Dağlık Karabağ’ın Ermenistan ile bütünleşme isteği 1987 yılında 75.000 Ermeni’nin imzalarıyla birlikte dönemin SSCB Genel Sekreteri Mikhail Gorbachev’e sunulmuştur.

Bu olaydan sonra Dağlık Karabağ parlamentosunun Ermeni parlamenterleri, 20 Şubat 1988 yılında bölgenin Ermeni nüfusunun fazlalığını lehine çevirerek Ermenistan ile bütünleştirmek yönünde oy kullanmıştır.

Söz konusu karar sonrasında, Ermenistan ve Azerbaycan’da yaşayan her iki ülkenin tarihsel temelde tabiiyetine ait azınlıklara karşı saldırılar başlamış, söz konusu ülkelerden sayıları büyük oranlara ulaşacak olan göçler başlamıştır.

1991 yılındaki bağımsızlık için yapılan halk oylamasının ardından ise iki taraf arasında savaş meydana gelmiştir. Üç yıl içerisinde Ermeniler, Dağlık Karabağ’ı işgal etmiştir. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Güney Kafkasya Cumhuriyetleri bağımsızlıklarını kazanmıştır.Dağlık Karabağ Çatışması Ana Hatları 15

Güney Kafkasya Bölgesi toprak ve sınırları üzerinde bir dizi iç ve etnik çatışmalara tanıklık etmiştir. Karmaşık etnik talepler ve anlaşmazlıklar egemenlik üzerine yaşanan çatışmalar ve etnik azınlıklar ile meşru siyasi merkezleri arasında yaşanan düşmanlıklar bölgede bulunan devletlerin siyasi gündemine hâkim olan sorunlar olmuştur.

Şubat 1988’de başlayan Dağlık Karabağ sorunu 1994 yılında Rusya’nın arabuluculuğuyla ateşkes yapılmışsa da sorun barışçıl şekilde çözülememiştir. Bu durumun en önemli nedeni ise söz konusu tasarıların hiçbirinde sorunu ortaya çıkaran temel gerekçelerin tam manasıyla göz önünde bulundurulmamasıdır. Sorunun toprak paylaşımı ötesinde, kültürel ve kimliksel boyutları da bulunmaktadır.

Ermenistan’ın bağımsızlık sürecinde Azerbaycan ile Dağlık Karabağ krizi yaşanmıştır. Azerbaycan’a bağlı olan bu özerk bölgenin nüfusunun çoğu Ermeni idi.1990 yılı sonlarından itibaren silahlı çatışmalar neticesinde Ermenistan, Azerbaycan topraklarının %20’sini işgal etmiştir. İşgal sonucu yaklaşık bir milyon kişi mülteci durumuna düşmüştür. Nüfus ve doğal kaynaklar bakımından kıt bir ülke olan Ermenistan bu gidişatı engelleyebilmek ve daha az riskle kurtulmak için silahlanmaya ve askeri harcamalara ağırlık verdi.

Azerbaycan ise toprak güvenliği kaygısının yanı sıra, ciddi bir istikrasızlık dönemi yaşamaya başlamıştır. Dağlık Karabağ problemi, 1992 yılına kadar bölgesel sorun olarak ele alınmış ve büyük ölçüde Rusya Federasyonu’nun kontrolünde kalmıştır. Ancak 1992 yılında, Azerbaycan ve Ermenistan’ın Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı’na (AGİT) üye olması sonrasında Dağlık Karabağ sorunu uluslararası nitelik kazanmıştır. Bu aşamadan sonra ise, sorunun çözümü için AGİT 1992 yılında kurmuş olduğu ‘‘Minsk Grubu’’ devreye girmiştir.

Şubat 1992 yılında İran’ın girişimiyle Azerbaycan ve Ermenistan yetkilileri Tahran’da bir araya gelerek ateşkes antlaşması imzalamıştır. Fakat devlet başkanları ülkelerine döndüklerinde Rusya’nın tahrikiyle Ermenistan birliklerinin Şuşa, Laçin ve Nahçivan bölgesindeki Sedrek bölgelerine saldırmasıyla ateşkes antlaşması sonuçsuz kalmıştır.

25 Mart 1992’de ise ABD’nin de desteğini alan Türkiye sorunun çözümü için planını açıklamıştır. Buna göre, Ermenistan; Karabağ ve Laçin koridoru karşılığında güneydeki Zengezur bölgesini Azerbaycan’a bırakıyordu. Böylece İran’la Ermenistan’ın sınırı ortadan kalkarken Türkiye Azerbaycan ile komşu oluyordu.

Bu plan da yürürlüğe girmeyince 1992 ve 1993 yıllarında Minsk Planı gündeme geldi ve BM’nin girişimi ile mültecilerin durumu ve işgal altındaki toprakların boşaltılması doğrultusunda kararlar yayımlandı ve nihayet Mayıs 1994 yılında Rusya’nın arabuluculuğuyla ateşkes yapıldı. O tarihten sonra pek çok barış planı devreye girdi. Her ne kadar 1994 yılında ateşkes yapılmışsa da Ermenistan ve Azerbaycan arasında -bu zamana kadar-  hemen hemen her gün küçük çatışmalar çıkmaktadır.

Çatışmaya doğrudan taraf olmayan Rusya ve ABD’nin Ermenistan’a destek verdiği görülmektedir. Rusya, Ermenilere silah desteğinde bulunurken; ABD, kişi başına düşen en yüksek mali desteği Ermenistan’a vermektedir. Her ne kadar çatışmaya taraf olmadıkları gözüken ABD ve Rusya, Ermenistan lehine tasarılar düzenlemiş ve Azerbaycan tarafı reddetmiştir.

Dağlık Karabağ çatışmasından bahsetmişken 1992 yılının 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gecede Ermenistan cephesinin Azerbaycan’a bağlı olan Dağlık Karabağ Bölgesi’nin Hocalı Kasabası’nda son yüzyılın en büyük katliamını gerçekleştirmiştir.

TARAFLARIN TUTUMLARI

a-) Azerbaycan’ın Tutumu: Azerbaycan için 1988’de başlayan sorun, Ermenistan’ın Azerbaycan’a ait olan Dağlık Karabağ Bölgesi’ni almak amacıyla yaptığı askeri müdahale ile sonuçlanmıştır. Sonuçta, Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi’de dâhil olmak üzere bu bölgeye ait olmayan Azerbaycan’ın yedi rayonu (ilçesi) daha işgal edilmiş, yüz binlerce halkı sefalet içerisinde mülteci durumuna düşmüştür.İlk olarak Azerbaycan, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan’a bağlı olmak suretiyle ‘en yüksek statü’ sunmaya hazır olduğunu belirtmiştir. Azerbaycan için önemli olan toprak bütünlüğünün, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyet’i sınırları çerçevesinde yeniden sağlanmasıdır. Azerbaycan Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını kesinlikle kabul etmeyeceğinin belirtmesiyle beraber Ermenistan ordusunun işgal ettiği topraklardan çekilmesini dile getirmektedir.

 

b-) Ermenistan’ın Tutumu: Ermenistan, Sovyet Sosyalist Cumhuriyet Birliği’nin dağılmasından itibaren Dağlık Karabağ Bölgesi’nin kendisine ait olduğunu ileriye sürmüş ve bölgeyi işgal etmiştir. Dağlık Karabağ meselesinde ki tutumu, Dağlık Karabağ’da kendisine uygun olan her kararı desteklediğini belirmiştir. Dağlık Karabağ hükümeti statü konusunun en önemli konu olduğunu ve uluslararası hukuk çerçevesinde Dağlık Karabağ’a bağımsızlık verilmesi gerektiğini iddia etmiştir.
Dağlık Karabağ Çatışması Ana Hatları 16
c-) Türkiye’nin Tutumu: Türkiye, Dağlık Karabağ çatışmasında Azerbaycan Cumhuriyeti’nin tezlerini açıkça desteklediği görülmektedir. Tarihi ve kültürel ortak mirasa sahip olan Türkiye–Azerbaycan ilişkileri, 20. yüzyılın son döneminden itibaren “Tek Millet, İki Devlet” söylemi ekseninde şekillenmektedir. Türkiye, 1915 olaylarına yönelik Ermenistan iddiaları ve Ermenistan–Türkiye sınırının Ermeniler tarafından tanınmayışı nedeniyle Ermenistan ile diplomatik ilişkilerini durdurmuştur. Öte yandan Türkiye, Azerbaycan toprağının Ermenistan tarafından işgal edilmiş olmasından ötürü, Ermenistan kara sınırını kapalı tutmaktadır. Türkiye, bölgesinde barış ve istikrarın gerektirdiği çerçevede hareket etmekte ve sorunların barışçıl yollarla çözümünden yana tavır sergilemektedir. Türkiye, Azerbaycan’ın talepleri çerçevesinde Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı ve Bakü-Tiflis- Kars Demiryolu Projeleri’nde Ermenistan’a Dağlık Karabağ sorunundaki tutumundan ötürü yer vermemiştir. Bu konuda daima Azerbaycan’ın yanında olan ve yanında olmayı devam ettirecek olan Türkiye, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü ileri sürmekte Ermeni askerlerinin işgal ettiği bölgeden çekilmesini dile getirmektedir.
d-) İran’ın Tutumu: Çatışmaya dolaylı olarak bir diğer taraf olan İran’ın Kafkaslar’a dönük çıkarları, İslami politikalarına karşın dinsel olguların dışında şekillenmektedir. Tahran’ın bölgedeki birincil amaçları arasında kuzeybatı bölgesindeki istikrarsızlığı engellemek, İran’da yaşayan Azerbaycanlıların faaliyetlerini önlemek ve aynı zamanda bölgenin enerji ihracı ve ulaşım alt yapısını sağlamaktır. İran, sorunun çözümüne yönelik oluşturulan süreçte Ermenistan tarafının yanında yer alarak Azerbaycan kökenli vatandaşların üzerindeki Azerbaycan etkisini zayıflatmak düşüncesindedir. Öte yandan İran, bölgedeki etnik ve bölgesel grupları el altından desteklemeye de devam etmektedir. Bu şekilde, istediği zaman bölgedeki devletler üzerinde etki yapabileceğini düşünmektedir. İran, bu tutumu sonucu Ermeni lobisinden maddi destekte almaktadır.
Dağlık Karabağ Çatışması Ana Hatları 17
Öte yandan hem İran hem de Ermenistan kendilerini uluslararası kamuoyu tarafından dışlanmış hissetmektedirler. Son olarak geçen sene Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın İran gezisi esnasında yaşanan, ‘Karabağ Ermenistan’dır’ pankartının açılması Ermenilerin İran’da rahat bir şekilde propaganda yaptığını göstermektedir. İran bir bakımdan Azerbaycan’a karşı tam taraf almamakla beraber tam yanında da bulunmamaktadır. Ülkede yaşayan Türk kökenli vatandaşlarından tepki çekmemek için yaşanan olayda anında Ermenistan’a tepki vermiştir. Ülkede bulunan ‘Tractor Sazi’ futbol takımının (İran Ligi’nde Türklerin desteklediği takım) yaşanan olaya ‘Karabağ bizimdir, bizim olacak’ tezahüratıyla siyasetin yanı sıra spor alanında da Ermenistan’a İran içerisinden bir tepki yansıtılmıştır.

Dünyada, Azerbaycan-Ermenistan arasındaki Dağlık Karabağ meslesinin haklılığında farklı görüşler vardır. Bunun nedeni, ya herhangi bir devlet üzerinden yapılan faydalar amacıyla ( Ermeni lobileri) ya da etnik, kültürel vb. gibi ortaklık yönünden dolayı bu konuda görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Aslında Türkiye’nin tutumu etnik, kültür vb. birliklerinin yanı sıra bu konuda gerçek anlamda toprak sahibi Azerbaycan’ın mağdur taraf olduğunu dile getirmektedir. Diğer tarafın lobilere bağlılığı sadece fayda amacını gütmesi bölgede yapılan haksızlıklara ve iftiralara (SÖZDE Ermeni soykırımı) göz yummakla beraber iftiraları kabul bile etmektedirler.

Dağlık Karabağ Çatışması Ana Hatları 18

TARAFLARIN 1992-2018 YILLARI ARASI ASKERİ HARCAMALARI

Dağlık Karabağ Çatışması Ana Hatları 19

Dağlık Karabağ çatışması taraflarının yani Azerbaycan ve Ermenistan’ın 1992-2015 yılları arası askeri olarak harcamasını gösteren tablo aşağıdadır. Bu yıllar arasında en çok askeri harcamaya yatırım taraf Azerbaycan Cumhuriyeti’dir. Azerbaycan 2017 yılında 1,479 milyon Amerikan doları askeri harcama yapmışken, Ermenistan ise 437 milyon Amerikan doları yatırım yapmıştır.Dağlık Karabağ Çatışması Ana Hatları 20

2015-2016 yıllarından itibaren Ermenistan modern silah alma konusunda ciddi adımlar atmaya başladı. Rusya ile özel kredi anlaşması çerçevesinde Ermenistan “Avtobaza M” radyo bilişim elektronik sistemi, “İskender”  ve  “Verba” hava savunma sistemleri, “Kornet M” tanksavar silahı, “Tor” füze sistemi, “Smerç” Çok namlulu roketatar sistemi ve başka birçok silah elde etti. Ermenistan’ın sadık müttefikliği yaptığı Rusya, Azerbaycan’ın satın aldığı silahların büyük bir çoğunluğunu (hemen hemen %80’ini) tedarik etmiştir. Azerbaycan’ın askeri yatırımlarda üstünlüğü, bölge sorununda Ermenistan’a karşı caydırıcı olma niteliğindedir.

Dağlık Karabağ Çatışması Ana Hatları 21

 

SONUÇ

Azerbaycan ve Ermenistan arasında yaşanan Dağlık Karabağ çatışma sorunu Kafkasya Bölgesi’nin son zamanların en kanlı en acımasız çatışmalarından birisi olmuş ve çözülmesi olanaksız olan sorunlu bölgelerden biri olmuştur. 1988 yılında başlayıp bu zamana kadar devam eden Dağlık Karabağ sorunu, bölgede yaşayan Ermeni ve özellikle Türkleri mağdur pozisyonuna koymuş yaşadığı topraklardan göç etmeye zorlamıştır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bölgenin Azerbaycan’a ait olması dünya kamuoyu tarafından kabul edilmiş yalnız bölgedeki nüfus çoğunluğunu ön plana atarak Ermenistan tarafı Azerbaycan’a ait olan toprakların %20’lik kısmı işgal etmesine karşın dünya devletlerinden ses çıkmamaktadır. Çatışmanın en acımasız olan bölümü ise, Ermeni askerlerinin 1992 yılının 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gece Karabağ’ın Hocalı Rayonu’nda binlerce Azerbaycan Türk’ünü katletmiş ve birçok insanı topraklarından göç ettirilmesine neden olmuştur. Çatışmayı durdurmak için barış süreci 1992 yılında Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK-1994 yılından itibaren Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı AGİT) çerçevesinde başlamış, 1994 yılında ateşkes anlaşması imzalanmış fakat nihai çözüme henüz ulaşılamamıştır. Çatışma 1994 yılında imzalanan ateşkes ile sona ermiş (yer yer çatışmalar çıkmıştır ama büyük ölçüde değil), Nisan 2016’da ise çatışmaların en şiddetlisi yaşanmıştır. Bu çatışma sonucu Azerbaycan belirli bir toprağını geri alsa da büyük bir çoğunluğu hala Ermenistan’dadır.

Bugün gelinen noktada Azerbaycan Türkleri, Karabağ’ın Azerbaycan’ın bir parçası olduğunu bu nedenle bölgede herhangi bir siyasi oluşumun tanınmayacağını ve tek çözümün Azerbaycan toprak bütünlüğü içerisinde özerk bir yapılanmayla sağlanabileceğini savunmaktadır. Ermeniler ise bölgenin etnik yapısını öne sürerek bağımsız bir siyasi devlet olarak tanınması gerektiğini ve hiçbir şekilde bölge Ermenilerinin Azerbaycan egemenliği altında yaşayamayacağı iddiasını ileri sürmektedir. Azerbaycanlılar için Ermenilerin ayrılıkçı hareketleri ülke bütünlüğünü tehdit eden bir güvenlik sorunudur. Ermeniler ise bu hareketi kimliklerini kazanma adına bağımsızlık mücadelesi olarak görmektedir. Hatta Ermenilere göre bu mücadele, Haçlı zihniyetiyle Türk-Müslüman unsurlara karşı yürütülen dini bir mücadeledir. Karabağ sorununun çözülmesiyle ilgili her türlü girişime karşın Ermenilerin gerçekleştirdiği yeni işgaller neticesinde bu çabalar sonuçsuz kalmıştır. Rusya bu çatışmada ikili rol oynamaya başlamış en çok  desteğini hatta bizzat askerlerini Ermeni ordusuna göndermiş olsa da Azerbaycan’ın yaptığı askeri harcamaların yaklaşık %80’ini karşılamıştır. Azerbaycan, Rusya’nın ikili rolünden ötürü İran’dan yana bir beklenti içerisine girsede İran’ın Ermenileri durdurmakta aciz kalması ve aracılıktan çekilmesiyle, dönemin hükümeti ister istemez Batılı kurumlara müracaat etmek zorunda kalmıştır. Bölge ile yakından ilgilenen Batılı kurumlar bu talebi değerlendirmiş BM ve AGİT nezdinde birtakım çalışmalar başlatılmıştır. Amerikan Birleşik Devletleri, Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’ı işgal ettiğini belirtmiş yalnız bu konuyu fazla irdelememiştir. Avrupa Devletleri, genel anlamda Ermenistan’ın Dağlık Karabağ Bölgesi’ni işgal ettiğini kabullense de Ermeni lobilerinin etkinliği devletleri bu konuyu göz ardı etmesine ve sözde Ermeni sokırımı gibi iftiraları kabul etmelerine neden olmaktadır.

Tarafların yaşanan bu sorunda tutumları ilk zamanlarda olduğu gibi değişmemektedir. Uluslararası örgütler, her iki tarafın ortak bir noktada anlaşması için çaba sarfetse de bölgede söz sahibi olma çabası içinde olan büyük güçlerin politikaları karşısında etkisiz kalmaktadır. Bu zamana kadar devam eden bölge sorunu zaman zaman sınır ihlalleri sonucu çatışma çıkmakta ve her iki tarafta hasar görmektedir. Askeri harcamalara bakıldığında en fazla harcama yapan taraf Azerbaycan’dır. 28 yıldır devam eden söz konusu sorun bu yıllar içerisinde devlet başkanları/başbakanları değişse de iki tarafında görüşleri değişmemiş hatta zaman zaman tırmanmıştır.

Özet olarak, Dağlık Karabağ çatışması dünya üzerinde bulunan ve bilerek çözümlenmek istenmeyen bir çatışma problemidir. Bunun nedeni dünya devletlerinin bölgesel, jeopolitik, yer altı zenginlikleri gibi faktörlerden yararlanmak için bölgenin istikrarsızlığını istemektir. Bu istikrarsızlığın sonucu, bölgede tek güç olma yolunda devam etmek ve karşısına güçlenen bir yapının çıkmadan kendi ihtiyaçlarını karşılama isteğidir.

Muhammed Sefa Doğan

Uludağ Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here