Ünlü imparator Napolyon’un Çin hakkında dediği gibi “Bırakın uyusun, uyandığında dünyayı sallayacaktır!”
Çin’in 1978 yılında başlayan ekonomik reformları, günümüzde satın alma paritesi açısından onu bugün dünyanın en büyük ekonomisi haline getirmiştir. 2030 yılında ise Çin’in  Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) geride bırakması öngörülmektedir..
Uyanmış olan Çin, uluslararası sistemin inkar edemeyeceği bir gerçeklik haline gelmiş olmakla kalmamıştır. Çin yeniden dirilme çabasını, yine kendine özgü “Çin karakteristiği” ile gözler önüne sermektedir.
Bir Kuşak Bir Yol Projesi Geçiş Güzergahı
Çin, Batılı realistlerin beklentisinin aksine Nazi Almanya’sı ya da Japon İmparatorluğu gibi saldırgan bir tutumla uluslararası sistemde yükselmeyi tercih etmemiştir. Aksine rakibin silahı olan küreselleşmenin araçlarını elinden alarak Çin karakteristiği ile meydan okumuştur.
Batı medeniyeti, küreselleşme ile ortaya çıkan sorunlarına çözüm üretemeyip derin bir kriz içine girmiş durumda. Konfüçyanist medeniyetin temsilcisi Çin, dünyanın neredeyse her yerinde devasa altyapı yatırımları ile sosyo-ekonomik gelişmesi ve küresel bağlantısını artırmayı öngörmüştür. “Bir Kuşak, Bir Yol” (BKBY) projesi ile Asya üzerinden karadan Avrupa’ya ulaşmayı hedefleyen bir hat ve ikinci olarak ise Çin’in doğusundan başlayıp Rotterdam ve sonrasında Batı Hemisphere’de sona eren yol olarak adlandırılan planlarından söz etmektedir.
İpek Yolu

Batı’nın ‘Proxy War’ Una Karşı Doğu’da Yeni Küresel Ekonomik Sistem

Bu projenin, 65 ülkede 4.5 milyar insana ve 21 trilyon dolarlık bir değere ulaşması beklenmekte.
Çin, Kuşak ve Yol içerisinde yer alan ülkeler ile ticaret hacmini artırmaktadır. Çin ayrıca, bölgelerle işbirliği kurarak ekonomik ve altyapı yatırımlarına ciddi miktarlarda bütçelerle yatırımlar yapmakta. 
Çin, ABD’nin egemen kurumlarına ve Batı ’nın yükselişine karşı gücünü ve özerkliğini artırmaktadır. Aynı zamanda uluslararası etki alanını genişletmek adına tasarladığı bu alternatif mekanizmanın finansmanında da önemli rol oynamaktadır.
Küresel ekonomik sistemin günümüz lideri ABD başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde korumacılığın yeniden canlanması, altyapı ve ekonomik yatırımlara ihtiyacı olan gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeleri Çin ile işbirliğine itmektedir.
Başka bir bakıma Batı ’nın bölgeler üzerinde oluşturmuş olduğu silahlı mücadeleler ve özellikle Orta Doğu’da sürdürülen Vekalet Savaşları ve Hibrid Savaş metodları Çin’in bu projesi ile baskı altındaki ülkelere adeta fırsat olmuştur. 
11 Eylül ile Avrasya Bölgesinin terörle mücadele kapsamında savaş alanına çevrilmesi, yıllar sonra Çin’in yükselişi ve ekonomik atılımı ile Batı ’nın sarsılmasına sebep olacak adeta bumerang etkisi yaratacaktır. 
Aslında bu tutumu ile Çin’in, başkaları tarafından kontrol edilen ekonomik sistem içerisinde var olmaya devam ederken aynı zamanda yumuşak bir geçişle alternatif bir sistemi de oluşturmanın çabası içerisinde olduğu söylenebilir.

Rekabet Ortamı Ve Kaleyi İçten Fethetmek

Küresel alanda çift kutuplu sistemin tarihe karışmaya başlaması ve çok boyutlu sistemin ortaya çıkması ile küresel ve bölgesel anlamda birbirine yakın ve benzer teknolojik donanım ve insan kaynağına sahip çok sayıda ülkenin aynı anda varlık göstermeye başlaması yeni bir dönemin kapılarını aralamıştır.
Özellikle Batı dünyası “borç-para-borç” kısır döngüsü içinde ciddi kaynak krizi yaşamaktadır. Ayrıca Batı, jeopolitik rekabet temeli de kaynak oluşturacak yeni alanlara doğru kaymaktadır.
Bu bağlamda uygulanacak olan bu proje jeo-strateji açıdan Batı Dünyasının Avrasya’ yı kuşatma politikası karşısında yapılan karşı atak olarak Batı’ nın kalbine döşenecek ve adeta onu içten fethedecek bir yol olacaktır.

Batı ve ABD Cephesi

Proje kapsamındaki kara ve deniz güzergahları Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarını geçmekte. Bu yol Çin ekonomisi ile gelişmiş Avrupa ekonomisinin birbirine bağlanmasına olanak sağlıyor. Öyle ki, lojistik hat ile artık Çin-Fransa arasında aktarmasız demiryolu taşımacılığı yapmak mümkün.
Fakat Batılı uzmanlarca ABD merkezli dünya ticaret düzenine ve ekonomik modeline tehdit olarak görülen proje, küreselleşmeden ekonomik olarak en çok faydalanan Çin’in, ABD Başkanı Trump’ın ekonomik milliyetçi, korumacı , küreselleşme karşıtı söylemlerinin yoğunlaştığı bir dönemde küreselleşmenin yeni lideri olmaya aday olduğunu ilan ediyor.
Çin Dış İşleri Bakanı Wang Yi ” forumun bir amacının da küreselleşme karşıtı politikalara bir cevap olduğunu” açıkça ifade etmiştir. Ayrıca Çin’in devasa yatırım sözlerinin, gelişmemiş ve ekonomik yatırımlara ihtiyacı olan ülkelerdeki etkisini artırma amacı da Batı tarafından eleştirilmektedir.
Trump’ın ekonomik milliyetçi söylemlerine karşı, büyük pazar payı ile birlikte yatırımcı olan Çin’in yatırımları ile gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelere girmesinin, bu ülkeler tarafından olumlu karşılanıyor olması projeye olan ilginin arttığını göstermekte. 
ABD önderliğinde 1945 sonrası kurulan küresel düzenden kendi iç politik nedenler ile çekilmesi ile oluşacak boşluğun da Çin tarafından doldurulması bir fırsat sunuyor. 
Bu durum Çin’in yumuşak gücünün yükselmesi ve uluslararası etkisinin artmasında bir dönüm noktasıdır. Çin’in bu süreçte ne kadar başarılı olacağını ise ilerleyen süreçte göreceğiz.

 

Türkiye ve Bir Kuşak Bir Yol Stratejisi

Çin’den başlayıp, Türkiye üzerinden Romanya’ya kadar uzanan proje ile güzergah üzerindeki devletlerin ekonomik hacimlerini yaklaşık 21 trilyon dolar artırmıştır. 
Üçü deniz , ikisi kara yolu olan toplam 5 rotanın da tarihsel gelişimine bakıldığında Türkiye üzerinden geçmesi, ticaret hacminin yeni bir boyuta geçeceğini göstermektedir.
Avrupa Birliği’nin içinde bulunduğu katı entegrasyon süreçleri ve ekonomik başarısızlıklarla birlikte değerlendirildiğinde, Afro-Avrasya bağlamında stratejik geçiş güzergahlarının tamamını kontrol eden Türkiye, İpek Yolunu temsil eden maddi manevi tüm değerleri taşımaktadır.
Yeni rekabet parametreleri ile şekillenen yeni uluslararası sistemin de, Yeni İpek Yolunun entegrasyonunun ne olacağı Türkiye ve Rusya’nın ne olacağına bağlıdır diyebiliriz.
Bu bağlamda Çin’in, bu iki ülke üzerindeki baskılar dahil gerekli çok boyutlu analizleri yaptığı düşünülmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here