Suriye’de olup bitenlerin geri plana atıldığı ya da öyle olmasının istendiği bir zaman içerisinde -Çin -Rusya -Amerika -İran ve diğer Batılı devletler bölgede söz sahibi olmaya çalışırken Türkiye Afrin’e Zeytin Dalı Harekatı ’nı gerçekleştirerek güvenlik açısından stratejik bir adım atmış oldu. Ayrıca dünya devletlerine ben buradayım mesajı verdi.
Bölgede kazan kaynamaya devam ediyor. Çanlar kimin için çalıyor?
Körfez ülkelerinin Katar’a olan yaptırımlarına odaklanmış durumdayken patlak veren diğer olaylar ve gündemin sürekli değişmesi anlık durum analizleri ve strateji gerektirmekte. Tam da bu zaman dilimi içerisinde Suriye’de olup bitenler belki de gelecek zamandaki bütün stratejilerimizi etkileyecek kadar etkili bir oluşum sürecine girmiş bulunmaktadır. 

Özellikle Musul’un  DEAŞ teröründen temizlenip yerine başka bir örgütün yerleştirilmesi, Amerika’nın müttefiki olduğu örgütlerle (SDG/YPG/PKK) birlikte Suriye’nin Kuzeyinde yer edinmeye çalışması, Suudi Arabistan içerisinde böyle kritik bir zamanda yapılan askeri köklü değişikliklerin olması ve “ılımlı İslam” adı altında yapılan hareketler ile birlikte körfez bölgesinde Katar’a yapılmaya çalışılan müdahale çok karışık bir şekilde birden fazla taktiğin uygulandığı yeni bir dönemin kapısını aralamakta. Hatta bu çok yönlü oyun Çin başta olmak üzere Asya’yı bile etkilemektedir.

İran’ın Hedefi İsrail ve Enerji Yolları

Suriye’nin doğusu İran’ın yakinen takip ettiği bölgelerin başında gelmektedir. Zira İran’ın Irak ve Suriye yoluyla Lübnan’a, Akdeniz’e ve dolayısıyla İsrail’e uzanabilmek için doğu bölgesine ihtiyacı var.

Tam bu noktada Suriye rejimi ve bölgedeki milisler bu bölgede tampon bölge oluşturmakta ve İran’ın bölgede ki milis güçlerine lojistik desteğini ulaştırması  açısından hayati rol oynayan bölgeyi kaptırmama mücadelesi vermektedir. İran’ın Zeytin Dalı Harekatı başta olmak üzere bölgede bulunan Türkiye bölgesel olarak yukarıda saydığımız bu amaçların karşılanmasına yönelik İran’ın politikalarını zora sokmakta.

Doğu Suriye, rejim açısından da önemli rol taşıyor. Rejim ülkenin batısı için petrol, su ve tarımsal ürünler açısından önem taşıyan doğu bölgelerini kontrol altına almak istemektedir.

Türkiye’nin Güneyinde Terör Devleti Kurulabilir mi?

Geçtiğimiz aylarda  Suriye Demokratik Güçlerini hedef alan rejim uçakları ABD tarafından düşürülmüştü. Bu sıralarda meydana gelen İran’a yapılan saldırılara karşı İran deyrüzzor bölgesinde  bulunan DEAŞ’a devrim muhafızlarıyla karşılık vermiş ve bölgeyi hedef haline getirmişti. Ülkeler birbirlerinin lojistik sağladığı örgütler aracılığıyla DEAŞ’ı ortadan kaldırma maksadıyla birbirlerine olan tutumu sergilemekteler  ve aslında yeni bir döneme hazırlık içerisinde olmaktadırlar. Evet artık kimin hangi örgüte destek verdiği alanen bilinmekte ve örgüt saldırılarından sonra kimin hangi ülkeye mesaj vermek istediği direk bilinmektedir.

İşte tam bu noktada bir öngörümü size aktarmak isterim. Bu alanda yapılan vekalet savaşları ileri dönemde asalet savaşlarına dönüşecek ve ülkeler birbirlerine direk temaslarda bulunarak savaşlarını sürdüreceklerdir. Bu sadece sahada çatışma anlamı taşımamaktadır. Teknolojik savaş, Siber savaş, biyoteknolojik savaş, finans ve para savaşları, ihracat ve ithalatları köreltici ekonomi savaşları ve en etkileyicisi kripto paralarla uygulanacak olan para savaşları da buna dahildir. 

Konumuza geri dönecek olursak tam bu karmaşık zamanda Türkiye’nin yapmış olduğu pro-aktif operasyonlar şimdilik Fırat’ın Batı’sında bu tür terörize faaliyetlerin önlenmesi ve bir devletleşme – Kantonlaşma olasılığının önüne geçmiştir.

Son dönemlerde artan saldırılarla gündeme gelen İngiltere, bu savaşın daha da içerisinde olma niyetinde gibi. Bununla birlikte ABD ile SDG/YPG/PKK müttefik durumdayken karşılarında ki Suriye rejimi, Rusya ve İran ile aralarında geçtiğimiz yıldan itibaren yapılan hazırlıklarla mevzilenmeleri çoktan başlamış durumda. Tüm bu kutuplaşmalar biz farkında olmadan devam ettikçe karşımıza ABD’yi yanına alan başka bir unsur çıkmakta. Özellikle bizim açımızdan ileride büyük sorun teşkil edecek olan PYD/YPG terör örgütü sahada bulmuş oldukları Amerikan gücüyle nüfuz alanlarını daha da genişletmekte.

Buradan Amerika’nın YPG/PKK ile olan ilişkilerin boyutunu inceleyebilirsiniz.

YPG’ye Gönderilen Askeri Mühimmatlar ve Araçlar

Suriye bölgesinde bu pozisyonlar dahilinde değişen konsensüsle Amerika destekli unsurların ilerleme sağlaması biraz zorlayıcı olacaktır zira bölgede ki güç unsurları ve muhalif gruplar en azından bu süreci uzatıcı rol oynayacaklardır. YPG/PYD tarafından  Suriye’de ele geçirilen topraklarda devletlerin sınırlarını yeniden çizmenin vakti şimdi değilse bile ileri dönemlerde kimin daha üstün güç özelliği gösterdiğine bağlı olarak değişen konjonktür ile son şeklini alacaktır.

Kaldı ki Türkiye yapmış olduğu Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Hareketiyle bölgede ki gücünü tüm dünya ülkelerine göstermiş ve bölgede üstün güç olduğunu hissettirmiştir.

YPG/PYD ve diğer gruplar savaşta rol aldıkları gerekçesiyle jeopolitik olarak toprak almak isteyeceklerdir. Irak’ta Bağımsız bir bölge kurma yolunda önlerini açan Amerika’nın Suriye bölgesinde aynı imtiyazı vermeyeceği ve bu bölge için kendisine başka bir bölge sorumlusu tayin edeceği öngörüsünde bulunarak buna rağmen bir süre daha sınır bölgesinde PYD/YPG terör örgütünün yerini alacağını söyleyebiliriz

Türkiye’den Yeni Harekat Atağı Olur Mu?

Tüm yaşananları toparladığımızda geçtiğimiz dönemde Şam, Humus, Hama ve Halep ile özellikle enerji hatlarının üzerinde bulunan Akdeniz sınırındaki Tartus, Banyas ve Lazkiye’yi de içine alan sınır, Rusya ve İran destekli Suriye rejim güçlerinin elinde. Rusya etkisinin olduğu bölgelerin dışında Amerika, Suriye’nin kuzeyinde PYD/YPG terör örgütünün yönetiminde de bir bölge oluşturulmuştu. Bunun üzerine Türkiye de 2016’da ‘‘Fırat Kalkanı’’ harekatını yaparak üç kantonunun arasına girmişti.

Bu söylem ve tutumlara karşı Türkiye’nin işini şansa bırakmaması gerekmektedir. Suriye sınırında bize komşu olması ihtimal dahilinde olan PYD/YPG terör örgütlerini Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatı gibi sınır ötesi operasyonlarla uzaklaştırmaktan başka şansımız yoktur.

Yakın bir zamanda Suriye’de olduğu gibi hatta Kuzey Irak’a da Zeytin Dalı Harekatı ile paralel olarak iki harekat düzenlemek stratejik açıdan önemli bir adım olacaktır.

Özellikle sınır dışı operasyonlarda ülke iç güvenliğine saldırı niteliği taşıyan ve bu yönde gerçekleşecek olan terör saldırılarını da önleme mahiyetinde önemli bir adım olacaktır.  Bu bölgeler üzerinde diğer ülkeler enerji savaşları verseler de Türkiye’nin bu sınırlarda vermiş olduğu mücadele tamamen bekası ve geleceğine yönelik milli mücadele örneğidir.

Hedeflerden Biri ‘Bir Kuşak Bir Yol Projesi’ Mi?

Olaya Pekin tarafından baktığımızda Katar’a karşı uygulanan dışlama politikası ile çıkan kriz sonucunda Katar ve Körfez Ülkeleri arasındaki krizin müzakere yoluyla çözülmesini istediklerine dair bir açıklama yapmışlardır.

İran ve Suudi Arabistan krizinde Çin’in tarafgir olmama yönünde niyetinin olduğu bilinmektedir. Çin, İran ve Suudi Arabistan arasında olası bir çatışma durumunun ortaya çıkmasını önümüzde hazır duran projeleri açısından istememektedir.  Her iki ülke de Bir Kuşak Bir Yol girişiminde üstlendiği rol bağlamında istikrarın sağlanması adına önem kazanmaktadır. Çin, bu krize dahil olmamış gibi görünse de, bu krizde başka açıdan bakılması konu ABD’nin Çin’e gizli olarak mesaj vermeye çalışmasıdır.

Çin’i sıkıştırma politikası Filipinler’ den sonra Katar ile denemektedir. Trump yönetiminin Hindistan ile görüşmesi, Hindistan Çin arasında uzun yıllar sonra yaşanan sınır çatışmalarının yaşanması daha farklı krizler ile birlikte Çin’in Bir Kuşak Bir Yol girişiminin riske girmesi hedeflemiştir. ABD aynı anda Ortadoğu’da ve de Asya’da etkinliğini arttırmaya devam etmekte, Çin’in ekonomik politikalarına destek verir gibi gözükerek  Çin’i hem Katar hem de İran üzerinden bölgesine hapsetmeye çalışmaktadır.

Asya’da Kazan Kaynar Mı? Çin Ve Rusya’nın Tutumu Ne Olmalı?

Afganistan ve Irak harekatlarından sonra Ortadoğu da farklı stratejilerle yoluna devam eden ABD kurmuş olduğu vekalet sistemi ile hakimiyetini kaptırmama mücadelesi verirken bölgeye sonradan dahil olmaya çalışan Rusya ve Çin için başka hesaplar içerisine girmiş durumda.

Rusya- Ukrayna- Kırım için Avrupa ülkeleri devreye girmiş gözükmekte, şöyle ki; İtalya Dış işleri Bakanı, ülkesinin,  Ukrayna toprağı olan  Kırım’ın Rusya tarafından ilhakının hiçbir şekilde tanımayacağını söylemişti. Ülke içerisinde zaman zaman meydana gelen terör eylemleri ve sürekli ortaya çıkan Kırım meselesi Rusya’nın gündeminde geniş yer bulurken Ortadoğu’da sürekli değişen strateji ve planlar hakimiyetin kime ait olduğunu unutturmamak için verilen çabalar içerisinde gösterilebilir.

Bir başka hakimiyet çabası Asya tarafında verilmektedir. Çin ile Hindistan’da Tibet sınırı üzerinden çatışmaların körüklendiği bir düzen içerisinde Ortadoğu da zaman kaybettirilen Çin, özellikle Bir Kuşak Bir Yol projesi kapsamında önemli bir atağa kalkmış durumda. Bu projenin Avrupa ayağı olan İngiltere de zaman zaman patlamaların yaşanması projenin gelecek dönemde sekteye uğramasına neden olabilecek nitelikte görülmektedir.

Ortadoğu’da yaşanan krizler giderek karışık hal alır gibi görünse de geniş bir perspektiften bakıldığında her şey daha net anlaşılmaktadır. Artık olaylar bölgesel hal olmaktan çıkarak Ortadoğu ile ilgilenen her ülkenin içişlerini etkileyen ve buna göre savunma alınması gereken hem iç hem dış politik bir durum haline gelmiştir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here