DİSAM ekibi olarak, kamuoyunda efsane komutan olarak bilinen ve 43 yılını askerlik mesleğine adayarak, 1. Dereceden Altın Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası, 2 defa Üstün Cesaret ve Feragat Nişanı, 5 defa ise Üstün Birlik Yetiştirme Nişanı bulunan ordunun nadir isimlerinden olmakla birlikte bahsi geçen 5 nişana sahip olan tek kişidir. Bizlerde hem strateji hem de mevcut politikaların değerlendirilmesi adına Sayın Osman Pamukoğlu ile röportajımızı gerçekleştirdik.
***Uzun yıllar askeri alanda stratejiyi kullanarak görevinizi gerçekleştirdiniz. Peki sizce savaş yönetimi sanat mı? Bilim mi?
Strateji esas itibari ile Yunan kökenlidir. Generallik bir savaş sanatıdır ve üç ana unsurdan oluşur; zaman, güç ve mekân. Hangi konu olursa olsun her ne kadar esas alanı generallik sanatı olsa da insan yaşamının her döneminde özellikle kararlar verilirken, gücün doğru yönlendirilmesi konusunda her seferinde ihtiyaç duyulmalıdır. Aslında strateji insan yaşamının her döneminde vardır. Ayrıca strateji birçok taktikten, taktik ise tekniklerden oluşur. Yetişkin bir insan stratejinin temel unsurlarını kullanmak zorundadır. Her zaman, zaman kıymetli, güç önemli ve bu gücü kullanacak mekân önemlidir. Sorunuza gelirsek; binlerce yıldır şu konuşuluyor. Savaşın yazılı kanunları 5 bin yıldır var ama bu süreç zarfında insanoğlu sadece 236 yıldır barış içinde yaşar.Barış yok!Barış bir rüya ama barışı hep umut eder,ister,hayal eder bir türlü gerçekleştiremez.İnsan doğası, bencillik, ele geçirme arzusu gibi zayıflıkları bulunmakta ve bunu engelleyemeyiz. Savaş sanatıyla ilgilenenler, askeri tarihçiler, stratejistler, generaller her zaman savaş sanat mı yoksa ilim mi? Sanat olduğu kesin. Bilimsel yönü yok mu?
Elbette vardır. Kimya laboratuvarlarında bileşenler kesin orandır veya matematik kanunları kesindir fakat savaşta böyle bir kesinlik yoktur. Savaşın bizzat uygulaması ve pratiğine baktığımızda kesinlikle sanattır. Peki diğer bütün sanatlardan farkı nedir? Bütün sanatlar cansızlara uygulanır heykel, resim vb. işin zor tarafı bunu canlılara uygulamaktır. Bu sanat, yaşam ve ölüm arasında gitgeldir.Her zaman kazanamayabilirsin uygulamadan da şu çıkar; ya sağsın ya ölü…
***Tarihte her liderin, her komutanın örnek aldığı bir lider vardır. Sizin örnek aldığınız lider kimdir?
Tabi ki Mustafa Kemal ATATÜRK esas komutandır. Birde ben 2. Dünya Savaşı generallerini yazdım “Trampetler Çalarken” adlı kitabımda.Kitapta dört farklı ulus generalinden bahsedilir ayrıca klasik konvansiyonel savaştaki düzende kendini kanıtlamış birde gayri nizami harp sisteminde kendini kanıtlamış sekiz gayri nizami harp şefi mevcuttur. Onuda “Kızıl Gömlekler” kitabımda anlattım. Sorunuzu şuraya getirmek istiyorum, bunlar müşterek kişilik karakterlerine sahip değillerdir. Farklılıkları var.Bütün olumsuzluklara göğüs geren ve stratejisini buna göre belirleyen diğerlerinden farklı tek kişi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Örneğin 1. Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin durumu belli; Yunanlar Polatlı’ya girmiş, İstanbul işgal altında,elde yok avuçta yok, silah sistemleri kötü, iç karışıklıklar mevcut…Bütün bunlara rağmen devrimleriyle var olan Mustafa Kemal’dir.
***15 Temmuz’dan sonra ordunun eğitim sisteminin değiştirilmesi ve yeni askerlik sistemi hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Buradaki şey şudur; çekirdekten asker diye bir tabir vardır ve bu önemlidir. Bu bağlamda liseler kesin olmalı çünkü bu ruhun verildiği yerler liselerdir. Milli ruh şekillenme evresi, insan profilleri, askeri karakter ve savaş stratejisinin temeli, askeri liselerde atılır. Liselerin kaldırılmasının ardından başarı mümkün olmayacaktır. Mesela şu an genel olarak sözleşmeli erler orduya giriyor. Evet, bu olmalıdır fakat bunun da bir ölçü ve sınırı olmalıdır. Halk çocukları savaşın kurallarını kesinlikle bilmelidir. Zamanında bu durumu Avrupa yaşamıştır. Halkı savunmadan, savaş sanatından ve temel eğitimlerden uzak tutmuş olması büyük felaket ve kargaşaların yaşanmasına sebep olmuştur. Örneğin; Machiavelli Savaş Sanatı adlı eserinde yaşadığı toprakların Fransızlar tarafından işgali derin bir üzüntüyle anlatılmıştır. Yani şunu demek istiyorum, şu an barış dünyasında yaşıyoruz; “Profesyonelleri yetiştirelim, diğerleri ticaret vb. uğraşsın.” algısı var. Tamam, güzel ama tarihte kesinlikler yoktur. Halk kesin olarak belli bir zaman diliminde askeri eğitimden geçmelidir. Ayrıca sadece askeri lise değil daha sonraki süreçte alınan eğitim ve süresi önemli olduğu kadar eğitim kadrosu da önem arz eder. Eğitim kadrosunun tecrübeli kurmaylardan oluşması gereklidir.
***Ege adalarında silahsızlanma statüsü bulunmasına rağmen, Yunanistan’ın adalardaki askeri mevcudiyetini ve bazı adalarımızın Yunanistan tarafından hukuksuzca işgal edilmesini bir general olarak nasıl değerlendiriyorsunuz, bunun Türkiye’ye ileride zararı ne olur?
Bu konu yıllardır var olmakta yeni bir konu değil ve her iki ülke de NATO ülkesidir. Kullanılan silahlar zamanında Varşova Paktı’na yani Sovyetlere doğru mevzilendirmeliydi ama Yunanistan şunu yaptı; alınan silah ve güdümlü füzelerin konuşlandırılması Türkiye’ye yani doğuya doğru yapıldı hâlbuki kuzeye doğru olmalıydı. Bunun dışında kıta sahanlığı sorunu da mevcut bu olaylar benim teğmen olduğum zamanda da yaşanmaktaydı.
Ayrıca şöyle bir durum daha var, Yunanistan şu zamanlarda gözü kara hareket ediyor. Diğer dikkat edilmesi gereken husus ise Doğu Akdeniz’de ABD, İsrail ve Mısır gibi ülkelerle tatbikat yapması hayra alamet değildir. Bu tatbikatları ele alarak şu soruyu sormamız gerekmekte düşman kim? Bu soruyu cevaplamak önemlidir.
***Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen tarihinin en büyük deniz tatbikatı olan Mavi Vatan Tatbikatı süresince ve sonrasında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Yunanistan tehdit olarak algıladı ve bununla alakalı olarak Yunan basınında TSK’nın silah ve mühimmatları dile getirilmiş ve hatta o dönemde bir haber spikeri kendi yönetimini eleştirerek “Türklerin gelmesini mi bekliyorsunuz?” demiştir. Bunlara bağlı olarak, Türkiye’nin Ege ve Akdeniz hakimiyeti ve çevre ülkelerin bununla alakalı tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bahsi geçen silahlanma faaliyetleri ekonomi ile ilgili bir konu, buna bağlı olarak Yunanistan savaş açamaz, açsa bu savaşı ekonomik olarak devam ettiremez. Yunanistan’ın ekonomisi olası Türkiye – Yunanistan arasında gerçekleşecek savaşa müsait değil. Kaldı ki her iki ülke de NATO ülkesidir. Savaş durumuna ne AB ne ABD ne de NATO müsaade etmez. Çatışmalar söz konusu olabilir ama topyekûn savaş düzeyine gelmez.
*** Fırat’ın doğusunda ABD koalisyonunu, Türkiye’ye 30 km derinlikteki güvenli bölge hattını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aslında bu Türkiye’nin teklifidir. ABD oyalıyor. Farz edelim ki ABD ile anlaştık, peki oradaki silahlı tehdit ne olacak? 30 km aşağıya gidecek. Bu durum silahlı tehdidin ortadan kalkmasını sağlamayacak sadece öteleyecektir. Yani sen istersen 60 km’lik düzenli bölge oluştur, nizami olarak mevcut tehdit var olduğu sürece güvende sayılmazsın. Nitekim orada 70 bin civarında PKK’lı var esas yapılması gereken onları dağıtmak. Kaldı ki bunlar sadece Fırat’ın doğusunda değil Irak’ın 340 km’lik alanında bulunuyor ve Zap, Avaşin, Gare gibi kampları burada yer almakta. Mevcut bölgeye hava taarruzları yapılmakta fakat şu bir gerçek ABD oyalıyor, süreç sıkıntılı ve bu sıkıntı artacak…
Suriye ile ilgili Rusya ve İran’ın kesin kararı var. Suriye’nin toprak ve siyasi bütünlüğünün kesinlikle Şam yönetiminde olduğu aktarılır. Bu durum gerek dolaylı gerek direkt her türlü diplomatik dil kullanılarak aktarılmaktadır. Bana göre Suriye meselesinde ABD ve Rusya kesinlikle anlaşma yapmışlardır. Mesela bundan 8 ay önce Amerikan koalisyon donanması Suriye’deki birçok hedefi vurdu. O olaydan sonra Rusya olayla alakalı olarak bilgi sahibi olduğunu aktarılarak bölgedeki askerin geri çekildiğini aktarmıştı. Bölgesel politik oyunlara dikkat edip, hareket etmekte fayda vardır.
***Önümüzdeki günlerde Suriye’de yürütülen askeri operasyonlar Türk Silahlı Kuvvetleri ve ÖSO bünyesinde (Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı) devam etmeli midir yoksa Suriye ile masaya oturulup ortak hareket mi edilmelidir?
Zaten şu anki koşullar ele alındığında Suriye’nin toprak bütünlüğüne her fırsatta vurgu yapılır İran ve Rusya tarafından, bunun yanında hava sahası Rusya ve ABD’nin elinde dikkatli davranılarak bölgede tek başımıza hareket sağlamamalıyız.
***TSK’nın Suriye’nin kuzeyinde icra ettiği operasyonlar aynı şekilde Irak’ın kuzeyindeki terör hedeflerine de icra edilebilir mi?
Uygulanır tabii ki bugüne kadar 25 adet sınır ötesi operasyon düzenlendi, bu operasyonların 21 tanesi benim komutamdaki birlikler tarafından gerçekleştirildi. Bahsi geçen sınır ötesi operasyonları kendi tugayımla maksimum 5 bin kişi, dağ komando ve özel birlikleri ile yapıyorduk. Ama burada önemli olan hesaplamanın ve stratejinin yapılmasıdır. Şu an hem Suriye hem de Irak’ta operasyon yapıyorsun, sistematik olarak matematiği ve hesaplanma yapılmalıdır çünkü hem cepheyi genişletiyor hem de mesafeleri göz önüne alıp hesaplamaları yapman gereklidir.
***Strateji kitabınızda da belirtmiştiniz bu konuyu, birlikler ayrıldığında aradaki mesafe çok olmamalı olası bir taarruzda kuvvetleri bölmeden destek sağlayabilmek için diye…
O stratejinin esası şöyle; mesele Suriye, Irak meselesi değil, bir ordu harekât alanına girdiği an birlikler kaç koldan girildi ise bu kollar arası mesafe birbirlerini destekleyecek mesafede olmalıdır. Bunun anlamı da şudur; gücünü savaş alanında asla dağıtma! Bir ilke niteliğinde stratejinin temel unsurudur. Dünyanın her yerinde kullanılabilir.
*** 2011 yılının mayıs ayında yayınlanan makalenizde Orta Doğu üzerinde ortaya çıkacak süreci dile getirdiniz. Buna istinaden 2019 yılının ikinci yarısı itibariyle Orta Doğu’da Türkiye’nin konumu ve coğrafyadaki güç mücadelesi süreci nasıl gerçekleşecek? Görüşleriniz nelerdir?
Aslında esas sıkıntı değinmek gerekirse, ABD’nin İran’a harekâta hazırlanıyor olmasıdır. Ambargolar, ticari engellemeler vs. Bu durumda Türkiye’nin konumuna değinecek olursak ABD, Türkiye’nin üslerinden yararlanmak isteyecektir. Kuvvet talep edeceğinden emin değilim fakat koalisyon kullanacağı kesindir. Ancak yapılacakharekâtı istila harekâtı olarak düşünmeyin, havadan bombardıman ve savaş filosu kullanılarak yapılacaktır ki ABD’nin yapmak istediği İran rejimini değiştirmektir.
***Peki, Türkiye bu durumda tarafsız mı olması gerekir? Biliyorsunuz, Irak operasyonu yapılacağı sırada meclisten geçmeyen kararın intikamını 3 Temmuz ABD Bağımsızlık Günü, Süleymaniye’de yaşanan çuval geçirme hadisesi ki bu eylem Türk askerine yönelik bir eylemdi, yakın tarihte yaşanan elzem hadiseler var bunlardan ders çıkararak temkinli davranmalı mıdır?
Bir savaşa doğrudan girileceği zaman veya taraf olunacaksa kesinlikle kamuoyunun onayı alınmalıdır. Bütün savaş tarihinde bu geçerlidir ve savaşın haklılığını halka anlatmadan savaşa taraf olunmamalıdır. Şimdi taraf olma durumunda ABD’nin üsleri kullanma durumu veya yeni üslere yönelme durumu vardır. Taraf olmama durumunda ise yaptırımlar söz konusu olacaktır bu kaçınılmazdır. Tabi ki son karar kamuoyu ve Bakanlar Kurulunundur ama her olgu masaya yatırılıp hesap kitap yapılmalıdır.
***Ergenekon, Balyoz ve AskeriCasusluk Kumpas Davalarında, Kozmik Oda’nın açılması ve dönemin Fetöcü savcısının Kozmik Oda’daki belgelere erişmesi ilerleyen dönemlerde elzem hadiselerin yaşanmasına sebep olabilir mi? Kozmik Oda’nın açılması ile alakalı görüşleriniz nelerdir?
Kozmik odadaki belgelerin farzedelim ki hepsini aldılar. Yenisini yaparız! Ergenekon ve Balyoz’ da amaç zaten orduyu zedelemektir. Bana göre onları oraya sokmayacaktınız.

Her fırsatta gençlere verdiği değeri dile getiren Sayın Osman Pamukoğlu bizleri kırmayıp röportajı gerçekleştirdiği için minnet ve saygılarımızı iletiyoruz.

Nilay Duygu Aslan, E. Tümgeneral Osman Pamukoğlu, Nazlı Eker ve Oğuzhan Fırat

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here