Demokrat Parti ilk siyasi hayatına 1946 yılında başlamıştır. Kurucuları: Celal Bayar, Adnan Menderes, Mehmed Fuad Köprülü, Refik Koraltan’dır. Demokrat parti o yıl ki yapılan seçimlerde istediği başarıyı yakalayamadı ama bir sonraki seçimlere çok umutlu girdi. 14 Mayıs 1950 günü Türkiye’de Demokrat parti 27 yıllık CHP iktidarını geride bıraktı. %52.7 oy oranıyla tek başına iktidar oldu. Demokrat parti iktidara geldiği günden batıyla ilişkilerin iyi olacağının sinyalini vermiştir.1950’li yıllarda Stalin’in Sovyet Rusya’sı Türkiye’ yi tehdit edince Başbakan Menderes ABD’ye Nato’ya üye olmak için başvuruda bulundu. ABD’ de pasifikte olan Kore savaşına asker gönderirseniz sizi Nato’ya üye olursunuz diye teklifte bulundu. ABD kenar kuşak stratejisinin en önemli coğrafyası Türkiye olduğu için Türkiye’nin Rusya’yla anlaşmasından korktuğu için Türkiye’yle de Rusya’ya Demirperde uygulamak istiyordu. Türkiye 18 Şubat 1952’de Nato’ya üye oldu.[1]

Fırat Mızrakoğlu- Sakarya Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler

Türk – Yunan İlişkileri:

CHP iktidarının izlediği tarafsızlık politikasından çok Demokrat parti dış politikada daha çok batı yönlü politika izlemiştir. Batı yönünü de sadece ABD olarak görmüşlerdir. İkinci Dünya Savaşından sonra ABD’nin belirlediği doktrinler ve paktlarla Türk Yunan ilişkileri iyi bir seviye gelmiştir. Fakat Yunanistan 1954 yılında Kıbrıs adasını işgal için harekete geçmesi ilişkilerin bozulmasına yol açtı. 1954’te Yunanistan, Ada’yı ilhak etmek için Birleşmiş Milletlere başvurmuş, ayrıca yaptığı mitinglerle’de ülke içinde kamuoyu oluşturmaya çalışmış, hatta bu konuda Arap ülkelerine yanaşmıştı. Türkiye ise Kıbrıs konusuna çok duyarlı idi ve Yunanistan’a sert bir nota vererek Kıbrıs konusundaki kışkırtmalarına son vermesini istedi.[2] İngiltere devleti olayların ardından 3 zirve yapılmasını istedi taraflar tarafından olumlu karşılandı ancak adadaki çatışmalar son bulmamıştı. Menderes hükümeti adanın mevcut statüsü korunması taraftarıydı ancak Yunan hükümeti karşı çıkınca İngiltere Hükümeti tarafından reddedildi. Zirveden sonuç çıkmadı.

ABD ve SSCB Ekseninde Orta Doğu

CHP iktidarı tarafsızlık mücadelesi vermiştir. Fakat Menderes hükümeti çıkarlarını ABD çıkarlarıyla özdeşleştirdiklerinden dolayı ABD’den taraf oldular. İkinci dünya savaşın ardından iki kutuplu bir yapı haline gelen dünyada en önemli coğrafya Ortadoğu olmuştur. Ortadoğu’da İngiltere ve Mısır Süveyş kanalı için bir “Orta Doğu Komutanlığı Projesi”ni önerdiler fakat öneri kabul görmedi. ABD bu olaydan sonra ortadoğuda eli güçlenmiştir. İngiltere bu durumdan rahatsız olduğu için Ortadoğu’da bir barış antlaşması peşinde koşmuştur. Türkiye ile Irak arasındaki Karşılıklı İşbirliği Anlaşması 24 Şubat 1955’te imzalanacaktır. Bu Karşılıklı İşbirliği Anlaşmasına Bağdat Paktı’da denilmektedir. Kurulan Pakta 4 Nisan 1955’te İngiltere 23 Eylül 1955’te de Pakistan katılmıştı.[3] Antlaşmanın amacı Ortadoğu bölgesinde barış ve güvenliği yeniden inşa etmek. Irak devrimi sonrası paktan Irak’ın ayrılması paktın dağılmasına sebep olan en başlıca olaydır. Ortadoğu’daki en önemli olay Eisenhower Doktrinidir. Süveyş kanalının uluslararası bir komisyon altında kontrole alınmasıyla ilgiliydi. Mısır Başbakanı bu öneri reddetti. Bunun sonucunda İngiltere, Fransa 29 Ekim 1956 yılında Mısıra karşı saldıraya geçtiler. SSCB karşı hamle olarak İngiltere ve Fransa’nın hemen oradan çekilmesi için harekâta geçtiler ve bu harekât arap dünyasında SSCB’nin saygınlığını arttırdı. ABD’de bu hamleye karşılık bölge ülkelerin ekonomik sıkıntılarını gidererek komünizmin kötülüklerini anlatacak bir doktrin hazırladı. “Eisenhower Doktrini” Bu dönemin dış ilişkilerinde Paktlar zincirini tamamlayan son pakt İsrail’le imzalanan Çevresel Pakt’tır. İsrail Başbakanı David Ben Gurion, Mısır’da yükselen Pan-Arap akımların ve bu ülkenin SSCB ile yakın ilişkiler içinde girmesinin Orta Doğu’da İsrail’in güvenliğini tehdit ettiği inancındaydı. Böylece İsrail Başbakanı Arap devletlerinin hareket imkânlarını kısıtlamak için yeni bir oluşum meydana getirdi. Bu yeni oluşuma “Çevresel Pakt” adını verdi. Çünkü Ben Gurion pakta Arap devletlerinin çevresinde yer alan Etiyopya, İran ve Türkiye’yi dâhil etmek istiyordu.53 Ben Gurion Etiyopya ile İran’la güvenlik iş birliği anlaşması imzaladıktan sonra Türkiye’ye yöneldi. Türkiye paktı olumlu karşıladı. Böylece 28 Ağustos 1958’de Türkiye Çevresel Pakt’a dâhil oldu. [4]Türkiye’nin bu pakta katılmasının en önemli nedeni, İran’ın Bağdat Pakt’ından ayrılmasından sonra güneyde algıladığı tehdidin büyümesiydi. Ancak bu pakt Türkiye’de 1960 darbesinden sonra etkinliğini yitirmiştir.[5]

Sonuç

Türkiye’de 1945’li yıllara kadar pek çok kez çok partili hayat denemesi olsada hiç biri kalıcı olamadı. 1945’de CHP’den ayrılan milletvekilleri Demokrat Partisini kurdular ve Türkiye siyasi hayatına yön verdiler 27 yıllık CHP iktidarını geride bıraktılar. Dış politikada batı eksenli bir politika izlediler. SSCB’nin tehdidiyle birlikte NATO’ya üye oldular ve Türkiye’de belli başlı yerlerde ABD’ye üs verdiler. Türkiye, Batı ile Rusya ve Arap dünyası arasında dengeleri kurma yöneliminde terazinin ibresini ABD’ye çevirmiştir. Bu durum kısa ve orta vadede bir fayda sağlamış olarak düşünülse de uzun vadede özellikle Arap Dünyası açısından şaşkınlık uyandırmıştır. Ancak Türkiye uzun vadede dış siyasetini bölge barışı ve güvenliği açısından dengeleri yakalamak adına zorlayacaktır. Bu çaba Türk dış siyasetinde yararlı sonuçlar doğuran yeni bir dönem başlatmıştır.

KAYNAKÇA

  • Ahmad, Turgay Bedia ve Feroz, Türkiye’de Çok Partili Politikanın Açıklamalı Kronolojisi 1945-1971, Bilgi Yayınları, Ankara 1976.
  • Ahmad, Feroz, Demokrasi Sürecinde Türkiye (1945-1980), Çev.:Ahmet Fethi, Hil yayınları, İstanbul, 1994.
  • Batyal, Yaşar; “Demokrat Parti Dönemi Ekonomi Politikası”, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, X, Sayı 40, Ankara, 2007.
  • Adevelioğlu, Atay-Kürkçüoğlu Ömer; “Filistin Sorunu”, Türk Dış Politikası Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler ve yorumlar, I, İletişim Yayınları, İstanbul, 2002,
  • Karpat, Kemal; Türk Demokrasi Tarihi, Sosyal, Ekonomik, Kültürel Temeller, Afa Yayınları, İstanbul 1996.
  • Oran, Baskın; Türk Dış Politikası – Cilt 1 (1919 – 1980) Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, İletişim Yayıncılık, 2004
  • Demokrat Parti Dönemi Türk Dış Politikası (1950-1960) 3

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here