Napolyon Savaşları sonrasında 1815 yılında yapılan Viyana Kongresi ile Kutsal Roma İmparatorluğu yani Almanya bölgesi 36 devletçikten meydana gelen bir konfederasyon haline getirilmişti. Konfederasyona Avusturya liderlik edecek başkent ise Frankfurt olacaktı. Günümüz Almanya’nın kuruluşu ve yükselişi bu konfedere devletlerin için Prusya önderliği ve bilhassa Bismarck’ın oluşturduğu bir strateji ve politikalar zinciri sonucunda ortaya çıkmıştır.

Prusya 1740-1786 yıllarında hükümdarlık yapan 2.Frederick’in çabaları sonucu büyük bir devlet haline gelmişti. Ancak bu devlet çağının diğer devletleriyle kıyaslandığında oldukça güçsüz bir konumdaydı. Prusya’nın merkezi Avrupa’da Avusturya, Batı Avrupa’da ise Fransa ile eşdeğer konuma yükselebilmesi için Alman Milli Birliği’nin tamamlanması gerekiyordu. Bu birliğin tamamlanması ise Bismarck’ın Prusya’nın dümenini ele aldığı devirde gerçekleşmiştir.

BİSMARCK KİMDİR?

Gerçek adı Otto Eduard Leopold olan Bismarck 1 Nisan 1815’te Prusya’da doğmuştur.  1815 yılı aynı zamanda Avrupa’nın Viyana Kongresi ile yeniden şekillendirildiği ve liberal akımların bastırılmak isteneceği bir devrin başlangıcını teşkil eder. Bismarck ise lise eğitimini tamamladıktan sonra Göttingen Üniversitesi’nde Hukuk fakültesine başladı. Bu dönemde Avrupa toplumu 1830 liberal ihtilal fikirlerinden 1848 Milliyetçi fikirlerine doğru yönelmekteydi. Bismarck 1847 yılında Prusya parlamentosuna aday oldu ve seçilerek siyasi arenaya adım attı. Bismarck hem vekilliği hem de başbakanlığı döneminde liberalizm karşıtı bir düşünceye sahipti.

Alman Milli Birliği’nin liberal fikirlerle kurulamayacağını göz önüne alırsak Bismarck’ın bu düşüncelerinde haklı olduğunu pek tabii bir şekilde anlayabiliriz. Vekilliğinin ardından Fransa ve Rusya’da büyükelçilik görevlerine atandı. Buralarda hem Çarlık Rusya’sını yakından tanıma fırsatı elde etmiş hem de Liberalizmin anavatanı Fransa’yı gözlemleyebilmişti.1862 yılına gelindiğinde ise Prusya ordusunda reform yapılma fikri ön plana çıkmıştı. Generallerle arası oldukça iyi olan Bismarck bu görevi idari ve siyasi olarak yürütebilecek en uygun kişi olarak görüldü. Bunun üzerine 30 Eylül 1862 yılında Başbakan olarak atandı.

BİSMARCK
BİSMARCK KİMDİR?

Bismarck Başbakanlığında Almanya

Bismarck 1862’de başbakanlığı üzerine aldığında 1834 yılında Alman Gümrük Birliği (Zollverein) çoktan kurulmuş; 1836’da Güney, 1853’de ise Kuzey Alman devletlerinin katılmasıyla bu birlik genişlemişti. Günümüz Almanya’nın temelleri bilhassa ticari alanda bu birliğin kurulmasıyla atılmıştır.

Bismarck çalışmalara orduda reform yapma üzerine yoğunlaşarak başladı ancak ordunun ıslah edilmesi fikrine liberal vekiller engel oluşturuyordu. Bunun üzerine Bismarck genel oy ilkesini yürürlüğe koyarak ülkedeki bütün erkeklerin oy kullanabilmesini sağladı. Bismarck bu şekilde parlamentoda liberal vekillerin etkisini azaltmayı amaçlıyordu. Bismarck bu politikasında başarılı olabilmişti ancak mecliste hem liberallerin hem de sosyalistlerin tepkisini çekmekteydi.

Ordunun ıslah edilmesinin ardından Bismarck ana hedefine yöneldi. O da Alman Milli Birliği’nin kurulmasıydı. Bismarck bu birliğin ‘Kan ve Demir’ ile kurulacağını her defasında tekrarlamaktaydı. Tarihsel süreç Bismarck’ı haklı çıkarmıştır.

Danimarka Savaşı

Bismarck’ın Prusya’sı  Milli Birliği kurabilmek için sırasıyla Danimarka, Avusturya ve Fransa ile savaşmak zorunda kalmıştır. Bu savaşlar hem Bismarck’ın stratejisini anlamak hem de Avrupa’da Alman üstünlüğünün nasıl ortaya çıktığını görebilmek açısından önemlidir.

Danimarka ile Prusya arasında  Schleswig ve  Holstein bölgelerinde geçmişten beri toprak anlaşmazlıkları vardı. 1863 yılına gelindiğinde bu sorun yeniden gündeme geldi. Bismarck bu durumu Prusya (Almanya) lehine çevirmesini bilmiştir. İngiltere bu bölgenin Prusya eline geçmesine karşıydı. Bismarck ise buraları almak için kendisine bir müttefik yaratmalıydı. Tarihsel süreç bu sırada Bismarck’a yardım etmiş ve 1863’te Polonya’da ayaklanma çıkmıştır. Bismarck bu ayaklanma konusunda Rusya’ya yardım etme vaadinde bulundu ve karşılığında Danimarka ile gireceği savaşta müttefiklik istedi. Sonunda Bismarck isteklerini Rus Çarı 2. Aleksandr’a  kabul ettirmiştir.

Schleswig ve  Holstein’a gelince bu topraklarda Avusturya’nın da gözü vardı ve Avusturya Prusya ile birlikte 19 Şubat 1864 da Danimarka’ya savaş ilân etti. Savaşın seyri elbette ki bu çalışmanın kapsamını aşmaktadır ancak şunu söylemekte fayda var. Savaş sırasında İngiltere Danimarka’ya yardım etmek istedi lakin Fransa ve Rusya’dan beklediği desteği göremeyince yalnız kaldı. Bu durum aslında Bismarck’ın oluşturduğu politikanın sonucudur. 20 Temmuz 1864’de Danimarka savaşı kaybetti ve mütarekeyi imzalamak zorunda kaldı. 30 Ekim 1864 de imzalanan Viyana Barışı yapıldı. Bu barış antlaşması sonucunda Avusturya ve Prusya Şlezvig, Holştayn ve Lavenburg’u Danimarka’dan aldı.

Danimarka savaşı Bismarck’ın stratejisinin ilk ayağını oluşturmakla beraber Bismarck’ın kendini ispatlaması için oldukça önemliydi. Şimdi ise sırada Avusturya ile savaş vardı.

Avusturya Savaşı

Bismarck, Avusturya’yı Germen Konfederasyonu’ndan çıkarmadan Alman Milli Birliği’nin kurulamayacağının farkındaydı. 14 Ağustos 1865’te Prusya ve Avusturya arasında imzalanan Gastein Antlaşması’na göre Prusya Schleswig, Avusturya ise Holstein dukalıklarını yönetecekti. Ancak bu antlaşmanın uygulanmasında iki devlet arasında görüş ayrılığı çıktı.

Avusturya ile yapılacak bir savaşta ise Prusya’nın Avrupa’da diplomatik olarak çevresini Fransa’yı bu savaşta tarafsız olmaya ikna edebilirse Avusturya’yı yalnız bırakabileceğini görmüştü. İşte bu amaçla Bismarck, 1865 Ekim ayında Fransa imparatoru 3. Napolyon ile İspanya’ya yakın Biarritz’de görüştü. Bu görüşmelerin içeriği tam olarak bilinmemekle beraber görüşmeler sonunda Bismarck 3.Napolyon’u ikna edebilmeyi başarmıştı. Fransa Prusya ve Avusturya arasında çıkabilecek bir savaşta tarafsızlığını koruyacaktı.

Bismarck Fransa’yı ikna ettikten sonra Avrupa’daki bir diğer güç unsuru olan İtalya’ya yöneldi. İtalya ve Prusya arasında 8 Nisan 1866’da Berlin’de  bir ittifak antlaşması imzalandı. Buna göre Prusya ve İtalya Avusturya’ya karşı birlikte savaşacak, savaş sonunda ise Venedik Avusturya’dan İtalya’ya verilecekti. Bunun üzerine Prusya Avusturya’ya karşı savaş ilan etti. Savaş 23 Ağustos 1866’da son buldu. Siyasi literatüre Sadowa Savaşı olarak geçen bu muharebe Prusya ve İtalya’nın galibiyetiyle sonuçlanmıştı. Savaşın ardından 23 Ağustos 1866’ da Prusya ve Avusturya arasında Prag Barışı imzalandı. Bu antlaşmaya göre;

  • Avusturya Germen Konfederasyonundan çekilecekti.
  • Venedik önce Fransa’ya Fransa’dan ise İtalya’ya geçecekti.
  • Kuzey Alman Devletleri Prusya altında birleşecekti.
  • Şlezvig ve Holştayn toprakları tamamen Prusya’ya ait olacaktı.

Şimdi sırada Güney Alman Devletleri vardı. Bunun için de kuruluş döneminin son aşamasına yani Fransa ile yapılacak olan savaşa sıra gelmişti.

Fransa  Savaşı

FRANSA SAVAŞI

Prusya ordusunun Sadowa savaşı sonrasında Avusturya’nın merkezi Viyana’ya kadar girebilecek bir durum ortaya çıkmıştı. Ancak Bismarck siyasi zekasını tam da bu noktada kullandı. Çünkü eğer Viyana’ya girilseydi Avusturya’nın Prusya’ya karşı uzun yıllar sürecek olan tepkisini doğuracaktı. Bismarck ise Fransa ile yapılacak savaşta Avusturya’nın yardımına ihtiyacı olduğunun bilincindeydi. Fransa klise üzerinden dolaylı olarak Katolik Güney Alman Devletleri ile bağlantılıydı. Fransa ile olan savaş ise Bismarck için en zoruydu. Bunun için ilk olarak zaman kazanılmaya başlandı ve 1866’dan savaşın çıkacağı 1870’e kadar Prusya ordusu hızla güçlendirildi.

Fransa Prusya savaşı ise İspanya tahtı yüzünden çıktı. 1870 yılında Bismarck’ın baskısıyla İspanya tahtına Prens Leopald geçmişti. Fransa buna tepki gösterince Leopald tahttan indi. Fransız elçisi Beneddi 13 Temmuz’da Ems kaplıcalarında Prusya kralı 1. Wilhelm  ile görüştü. Bu görüşmede Prusya’nın bir daha İspanya tahtı üzerinde baskı kurmaması geektiğini net bir dille ifade etti. Wilhelm ise bu durumu anında telgrafla Berlin’e Bismarck’a iletti. Prusya Fransa arasındaki Sedan savaşı  bunun üzerine başladı. 1870-71 yılları arasında gerçekleşen muhabere sonucunda hem Prusya net bir şekilde kazandı hem de Fransa’da monarşiye yeniden son verilerek cumhuriyet ilan edildi. Savaş sonunda Prusya ve Fransa arasında 1 Mayıs 1871 tarihinde Frankfurt Antlaşması imzalandı. Buna göre;

  • Fransa, meşhur Alsas Loren bölgesini Prusya’ya bırakıyordu.
  • Ayrıca Fransa Prusya’ya 5 milyar frank savaş tazminatı vermekle yükümlendirilmişti.
  • Tazminat ödenene kadar Prusya ordusu Fransa’nın kuzeyinde işgal halinde kalacaktı.

Sırasıyla Danimarka, Avusturya ve Fransa’nın yenilmesiyle Alman Milli Birliği tamamlanmıştı. Alman İmparatorluğu 18 Ocak 1871 yılında resmen kuruldu.  1. Wilhelm imparator, diplomasi dehası Bismarck ise Şansölye (Başbakan) oldu.

Bismarck’ın  Almanya’sı

BİSMARCK'IN ALMANYA'SI
BİSMARCK’IN ALMANYA’SI

Bismarck Alman Milli Birliğini kurarken rakiplerini Avrupa’da ittifaksız bırakma ve kendi yanına da bir devlet alma politikası gütmüştü. Danimarka ile yapılan savaşta Avusturya, Avusturya ile yapılan savaşta İtalya ve Fransa ile yapılan savaşta Avusturya’yı yanına çekebilmişti. Şimdi ise savaşlar zinciri son bulmuş Bismarck hedefine ulaşmıştı ancak şimdi bu dengenin ve statükonun korunması lazımdı. Bismarck Danimarka veya Avusturya’dan herhangi bir saldırı gelemeyeceğinin bilincindeydi. Asıl tehlike ise Batı’dan yani Fransa’dan ortaya çıkabilirdi. Bismarck bu duruma karşı oldukça rasyonel ve realist refleksler geliştirdi.

Almanya’nın kuzeyi Protestan güneyi ise Katolik’ti. Güney bölgesi Bismarck’a karşı Papa’ya sığınmak ve içeride karışıklık çıkarmak tehlikesini barındırıyordu. Bismarck buna karşı kilisenin haklarını kısıtladı ve eğitim öğretim alanında kilisenin elindeki bazı yetkileri aldı. Bismarck’ın kiliseye karşı verdiği bu mücadele Kulturkampf Politikası olarak bilinir.

Bismarck’ın  diplomatik çabalarıyla temelde 2 amacı gerçekleştirmek istiyordu:

  • Fransa’yı merkezi Avrupa’da tecrit etmek ve müttefiksiz bırakmak.
  • Avrupa’da yeni bir savaşın çıkmasını engelleyerek statükoyu korumak.

BİSMARCK DİPLOMASİSİ

BİSMARCK
BİSMARCK DİPLOMASİSİ

Bismarck’ın diplomasisi sayesinde  1872 yılında Almanya, Avusturya ve Çarlık Rusya arasında Berlin’de gerçekleştirilen buluşma ile 3 İmparatorlar Ligi kuruldu. Bu lig Avrupa’da statükonun ve barışın korunması amacını taşıyor herhangi bir savaşta Almanya’ya karşı destek olunacağı taahhüdünü veriyordu. Bu lig  aynı zamanda ihtilalci hareketlere karşı ortak tavır alınacağının da sözünü vermekteydi. O dönemde Avrupa’da bilhassa 1848’de sosyalist ve milliyetçi ayaklanmalar çıkmıştı. Bismarck ise ne olursa olsun statükonun korunması ve Fransa’nın mutlak bir şekilde tecrit edilmesi gerektiği düşüncesiydi.

3 İmparatorlar ligi uzun süre yaşamadı. 1878 Berlin Kongresi’nde Avusturya ve Çarlık Rusya arasında Balkanlar üzerinde çıkar çatışması yaşanınca Lig de fiilen hükümsüz hale geldi. Bunun üzerinde Bismarck devletlerle ayrı ayrı ittifak kurma yoluna başvurdu. 7 Ekim 1879’da  Almanya ve Avusturya arasında bir ittifak antlaşması imzalandı. Bu ittifak 1. Dünya Savaşı bitene kadar sürecek ve Avusturya ile Almanya arasında birçok konunun uzlaşı yöntemiyle halledilmesini sağlayacaktı. Ayrıca taraflardan birisi herhangi bir devlete karşı savaşa girerse diğer taraf tarafsızlığını bildirecekti.

1881’de ise yine Almanya, Avusturya ve Çarlık Rusya arasında 2. Kez 3 İmparatorlar Ligi kuruldu. Buna göre Almanya ve Fransa arsında yapılacak bir savaşta Çarlık Rusya tarafsız olacak, Balkanlar bölgesi ise Avusturya ve Çarlık Rusya arasında paylaşılacaktı.

Hemen ardından 1882’de İtalya, Almanya ve Avusturya arasında Üçlü İttifak kuruldu. Bu ittifak da İtalya üzerinden Fransa’ya baskı kurma amacını taşıyordu. İtalya ise karşılığında Avrupa’nın büyük devletlerine emperyalist hedeflerini kabul ettiriyordu.

Teminat Antlaşması

Balkanlardaki çıkar çatışması Üç İmparatorlar Ligi’ni yeniden işlemez hale getirmişti. Avusturya ve Çarlık Rusya arasındaki rekabet bunun temel sebebiydi. Bunun üzerine Almanya 1879’da Avusturya ile yaptığı gibi Çarlık Rusya ile de ikili bir antlaşma imzalamak istedi. 18 Haziran 1887 tarihinde Çarlık Rusya ve Almanya arasında Teminat Antlaşması imzalandı. 6 maddelik bu antlaşma temelde taraflardan birinin saldırıya uğraması halinde diğer tarafın kesin bir şekilde tarafsız kalması amacını güdüyordu. Bu antlaşma ile Bismarck Fransa Çarlık Rusya arasında gerçekleşebilecek bir ittifakı resmen imkânsız hale getirmişti ancak bu durum fazla süremeyecekti.

Bismarck Dönemi’nin Sonu

Bismarck’ın şansölyeliği döneminde Almanya’nın yönetimi tamamen fiili olarak kendi ellerindeydi. Ancak 1888 yılında 1. Wilhelm ölünce yerinde 3. Frederick geçti o da kısa bir süre sonra öldü. Bunun üzerine 2. Wilhelm tahta çıktı. 2. Wilhelm ile Bismarck arasında büyük görüş ayrılıkları vardı.

İlk olarak Bismarck milliyetçi ve muhafazakâr bir insandı. 2. Wilhelm ise liberalizm yanlısıydı. Bismarck Almanya’yı mümkün olduğunca Avrupa’nın dışındaki herhangi bir mücadeleye sokmamaya çalışmıştı. 2. Wilhelm ise Westpolitik olarak  bilinen dünya politikasını savunuyor, Almanya’nın diğer devletler gibi bir sömürge imparatorluğu olması gerektiğini söylüyordu. Ayrıca 2. Wilhelm Çarlık Rusya ile olan ittifaktan rahatsızdı. Balkanlarda yalnızca Avusturya ile ortak hareket edilmesi gerektiğini ifade ediyordu.

Bütün bunlar Bismarck’ın şansölyeliğini artık devam ettiremeyeceğini anlamına geliyordu. Bismarck 1890 yılında istifa etti. 1862 yılında başlayan başbakanlık kariyeri artık resmen son bulmuştu. 28 yıllık bu sürede Bismarck üstün dehası, realist tutumu ve rasyonel refleksleri ile Alman İmparatorluğunu kurmuştu. Bu dönemde Almanya’da sanayi hızla büyümüş, Alman ekonomisi İngiltere ile rekabet eder hale gelmişti.

Bismarck’ın yerine ise Genaral Caprivi şansölye oldu. Bismarck’ın çekilmesinin ardından Avrupa’da Almanya’nın kurduğu ve şekillendirdiği denge sistemi de yavaş yavaş son buldu ve İngiltere- Çarlık Rusya- Fransa’nın kurduğu bir ittifak sistemi ortaya çıktı. Bismarck’ın politikası devam edebilseydi 1. Dünya Savaşı çok farklı bir bloklar halinde ortaya çıkabilirdi.

Politika tam olarak bir bilim olmasa da bir sanattır.

                                                                          OTTO VON BİSMARCK

KAYNAKÇA

Fahir ARMAOĞLU- 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi

Oral Sander- Siyasi Tarih, Cilt:1 ü

John Roberts- Avrupa Tarihi

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here