Dünya tarihinde adını kara harflerle yazdığımız savaşlar toplumu yok ettiği kadar yeni düzenin habercisi niteliğinde olmuşlardır. Savaşlar, gerek bölgesel gerek küresel etkiler yaratmışlardır. Fakat kitleleri en az savaşlar kadar doğal afetler, kıtlık salgın hastalıklarda etkilemektedir. Göz önünde bulundurulması gereken asıl husus ise salgın hastalıklar savaşlardan çok can aldığı gerçeğidir.
Kasım 2019’da Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve dünyaya yayılan Corona virüsü, etkisini hala sürdürmekte ve dünyanın her yerinde salgının yıkıcı etkileri gün geçtikçe artmaktadır. Salgının etkilerini en aza indirebilmek adına çeşitli önlemler alınmış olsa da   bazı ülkelerce geç kalınmış ve bu etkiler söz konusu ülkeler için maddi ve manevi zararları doğurmaktadır.
Tarih daima tekerrür eder. Her ne kadar zaman kavramı değişmiş olsa da olgular değişmeyecektir. Çalışmamız kapsamında dünyanın kaderini değiştiren salgın hastalıklar kronolojik sıra ile değerlendirmeye alınacaktır.
1) Atina Vebası
Tarihte ilk kez görülen ve Atina vebası olarak adlandırılan M.ö 430 yılında  Mora Savaşı ile ortaya çıktığı bilinmektedir. Atina Halkının yüzde 30’u hayatını kaybetmiştir. Tarihin seyrinde zaman geçse de  salgın hastalıklar en az ülke toprağının sınırında tehdit unsuru olan düşman ile eş değer tutulabilir. En büyük farkı bu düşman görülmemektedir.
2) Antoninus (Galen) salgını
MS 165-180 yılları arasında Roma İmparatorluğu’nda yaşanmış olan ve doğu seferlerinden dönen askerler tarafından getirilmiş salgın bir hastalık olan Antoninus vebası günde 2 bin kişinin ölümüne neden olmuştur. Araştırmacılar yaşanan hastalığın çiçek ya da kızamık olduğundan şüphelenmiş olsa da gerçek sebebi hala belirsizliğini koruyor. Salgın, Roma İmparatorları Lucius Verus ve Marcus Aurelius Antoninus’un da hayatını kaybetmesine sebep olmuştur.
3) Jüstinyen Vebası
541 yılında Konstantinopol’de İmparator Jüstinyen tahtta otururken Avrupa’da başlayan bir salgın önce Mısır’a oradan Filistin’e, Suriyeye ve oradan da Anadolu’ya ulaştı. Jüstinyen Konstantinapol’a tüm giriş çıkışları kapattıysa da salgın hastalık askeri birliklerin şehre getirdiği malzemeler arasında yer alan fareler yoluyla girdi.
Farelerin tüyleri arasına gizlenen ve bir milimetreden küçük ‘Xenopsylla’ isimli uçucu bir böcek, midesinde ‘Pasteurella pestie’ denen ölümcül veba bakterisi taşıyordu. Bu böcekler uçarak çevrede bulunan diğer farelerin tüyleri arasına yerleşip hızla üredi.
Konstantinopol nüfusunun yüzde 40’ını kaybetti. Salgın iş gücü ve asker sayısını kaybeden Bizans’ın zayıflamasına ve saldırılara açık hale gelmesine neden oldu ki bu durum Avrupa tarihini kökten değiştiren gelişmelerin yaşanmasına vesile oldu.
4) Kara Veba
1346-1353 yılları arasında yaşanan Kara Veba hastalığı yani hıyarcıklı veba Avrupa’ya yayıldı. Salgın sonucunda yaklaşık olarak 75 Milyon ila 100 milyon kişi hayatını kaybetti. Avrupa salgın öncesi nüfusa tekrar yaklaşık 200 sene sonra ulaştı. Asya’da özellikle hastalığın yayıldığı Çin’de daha çok insanın öldüğü düşünülmektedir.
Salgın sonunda kilisenin dikta yönetimi sorgulanmaya  başlanmış, yaşanan yüksek oranda ölümler sonucunda yaşayan insanlar için yaşam standartları düzelmiş, kölelik sorgulanmış ve  iş olanakları artmıştır. Kara Vebanın en önemli sonuçları olarak dinde Reform sosyal yaşam kapsamında Rönesans hareketlerinin  önü açılmıştır.
5) Çiçek Hastalığı
Hastalık 15. Ve 17. Yy arasında ölümcül etkisini  göstermekteydi. Avrupalılar, 1492’de Amerika kıtasına ilk geldiklerinde bir dizi yeni hastalık getirdiler. Bunlardan biri, enfekte olanların yaklaşık %30’unu öldüren bulaşıcı çiçek hastalığıydı.
Suçiçeği hali hazırda Avrupa’nın üçte birini öldürmüştü ancak bağışıklık sistemleri Avrupalılar gibi gelişmemiş olan ve ilaçları da yetersiz kalan Amerikan yerlilerinin hiçbir şansı yoktu.  Yaşanan salgının etkisi ile Amerika nüfusunun %90’ı salgından dolayı öldü. 20 Milyon insanın ölümü ile sonuçlanan Salgının sonucunda  Amerika’da  Avrupalı kolonilerin etkisi görülmekle birlikte yeni bir  dönemin başlangıcı olarak “Amerikan halkı” temeli  böylece başladı.
Ayrıca Amerika kıtasında bulunan maden  kaynakları Avrupa’dan gelen kolonilerin etkisi ile işlenmeye başlanmıştır. maden servetinin Latin Amerika’dan gümüş ve altın şeklinde sömürülmesi, İspanyol İmparatorluğu’nda büyük bir enflasyona yol açtı. Büyük ekonomik düşünür John Maynard Keynes 1930’da bu “fiyat devrimi”nin modern kapitalizmin oluşumunda önemli bir dönüm noktası olduğunu yazdı.
6) Cocoliztli salgınları
16. yy ile birlikte büyük kitleleri etkileyen  ve birbirini takip eden salgın hastalıklar yeni ispanya olarak adlandırılan Meksika’da görülmeye başlandı. Balıklarda bulunan ‘salmonella bakterisi’ kaynaklı olduğu düşünülen salgınların 1520-1576 arasında 15 milyona yakın insanı öldürdüğü, Maya uygarlığı için de sonun başlangıcını oluşturduğu biliniyor.
7) Kolera
1817- 1823 yılları arasında  etkisi görülmektedir. ilk kolera salgını Hindistan’ın Jessore şehrinde başladı ve bölgenin büyük bir kısmından sonra da komşu bölgelere yayıldı. Milyonlarca insanı öldüren yedi büyük kolera salgından ilkiydi. John Snow adında bir doktor, yayılmasının nasıl önleneceği hakkında bazı şeyler biliyordu ve 1854’te Londra’nın Soho mahallesindeki belirli bir su pompasının kaynağını izole ederek salgını durdurdu.
Tarihteki yedi büyük kolera salgını yaşandı. En ölümcülü ve üçüncüsü 1852-1860 arasındakiydi . Koleranın başlıca nedeninin içme sularının kirlenmesi olduğu da bu salgınla anlaşıldı: İnsan dışkıları ve atıkları aynı zamanda içme ve pişirme için kullanılan su kaynaklarına döküldüğü Ganj’ın aktığı Hindistan felaketin en büyük boyuta ulaştığı ülkeydi. 9.yy’da yaşanan büyük salgın ile kolera tüm Hindistan’a oradan Afganistan’a ve Rusya’ya yayıldı. Resmi kayıtlara göre sadece Rusya’da bile 1 milyon insanın ölümüne neden olan salgın oradan Avrupa’ya ve Afrika’ya son olarak da Amerika’ya ulaştı.
Dünya Sağlık Örgütü koleraya “unutulmuş salgın” adını verdi ve 1961’de başlayan yedinci salgının bugüne kadar devam ettiğini söyledi. Koleranın her yıl 1.3 milyon ila 4 milyon kişiye bulaştığı ve yıllık ölümlerin 21.000 ila 143.000 arasında değiştiği  bilinmektedir. Yaşanan üçüncü salgın ile birlikte hastalık sebebi ortaya çıkarılmış ve önlemler bu yönde alınmıştır.
8) Tifüs salgını 
1914-1918 yılları arasında yaşanan Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan Tifüs salgını, Tifüs bakterilerini taşıyan bitlerden dolayı Avrupa ve Asya’da toplam 25 milyon insana bulaştı. Sovyetler Birliği ülkelerinde 3 milyona yakın insan salgın nedeniyle hayatını kaybetti
Yaşanan 1918  Pandemisi ile Birinci Dünya Savaşının seyri değişmiş dünya nüfusunun 1/5 i enfekte olduğu dile getirilmekle birlikte savaştan çok ölüm sayısına sahiptir. Ölüm hızı %2,5 ve genç erişkinlere etki ettiği bilinmektedir.   Batılı devletler söz konusu salgının nedenini anlayarak önlem almış olsa da doğu ülkelerinde daha çok yıkıcı etkisi olmuştur.
9) İspanyol Gribi (H1N1)
Birinci Dünya Savaşının etkisinin olduğu yıllarda dünya yeni bir salgın hastalıkla tanışmıştır.  Salgın sırasında I. Dünya Savaşı sona ermişti ve halk sağlığı otoritelerinin, büyük etkisine katkıda bulunan viral salgınlarla başa çıkmak için hiçbir resmi protokolleri yoktu ya da bunlar yetersizdi.Günümüzde tekrar “Kuş Gribi” olarak adlandırılan İspanyol gribi 500 milyon  kişiye enfekte olmuştur. Salgın hastalığı 50 milyon  kişinin hayatına mal olmuştur.
10) Hong Kong ( H3N2) ve Asya Gribi
İspanyol gribinden yaklaşık elli yıl sonra H1N1  virüsü mutasyona uğrayarak Asya gribinden 4 milyon Hong Kong gribinden 2 milyon kişi  hayatını kaybetmiştir. Çin’de başlayan Influenza-A virüsünün ördeklerde mutasyona uğrayarak insana geçen bir hastalık olduğu düşünülüyor. Asya Gribi olarak adlandırılan hastalık 10 yıl sonra  dünyanın karşına  Hong Kong  Gribi olarak  adlandırılacaktır. Gribin aşısı bulunması ile ölümün önüne geçilmiştir.
11) HIV (AIDS)
20. yy’ın etkisi ile birlikte salgın hastalıklar artan nüfusun da etkisi ile salgın hastalıklar daha çok insana etki ettiği bilinmektedir. Bu Yüzyıl’ın   ortalarında maymundan insana geçtiği anlaşılan  virüsün ilk örneği Kongo’da görüldü, yaklaşık  yirmi yıl sonra ancak adı ve teşhisi konulmuştur.  Günümüzde  enfekte olan hasta için tedavi yöntemi bulunmamakla birlikte HIVden koruyucu yöntemler mevcut olmakta ve HIVli hastalar ömürleri boyunca kullanmak zorunda olduğu ilaçlar olmaktadır. Günümüze kadar  32 Milyon insan ölmüştür.
12) SARS
21. yy’ın başlarında salgın hastalıklar şekil değiştirerek dünya sağlığını tehlikeye atmaya devam etmiştir. 2003’te Çin’de başlayan ve 8 bin kişinin etkilendiği ağır akut solunum yolu yetersizliği sendromu (SARS) nedeniyle dünya genelinde 800’den fazla, Çin’de de 350 kişi yaşamını yitirdi.
13) Domuz Gribi ( H1N1)
2009 yılında  görülmeye başlayan hastalık ABD’den yayılmış  salgın hastalıklar tarihinde beklide ilk kez bir salgın hastalık ABD’den yayılmıştır. 2009 yılında, ABD’de yaklaşık 60,8 milyon insanı enfekte eden ve 151.700 ila 575.400 aralığında küresel çapta ölüm yaratan yeni bir grip virüsü formu ortaya çıktı. Domuzlardan insanlara geçtiği görüldüğü için “domuz gribi” olarak adlandırıldı. H1N1, virüsle ilişkili ölümlerin %80’inin 65 yaşından küçük insanlarda meydana gelmesi nedeniyle tipik grip salgınlarından farklıydı. Genelde, grip salgınlarından ölümlerin %70 ila %90’ı 65 yaş üstünde görülür.  Domuz gribi ile birlikte bir kez daha anlaşılmış olacaktır ki  hızlı müdahale ve tedbir, toplum sağlığına yarar sağlayacağı  ve salgın hastalıklar sadece  gelişmemiş ülkelerde görülmediği gerçeğini bir kez daha dünyaya  göstermiş oldu.
14)  Ebola
Ebola, diğer salgın hastalıklara nazaran  kısıtlı bölgede görülmüş olsa bile etkileri o bölge için ağır olmuştur. . 2014 yılında Gine’deki küçük bir köyde başladı ve Batı Afrika’daki birkaç komşu ülkeye yayıldı. Virüs 28.600 enfekte insanın 11.325’ini öldürdü, çoğu vaka Gine, Liberya ve Sierra Leone’de meydana geldi. CDC’ye göre, Ebola ile temas eden yapan sekiz Amerikalıdan biri öldü. Ayrıca adını İlk salgının çıktığı yere yakın olan nehirden almıştır.
15 ) Koronavirüs veya COVID-19
Günümüzde hastalığın etkisi tüm dünyada görülmekle birlikte yıkıcı sonuçlar doğurduğu gözlenmektedir. Covid-19’un kök araştırması yapıldığında SARS ile benzer özellikler gösterdiği görülmekte ve  hastalıkların  genetik kodlarının %86 sının benzer veya eş  olduğu görülmektedir. İlk olarak Çin’in Wuhan  Kentinde görülmüş  kısa sürede tüm dünyada yıkıcı etkileri olmaktadır.

Ölümcül Salgın Hastalıklar Verileri [Kronoloji] 1

Sonuç
Tarihsel süreçte salgın hastalıklarının nedenleri  bir çok bilim insanının temel sorusu olmuştur. Yunanlı Hekim Hipokrates’e göre ; Çevre Güçleri,  hava, su  ve yerdir ve bu etkenlerin birisinin ani  değişimi  salgın hastalıklara neden olduğunu dile getirmektedir.  Ayrıca; 19. Yy’da Alman Bakteriyolog  Rudolf  Virchow değişen koşulları; yemek alışkanlığı, ticaret, seyahat, ev yaşamı, alışkanlıklar, giysi ve İklim olarak adlandırılmıştır.
Yakın dönemde,   dünya genelinde 338 enfeksiyon  epidemisinden söz edilmektedir.  Salgın  hastalıklara neden olabilecek faktörler genetik faktörler, konak ve çevre olarak üçe ayrılmaktadır.
Genetik faktörler kapsamında; genetik adaptasyon ve  değişiklik önem arz etmekle birlikte, Konak  faktörler;  enfeksiyona duyarlılık ,  demografik faktörler,  ticaret ve seyahatin etkisi,  mesleki karşılaşmalar ele alınırken Çevresel faktör kapsamında; İklim, değişen ekosistem, toprak kullanımı,  teknoloji, sosyal eşitsizlik, halk sağlığı önlemlerinin yokluğu, hayvan popülasyonu, savaş, kıtlık, Bioterörizm ve politik önlemlerin alınmaması  salgın hastalıkları doğrudan veya dolaylı olarak etkilemektedir. Yapılacak her çalışma için öncelikli olaraka iyileştirilmesi gereken  faktörler olmaktadır. 
Binlerce yıldır insan ve hayvan popülasyonu  bir arada yaşam sürmektedir. Yaşanan  salgın hastalığın pek çoğunun söz konusu eko-sistem döngüsü kapsamında gerçekleştiği görülmektedir. Hayvan ırkının neslinin tükenmesi veya  mutasyona uğraması  söz konusu eko-sistem içerisinde  salgın hastalıkların yaşanmasına etki etmektedir.  Örneğin bir ırkın mutasyona uğraması veya direncinin artması  x  virüsüne karşı    duyarlı  hayvanların artması ile bulaşıcı hastalığın insana  geçmesine sebep olduğu gibi  virüsün mutasyon geçirmesi salgının yayılmasına ve  tüm dünyada yıkıcı etkilerinin görülmesine sebebiyet verebilmektedir.
Salgın hastalıkların önlenmesi için eko-sistemin  bozulmadan doğal seyrinde devam etmesi gerekmekle birlikte iklim ve çevresel koşullar iyileştirmeye yönelik  dünya politikası belirlenmelidir. Ayrıca ekonomik etkenler göz önünde alındığında enfekte olan salgın hastalığın ekarte edilebilmesi için sağlık girişimi oluşturulmalıdır.  Tedbir hızlı alınmalı ve yayılması engellenmelidir. Ayrıca,  etkeni hızlı saptayabilecek uluslararası niteliğe sahip ve   bilim insanlarından oluşan bir  ekip ile  söz konusu    salgının etkenine hızlı erişim imkanı sağlanmalıdır.  Tedavi yöntemleri ve tedbirlere yönelik doğru bilgi aktarımının sağlanması, aşı veya tedavi yönteminin belirlenerek  uygulanması  hususlarında ciddi çalışmalar yapılmalı  ve salgının etkilerini minimum seviyede tutabilmek adına çalışmalar yapmalı, olası salgın tehdidine karşı hazırlıklı olunarak teyakkuzda   beklenmelidir. Çünkü yaşanan her ölüm vakası ile birlikte sadece birey değil toplum psikolojisi olumsuz etkilenmektedir.

Kaynakça

https://tr.euronews.com/2020/02/16/tarihteki-en-olumcul-salginlar-hangileriydi-neden-olustular-ve-nasil-sona-erdiler
https://arkeofili.com/insanlik-tarihinin-seyrini-degistiren-11-salgin-hastalik/
https://www.milliyet.com.tr/galeri/bugune-kadar-dunyaya-yayilan-en-buyuk-virus-salginlari-6163153
https://www.milliyet.com.tr/gundem/corona-virusu-dunyada-kac-kisinin-olumune-neden-oldu-20-mart-ulke-ulke-vaka-ve-olum-sayilari-6169799

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here