Ortadoğu’nun zengin enerji yataklarından biri de Akdeniz’dir. Kıbrıs Adasının; stratejik/ jeopolitik konumu ve enerji kaynakları, bölgedeki devletler ve küresel güçler için önem arz etmektedir.
Adeta Akdeniz’in kalbi olan Kıbrıs Adası, geçmişten bu yana çok yönlü gelişmelere ve olaylara tanıklık etmiştir. Özellikle enerji alanında gündeme gelen Kıbrıs Adasının çevresi, Avrupa’nın gaz ihtiyacı ve enerji güvenliği için önemli bir bölgedir.

DOĞALGAZ/PETROL

Doğu Akdeniz; İsrail açıklarında 2009’da keşfedilen Tamar, 2010’da keşfedilen Leviathan ve 2012’de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından sözde Münhasır Ekonomik Bölgesindeki (MEB) Afrodit sahasında keşfedilen doğalgaz yatakları ile birlikte bölge ülkeleri, uluslararası enerji şirketleri ve küresel güçler arasında enerji güç mücadelesinin merkezi oldu.

Leviathan bölgesinde yaklaşık 3,45 trilyon metreküp doğalgaz ve 1,7 milyar varil petrol bulunduğunun tespit edildi.

İsrail’in yaklaşık 170 kilometre açığındaki 5 değişik noktada 6,7 trilyon ayak küp doğalgaz ve 1,4 trilyon varil petrol rezervi bulunuyor. Ayrıca Kıbrıs ile Girit adaları arasında da 15 trilyon metreküplük daha geniş doğalgaz/petrol yatakları bulunuyor.

Bu rakamlara baktığımızda Akdeniz’in bir enerji koridoru görevi üstlendiğini söyleyebilir ve Doğu Akdeniz’deki toplam doğalgaz rezervinin, doğalgazın dünyadaki en büyük üreticisi olan Rusya’nın elindeki miktarın yarısına denk düşebileceğini açıklayabiliriz.

Doğu Akdeniz’de bulunan doğalgaz yataklarının, dünya’da pazarlanamamasının 2 sorunu siyasi ve ticari nedenlerdir.

Ticari neden; finansman, pazar ve fiyat sorunları olurken, Siyasi neden ise bölge ülkeleri arasında yaşanan siyasi/diplomatik gerilimlerdir.

Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) Nedir ?

Birlesmis Milletler Deniz Hukuku Sözlesmesinin verdiği tanıma göre Münhasır
Ekonomik Bölge:
Karasuların ölçülmeye başlandığı esas hat itibariyle 200 deniz milinin ötesine uzanmayan ve kıyı devletine, deniz yatağı üzerindeki sularda, deniz yataklarında ve bunların toprak altındaki alanlarında birtakım hak ve yetkiler tanıyan deniz alanına denilmektedir.
Yani MEB alanına sahip olan bir devlet sözleşmenin de belirttiği üzere deniz yatağı altında ve üstündeki sularda, deniz yataklarında ve toprak altında canlı ve cansız kaynakların araştırılması, isletilmesi, muhafazası ve yönetimi konularında, aynı şekilde sudan, akıntılardan ve rüzgarlardan enerji üretimi gibi bölgenin ekonomik anlamda işletilmesi ve araştırılmasına yönelik egemen haklara sahip olmaktadır. Bu hakların yanında kıyı devleti yapay adaları da bu bölgede inşa edebilme hakkına sahiptir.
Fakat bu haklara rağmen bu bölge açık deniz gibi değerlendirilmekte, diğer devlet gemileri bu alanda seyir halinde olabilmekte, ve denizaltı kablo ve boru hatları döşenebilmektedir.

DOĞU AKDENİZ BORU HATTI

Güney Kıbrıs, Yunanistan, İsrail Enerji Bakanları ve İtalya’nın Güney Kıbrıs Büyükelçisi ortak bir açıklama yaparak, 5 Aralık 2017 tarihinde Lefkoşa’de Avrupa Komisyonu eşliğinde, Doğu Akdeniz Boru Hattı Projesi ile ilgili olarak bir işbirliği anlaşması mutabakat zaptı imzaladılar.

AB’nin finanse ettiği bu çalışma, daha önce IGI ve POSEIDON projelerini de planlayan EDISON şirketine yaptırıldı. EDISON’a hazırlatılan bu proje;ilgili yetkililerin açıkladığı gibi ticari ve ekonomik olarak uygulanabilir değildir. Kıbrıs’da ki Afrodit sahası’nın geliştirilmesi ve İsrail’in kalan gaz ihraç potansiyelinin değerlendirilmesi için en uygun bölge Türkiye’dir.

Proje’ye göre, aşağıdaki harita’da sarı renk ile ifade edilen, Doğu Akdeniz Boru hattı projesi:

– İsrail’in Leviathan sahasından (ve Leviathana yakın olan Afrodit sahasından) başlayıp, Kıbrıs adasına da uğradıktan sonra, Girit adası üzerinden Yunanistan’a ulaşacaktır.

– Buradan mavi ile gösterilen Poseidon ile İtalya’ya yada gri ve kırmızı hatlar üzerinden de Bulgaristan piyasalarına ulaşma imkanına kavuşacaktır.

Projenin kapasitesi 16 milyar m3/yıl olarak öngörülmüştür.

Bu kapsamda:
– Leviathan ve Afrodit sahalarından Kıbrıs’a 200 km,
– Kıbrıs’tan Girit’e 700 km,
– Girit’ten Yunanistan’a 400 km,
– Yunanistan içinde de 600 km’lik bir boru hattı inşası öngörülmüştür.
– Boru hattı kara kısmı 42”, deniz kısımları ise 24” – 32” arasında olacak şekilde dizayn edilmiştir.
– Bu boru hattı için de, ortalama 6 milyar dolar civarında bir yatırım maliyeti hesaplanmıştır.

Enerji Koridorlarında Türkiye’nin Önemi

Şüphesiz ki ülkemiz, Ortadoğu’da jeopolitik ve stratejik öneme sahip olan en önemli Devlettir. Ortadoğu’da enerji koridoru konumunda olan ülkemiz, küresel güçler tarafından vazgeçilmez bir önem arz etmektedir.

Türkiye üzerinden mevcut hatların yanında,birçok petrol ve doğal gaz boru hatlarının geçmesi planlanıyor. Ülkemiz üzerinden geçen petrol ve doğalgaz hatlarına bir göz atalım;

* Petrol Boru Hatları:

Kerkük-Yumurtalık Ham Petrol Boru Hattı (Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı),Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı

* Doğalgaz Boru Hatları:

Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı, Türkiye-Yunanistan Doğal Gaz Enterkonektörü, Batı Hattı (Rusya – Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı), Mavi Akım Boru Hattı, İran – Türkiye Doğal Gaz Boru Hattı, Türk Akımı.

* Doğalgaz Boru Hattı Projeleri:

Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı,Türkiye – Bulgaristan Enterkonektörü

Güney Kıbrıs’tan Yunanistan’a boru hattı döşemenin maliyeti, 17 milyar doları bulabilir. Amerikan Şirketleri ve Avrupa şirketleri Türkiye’ye inşa edilecek bir boru hattının teknik ve mali açıdan daha uygun olabileceği görüşünde. Fakat Doğu Akdeniz Boru Hattı projesinde, Türkiye’nin enerji köprüsü olabilmesi için öncelikle Kıbrıs Sorununun çözülmesi gerekmektedir.

Türkiye-İsrail ilişkilerinin de normalleşmesi gerekiyor. İsrail, Yunanistan ve İtalya enerji ittifakı kurarak, Türkiye’nin II. Deniz Hukukundan doğan haklarını çiğnemeye ve tek taraflı ilan ettikleri Münhasır Ekonomik Bölge ile Doğu Akdeniz’de Kıbrıslı Türkler’in ve Türkiye’nin haklarını çiğnemektedirler. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıs Adasının tek yöneticisi olmak istiyor ve adanın asli unsuru olan Türkler’e, azınlık olarak yaşamasını uygun görüyorlar.

İngiltere ve Rusya’nın Tutumu

Kıbrıs İngiltere için önem arz etmektedir. Doğu Akdeniz’de enerji yatakları ile II. Dünya Savaşından sonra kurulan Ağrotur ve Dikelya üsleri, İngilterenin Güney Kıbrıs’ta kalıcı olacağının göstergesidir. Kıbrıs,^İngilterenin askeri istihbarat topladığı önemli bir noktadır.
Güney Kıbrıs, Rusya’dan ekonomik yardımla birlikte hem yedek parça almakta, hem de askeri teçhizatların bakımını yaptırmaktadır. Rusya, ulusal güvenlik politikası çerçevesinde Akdeniz’e büyük önem veriyor ve bölge’de kendisine rakip olabilecek bir enerji gücü istememektedir.

Sonuç Olarak

Doğu Akdeniz’deki mevcut ve yeni sahalar’dan gelmesi beklenen yeni enerji rezervi haberleriyle birlikte gündemdeki ağırlığını ve önemini devam ettirecek olan Doğu Akdeniz’de sular ısınabilir ve farklı gelişmeler yaşanabilir.
Türkiye’nin güçlenen askeri üstünlüğü’nün farkında olan Yunan ve Rum kesimi; ekonomik krizinde vermiş olduğu sorunla, Türkiye’ye karşı, bir girişimde bulunmaya cesaret edemeyecektir. Türkiye, Barbaros Hayreddin Paşa’yı Akdeniz’de kullanarak büyük bir hamle yapmıştır. Türkiye, Ortadoğu’da ve Avrasya’da enerji köprüsü’nün merkezidir.
Selam olsun Kıbrıs Türkleri’ne !

 

KAYNAKÇA
– İbrahim Kaya, “Doğu Akdenizdeki Gerginliğin Hukuki Boyutu”, USAK Analist 9 sayı 1 yıl, ss.56-57
-Dr. Göknur Akçadağ, “Doğu Akdenizde Enerji Jeopolitiği ve Bölge Ülkelerine Yansıyan Rekabeti”
-http://enerjienstitusu.com/2014/02/12/makale-dogu-akdenizdeki-petrol-ve-dogalgaz-kesfi-turkiyeye-avrupa-birliginde-yer-aciyor/
– http://www.abhaber.com/enerji-denklemi-ve-kibris/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here