Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), dünyanın petrol rezervi bakımından en zengin altıncı ülkesidir. Arap Yarımadası’nın batısındaki ülke doğuda Umman, güneyde Suudi Arabistan’la komşudur. Ülkenin batıda Katar’la kuzeyde ise İran’la deniz sınırı vardır.1971 yılında İngilizlerin Basra Körfezi’nden çekilmesiyle ‘Birleşik Arap Emirlikleri’ adı altında yedi emirlikten oluşan bir federasyon oluşturuldu.

BAE bölgedeki en büyük ikinci ekonomi ve de önemli bir lojistik ve taşımacılık merkezi olduğu için belli bir süredir bölgede önemli bir oyuncu konumundadır.Ülkenin başkenti ve en büyük ikinci emirliği olan Abu Dabi, aynı zamanda ülkenin siyasi, endüstriyel ve kültürel merkezi konumundadır. Körfez ülkeleri içerisinde en liberal dış ticaret rejimine sahiptir.

BAE ve Türkiye Rekabeti'nin Arka Planı 13

BAE hem Hürmüz Boğazı  hemde Kızıldeniz’de rol sahibi olup,  ne Türkiye’nin ne Suudi Arabistan’ın nede İran’ın bölgede istediğini yapmasını engellemek şeklinde özetleyebiliriz. BAE halen hem Yemen, hem Suriye, hemde Libya’daki savaşta bir şekilde masada olma çabasında olup bu cephelerdeki çeşitli taraflara askeri destek, lojistik, ve uzmanlar sağlayan ve bazen bizzat sahada savaşmaktadır.

BAE-Türkiye Rekabeti’nin  Nedeni Ne ?

BAE-Türkiye ilişkileri, 2011 yılında başlayan ve “Arap Baharı” şeklinde nitelendirilen kitlesel ayaklanmaların yaşandığı dönemde gerilmeye başlamıştı. Bunda İslam dünyasında en gelişmiş demokrasi ve ekonomiye sahip olan Türkiye’nin Arap halkları tarafından örnek ve ilham alınan bir ülke olmasının etkisi büyüktür. Bunların yanı sıra, Türkiye’nin Arap Baharı sürecindeki etkisi ve bu ülkelerin birçoğunun Osmanlı Devleti tarafından yönetilmesi gibi faktörlerin de etkili olduğu aşikârdır.

Türkiye Arap Baharı sürecinin başından beri özgürlükçü hareketleri destekledi. Türkiye ile BAE özellikle 2013’ten sonra, bölgedeki hemen her sorunda zıt pozisyon aldılar. Örneğin Türkiye Mısır’da seçimle iktidara gelen Müslüman Kardeşler’in adayı Mursi’yi desteklerken, BAE devrim karşıtı Abdulfettah es-Sisi’nin askeri darbesinin arkasında durdu. Türkiye Suriye’de Beşşar Esed zulmüne uğrayan muhalif halkın yanında yer alırken, BAE Esed rejiminin yanında yer aldı.

BAE ve Türkiye Rekabeti'nin Arka Planı 14

BAE, Türkiye’nin Suriye’de yaptığı meşru harekâtları kınamakla kalmadı, İdlib’de sağlanan ateşkesin bozulması için de elinden geleni yaptı. Libya’da Türkiye Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan meşru Libya hükümetiyle antlaşmalar yapıp onları desteklerken, BAE ülkedeki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter’in yanında saf tuttu. Yemen ve Filistin meselelerinde de Türkiye ve BAE’nin politikaları uyuşmadı.

Türkiye ile BAE arasındaki gerginliği artıran en önemli hususlardan biri de 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü oldu. BAE’nin Washington Büyükelçisi Yusuf el-Uteybe, basına sızan e-maillerinde bu teşebbüste yer almaktan dolayı memnuniyetini ifade ediyordu. Darbe teşebbüsüne finansal destek veren Filistinli Muhammed bin Dahlan BAE’nin adamıydı ve Türkiye’nin iade isteğine rağmen BAE buna yanaşmadı.

Bazı emirlerin de isteğinin aksine BAE’nin Türkiye ile her alanda ters düşen politikalarının mimarı olan Muhammed bin Zayid en-Nahyan, resmi devlet başkanı ağabeyi Halife bin Zayid en-Nahyan’ın sağlık durumu nedeniyle, BAE’nin savunma, eğitim, dışişleri, maliye ve kültür-sanat politikalarını kendisi belirliyor.

BAE ve Türkiye Rekabeti'nin Arka Planı 15

Diğer Emirlikler 2008 krizinde finansal olarak Abu Dabi’ye bağlandıklarından, yönetim tamamen Muhammed bin Zayid’in elinde oluyor.Veliaht prensin kişiliğinin ve koyduğu büyük hedeflerin Türkiye ile olan gerginlikte payı büyüktür.

BAE-Türkiye Arasındaki Gerilim

Türkiye’nin yumuşak ve sert gücüyle Ortadoğu’daki varlığı ve ağırlığı, BAE’nin bölgeyi darbe ya da iç savaş gibi operasyonlarla dizayn etme girişiminin en büyük engeli. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarında yakaladığı başarıyla Türkiye, Suriye’de en önemli aktör olduğunu kanıtladı. Türkiye’nin Irak’taki askeri varlığı, Katar ve Somali’deki denizaşırı üsleri de Ortadoğu’daki elini güçlendiriyor.

Ayrıca yumuşak güç hanesinde önemli bir yer teşkil eden insani yardım faaliyetlerinde Türkiye’nin dünya lideri olmasını da göz ardı etmemek gerekiyor.

Türkiye’nin akılcı, yapıcı ve karakterli hamleleri; finansal ve lobi gücünü kaos çıkarmak için harcamaktan geri durmayan BAE siyasetini reddediyor. Bu da Ortadoğu’da BAE’nin başını çektiği, İsrail’in ve darbeyle birlikte Mısır’ın açıktan, Suudi Arabistan’ın ise konjonktüre uygun olarak destek verdiği ve en büyük motivasyonu “Türkiye düşmanlığı” olan bir yapı oluşmasına imkan veriyor.

BAE ve Türkiye Rekabeti'nin Arka Planı 16

Muhammed bin Zayid’in İslam dünyasındaki en büyük rakibi, Arap halkları nezdinde popülaritesi çok yüksek olan Recep Tayyip Erdoğan’dı. Muhtemelen BAE’nin fiili liderinin Türkiye’nin mevcut hükümetine olan husumetinin en önemli sebeplerinden biri de buydu. Unutmayalım ki tarihin gidişatında kişisel rekabetin rolü hiç de az değildir.

BAE ve Türkiye Birbirleri İçin Tehdit İçeriyor Mu?

Ankara, BAE’yi, bölgedeki en sorunlu ülke olarak görüyor.Türkiye, BAE’yi, Orta Doğu’da izlediği politikalara karşı en düşmanca tavır takınan ülke olarak, tabiri caizse bölgedeki Türkiye karşıtı kampın en sıkıntılı unsuru olarak görüyor.

 BAE açısından da Türkiye’nin, siyasal İslam çizgisinde görülmesi nedeniyle büyük bir tehdit olarak algılandığı savunuluyor.Birçok bakımdan Türkiye, BAE tarafından bölgedeki en büyük tehdit, en büyük hasım olarak görülüyor. BAE şu anda nereye baksa orada Türkiye’yi görüyor. Bugün Türkiye, BAE’nin en büyük rakibi.BAE’nin şu anda Suriye’de büyükelçiliğini açarak ve rejimle yüksek bütçeli yeniden inşa anlaşması imzalamaktaki amacı da Türklerin Suriye’nin kuzeyindeki amaçlarına karşı çıkmakla ilgilidir.

BAE ve Türkiye Rekabeti'nin Arka Planı 17

Sonuç Olarak;

BAE’nin düşmanca politikalardan vazgeçip Türkiye ile dostane ilişkiler tesis etmesi pek mümkün gözükmüyor. Çünkü Türkiye’nin küresel veya bölgesel güçlerle geliştirdiği ilişkiler üçüncü tarafların müdahalesine kapalı olmasına rağmen halk iradesine dayanmayan bir iktidar tarafından yönetilen BAE’nin küresel güçlerin desteğini kaybetmeye hiç tahammülü yok. Buradan hareketle Türkiye ile BAE arasındaki ilişkiler küresel gelişmelerin etkisinde ilerlemek durumunda.

Elbette bu etki Türkiye’den değil, bağımsız dış politika kabiliyetinden yoksun olan BAE’den kaynaklanıyor. Bu bağlamda BAE, küresel güçlerin Ortadoğu’daki maşalığını üstlendiği müddetçe Türkiye düşmanlığını sürdürecektir. BAE yönetiminin bu politikasını değiştirmesi için Türkiye’nin bağımsız siyasetini terk etmesi gerekir ki Erdoğan’ın duruşu sayesinde bu ihtimal olası görünmüyor.

BAE ve Türkiye Rekabeti'nin Arka Planı 18

KAYNAKÇA

  • https://www.aa.com.tr/tr/analiz/gorus-orta-dogu-da-kesismeyen-dogrular-bae-turkiye-rekabeti/1833875
  • https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-53004118
  • https://tr.sputniknews.com/turkiye/202004301041945683-turkiye-disisleri-birlesik-arap-emirliklerini-dusmanca-tavir-takinmaktan-vazgecmeye-ve-haddini/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here