Bugünlerde Avrupa ‘da artan yabancı düşmanlığı hakkında bir şeyler duyuyoruz. Yabancı düşmanlığı tüm göç alan ülkelerde bir şekilde var olmaktadır. Özellikle bu durum Avrupa’da son on yıldır artmaktadır. Yabancılara karşı etnik, dini, ırksal ve kültürel farklılıklara karşı hoşgörüsüzlük sorunu, genellikle politik hareketler ve ideolojiler bağlamında ortaya çıkar.

Yabancı Düşmanlığı’nın Ortaya Çıkışı

18. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın ortalarına kadar, Avrupa bir göç kıtasıydı. Endüstri Devrimi’nin buna sebep olması kuşkusuzdur. Bu devrimin getirdiği devasa ve durdurulmaz göç yabancı düşmanlığın tohumlarını ekmiştir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelişmekte olan ülkelerden, Avrupa ve Kuzey Amerika kıtasına olan göçler önceki yıllara oranla sürekli artmıştır. Günümüzde ise AB sınırları içerisinde yüzleştiği en çözülemez sorunların başında göçmen ve mülteci krizleri gelmektedir.

AB’ye üye ülkelerin birkaç aşırı sağ partilerin ve birliğin bünyesindeki dayanışma tutumuyla yaşanan bariz tezatlık asıl krizi ortaya çıkartmaktadır. Avrupa kıtasına genel bakıldığında mülteci veya göçmen sorunu yaşansa da, Orta Avrupa’nın yabancı karşıtlığı batı ve kuzey bölgelerine göre daha fazladır. Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve Slovakya Avrupa’nın aşırı sağcılarına rol model olmuşlardır. Tarihsel olarak, tüm Visegrad ülkelerinde korku seviyesi yüksekti.

Sosyal Sorunlar

Sağlık ve sosyal değişimler ile ilgili endişeler, kamu güvenliği endişeleri ve kültürel değişimlerden korkan bu düşmanlığın ana kaynağıdır. Ekonomi ile ilgili endişelerin en yaygın olduğu Polonya için, insanlar daha az endişelidirler. Aynı zamanda, toplumsal değişimlerle ilgili yüksek kaygı düzeyi, bölgenin önemli bir özelliği olan refah şovenizminin bir işaretidir. Bunu yanı sıra, post-komünist toplumlardaki pek çok insan, daha savunmasız “yabancı” grupların ortaya çıkmasının sosyal statü ve sosyal transferlerde azalmaya yol açacağından korkuyor.

Araştırmalar tehditlerin birbiriyle güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu ve insanların zihninde pek de ayrılmaz olduğunu göstermektedir. Dahası, büyük çoğunluğu göçle ilgili hem gerçekçi, hem de sembolik tehditler hakkında yoğun bir şekilde endişe duymaktadır. Ancak, doğrudan ya da dolaylı kişisel deneyimler, algılanan kaygıda kilit bir rol oynar. Göçün “kontrol dışı” olduğu izlenimi uyandırır. Güven ve siyasi ilişkilerin seviyeleri de, algılanan tehditlerin türünde önemli bir rol oynamaktadır.

Mülteci Krizi 

Mülteci krizinin başlamasından çok önce kamuoyu yoklamaları,  refah şovenizminin bölgede güçlü olduğunu gösterdi. 2010/2011 Avrupa Sosyal Anketi (ESS) verilerine dayanarak, Sağ Kanat Extremism Endeksi (DEREX) Endeksi, Polonya dışındaki tüm Visegrad ülkelerinde yüksek düzeyde göçmen karşıtı duyguları ortaya çıkardı.

Tüm AB vatandaşlarının ortalama yüzde 65’i, ülkelerinin mültecilere yardım etmesi gerektiği konusunda hemfikir. Bu oran azımsanmayacak kadar küçük. Bundan dolayı da göçle ilgili tutumlar kişisel deneyimlere bağımlı kılınamaz. Her toplumda yabancı düşmanlığı için belirli bir “talep” varken, her zaman bir “arz” söz konusudur. Toplumsal ve politik aktörler, politik amaçlar uğruna toplumdaki korkuları teşvik eder ve sömürürler.

Mülteci ve göçmen krizinin bir sonucu olarak, aşırı göçmen karşıtı olan siyasi güçler, tüm AB ülkelerinin siyasi platformunda çoğunda yer almaya başladı. Batı ile doğudaki ayrıma bakılırsa Batı’da, aşırı sağ ve kurum karşıtı güçler yabancı düşmanlığı hissettirir. Fakat, Orta Avrupa’da ise bunu yapan merkezdir.

Avrupa’daki İslamofobi

Batı’nın İslamileşmesine karşı olan Üstün Meclis Hareketi Yurtsever Avrupalılar, yabancı düşmanlığı ve İslami karşıtı söylemlerinden dolayı Merkel tarafından bile eleştirildi. Başlıca politik güçler, göçü varoluşsal sorunlara yol açan ve olağanüstü önlemler gerektiren bir olgu olarak çerçevelemişlerdir. Politikacılar vatandaşları korumak için kararlı adımlar atanlar olarak kendilerini sunma fırsatı sağlamıştır. Avrupa’daki birçok terör saldırısından dolayı göçmenler günah keçisi ilan edildi.

2011’de Arap Baharı’nın Ortadoğu’da patlak vermesi ile ortaya çıkan göçmen ve mülteci sorunu, tüm Avrupa kıtasını derinden sarstı. Almanya’da olduğu gibi (Almanya için Alternatif Partisi liderliğiyle), Avusturya’nin lider partisi göçmen krizini kendi kazançları için kullanmaktadır. Örneğin geçen seneki genel seçimlerden bu yana, okullarda 10 yaşın altındaki kız çocuklarına başörtüsü yasaklama önerileri ve göçmenlerin telefonlarını ele geçirme planları yapıldı.

Ulusal klişeler, antipatiler, fobiler, rekabetler ve önyargılar eski ve yeni Avrupa’da hala tutum ve davranışları etkilemektedir. Batı Avrupa vatandaşları, göç eden göçmen toplulukları hakkında daha fazla endişe duyarken, Doğu Avrupa vatandaşları geçmişin etnik, dini ve bölgesel tartışmalarına odaklanmışlardır. Ayrıca göçmen karşıtlığı ne kadar almış başını gitse de, çalışan iş gücüne Avrupa hala muhtaçtır.

Sonuç Olarak;

Burada anahtar kelime “gönüllülüktür”. Diğer bir yandan AB’nin önerdiği bir birleşme modeli de değere sahip olmak. Bireylerin ortak bir vatandan değil de, uluslar üstü değere sahip olmalıdır. Fakat her ikisi de güzel çözümler üretse de insanların öz değerlerinden vazgeçmesi kolay değildir. Yapılan araştırmalarda kıtaya göç eden Müslüman, Arap ve Türklerin öz değerlerinden vazgeçemediğini vurgulanmıştır.

Türkler, ülkeye giren milyonlarca Suriyeli’nin ekonomik, sosyal ve güvenlik alanlarında tehdit oluşturacağını düşünüyorsa, Avrupa da aslında kendi kültüründen farklı olan, farklı din, dil, gelenek ve görenekleri yaşayan başta Müslümanlardan endişe duymaları onları haksız duruma düşürmemektedir.

AB yetkililerin yabancı düşmanlığına karşı çözümler üretmeye çalışmaktadır. Fakat kıta ülkeleri buna köstek olup yabancı düşmanlığını arttırmaktadır. Yabancı düşmanlığı problemi, göç sorunu olmaktan çıkıp ulusal sorun olmuştur. Fakat bu yakın gelecekte de  bitmeyecek ve hem göçmenler, hem de göç alan ülkeler için bir sorun olarak devam edecektir.

KAYNAKÇA

The Roots of Europe’s Xenophobia and Radicalism

https://www.swissinfo.ch/eng/political-parties/29288918

https://www.bbc.com/news/world-europe-36130006

https://www.jstor.org/stable/j.ctt12878h3

https://www.straitstimes.com/world/europe/migration-crisis-could-be-the-undoing-of-eu

http://lup.lub.lu.se/luur/downloadfunc=downloadFile&recordOId=1524889&fileOId=1525070

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here