: Bölgede terör örgütleri ibadetlerin yapılmasını engelleyip ibadet alanlarını da tahrip etmişti. Türkiye ilk olarak bu ibadet yerlerinin yani yaklaşık 110 caminin yeniden onarılmasına başlanmış ve bir o kadar dahası ise halen onarılmaktadır.
Bunun yanı sıra bu ibadet alanlarında hizmet verecek görevlilerin yetiştirilmesi noktasında da Türkiye bölge halkı içerisinden 500’den fazla bu hizmetlerin gerçekleştirilmesi için din görevlisi ve müezzin yetiştirmiştir.

ABD Faktörü

Bu hizmetlerin yerine getirilmesi bölge halkı nezdinde ve uluslararası arenada Türkiye’nin saygınlığını ve sevgisini arttırmıştır. Bununla beraber bu bölge içerisinde küresel aktörlerin ve destekledikleri bazı planları ise Türkiye bu noktada adeta yerle bir etmiştir. Nitekim bu topraklar ABD’nin denetiminde olduğu iddia edilen topraklardı. TSK’nın bölgeye girmesiyle ABD’nin koridoru birleştirme atağı da engellenmiş kesilmiş atılmış oldu.

Rejim, Halep’i ele geçirerek ülkenin birçok noktasında gücünü kaybettiği alanları yeniden almaya başladı. Bu durum Suriye’nin toprak bütünlüğü için büyük bir önem arz etmiş oldu. Bölgesel çözümler ağırlık kazandı. Nitekim bu bağlam Türkiye’yi önce Rusya ile İran’ı daha sonra Suriye ile yakınlaştırdı. Bununla beraber dünya üzerinde hegemon gücün kendisi olduğunu her seferinde bastıran ABD’nin hareket alanı bölgesel ittifak ile sınırlandırılmış oldu.

Sonuç Olarak;

Türkiye için hem sınırları doğrultusunda hem de ülke içerisinde güneyi ve doğusu üzerinde tehlike arz eden PKK terör örgütünün emellerini engelleyerek PKK koridorunu kesmiş oldu. Bunun yanı sıra PYD’nin Türkiye sınırındaki Afrin ve Kobani kantonlarının birleşmesini engellemiş oldu. Tüm bunlarla beraber bölgesel işbirliği ile ikinci İsrail projesi de bozguna uğratılmıştır.

Uluslararası arenada 15 Temmuz’dan sonra TSK’nın yıpratılmış imajı ve artık tekrardan dünyanın sayılı güçleri arasında bulunamaz Türk Ordusu dağıldı gibi algıların bu harekât kapsamında yerle bir olduğunu görmek aşikârdır. Bu durum ile tekrardan TSK hak ettiği yerini ve gücünü, kan kaybetmediğini bir kez daha tüm dünyaya göstermiş oldu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here