19.yüzyıla gelindiğinde Avrupa diplomasisine yön veren beş ülke bulunuyordu. Bunlar İngiltere, Fransa, Prusya, Avusturya-Macaristan ve Rusya’dır. Almanya ve İtalya henüz siyasi birliklerini sağlamamışlardı. 1861 yılında İtalya’nın, 1871 yılında ise Almanya’nın siyasi birliklerini sağlaması ile Avrupa güç dengeleri tamamen değişti. Konumuz olan 1871 ile 1890 yılları arası Otto Von Bismarck’ın uygulamış olduğu dış politikayı ve bu politika neticesinde Avrupa’da oluşan Alman üstünlüğünü incelemeden önce İtalya ve Almanya’nın siyasi birliklerini sağlayıp tarih sahnesine çıkarak Avrupa güç dengesini nasıl değiştirdiklerine göz atacağız.

İtalya’nın Siyasi Birliğini Sağlaması

İtalya ve Almanya’nın siyasi birliklerini sağlamalarındaki en büyük engel Avusturya idi. Çünkü bu iki ulusun kendi siyasi birliklerini sağlamaları Avusturya-Macaristan İmparatorluğu sınırları içinde yaşayan çeşitli milletleri de ayrılıkçı hareket için cesaretlendirecekti. Ayrıca Avusturya’nın batısında ve güneyinde iki güçlü devletin olması Avusturya’yı Avrupa diplomasisinde zor duruma sokacaktı. Avusturya, bunu önlemek amacıyla Almanya ve İtalya’da bulunan devletler ile mücadeleye girdi. İtalya’da bağımsız devletler arasında sivrilen Piyemonte (Sardinya Krallığı) siyasi birliği sağlama teşebbüsünde bulundu ancak karşısına Avusturya çıktı. Biri 1848’de, diğeri ise 1849’da olmak üzere Avusturya ile iki kez savaştı fakat başarısız oldu. Piyemonte, siyasi birlik için Avusturya’yı yenmesi gerektiğini ve bunu ancak başka bir büyük devletin yardımı ile başarabileceğini anlamıştı. Bu şekilde Avusturya’ya karşı kendisine destek olacak bir müttefik arayan Piyemonte, aradığını 1854-1856 Kırım Savaşı’nda buldu. Kırım Savaşı’nda İngiltere ve Fransa, Osmanlı ile birlikte Rusya’ya karşı mücadele ediyordu. Piyemonte, bu savaşta İngiltere ve Fransa’ya destek verdi ve bu ülkelerin sempatisini kazandı. Piyemonte, oluşan bu atmosferden faydalanarak Fransa ile ittifak antlaşması yapmayı başardı. Bu ittifak sonucunda Fransa’nın desteğini alan Piyemonte, 1859 yılında Avusturya’ya savaş ilan etti ve bu savaşı kazandı. Piyemonte’nin kazanmış olduğu bu zafer ile diğer İtalyan devletleri de Piyemonte’ye katıldı ve 1861 yılında Torino’da parlamento kurularak İtalya Krallığı ilan edildi.

Almanya’nın Siyasi Birliğini Sağlaması

1815 Viyana Kongresi ile Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nun 360 olan devlet sayısı 36’ya indirilmişti. Bu 36 devlet ile Germen Konfederasyonu oluşturuldu. Bu konfederasyon içerisinde Prusya ve Avusturya arasında liderlik mücadelesi vardı. 1864 yılında Danimarka’daki halkı Alman olan Schleswig ve Holstein bölgeleri savaş yoluyla Germen Konfederasyonu’na katıldı. 1866 yılında meydana gelen Avusturya-Prusya Savaşı’nda Prusya’nın galip gelmesi ile Avusturya, Germen Konfederasyonu’ndaki kontrolünü kaybetti. Şimdi Alman birliğinin önünde sadece Fransa engeli kalmıştı. 1870-1871 yılları arasında yapılan Prusya-Fransa Savaşı’nda Fransa yenilmiş, Alsace-Lorraine bölgesini Prusya’ya bırakmak zorunda kalmıştı. Fransa’nın savaş yolu ile saf dışı bırakılmasından sonra Alman birliğinin önünde bir engel kalmadı. 1871 yılında Almanlar Prusya önderliğinde birleşti ve Prusya Kralı, aynı zamanda Almanya Kralı oldu.

Bismarck’ın Dış Politikası (1871-1890)

1871-1890 yıllarına damgasını vuran şahsiyet hiç şüphesiz Bismarck’tır. Söz konusu dönemde Avrupa’daki diplomatik faaliyetlere Almanya’nın çıkarları doğrultusunda Bismarck yön vermiştir. Bismarck’ın adı aynı zamanda belirli ilkeleri olmayan ve mevcut gerçeklere göre karar alınan bir diplomasi tarzıyla özdeşleşmişti: Realpolitik. Bismarck, uygulamış olduğu politikalar ile başbakanlıkta kaldığı 1871-1890 yılları arasında Avrupa’da kesin bir Alman üstünlüğü oluşturmuştur. Şimdi bu dönemde mimarının Bismarck olduğu gelişmeleri ele alacağız.

Almanya’da siyasi birlik kurulduktan sonra Bismarck’ın ilk işi iç politik meseleler ile uğraşmak olmuştur. Henüz yeni kurulmuş olan Alman birliğinin sağlam temellere oturtulması gerekliydi. Birliğin temelini sağlamlaştırmak üzere iç meseleler ile meşgul olmak için dış politikada barış ve güven ortamı gerekiyordu.

1870 yılında Fransa ile Prusya arasında bir savaş yaşandığını ve Fransa’nın yenilerek ekonomik bir bölge olan Alsace-Lorraine bölgesini Prusya’ya bıraktığını daha önce söylemiştik. Bismarck, Fransa’nın bu yenilgi yüzünden intikam hareketine kalkışacağından endişeliydi. Çünkü eğer bu mümkün olursa diğer Avrupa devletlerinin 1870 yılında olduğu gibi olaya seyirci kalmayıp müdahil olacaklarını düşünüyordu. Böyle bir senaryo, siyasi birliğini henüz yeni kurmuş Almanya için felaket olabilirdi. Bismarck, bu endişeleri sebebiyle Fransa’nın Almanya’ya karşı ittifak yapabileceği ülkeleri kendi safına çekerek Fransa’yı yalnız bırakmak gerektiğini düşünüyordu. Yani 1871’den sonra Bismarck’ın dış politikası bu şekilde olmuştur.

Fransa’nın Almanya’ya karşı ittifak yapabileceği ülkelerden biri Avusturya idi. Avusturya 1866 yılında Prusya’dan ağır bir darbe yemişti. Bu sebeple zaten 1866 yılından itibaren Avusturya ile ilişkileri olumlu seviyede tutmaya özen gösteren Bismarck, 1871’den sonra bu ilişkileri daha da geliştirmeye uğraştı.

Başlangıçta Almanya ve İtalya’nın siyasi birliklerini sağlamalarını istemeyen ve bunun için mücadele eden Avusturya, bu iki ulusun kendi birliklerini sağlamasından sonra Avrupa’da yapabileceği bir şeyin kalmadığını düşündü ve politikasını Balkanlar’da genişleme üzerine kurdu. Fakat Avusturya bu kez Balkanlar’da Panslavizm politikası uygulayan Rusya ile karşı karşıya gelmiş oluyordu.

Bismarck, Fransa’nın Almanya’ya karşı İtalya ile de bir ittifak kurma ihtimalini düşünmüşse de, 1860 yılında İtalya’nın Nice bölgesini alması yüzünden Fransa ile İtalya’nın aralarının bozuk olduğunu bildiği için bu ihtimal üzerinde pek durmamıştır. Aynı şekilde İngiltere’nin Mısır’da Fransa ile çatışma durumunda olması nedeniyle Bismarck, İngiltere-Fransa birleşmesinin de üzerine çizik atmıştır.

Geriye bu süreçte Almanya açısından en kritik ülke olan Rusya kalıyordu. Bismarck, Fransa ve Rusya’nın Almanya’ya karşı ittifak kurmalarından korkuyordu. Çünkü böyle bir ittifak Almanya’yı batıda Fransa ile doğuda Rusya arasında sıkıştıracak ve Almanya’yı iki cepheli bir savaşa zorlayacaktı.

Bismarck, yukarıda bahsettiğimiz tüm bu sebepler nedeniyle Avusturya ve Rusya’nın Almanya’nın yanında yer almaları gerektiğini düşünmüştür. Şimdi, Bismarck’ın bu düşüncesini eyleme dökmek için yaptığı hamleleri inceleyeceğiz.

Birinci Üç İmparatorlar Ligi (1872)

Birinci Üç İmparatorlar Ligi 1872 yılında Almanya, Avusturya-Macaristan ve Rusya arasında kurulmuştur.

Bu oluşumun kurulma sebeplerinden birisi Avusturya’nın Almanya’nın yürütmüş olduğu Pancermenizm ve Rusya’nın yürütmüş olduğu Panslavizm politikaları karşısında hem Almanya ve hem de Rusya ile ilişkilerini iyi tutmak istemesidir.

Bir diğer sebep Rusya’nın diplomatik yalnızlık içinde bulunmasıdır. Almanya ve Avusturya-Macaristan arasındaki ilişkilerin gelişmesini Rusya endişe ile takip etmiştir. Çünkü Rusya, Balkanlar’da uyguladığı Panslavizm politikası sebebiyle Avusturya ile çatışıyordu. Avusturya ile Almanya’nın sıkı ilişki kurması ise Rusya’nın karşısına Pancermen bloğu çıkarıyordu. Rusya’nın bu Pancermen bloğuna karşı denge unsuru olarak kullanabileceği hiçbir devlet yoktu. Orta Asya’da İngiltere ile çıkar çatışması yaşayan Rusya, 1871’de yaşanan savaştan yenik ve zayıflamış olarak çıkan Fransa’yı denge unsuru olarak değerlendirmek istemedi. İçerisinde bulunduğu bu yalnızlıktan kurtulmanın yolunu Pancermen bloğu ile yakın ilişkiler kurmakta buldu. Bu ise Bismarck’a adeta altın tepside sunulan bir fırsattı ve Bismarck bu fırsatı değerlendirmekte gecikmedi. Anlattığımız tüm bu sebeplerin birleşmesi Birinci Üç İmparatorlar Ligi’ne giden yolu açtı ve üç devlet 7 Eylül 1872’de Berlin’de bir araya gelerek söz konusu oluşumu kurmuş oldu. Ancak Birinci Üç İmparatorlar Ligi uzun ömürlü olmadı. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sebebiyle Avusturya ile Rusya arasında Osmanlı’nın Balkan topraklarının paylaşımı konusunda çıkan anlaşmazlık sonucu lig dağılmış oldu.

Almanya-Avusturya İttifakı (1879)

Birinci Üç İmparatorlar Ligi, yukarıda belirttiğimiz gibi Avusturya ve Rusya’nın Balkanlar’da anlaşmazlığa düşmesi sonucu dağılmıştı. İki ülkeyi bir arada tutmanın zor olacağını anlayan Bismarck’ın, iki ülke arasında seçim yapması gerekiyordu. Pancermen bloğunun korunmasının ve varlığının devam ettirilmesinin çok daha önemli olduğuna kanaat getiren Bismarck, Avusturya’yı tercih etti ve bu ülke ile 1879 yılında bir ittifak antlaşması yaptı.

İkinci Üç İmparatorlar Ligi (1881)

Bismarck, 1879 yılında Avusturya ile yaptığı ittifakın Rusya tarafından tehdit olarak algılanıp söz konusu ülkenin bu ittifak içinde yer almasını istedi. Rusya’nın İngiltere ve Fransa ile olan yukarıda belirttiğimiz ilişkilerindeki durum halen mevcudiyetini koruduğu için olaylar Bismarck’ın istediği şekilde gelişti ve 1881’de İkinci Üç İmparatorlar Ligi kuruldu. İkinci Üç İmparatorlar Ligi, tıpkı birincisinde olduğu gibi uzun süre dayanamadı ve Rusya ile Avusturya arasında yaşanan 1885 Bulgaristan Krizi ile dağıldı.

Üçlü İttifak (1882)

Almanya, Avusturya ve İtalya arasında kurulan bu ittifak İtalya’nın teşebbüsü ile kuruldu. İtalya, 1861 yılında siyasi birliğini sağladıktan sonra sanayileşmeye başlamış ve bunun sonucu olarak hammadde arayışına girmiştir. İtalya, hammadde tedarik edebileceği sömürge olarak ilk başta Tunus’u seçti. Ancak daha önce Cezayir’i ele geçirmiş olan Fransa’nın da Tunus’a göz dikmesi iki devletin arasını bozmuş ve İtalya’yı Almanya’ya yaklaştırmıştır. Ancak Üçlü İttifak’ın önünde bir engel vardı. İtalya, Avusturya sınırları içerisinde bulunan bazı topraklarda hak iddia ediyordu. Bu durum iki ülkenin arasını açıyordu. Pürüzün ortadan kalkması için Bismarck İtalya’dan hak iddia ettiği topraklardan vazgeçmesini istedi. İtalya’nın bu isteği kabul etmesi ile pürüz ortadan kalktı ve 1882’de Üçlü İttifak kuruldu.

Alman-Rus Antlaşması (1887)

1885 Bulgaristan Krizi ile İkinci Üç İmparatorlar Ligi’nin dağılmasıyla Avusturya ve Rusya’yı aynı çatı altında tutamayacağını anlayan Bismarck, 1879’da Avusturya ile yaptığı gibi 1887’de Rusya ile de ikili anlaşma yaptı. Bu anlaşma Avrupa diplomasisinde Almanya’nın üstünlüğünü koruduğu son anlaşma olmuştur. Çünkü 1888 yılında tahta geçen II.Wilhelm ile Başbakan Bismarck arasında ciddi görüş ayrılıkları olmuştur. Yeni imparator ile anlaşamayan Bismarck 1890 yılında görevden ayrılmak zorunda kalmıştır.

Bismarck’ın tarih sahnesinden çekildiği 1890 yılından Birinci Dünya Savaşı’na varan süreçte ipleri eline alan II.Wilhelm’in Pancermen bloğuna ve kara ordusuna güvenmesi ve Rusya’ya önem vermemesi sonucunda Bismarck’ın bütün endişeleri gerçek olmuş ve Fransa-Rusya ikilisinin arasında sıkışan Almanya, 1918’de büyük bir hezimete uğramıştır.

Arda Öztürk

Dokuz Eylül Üniversitesi/ Uluslararası İlişkiler Bölümü

 

KAYNAKÇA

Akşin S. (2017). Berktay A.(ed.). Kısa 20.Yüzyıl tarihi. s.15. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Armaoğlu F. (2020). 20.Yüzyıl siyasi tarihi. ss.20-22,27-34. İstanbul:Kronik Yayınları.

Joll J. (2016). Birinci Dünya Savaşı neden çıktı? ( O.D.Tayanç Çev.). (Gözden Geçirilmiş Baskı). s.55. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

https://www.tarihbilimi.gen.tr/birinci-uc-imparatorlar-ligi/#:~:text=1872%20y%C4%B1l%C4%B1nda%20Almanya%2C%20Avusturya%2DMacaristan,ya%20kar%C5%9F%C4%B1%20ger%C3%A7ekle%C5%9Ftirdi%C4%9Fi%20ilk%20olu%C5%9Fumdur.&text=Ayr%C4%B1ca%20Rusya%2C%20Almanya’ya%20kar%C5%9F%C4%B1,bu%20%C3%BClkeye%20fazla%20g%C3%BCvenmemekte%20idi.

https://www.tarihbilimi.gen.tr/ikinci-uc-imparatorlar-ligi/

 

 

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here