Türk hükumeti, Almanya’nın terör örgütü YPG/PKK ve diğer terörist örgütlere verdiği desteği her ortamda dile getirmeye başladı. Bu gelişmenin ardından hem Alman basınında hem Türk basınında bu yönde oluşan kanıları destekleyen görüşlerin sık sık yer bulmaya başladığını görüyoruz.

Daha önce Almanya “PKK ve diğer terör örgütleri ile mücadelesinde Türkiye’nin yanında olduğunu ve bu yolda izlenilecek çalışmalarda destekçi olduğunu” belirtmişti. Bu açıklamanın ardından kendisi ile tezat düşen bir Almanya görüyoruz. Avrupada yaşanan Türk-İslam fobisine ek olarak kendi ülkelerinde de Türk-Kürt ayrıştırılmasının yapıldığı gözlemleniyor.

Yurtışında özellikle de Almaya’da yaşayan Türk vatandaşları, etnik kökene göre Türkler ve Kürtler şeklinde bir ayrıma maruz kalmakta. Bir tarafı haklar ve özgürlük havuzuna yerleştirirken, bir tarafı ise kısıtlama ve hürlüğüne zincir vurulmuş iki taraf olarak karşımıza çıkıyor. Haksızlığın, adaletsizliğin ve insanlığın hiçe sayıldığı bir fotoğrafı bizlere sunuyor.

Bir Türk vatandaşının neredeyse sokakta bile rahat yürüyemediği bir ortamda, bir YPG/PKK yandaşının rahatça Avrupa ülkelerinden herhangi birinde ve Almanya’da istediği gibi hareket edebildiği görülüyor. İllegal topluluklarla birlikte sokaklara çıkıp eylemler yapan PKK yanlısı kişilere ise Alman hükümeti hiçbir müdahalede bulunmuyor. Özellikle PKK propagandacılarının Köln’de düzenledikleri gösteri ile Almanya’nın PKK’ya  gereğinden de fazla ılımlı davrandığının somut bir kanıtıdır.

Avrupa ülkelerinde PKK/YPG gösterilerine izin veriliyor.

Berlin ‘deki Basın Toplantısı

Berlin’de hükumetin basın toplantısı Afrin protestosuna sahne oldu. YPG bayrağı açan eylemciler, ”Alman tankları Kürdistan’dan çekilsin” sloganları attı. Alman hükümetinin olağan basın toplantısı protestocular nedeniyle yarıda kesildi. Afrin gündemiyle toplanan Almanya Parlamentosunun basın toplantısının devamında skandal görüntüler yer aldı. Beş protestocunun ardından Alman vekiller boyunlarına terör örgütü YPG/PKK poşuları asarak, Zeytin Dalı harekatının bir an önce durdurulmasını talep etti. DW Türkçe’de yer alan habere göre; Hristiyan Birlik (CSU/CSU) partileri adını konuşan Roderich Kiesewetter, Türkiye’ye yönelik bir saldırı olmadığı ve böyle bir saldırı planlanmadığı için Afrin harekâtının “uluslararası hukuka aykırı” olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Sol partili bazı milletvekillerinin Türkiye’nin Afrin harekatını protesto amaçlı Kürtlerin sembolik haline gelen poşular takmasını oturumu yöneten Alman Meclis Başkanvekili Wolfgang Kubicki, parlamentoda protestonun yasak olduğunu hatırlatarak milletvekillerinden poşuları çıkarmalarını istedi. Toplantının sonlarına doğru muhalif partilerinin Alman hükümeti ile aynı kararda hemfikir oldukları görüldü. Bu durum yine bizlere Türk-İslam fobisinin yükselişinin, Alman hükümetinin daha önceki söylemi ile tezat düştüğünün, diplomatik sinsiliğinin ve Almanya’nın PKK’ya açık desteğinin resmini sunuyor.

PKK ‘ya Alman Usulü Destek!

FETÖ’nün darbeci savcısını bağrına basan, DHKPC’ye kol kanat geren Almanya, Patriotları PKK için çektiğini itiraf etti. Merkel’in ortağı SDP; ”Karar, operasyonlar nedeniyle alındı” derken, PKK’nın hamisi ana muhalefet ise teröre destek hamlesinden memnun kaldı. Almanya, terör örgütü PKK ve DHKP-C’nin önemli isimlerini Türkiye’ye iade etmiyordu.  Son olarak hem FETÖ mensubu firari eski savcı Zekeriya Öz’e sahip çıktı hem de Suriye sınırındaki Patriot birliğini önümüzdeki aylarda çekme kararı aldı. Suriye’deki iç savaşın şiddetlendiği ve DAEŞ tehdidinin arttığı bir ortamda alınan karar uluslararası şok etkisi yarattı.

Alman siyasilerden yapılan açıklamalar ise kararın arkasındaki karanlık hesabı gözler önüne serdi. Almanya önemli gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ), Patriot birliğinin  çekilmesine ilişkin kararın altında yatan nedenin Türkiye’nin Suriye konusunda Almanya ve ABD gibi düşünmemesi olduğunu yazdı. Gazete bunu hükümet kaynaklarına yakın kişilerin açıklamalarına dayandırdı.

Roth ‘un Patriot Sevinci

Yıllardır Türkiye aleyhine çalışan ve PKK’yı açıkça destekleyen Yeşiller Partisi Milletvekili Claudia Roth ise çekilmenin doğru ve gerekli bir adım olduğunu söyledi.  Ülkesinden DAEŞ’e katılan binlerce genci engellemeyen Almanya’nın milletvekili Roth, DAEŞ’le mücadele etmek yerine Türkiye’nin Kürtlerin zayıflatılmasını amaçlayan strateji izlediğini iddia etti. İktidar gibi muhalefetinde durumdan memnun olduğunu açıkça gözler önüne seren demeçleri ise devam etmekte.

ABD’den Şaşırtan Hamle

ABD ise mevcut görev süresi ekim ayında sona erecek olan Patriot hava ve füze savunma birliklerinin konuşlanmasını mevcut rotasyonun sonunda yenilemeyeceğini Türk hükumetine bildirdiğini açıkladı. Ancak ihtiyaç olması halinde patriot unsurlarını ve personelini bir hafta içinde Türkiye’ye geri getirmeye hazır olduğunu da bildirdi.

Alman Medyasında Gündem Türkiye

Frankfurter Allgemeine Zeitung, SDP Savunma Uzmanı Rainer Arnold’un, kararın alınma nedeninin Türkiye’nin PKK’ya karşı yaklaşımı olduğu sözlerine dikkati çekti. Haberde Arnold’un “Türkiye’nin DAEŞ’le mücadele konusunda  NATO stratejisine entegre olabileceğine dair bir izlenim göremiyorum, bu da bir neden olabilir” ifadesine yer verildi.

Die Welt gazetesi de haberde “Türkiye’nin Kürt militanlara karşı yaklaşımı son zamanlarda eleştiriliyordu. Bunları sonlandırmak için bu karar alınmış olabilir” ifadesini kaydetti.

Tagesspiegel ise “Batının PKK’ya yönelik operasyonlarından dolayı Türkiye’ye çok kızgın olduğunu” yazarak Avrupanın ve Avrupa ülkelerinin PKK ve terör örgütü sempitizanlığını gayet açık bir şekilde yansıtmaktadır.

Almanya PKK ‘ya Kol Kanat Geriyor

PKK Almanya’da terör örgütü listesinde olmasına rağmen, çok sayıda dernekle örgütsel propaganda, zorla haraç toplama ve eleman temini çalışmalarını tüm hızla sürdürüyor. Avrupa basını ve Türkiye basınının gözümüze sokarak işlerine gelindiğinde Türkiye’yi barbar, yobaz ve kaosla beslenen ülke itham etmelerini Avrupa açısından da önemli bir sorun olarak görmekteyim. Nitekim Avrupa ülkelerinin sırf Türk-İslam nefretinden ötürü kendileri içinde çok büyük bir tehlike teşkil eden terör örgütü mensuplarını besleyerek, kendi silahı ile kendi sonunu hazırlayan  ülkeler olarak görmekteyim.

Tüm bunlarla beraber tekrar tezatlığın, insanlığın yok olduğu tablomuza geldiğimizde Almanya’nın NATO müttefiki Türkiye’nin ısrarlı taleplerine rağmen terör örgütü PKK’ya karşı ciddi bir mücadele yürütmediğini, örgüte geniş bir faaliyet alanı tanıdığını öngörüyoruz.

1993 yılında Almanya’da yasaklanmasına rağmen PKK, kurduğu çeşitli dernekler aracılığıyla, kültürel faaliyetler kisvesi altında propaganda yürütmeye devam ediyor, zorla haraç topluyor, örgüte elaman temin edin ediyor.

İlgisiz Kalan 4 Bin 500 Dosya

PKK terör örgütü mensupları hakkında Türkiye’nin ilettiği dosyalar Alman yargısı ve makamları tarafından ciddi şekilde incelenmiyor. Türkiye tarafından yapılan iade taleplerinin büyük çoğunluğu ise, insan hakları gerekçesiyle geri çevriliyor. Almanya’da yargı karşısına çıkan terör örgütü mensuplarının birkaç yıllık cezalarının arkasından serbest bırakılması  ise ciddiyetsizliğin ve hukuki zayıflıkların göstergesidir.

Etkili Soruşturma Yürütülmüyor

Alman güvenlik birimleri, ülkede 14 binden fazla PKK üyesi ve yandaşı bulunduğunu tespit etmiştir. Fakat Alman hükümeti tarafından bu şüphelilere ve örgüt faaliyetlerine karşı etkili soruşturmalar yürütmüyor.

Almanya Federal Adalet Bakanlığından elde edilen bilgilere göre, farklı eyaletlerde 2004-2013 yılları arasında, PKK üyeleri hakkında yalnızca 4 bin 400 ceza soruşturması açıldı.
Haraç toplama, şiddet, adam yaralama, huzuru bozma, gösteri kanuna muhalefet gibi suçlardan açılan soruşturmaların sonuçları hakkında ise Federal Adalet Bakanlığında bilgi bulunmuyor. Yetkililer, bu konuda ayrıntılı bilgilerin eyaletlerin makamlarından alınabileceğini kaydediyor.

Almanya, Avrupa’da PKK’nin en aktif olduğu ülkelerden biri olmasına karşın, örgütün lider kadrosuna karşı güçlü önlemler alınmıyor. Ülkede ağır terör suçlarında devreye giren Federal Başsavcılığın, 1992’den bu yana PKK üyelerine yönelik yalnızca 71 dava açmış olması dikkat çekiyor. Tüm bunları seyreden diğer etkenler olarak PYD’ye katılanlara göz yumulması,propaganda gösterilerinin yasaklanmaması ve PKK’ya yapılan silah yardımı izlemekte.

PKK ‘nın Eline Geçen Silah ve Mühimmatlar

Türkiye’nin Almanya’ya en çok tepki gösterdiği bir diğer konu ise terör örgütü PKK’nın eline geçen silahlar.

Alman hükümeti 2014 yılının ağustos ayında, DEAŞ’la mücadele kapsamında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) güçlerine silah yardımı kararı almıştı. Son iki yılda çeşitli partiler halinde yaklaşık 12 bin adet G3 piyade tüfeği, 8 bin adet G36 piyade tüfeği, 8 bin adet P-1 tipi tabanca, 60 adet Milan tanksavar sistemi ile çok sayıda mühimmat sevk etmişti.

Bölgeden gelen bilgiler, bu silahların bir bölümünün kaybolduğu, bir bölümünün de PKK ve PYD’nin eline geçtiği yönünde. Alman makamları bugüne kadar en az 88 silahın kaybolduğunu kabul ediyor. IKBY yetkilileri de bugüne kadar 30 silahın yasa dışı satıldığını belirlediklerini, sorumlular hakkında işlem başlattıklarını kaydetmişlerdi.

PKK ‘nın En Büyük Destekçisi Almanya

Berlin başta olmak üzere Almanya’da 300’ün üzerinde PKK derneğinin hala faaliyette olduğu ortaya çıktı. Alman istihbarat servisi BND’nin de PKK derneklerine tam destek verdiği, silah gönderilmesi konusunda da yol gösterdiğine dikkat çekildi. Her yıl 1 milyar euroya yakın bir paranın toplandığı ifade edildi. PKK’ya desteğiyle bilinen Alman provokatör Claudia Roth’un da sürekli Doğu ve Güneydoğu’ya yaptığı ziyaretlerde, PKK’ya destek verdiği bilinen bir gerçek ki tüm bu veriler ile de kesinlik kazanmıştır.

PKK ‘nın Para Kaynağı Almanya

Güvenlik birimlerinin tahminlerine göre, terör örgütü mali kaynaklarının yüzde 65’ini Almanya’daki faaliyetlerinden elde ediyor. Alman iç istihbarat teşkilatı BfV’ye göre de, PKK’nın yalnızca 2015 yılında Almanya’da topladığı paranın miktarı 13 milyon avroyu geçiyor.

Gözlemciler, zorla toplanan haraçlar, uyuşturucu kaçakçılığı ve diğer yasa dışı gelirleriyle birlikte PKK’nın Almanya’da elde ettiği mali kaynağın büyüklüğünün çok daha fazla olduğunu tahmin ediyor. PKK’nın Almanya’daki faaliyetlerinin, ülke genelinde belirlenen 31 alandan sorumlu 4 bölge yöneticisi tarafından yönlendirdiği biliniyor.

Ayrıca, PKK’nin Avrupa yapılanmasından sorumlu olan ve genellikle Belçika’da ikamet eden terör elebaşıları, rahatça Almanya’ya seyahat edebiliyor, faaliyetleri yönlendirebiliyor. PKK’ya yakınlığıyla bilinen Yeni Özgür Politika gazetesi, Frankfurt yakınlarındaki Neu-Isenburg şehrinden yayınlarını sürdürüyor.

Sonuç olarak elde edilen veri ve bilgilerin bütünüyle, Alman ve Türkiye basının seyri ile PKK ve diğer terör örgütlerinin bizzat yanında olduğunu görmekteyiz. Desteğini uluslararası kamuoyu ile paylaşmaktan çekinmeyen bir Alman hükümeti ile karşı karşıyayız. Terör örgütlerinin eylemleri nedeni ile zarar gören, hayatlarını kaybeden insanların umursamayan  Almanya, konu teröristlerin cezalandırılmasına geldiğinde sessizliğe bürünüyor.

Almanya’nın terör örgütlerine yardımı sorunu yeni bir olgu olmamakla beraber gündemimizde büyük önem teşkil etmektedir. Aynı önem ile ilerleyen dönemde çıkması muhtemel yeni krizleri Türk halkı ve basını olarak takip etmekteyiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here