İsrail Lobisinin ABD’de çok önemli kararları İsrail lehine alınmasına katkı sağladığını kimse inkar edemez. Lobinin faaliyetleri öyle boyutlara ulaşmaktadır ki bazen hatta çoğu zaman Amerikan Dış Politikasına aykırı kararlar bile Kongre ve Senato’dan geçmektedir.

ABD’deki İsrail Lobileri

İsrail Lobisi yıllardır ABD’de faaliyet göstermektedir. İsrail lobisi diğer lobi faaliyetlerine pek benzememektedir. Bir üye kartı sistemi ya da lobiye katılma törenleri gibi durumları yoktur. Lobide olan kişiler açıkça İsrail’i destekleyen, verdiği kararları sorgulamayan, ne yapması gerektiğine karışmayan sadece yapmak istediklerinin daha hızlı bir şekilde olmasını sağlamaya çalışan kişiler lobidendir.

İsrail yanlısı olan her kişi ya da yazdıkları yazı veya makalelerde zaman zaman İsrail’i savunanlar lobiden değillerdir. Lobiden olanlar açık bir şekilde, her zaman İsrail’i savunan ve ona maddi ve manevi destek sağlayanlardır. Lobinin ABD’de çeşitli kurumları vardır ve çalışmalarını bu kurumlar aracılığı ile yürütürler. Bu kurumlardan en önemlisi AIPAC’tır. Hemen hemen her İsrail Başbakanı, AIPAC’a iyi ki sahip olduklarına yönelik demeçleri zaman zaman vermişlerdir.

AIPAC (Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi)

AIPAC’ın çalışmaları çeşitlilik gösterir. Bunlar; İsrail’in aleyhine kongrede çıkacak bir kararı engellemeye yönelik ya da lehine çıkacak bir kararı desteklemeye yönelik senatörlere yapılan baskılar, gazete veya dergilerde İsrail’in yapmış ya da yapmakta olduğu eylemlere yönelik destekleyici yazı ya da makalelerdir.

Ayrıca Başkanlık seçimlerinde İsrail yanlısı adayların desteklenmesi, İsrail yanlısı olmayan adayların karşısında yer alan adayları desteklenmesi, İsrail’in aleyhine olan durumları savunanları anti-semitik ilan etmek gibi faaliyetlerdir. Lobi bunları İsrail’in faydasına bir durumu ortaya çıkarmak için yapmakta hiçbir çekince göstermemektedir.

Irak İşgali’nde Lobilerin Etkisi

Lobi bu faaliyetleri gerçekleştirirken hem ABD, hem de İsrail için faydalı işler ortaya koyduğunu savunmaktadır. Fakat genelde yapılan çalışmalar İsrail’in lehine bir durumu ortaya çıkarırken, Amerikan çıkarlarına ters düşmektedir. Özellikle lobinin 2003 Irak Savaşı’na ABD’yi zorlaması tamamen İsrail’in çıkarlarına hizmet eden bir durumdur.

Çünkü ABD’nin savaşa girmesi İsrail’in düşmanı olan Saddam Hüseyin’i ortadan kaldırmıştır. Bu durum İsrail için faydalı bir durum iken ABD’nin Orta Doğu bataklığına saplanmış olması lobinin çokta umrunda olan bir konu değildir. Lobi, Irak Savaşı için ABD’de çok önemli çalışmaları yürütmüş, Irak’a saldırmanın ABD’nin 11 Eylül sonrası benimsediği “Teröre Karşı Savaş”ta ona çok büyük fayda getireceğini kamuoyuna ve kongreye işlemiştir.

Saddam Hüseyin’in nükleer silah geliştirdiğini, bu silahları ABD’ye karşı kullanmaktan çekinmeyeceğini söylemiştir. Durumu 1938 yılında Münih Anlaşmasını imzalayan İngiltere Başbakanı Neville Chamberlain’e atıfta bulunarak, Irak Savaşı’na karşı çıkanların ileride onun durumuna düşeceklerini söylemişlerdir.

Duruma realist olarak bakan ve savaşa karşı çıkan gerek kongre üyelerini gerekse akademisyen ve yazarları anti-semitik olarak suçlayarak kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmaya çalışmıştır. Önceden AIPAC’ın destekleyip kongreye seçilen ve savaşa karşı çıkan Kongre üyelerini bir sonraki seçimlerde desteklememiş hatta rakiplerine maddi destekte bulunulmuştur.

ABD’nin Suriye Politikası’nda Lobilerin Etkisi

Buna benzer bir durum Suriye konusunda da yaşanmıştır. İsrail’li yetkililer Suriye’nin de hem İsrail hem de ABD için tehlikeli olduğunu, Suriye Başkanı Beşar Esad’ın nükleer silaha sahip olması durumunda bunları hiç düşünmeden ABD’ye karşı kullanabilecek tıyniyette olduğunu, hatta bu silahları terör örgütlerine dahi verebileceğinden bahsetmişlerdir.

ABD’yi Irak’tan sonra Suriye’ye saldırma konusunda ikna etmeye çalışmışlardır. Fakat o dönem ABD’nin Suriye’den elde ettiği çıkarları daha fazla olduğundan böyle bir savaşa yanaşmamıştır.

ABD’nin İran Politikası’nda Lobilerin Etkisi

Irak Savaşından önce İsrail’li yetkililer yaptıkları açıklamalarda; asıl tehditin İran olduğunu fakat ABD’nin Irak’a yoğunlaştığından onların dikkatlerini başka yöne çekmemek için bir girişimde bulunulmadığını, ABD’nin Irak’tan sonra İran’a yöneleceğini düşündüklerini söylemişlerdir. Lobi aynı Saddam Hüseyin ve Beşar Esad’a yaptığı gibi, Hatemi’den sonra İran Cumhurbaşkanı seçilen Ahmedinecad’a karşı da aynı politikayı yürütmüştür.

Onun nükleer silahları sorumsuzca kullanabileceğinden ve karşı saldırıları önemsemediğinden bahsedilmiş, silahları teröristlere verebilecek kadar tehlikeli olduğunu savunmuşlardır. Fakat yine burada Amerikan çıkarlarına ters durumlar mevcuttur. O dönem İran Cumhurbaşkanı olan Hatemi ılımlı birisidir. ABD ile barış yapmak istemektedir. ABD’de Irak’ta uğradığı başarısızlığı tekrar yaşamak istememektedir.

Bir diğer durum Arapların, İran’a karşı bir politika izlemek için öncelikle Filistin sorununun çözülmesi gerektiğini, İsrail’in Filistin’e yönelik durumundan ötürü Arap dünyasında ABD’ye bir kızgınlık olduğu için, Arapların ABD’nin yanında İran’a karşı bir ittifak içerisinde olmalarının zorluğundan bahsetmişlerdir. ABD her ne kadar diplomatik olarak ilerlemek istese de lobi buna karşılık ABD’nin İran’a askeri olarak ilerlemesi için yoğun bir baskı oluşturmuştur.

Sonuç Olarak;

ABD, Irak konusunda yapılan baskıya karşılık verememiş ve savaşa girişmiştir. Fakat Suriye ve İran konusunda yapılan baskılara rağmen bir savaş kararı almamıştır. Ancak 2011 Suriye İç Savaşı ile birlikte ABD’nin bölgede bulunması yine İsrail’in İran’ın yayılmacılığına karşı ortaya çıkmış bir durumdur. Lobi bu konuda ABD’yi genel anlamda zorlamıştır.

Lobinin çalışmaları tamamen İsrail’in çıkarlarını savunmaya yöneliktir. Amerikan çıkarları, lobinin faaliyet gösteren ekibi Amerikan vatandaşı olsa dahi, ikinci planda kalmaktadır. ABD bu yüzden uyguladığı politikalarında zararlar görmüş, dünya kamuoyunda saygınlığını yitirdiği zamanları yaşamıştır.

Lobi 1960’lı yıllardan itibaren ABD’de çok iyi örgütlenmiş ve yıllar içinde maddi gücünü arttırmıştır. Seçimlere ve bundan ötürü kongrede alınan kararlara da etkisini bu maddi gücü sayesinde elde etmiştir. ABD, her zaman İsrail’i gözeten kararları almaya lobinin faaliyetleri devam ettiği sürece sürdürecektir.

(Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uİ Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi) Berk ÇEVİK 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here