Ortadoğu, en eski uygarlıkların ve üç semavi dinin doğduğu; Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarını birbirine bağlayan stratejik bir bölgedir. Bu nedenle, Ortadoğu’da savaş ve karışıklar denildiği zaman akla ilk gelen olgu ister istemez din olgusu oluyor. Aslında bütün bu çatışma ve savaş ortamının yegâne sebebi din kavramı değildir. Ortadoğu’da mevcut bulunan İbrahim’i dinler olmasaydı ne olurdu sorusuna yanıt arar iken bizi ilgilendiren kısım aslında Ortadoğu’da bulunan hâlihazırdaki karışıklıkların İbrahim’i dinler olmadan da olup olmayacağı noktasıdır.

Din Kavramı

Yıllarca eğitim-öğretim yaşamı içerisinde okullarda verilen din kültürü dersi çatısı adı altında insanoğlunun ilk var olma aşamasından bahsederken Hz. Âdem’in (a.s.) oğulları arasında olan çatışmadan sonra Kâbil’in Hâbil’i öldürmesiyle birlikte yeryüzünde insanoğulları arasında kargaşa ve çatışma ortamı hiç bitmemek üzere başlamış oldu. Bu yüzdendir ki, şüphesiz ki din kavramı olmasaydı da insanoğlunun birbiriyle arasındaki kavga, karışıklık ve sürekli çatışma olgusu var olmaya devam edecektir.

Ortadoğu’daki hâlihazırdaki çatışmaların ve kargaşaların sebeplerinden olan olgulardan bir tanesi de tabi ki din olgusudur ama bu çatışmalardan ve kargaşalardan söz ederken sadece din olgusunun üzerine durulması yersizdir. Batı coğrafyasının emperyalist devletlerin ilgi odağında olmasının başlıca sebepleri arasında birçok olgu bulunmaktadır tıpkı din olgusu gibi bunların başında petrol ve doğal gaz gibi zengin yeraltı kaynaklarına sahip olması da gösterilebilir. Aslında savaş ve huzursuzluk hali Osmanlı dönemi hariç diğer bölgelere nazaran bu bölgede savaş ve çatışma devamlı vuku bulmuştur.

Ortadoğu ve Din 

Bu coğrafyanın kaderi midir bilinmez ama din kavramı olmasaydı da Ortadoğu’da savaş ve çatışma durumu sürekli devam ederdi. Din olgusunun yerine farklı noktalar farklı olgular önemli bir hal alırdı. Nitekim günümüzde bile başlı başına sadece din konusu üzerine Ortadoğu’da savaş ortamı yok bunun yanı sıra yukarıda da bahsettiğim gibi zengin yeraltı kaynaklarına sahip olması da başlıca sebepler arasında gösterilebilir. Tarihsel olarak konuyu ele aldığımızda kendi kanaatimce din kavramı olmasaydı bunun yerine kabile anlayışı güç anlayışı yerini almış olurdu.

İnsanoğlunun fıtratı gereği üstünlük sağlama kendisinden olmayanları buyruğu altına alma özelliğinden ötürüdür ki gücü elinde tutup kendinden olmayan kesimlere liderlik edip karar alma ve belirleyici rolü üstlenme çabası da bir savaş halini alacaktır. Bu üstünlük ve güç gösterme, güçlü olma konularının yerini dünya üzerinde gerçekleşen diğer olaylar ve eğilimler de yön verecektir. Nitekim sanayi devriminden sonra dünyanın yakıt kullanma gereksinimi duydukları teknolojik aletleri için bir ham madde ve yakıt ihtiyacından sonra gözler Ortadoğu’ya çevrilmiş oldu.

Bu sebepten ötürüdür ki küresel güçlerin bu coğrafyada kendi emellerini gerçekleştirerek kendi hâkimiyetleri altında tutma istekleri bu ham maddeleri ve yeraltı zenginliklerini kendi ülkelerine götürmek istemeleri de bu coğrafyanın kaderini belirlemiş oldu. Küresel güçler bu coğrafya üzerinde istediklerini rahatça alabilmenin yolunu gayet iyi biliyorlardı bunun bu coğrafya üzerinde bir birliğin oluşmamasından başlayacağını ve birbirine kenetlenmiş toplum yapısının engellenmesinden devam ederek sürekli çatışma ve savaş ortamı oluşturarak bu coğrafya üzerinde kader tayin ediciliğin ne kadar önemli olduğu gayet iyi saptamışlardı.

Nitekim öyle de oldu, dünya üzerinde ekonomik, politik ve askeri gücü bulunan ülkeler çeşitli yöntemlerle bu coğrafyada planlar, oyunlar ve tezgâhlar kurarak bu coğrafyanın kaderi ile oynamıştır ve oynamaya da devam etmektedir. Bu küresel güç odaklarının başında Amerika, İngiltere, Fransa, Almanya ve İsrail gelmektedir. Küresel güçler yıllarca Ortadoğu’nun hem yeraltı kaynaklarından beslendiler hem stratejik noktalarından nemalandılar hem de din olgusunu sebep göstererek özellikle İslamiyet’in terörden beslenen bir din olduğunu benimsetmeye çalışıp terörizm kavramını eşittir İslamiyet kavramı olarak lügatlarına yerleştirmiş oldular.

Ortadoğu’da İstikrarsızlık

Belli bir zamandan sonra Ortadoğu’da bulunan devletlerin içerisindeki kargaşaları doğrudan o ülkelere ülke biçimde girerek oluşturmaktan ziyade kukla modelini benimsemeyi tercih ettiler. Peki, nedir bu kukla modeli? Doğrudan ülkeler içerisinde kargaşa oluşturup istikrarsız bir ortam yaratmak yerine bu coğrafya üzerinde çeşitli örgütler kurup hem finansal hem de askeri, tıbbi malzemeler ve teknolojik cihaz desteği vererek oluşturmuş oldular. Bu oluşturmuş oldukları örgütler ile hem kendi istihbarat ağlarını da bu coğrafya üzerinde etkin bir hale getirmiş oldular.

Ayrıca, ülkelerin adının anılmasından ziyade bu terör örgütleri üzerinde hem kargaşayı kendileri oluşturup istikrarsız toplumlar, devletler ve istikrarsız coğrafya kaderi tayin edip hem de bu istikrarsız olan toplumlara demokrasi getirmeyi, insan hakları kavramını getirmeyi başaracak olan güçlerinde kendilerinin olduğu kanısını hem bu coğrafya üzerinde benimsetmeyi amaçladılar hem de dünya kamuoyunda bunları benimsetmeyi amaçladılar. Düşünün ki bir coğrafya üzerinde hem kargaşanın kaynağını siz oluşturuyorsunuz bütün bunların sebebi sizsiniz hem de bu durumdan kurtaracak olan güç de sizsiniz ne kadar vahim ve komik bir durum değil mi?

Sonuç Olarak

Bu nedenle eğer yeryüzünde din kavramı denilen bir kavram olmasaydı da dünya üzerinde de özellikle bu coğrafya üzerinde de kargaşa ortamı hiçbir zaman son bulmayacaktır. Bunun yerini yukarıda da bahsettiğim gibi zamanla farklı olgular yer alacaktır. Dünya üzerinde gelişecek olan eğilimler bu olguların ne zaman değişeceğini ve ne olacağı hususunu da belirlemiş olacaktır.

Savaş ve çatışma olgusunun yanı sırada bu coğrafya yani Ortadoğu coğrafyasında da diğer coğrafyalarda da birleştirici olgularda zamanla yeni eğilimler göstererek farklılıklar göstermeye devam edecektir. Nitekim bütün bu yazıdan anlaşılacağı üzere din kavramı olmadan da bu coğrafya üzerinde savaş ve kargaşa tarihsel süreç içerisinden gelip günümüze kadar devam edip sadece belli tarihsel dönemlerde tarihsel farklılık göstermekten başka öteye gitmeyecektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here