Bu yazıda Enerji kaynaklarının Orta Asya üzerindeki politikalara etkisi,petrol ve doğalgaz transferleri ve Amerika, Rusya ve Çin’in bölgedeki güç elde etme girişimleri temel olarak ortaya koyulmaya çalışılacaktır.

Modern dünya sistemi olarak tanımlanan Uluslararası sistemin temel özelliği, kapitalist olması ve Merkez ve Periferi (çevre) olmak üzere esas olarak iki gruba ayrılmasıdır. Merkezde zengin ülkeler yer alırken, Periferide yer alan ülkeler daha ziyade yoksul ülkelerdir. Bu tanıma göre enerjiyi elde eden,kullanan ve pazarlayabilen devletler sanayisini hızla geliştirmiş ve bugünün süper güçleri olarak karşımıza çıkmıştır. Günümüzün süper güçleri artan enerji ihtiyaçları için yeni arayışlar içerisine girmiştir.

Orta Asya’da Çin Faktörü

Asya’da her geçen gün daha da gelişen Çin, dünya pazarının önemli bir bölümünü elinde tutmaktadır. Çin’de iş gücünün ve üretimin ucuz olması dünyadaki diğer büyük üreticileri de ülkeye çekmiştir. Yüzlerce büyük firmanın ürünlerinin üretildiği ülkede enerjiye,ham maddeye olan ihtiyaç yadsınamaz derecede fazladır. Bu nedenle Çin, yeni enerji anlaşmaları ve yeni ham madde arayışları içerisine girmiştir.

2005’te dünya enerji kaynakları tüketiminde petrol % 34,3 ile ilk sırada bulundu. Kömür % 25,1 ile ikinci, doğalgaz ise % 21 ile üçüncü sırada bulunuyordu. 1996 Mayıs’ında Mashad-Tejen demiryolu bağlantısının açılmasıyla Sincan-Orta Asya köprüsünün kurulması, Çin’i Türkmenistan üzerinden İran’a bağlamıştır. İran, Çin’in şu anki petrol ihtiyacının % 17’sini karşılamaktadır.

Çin’in bölgeyle ilgisi hem siyasi, hem de ekonomiktir. Çin kendi güvenlik çemberinin Orta Asya’dan başladığına inanmaktadır. Aynı zamanda bu bölgenin enerji kaynaklarına bağımlıdır. Çin’in Çin Millî Petrol Şirketi, Kazakistan’ın en büyük petrol şirketi olan Kanada merkezli PetroKazakhstan’ı satın almıştır.

Çin’in, Bölgesel Enerji Stratejisi

Çin’in Asya ile enerji ilişkileri temelde hayati öneme sahip üç önemli boru hattı üzerinde
ilerlemektedir. Bu boru hatları ise; Türkmenistan-Çin doğal gaz boru hattı, Kazakistan-Çin petrol boru hattı ve Özbekistan-Çin doğal gaz boru hattı. Orta Asya ile olan ve sınır güvenliği ile şekillenen ilişkilerini artık enerji politikaları üzerinden yürüttü. 2009 yılının Aralık ayında Orta Asya Doğal Gaz Boru Hattı projesini hayata geçirmiştir.

Bölgedeki doğalgazın sırasıyla Türkmenistan,Özbekistan,Tacikistan ve Kırgızistan üzerinden Çin’e ulaştırılması planlanmış ve uygulamaya koyulmuştur. Bugüne kadar bu proje ile toplamda 200 milyar metreküpten fazla doğalgaz, Çin’e taşınmıştır. Orta Asya günümüzde Çin için vazgeçilmez bir hammadde ülkesidir.

Orta Asya’da Rusya Faktörü

Bölgede etkin bir diğer güç ise Rusya’dır. Yaklaşık 45 trilyon metreküp rezerviyle dünyanın en büyük gaz üreticisi ve ihracatçısıdır. Putin Dönemi’nde, AB ve özellikle Baltık ülkelerine karşı enerji silahını başarıyla kullandığı söylenebilir. Gazprom’un açıkladığı fiyat listelerindeki ülkelere göre farklı doğal gaz satış rakamları ve yıllara göre (siyasi gelişmelere göre) farklı artış oranları bile bu fikri desteklemektedir.

Moskova, Orta Asya bölgesinin jeopolitik ve jeostratejik özelliklerinden istifade ederek, Avrasya içindeki güçlü pozisyonunu korumak ve daha da geliştirmek istemektedir. Bu amaca ulaşmak için öncelikli olarak, askerî ve güvenlik alanında işbirliği, ulaşım, dış pazarlara Orta Asya enerji kaynaklarının nakli konusunda tek söz sahibi olma gibi girişimleri gerçekleştirmeyi hedeflemektedir.

Rusya, Putin Dönemi’nde yeni bir reform sürecine girmiştir. Putin Yönetimi, ülke içerisinde federal yapıyı güçlendirerek siyasi otoriteyi yeniden tesis etti. AB, Çin ve İran gibi önemli aktörlerle işbirliğini artırmış, enerji kaynaklarını hem ulusal güvenlik hem de ekonomik gelişmeyi sağlayabilecek ustalıkla kullanarak yeniden etkinliğini artırmıştır. Rusya, Türkiye içinde dünya sisteminde önemli bir aktördür.

Rusya-Türkiye Enerji İlişkileri

Türkiye enerji ihtiyacının yüzde 65’ini Rusya’dan karşılamaktadır. Rusya’dan Türkiye’ye, Karadeniz’in altından doğalgaz taşıyan Mavi Akım boru hattı, 2005’te işletmeye açılmıştır. Ağustos 2009’da, Putin ile Erdoğan arasında Ankara’da yapılan görüşmede, Güney Akım projesine destek vereceğini açıklamıştır. Taraflar ayrıca Samsun-Ceyhan petrol boru hattına, Rusya’nın petrol vermesi konusunda da anlaşmışlardır.

Rusya’nın, Küresel Enerji Stratejisi

Putin, AB, Çin ve ABD ile daha yakın ilişkiler kurdu. Artan petrol fiyatlarını da göz önünde bulundurarak, enerjinin kontrolünün sağlanmasını dış politikasının en önemli unsuru haline getirmiştir. Doğalgaz ihracatının % 75’ini Avrupa’ya yapan Rusya, Avrupa bloğunun gaz ihtiyacının % 25’ine yakınını karşılamaktadır. Rusya aynı zamanda bölge ülkeleri ile özellikle Kazakistan ve Türkmenistan ile yoğun bir ilişki geliştirmiştir.

Kazak ve Türkmen gazlarının, Avrupa ülkelerine Rusya aracılığı ile ulaşması için ikili anlaşmalar imzalamıştır. Rusya bölgedeki ülkelerden doğalgazı ucuza alıp, Avrupa ülkelerine yüksek fiyattan satıyor. Bölgede özellikle Türkmenistan ile ilişkilerini sıkı tutan Rusya, Avrupa ülkelerini enerji ile kendine bağımlı hale getirmek istemektedir.

Türkmenistan ve Enerji Hatları

Orta Asya bölgesinde en büyük doğal gaz rezervine sahip olan devlet Türkmenistan Cumhuriyeti’dir. Türkmenistan’ın doğal gaz rezervleri yaklaşık 23 trilyon m3’tür. Rusya’nın, Avrupa ülkelerine petrol ihraç ettiği en önemli boru hattı Druzhba boru hattıdır. 4000 km olan bu hat dünyanın en uzun boru hattıdır.

Rus petrolünün yüzde 70’ini Avrupa’ya taşıyan bu boru hattı, AB’nin enerji konusunda Rusya’ya olan bağımlılığının ana nedenlerinden biridir. Ukrayna, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Polonya ve Macaristan’ı dolaşarak en sonunda Almanya’ya petrol ulaştıran bir hattır. AB ülkelerini, Rusya’ya bağımlı kılan bir diğer önemli neden ise Baltık boru hattıdır.

ABD’nin Orta Asya Stratejisi

ABD’nin, Orta Asya bölgesine yönelik siyasetinde, enerji politikası önemli yer tutmaya başladı. ABD, Orta Asya enerji alanında söz sahibi olmak için çok yönlü siyaset uygulamaktadır. Bunlar, Pazar ekonomisine geçişi desteklemek, Rusya, Çin ve kısmen İran arasında dengenin sağlanmasını kontrol etmektir. Ayrıca, Orta Asya enerji kaynaklarının dünya pazarına taşımacılığına ilişkin boru hatlarının, Rusya’nın tekelinden kurtarmak maksadıyla başka ülkelerden geçmesini sağlamaktır.

ABD, halkının refahı için ihtiyaç duyduğu enerji kaynaklarını, trans ulusal şirketlerin aracılığıyla gerçekleştirmektedir. ABD petrol ihtiyaçlarını, Latin Amerika ülkelerinden ve Orta Doğu bölgesinden sağlamaktadır. Hazar Havzası’ndaki zengin enerji potansiyeli de, bu bölgeye Amerikan enerji taleplerini karşılayacak alternatif bölge olarak bakmasına sebep olmaktadır.

Sonuç Olarak;

Sanayi devrimi sonrasında endüstrisini geliştirmek isteyen devletler sürekli olarak hammadde arayışına yöneldiler. Hammadde temini için kimi zaman sömürgecilik faaliyetleri yürütmüşler, kimi zamanda maden açısından zengin olan bölgeleri bilfiil işgal etmişlerdir. Küreselleşen dünya sisteminde hammadde ve enerji sorunu büyük bir alan kaplamaktadır. Çin tarihi boyunca hiç olmadığı kadar enerjiye ve hammaddeye ihtiyaç duymaktadır.  Avrupa ülkeleri büyük oranda Rusya’ya bağımlı hale gelmiştir.

ABD ise, 11 Eylül saldırılarını bahane ederek bölgeye yakınlaşmak istemiş ve Afganistan’ı işgal etmiştir. Orta Asya bölgesine özellikle Türkiye olarak daha büyük önem vermek gerekmektedir. Türkiye’nin sahip olduğu jeopolitik konum nedeniyle enerji politikalarındaki öneminin artacağını söylemek mümkündür. Orta Asya bölgesindeki devletler ile kültürel, tarihi ve etnik birlikteliğimiz bulunuyor. Bölge ülkeleri ile enerji politikalarımızı geliştirmeliyiz.

KAYNAKÇA

(Tayyar Arı,Uluslararası İlişkilere Giriş, Bursa.sf.39)

(Hakkı Soylu; “Enerji Koridoru Olma Yolunda Türkiye İçin Doğal Gazın Önemi”, Stratejik
Araştırmalar Dergisi, Yıl:5 Sayı:10, Eylül 2007, s.2. )

(Kutay Karaca; “Küresel Enerji Stratejileri Karşısında Türkiye’nin Jeostratejik ve Jeopolitik
Konumu”, Stratejik Araştırmalar Dergisi, Yıl:5 Sayı:10, Eylül 2007, s.22.)

(Gökçen Oğan; “Çin’in Orta Asya’da Nüfuzu Artıyor”, Stratejik Analiz, Ekim 2005, s.17.)

(Gökçen Oğan; “Çin’in Orta Asya’da Nüfuzu Artıyor”, Stratejik Analiz, Ekim 2005, s.17.)

(İlyas Kamalov, “Rus Gazı ve Enerjide Bağımlılığın Bedeli”, Stratejik Analiz, Sayı:70, Şubat 2006, s.23-24.)

(Doç. Dr. Asem HEKİMOĞLU Bölgesel ve Küresel Politikalarda Orta Asya,Ankara-Türkistan 2012 sf.290)

(Rusya’nın Putin dönemi Avrasya enerji politikalarının Türkiye-Rusya ilişkilerine etkileri,Fatih AKGÜL)

(Tayyar Arı Uluslararası İlişkilere Giriş 2013, Bursa.sf.39)

(O.M ÖZTÜRK,Rusya federasyonu Askeri doktrini Ankara 2001 sf.57)

(Sinan Ogan, “The Black Sea: New Arena For Global Competition”, Turkish Policy Quarterly, Vol:5 No:2, Yaz 2006, s.110-111.)

(Organisation for Economic Co-operation and Developlment)”Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü”1948 yılında kurulan Avrupa Ekonomik İş Birliği Örgütü’nün doğrudan
mirascısıdır.Paris Antlaşmasına dayanarak 1961’de kurulmuştur.2010 yılında Estonya’nın da katılımı ile 34 tam üye ülkeye sahiptir.Üyelerin büyük bir bölümü AB üyesi ülkelerdir.

(Doç. Dr. Asem HEKİMOĞLU Bölgesel ve Küresel Politikalarda Orta Asya Ankara-Türkistan 2012 sf.268)

(Ksenia Borisocheva, “Analysis of the Oil- and Gas-Pipeline-Links between the EU and Russia” (occasional paper), Centre for Russia and Eurasia, Athens, November 2007, p. 8.)

(Doç. Dr. Asem HEKİMOĞLU,Bölgesel ve Küresel Politikalarda Orta Asya,Ankara-Türkistan 2012 sf.296)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here